İSLAM KÜLTÜRÜ :”SORARAK ÖĞRENİYORUM “İSİMLİ KİTABIMIZIN İKİNCİ BASKI ÖNSÖZÜ

 

              İKİNCİ BASKININ İLK SÖZLERİ

Rabbim yine lutfunu bahşetti ve kitabımızın ikinci baskısına cesaret ettik.

Doğrusunu söylemek gerekirse ikinci baskının akibeti biraz zor oldu.Defalarca niyetlenmemize rağmen çeşitli sebeblerden dolayı sekteye uğradı .

Kitaba ulaşan tanıdık, tanımadık kardeşlerimize teşekkür ederken, eline geçen ancak, bizim tanımadığımız kişilerin telefon açmaları çok şık oldu.

Bir emekli öğretmen ağabeyin;

 “Şöyle bir bakayım diye elime aldığım kitabı, şimdi sırada hangi soru var derken bir de baktım sabah olmuş.”deyişini de unutmuyorum. İmamlık ve Kur’an Kursu Öğreticiliği sınavına girecek olan sevgili kardeşlerimizin kitaptan istifade etmeleri de bizim için manevi bir destek ve onur oldu..

Bu ve buna benzer intibalar Allah razı olsun bize aktarıldıkça, emeğimizin değerlendiğini görmek bizi motive etti. Amacımız emeklilik günlerimizi üreterek, bilgilerimizi paylaşarak geçirmek olduğu için çalışmalarımız günümüzün büyük bir bölümüne yansıyor. İnşaallah güzel dinimizi ve sevgili peygamberimizi en sade dille anlatmaya çalıştığımız bu mütevazı çalışma amacına ulaşırsa kendimizi bahtiyar sayacağız. Allah’ın yardımı ve lutfu olmasa zaten böyle bir cesareti göstermemiz bile mümkün değildi.

Maddi ve manevi destek veren ,sevgili aileme ,özellikle din görevlisi olan kızkardeşimin değerli eşi İsmail Eriş Beyefendi’ye, din görevlisi arkadaşlarıma ve adı şu anda aklıma gelmeyen destek olan herkese teşekkür ediyorum.

Bu arada söylemem gereken en önemli bir isim de saygıdeğer hocam,   “Sevgili Mustafa Kapçı Hocamız”.Değerli Hocam gerek  kitabın ilk baskısından önce kitabı değerlendirmeniz ve akabinde basımdan sonra da desteğiniz için buradan teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Ve yine sevgili Osman Çevik Ağabeyim.. Ayrıca unutmamamız gereken bir isim de kitabı gazetedeki köşesinde tanıtma inceliğinde bulunan sevgili ağabeyimiz Hayrettin Durmuş Bey.

Ve  çok değerli mesaisini bizim için harcayarak ikinci baskımızın her şeyiyle lgilenen çok değerli ağabeyimiz Mustafa Hayırdoğan ..Değerli ağabeyim sana nasıl teşekkür etsem bilemem ki ..bu kitabın ikinci baskısı o kadar sekteye uğradı ki şu an elimize ikinci baskıyı almamız Alla’ın lütfu ile sizin emekleriniz neticesi  oldu ..gerçek kardeşliği bize yaşattınız .sağolun …

 İkinci baskının ilk sözünü  bir güzel söz ile bitirmek istiyorum. Hoşuma gitti, sizinle paylaşmak amacımızı anlatacak diye düşündüm:

 

“BENDE BİR YUMURTA VAR,

SENDE BİR YUMURTA VAR.

EĞER,

SEN BANA BİR YUMURTA,

BEN SANA BİR YUMURTA VERİRSEM;

YİNE SENDE BİR YUMURTA ,

BENDE BİR YUMURTA OLUR..

ŞAYET,

SENDE BİR BİLGİ VAR,

BEN DE BİR BİLGİ VAR,

BEN SANA BİR BİLGİ VERİRSEM,

SEN BANA BİR BİLGİ VERİRSEN

BENDE İKİ BİLGİ

SENDE DE İKİ BİLGİ OLUR.” 

                                                      KONFİÇYÜS

Evet, ta Çin’den bir bilgenin söylediği bir sözü kitabın ilksözleri arasına katmak Sevgili Peygamberimizin “ilim Çin’de bile olsa arayıp, bulunuz.”hadis-i şerifini bir kez daha hatırlattı bize.

               SAYGILARIMLA..

                                        SERAP UYSAL

          EMEKLİ KUR’AN KURSU ÖĞRETMENİ

5 NİSAN 2012

 

                                                               MERSİN

 

İSLAM KÜLTÜRÜ :”SORARAK ÖĞRENİYORUM “İSİMLİ KİTABIMIZIN İLK BASKI ÖNSÖZÜ

İLK SÖZ

RABBİM lütfetti ve 26 sene O’nun kitabını öğretme ve yüce dinimizi anlatma şerefini âcizane yerine getirmeye çalıştık.

Her gün dersimizi bitirip te eve döndüğümüzde, bir şey vardı, günlük meşgaleler arasında zihnimizi meşgul eden. O da; “Yarınki dersi, sohbeti nasıl işleyeyim, neler anlatayım, dersi daha kolay, daha anlaşılır daha verimli nasıl işleyebilirim?” sorusuydu. Günler yıldırım hızıyla akıp giderken, sevgili öğrencilerimiz için hazırladığımız bir çalışma da, öğrencilerimize bir sayfa, iki sayfa derken hacmi gittikçe çoğalan soru-cevap kâğıtçıkları idi. Önemli bulduğumuz sorular ve cevaplarının yer aldığı bu çalışma kâğıtçıklarından derse hazırlanan öğrencilerimizin, sorduğumuz sorulara cevap verdiği zaman kendilerine güvenlerinin geliştiğini ve motivasyonlarının arttığını görmek te bizi sevindiriyordu. Çünkü görüyorduk ki okur-yazar bile olmayan bazı öğrencilerimiz, bu soru kâğıtçıklarından istifade ile evinde eşi ve çocuğu ile çalışıp, Kur’an Kursunda hocasının sorularına cevap verme ve öğrenme zevkine varıyordu. Sevgili öğrencilerimizin bu kâğıtçıklardan istifade ettiğini görmemiz bize bu çalışma için ilham kaynağı oldu. Gittikçe hacmi artan bu kâğıtçıkların basımını istemeleri ile bu çalışma gerçekleşti.

İnsanlara bir bilgiyi sundunuz, sonra da; “ne zaman, niçin, nerede, nasıl, kaç, kim ve benzeri soru edatlarıyla soruyorsunuz. Sorduğunuz sorulara cevap alamadığınız takdirde boşa konuşmuşum diyorsunuz. Muhatabımız olan kimselerin soru-cevap tekniğiyle dikkatleri uyarıldığında konuyu daha da dikkatli dinlediklerini hepimiz gözlemlemişizdir.  Rabbimiz de Kur’an’da bu metodu bize göstermiyor mu? Hepimizin bildiği Kadir Suresi’nde Yüce Rabbimiz; “Kadir Gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?”diyerek dikkatlerimizi bu önemli, pek önemli gecenin değerine yoğunlaştırıyor. Ardından da cevabını kendisi vererek yoğunlaşan dikkatimize bilgiyi verip ilgimizi capcanlı tutuyor ve bize eğitimde bir yöntemi göstermiş oluyor diye düşünüyorum.

Soru-cevap tekniğini kullandığımız bu çalışmada, özellikle ayet meallerine sıkça yer vermeye çalıştık. Bunu da okuyucunun dikkatini celbetmek ve onları ayet meallerine ve tefsirlere yönlendirmek için yaptık. Maalesef okuma alışkanlığına sahip olmayan bir toplum olduğumuz için, Kur’an-ı Kerim’i sadece hatim yaparak okuduğumuzda en mükemmeli yaptığımıza inanıyoruz. Halbuki KUR’AN-I KERİM’in okunması çok önemli bir ibadet olmakla beraber, Kur’an’ı anlamaya da çalışmalıyız. Hani diyordu ya Akif merhum;

 

“Ya açar bakarız nazm-ı celinin yaprağına,

 Ya okur geçeriz bir ölünün toprağına.

 İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin.

 Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için.”

 

Okuduğumuzu anlamak, anladığımızı yaşamak, Yaradanımızın bizden istediği değil midir? Kur’an’ı anlamak, anladığımızı da yaşamak önderimiz, rehberimiz olan sevgili peygamberimiz(sav)’in hayatını da en iyi şekilde öğrenmekle ancak mümkün olabilir. Çünkü O , zamanımızda bazı kimselerin postacılık görevini yüklemeye çalıştıkları bir kimse değildir. O ,Peygamber sadece Kur’an’ı getiren bir postacı değil; bizim önderimiz, rehberimiz, hayatını tebliğe vakfeden en sevgiliydi. Bizim Sevgili Peygamberimizdi O. ALLAH buyurdu: “Allah’ın Rasulünde sizin için en güzel örnek vardır. ” Yine Rabbimizin ifadesiyle o şanlı nebi, “bize çok düşkün, çok şefkatli, çok merhametlidir. ”Hz. Aişe Annemizin ifadesiyle de canlı Kur’an’dır.Kur’an’ı iyi anlamak istiyorsak, O muhteşem insanı iyi öğrenmeli değil miyiz? Kur’an’ı iyi anlamanın yolunun, O’nu çok iyi tanımak ve O’nun hayatını iyi öğrenmek gerektiğine inandığımızdan siyer bölümünü diğer bölümler olan itikat ve ibadet sorularından daha geniş tuttuk. Elbette ki en mükemmeli yaptık dercesine bir iddiamız kesinlikle olamaz. İstedik ki, genelde basit sorularla geçiştirdiğimiz siyer konusuna, bizi biraz da olsa Asr-ı Saadete doğru götürecek bir esinti oluşturalım ve okuyucunun merakını celbedip konunun tamamını bir de başka kaynaklardan okumaya yönlendirelim. Okuyucuyu bir de kaynaklara yönlendirebilirsek kendimizi hedefimize ulaşmış sayacağız.

Diyoruz ki, daha okunacak çok şey var, yazılacak çok şey var. Öyle ya, dinimizin emri “Beşikten mezara ilim” değil mi? Bu çalışmayı emekliliğe ilk adım attığımız günlerde eksiklikleriyle de olsa tamamlamayı nasip eden Yüce Rabbimize hamdolsun. Aslında din görevlisinin emekliliği diye bir şeyin söz konusu olmayacağını biliyoruz. Bizimkisi görev değişikliği diyelim. Bu günlerimizin en verimli şekilde geçmesi dilek ve duasıyla bu çalışma esnasında bize destek olan sevgili aileme, arkadaş ve dostlara özellikle çalışmamızı gözden geçiren ve değerli mesaisini harcayarak bize yol gösteren muhterem hocam emekli müftü Mustafa Kapçı Beyefendi’ye ve değerli ağabeyimiz Osman Çevik Bey’e teşekkür ediyoruz.çalışmak bizden yardım ve hidayet RABBİMİZDEN!

 

Serap Uysal

Emekli Kur’an Kursu Öğretmeni

09 Mart 2008

İSLAM KÜLTÜRÜ :”SORARAK ÖĞRENİYORUM “İSİMLİ KİTABIMIZIN TAKDİM YAZISI

TAKDİM
 
KİTABIMIZA DEĞERLİ HOCAMIZ ,EMEKLİ MÜFTÜ ;MUSTAFA KAPÇI BEYEFENDİNİN YAZDIĞI İLK TAKDİM YAZISI.
HOCAMIZA HAYIRLI ÖMÜRLER DİLERKEN .İNŞAALLAH YENİ ÇALIŞMALARDA TAKDİM YAZISI YAZMASI NASIP OLSUN DİYORUM .AMİN DİYELİM Mİ?
AMİN .AMİN. 
 
 
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Bizleri eşref-i mahlukat olarak yaratan, kendisine kul, Rasulü’ne de  ümmet olma şerefini lütfeden, alemlerin Rabbı olan Allah’a hamdolsun.
“İSLAM KÜLTÜRÜ” olarak okuyucuyla buluşan bu eser Serap UYSAL Hoca Hanım’ın ikinci kitabıdır. Kendisini kutluyor, eserlerinin devamını bekliyorum. Hoca Hanım’ın birinci eseri yine Kutlu Doğum ayında basılmış olan “YABANCI GÖZÜYLE HAZRETİ PEYGAMBER” isimli kitabıdır. İlgiyle okunan ve önemli bir boşluğu  dolduran bu eserinden dolayı da ayrıca kendisini tebrik ediyorum.
Binlerce insan önsöz yazmıştır. Ancak bu önsözü yazarken benim hissettiğim haz ve yaşadığım mutluluk çok az kimseye nasip olmuştur. Çünkü öğrencimin eserine önsöz yazıyorum; 1970’li yıllarda Tarsus Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ile İngilizce dersleri okuttuğum, bu gün de eserini tanıttığım emekli Kur’an Kursu hocası  Serap UYSAL Hoca Hanım, o yıllarda lise öğrenimi gören zeki, çalışkan, dürüst ve başarılı bir öğrencimdi. Kendisiyle her zaman iftihar etmişimdir. Çünkü yetişmesinde ve bu seviyeye ulaşmasında az çok emeğim vardır.
 
6-7 tane mütevazi kitabın yazarı, yarım asra yakın imamlık, vaizlik, müftü yardımcılığı ve müftülük yapmış bir kimse olarak Serap Hoca Hanım’ın yeni kitabını zevkle ve heyecanla iki defa okudum. İtiraf edeyim ki hocası ve az çok okuyan bir kimse olarak ben şahsen bu kitaptan yararlandım. Sizlere de ısrarla tavsiye ediyorum.
İSLAM KÜLTÜRÜ” isimli bu kitap üç ana bölümden meydana gelmiştir.
  • İslam inanç ve itikat konuları: Her Müslüman’ın asgari öğrenmesi gereken temel kurallar.
  • İslam’da ibadet: Özellikle gençlerin kolaylıkla öğrenebileceği ve rahatlıkla yaşayabileceği özet bilgiler.
  • Siyer ve ahlak. Yani Hz. Peygamber’in hayatı ve başarılı çalışması hakkında doyurucu ve faydalı bilgiler vermektedir.
İslam inancı; akaid, ibadet, siyer ve ahlak, özet olarak İslam’la ilgili  binlerce kitap mevcuttur.  
Okumakta olduğunuz Serap UYSAL Hoca Hanım’ın  “İSLAM KÜLTÜRÜ”  isimli eseri soru- cevap şeklinde kaleme alındığı için okuyan kendisini bir hocanın karşısında hissederek, inanarak, severek ve saygı duyarak okuyacaktır.
Kitap yazmak sorumluluk yüklediği için oldukça zordur. Ülkemizin ekonomik sıkıntı içinde bulunduğu bir dönemde de yayımlamak  daha zordur. Siz değerli okuyu­cu­la­rım­dan özel istek ve ricam şudur. Okuduğunuzu, öğrendiğinizi başkalarına anlatın. Gücünüz yeterse birden fazla alarak değişik vesilelerle eş ve dosta, başka hediyeler yerine kalıcı böyle bir kültür hazinesi olan kitabı vererek yardımcı olun. Böylece hem gönül almış, hatır yapmış ve hem de ilme, irfana hizmet etmiş olacaksınız.
     Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.)’in kutlu doğum ayı olan nisan ayında takdim yazdığım bu kitabın, Yüce Rabb’imizin rızasını kazanmamıza ve sevgili Habi­bi’nin, Rasülü’nün de şefaatine nail olmamıza  vesile olmasını niyaz ederim.
23 Nisan 2008/ADANA
Mustafa KABCI
Emekli Müftü

HADİ YARIŞMA YAPALIM !

 

  1. HANE-İ SAADET NEDİR?

a-Peygamberimizn Mescidi  

b-Peygamberimizin Kabri 

 c-Peygamberimizin Doğduğu Ev

d-Peygamberimizin evleri

2-ÜSVE-İHASENE NE DEMEKTİR?

a-Dört halifeye verilen isim

b-Sevap ve günahlar

c- En güzel örnek olan peygamberimiz

d-Peygamberimizin eşleri

3-O ,BİR GÜN HANE-İ SAADETE GELDİ VE PEYGAMBER EFENDİMİZİ (SAV)HURNA YAPRAKLARINDAN YAPILMIŞ BİR HASIR ÜZERİNDE GÖRDÜ .HASIRIN İZLERİ PEYGAMBERİMİZİN VÜCUDUNA ÇIKMIŞTI .EVİN BİR KÖŞESİNDE BİR ÖLÇEK ARPA UNU DUVARDAKİ ÇİVİDE ASILI BİR SU KIRBASI VARDI .O ,BUNLARI GÖRDÜĞÜNDE AĞLADI .EFENDİMİZ (SAV)ONA NEDEN AĞLADIĞINI SORDUĞUNDA :

-“NİÇİN AĞLAMAYAYIM YA RASULALLAH!

KAYSER VE KİSRA DÜNYA NİMETLERİ İÇİNDE YÜZÜYOR .

ALLAH RASÜLÜ İSE KURU HASIRIN ÜZERİNDE YAŞIYOR .

SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZİN BUNA CEVABI :

-AĞLAMA DÜNYANIN BÜTÜN NİMET VE ZEVKLERİ ONLARIN AHİRETİN DE BİZİM OLMASINI İSTEMEZ MİSİN?”DEDİĞİ SAHABE KİMDİR?

a-Hz Ömer

b-Hz .Ebubekir

c-Hz. Ali

d- Hz .Osman

4-BİR SEFER ESNASINDA DÖNÜŞTE SEVGİLİ PEYGAMBERİMZ (SAV)GÜZEL SESİYLE NAĞMELER SÖYLEYEREK DEVELERİN HIZLANMASINI SAĞLAYAN SAHABEYE :

-“DİKKAT ET ,EY ENŞECE BİLLURLAR (CAMLAR ,ŞİŞELER)KIRILMASIN DİYE SESLENİR …

BU BİR BENZETMEDİR ..PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZİN BURADA KASTETTİĞİ ESAS ANLAM NEDİR ?

a-Cam şişeler

b-Ağaçlar

c-İnsanlar

d-Hanımlar

5-PEYGAMBER EFENDİMİZ GENÇLİĞİNDE ONUN YANINDA KALDI .

EVLENİNCEYE KADAR YANINDA KALDIĞI VE ONLARDAN AİLECE SEVGİ GÖRDÜĞÜ BU İNSANLARIN EVİNDE KALDIĞI SÜRE İÇİNDE ONLARIN DEVELERİNİ GÜTTÜ …DEVELERİNİ GÜTTÜĞÜ VE DAİMA HAYIRLA ANIP  VEFA GÖSTERDİĞİ BU KİŞİ KİMDİR ?

a-EBU TALİP

b-Hz. Osman

c-Ebu Cehil

d.Ebu BEKİR

6-PEYGAMBERLERE VAHİY GETİREN MELEK HANGİSİDİR?

a–Azrail

b–Cebrail

c-Mikail

d-Azrail

7-KABE’DEKİ KARA TAŞIN ADI NEDİR?

a-Kabe-i  Muazzama

b-Mecdid-i Haram

c- Mescid- i Nebi

d –Hacerül Esved

8-MEDİNEDEKİ PEYGAMBERİMİZİN YAPTIRDIĞI İLK MESCİDİN ADI NEDİR?

a-Mescid-i Haram

b-Harem-i Şerif

c-Mescid-i Nebi

d-Kabe-i Şerif

9-PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZİN HZ. ALİ VE KIZI HZ .FATIMA’DAN OLAN İKİ TORUNUN ADI NEDİR?

a-Hz .Zeyd ve Selman

b-Hz.Ebubekir ve Osman

c-Hz Ömer ve Ebu Zer

d-Hz .Hasan ve Hüseyin

 

9-HZ .HASAN VE HÜSEYİN’İN ANNE VE BABASI KİMLERDİR-

a-Hz .Ömer ve Hafsa

b-Hz .Ebubekir ve Hz .Aişe

c-Hz .Osman ve Zeynep

d-Hz .Ali ve Hz .Fatıma

10-PEYGAMBERİMİZ (SAV)HADİS-İ ŞERİFİNDE BUYURDU Kİ:

“BENİ ………………………………..TERBİYE ETTİ VE TERBİYEMİ DE PEK GÜZEL KILDI .”

BURADAKİ NOKTALI BOŞLUĞA HANGİ KELİME GELMELİDİR .?

YANİ PEYGAMBERİMİZİ

TERBİYE EDEN KİMDİR?

a–Allah

b-Dedesi Abdülmuttalip

c-Amcası Ebu Talip

d- Melekler

11-O , BİR FRANSIZ TARİHÇİ VE MÜTEFEKKİR..

PEYGAMBER EFENDİMİZE HAYRAN …

VE BU HAYRANLIĞINI ANLATTIĞI UZUN CÜMLELERDEN BİRSİ DE ŞUDUR:

“ŞAYET NETİCENİN BÜYÜKLÜĞÜ ,VASITALARIN KÜÇÜKLÜĞÜ VE NETİCENİN AZAMETİ ,İNSAN DEHASININ ÜÇ ÖLÇÜSÜ İSE ,MODERN TARİHİN EN BÜYÜK ŞAHSİYETLERİNİ  HZ .MUHAMMED’LE KIYASLAMAYA KİM CESARET EDEBİLİR ?”

BU SÖZLER KİME AİTTİR?

a.Prens Bismark

b-Prens Charles

c-Lmartin

d-Victor Hügo

12-O ,İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ HAZIRLANMADAN ÖNCE BÜTÜN HUKUK SİSTEMLERİNİ TEDKİK ETTİ .VE İSLAM HUKUKUNA HAYRAN OLDU .

1789 BÜYÜK FRANSIZ  İHTİLALİNİN FİKRİ TEMELLERİNİ HAZIRLAYANLARDAN OLARAK BİLİNEN VE

“EY MUHAMMED! SENİN ADALET TEVZİ ETME HUSUSUNDA ULAŞTIĞIN SEVİYEYE BİR DAHA HİÇ KİMSE ULAŞAMADI”DİYEN

BU KİŞİ KİMDİR?

a-Napolyon Bonapart

b-Pastör

c-Einstein

d-La Fayette

13-KÜLEYB BİN ŞİHAB ANLATIYOR:

“BİR DEFASINDA HZ .ALİ ,KUFE MESCİDİNDE SESLERİN YÜKSELDİĞİNİ DUYUNCA NE OLDUĞUNU SORDU.

KENDİSİNE VERİLEN CEVAP ÜZERİNE DEDİ Kİ:

-NE MUTLU ONLARA ! ALLAH RASÜLÜ NEZDİNDE ONLAR İNSANLARIN EN SEVGİLİSİ İDİLER .”

BU CEVAPTAN YOLA ÇIKARAK BU İNSANLARIN HANGİ İBADETİ YAPTIKLARINI SÖYLEYİNİZ :

  • a-Kur’an öğreniyor ve okuyorlardı.
  • b-Namaz kılıyorlardı.

c-zikir yapıyorlardı

d-kurban kesiyorlardı

14-PEYGAMBERİMİZ BUYURDU Kİ:

“KALBİNDE ………………………….BULUNMAYAN HARAP BİR EV GİBİDİR.”BURADAKİ NOKTALI BOŞLUK HANGİ KELİME LE DOLDURULMALIDIR?

a-Namaz

b-Merhamet

c-İnanç

d-Kur’an

15-HAMELE-İ KUR’AN NE DEMEKTİR?

a-Kuran-ı Kerim’i öğrenen ve öğretenler

b-Namaz kılanlar

c-Allah yolunda cihad edenler

d-Allah’ı sevenler

16-Hangi surede :

“YARABBİ !YALNIZ SANA İNANIR ,YALNIZ SANA KULLUK EDERİZ” DİYORUZ.?

  • a-Nas suresi
  • b-Felak suresi
  • c-Fatıha suresi
  • d-İhlas suresi

17-HAMİL-İ KUR’AN NE DEMEKTİR?

a-Kur’anı Kerim!i ezberleyen

b-Kur’an-ı Kerim’i okuyan

c-Kur’anı Kerim’i öğreten

d-Kur’anın yaşayan ve ahlakı ile ahlaklanan

18-PEYGAMBERİMİZ  (SAV)EFENDİMİZ SİZİN EN HAYIRLINIZ DİYE BUYURDUĞU KİŞİLER KİMLERDİR?

a-namaz kılanlar

 b– Kuran-ı kerimi öğrenen ve öğretenler

c-Sadaka verenler

d-Hacca gidenler

19-EĞER KALPLERİMİZ TERTEMİZ OLSAYDI,RABBİMİZİN KELAMINA DOYAMAZDIK .BEN MUSHAFA BAKMADIĞIM BİR GÜNÜN GEÇMESİNİ ÇOK ÇİRKİN GÖRÜRÜM.”DİYEN VE KURAN OKURKEN ŞEHİT EDİLEN HALİFE KİMDİR?

a-Hz .Ali

b-Hz.Ebubekir

c-Hz .Osman

d-Hz.Ömer

20-YAPTIĞI SAVAŞTAN SONRA HİLAFET OSMANLILARA GEÇTİ AKABİNDE DE KUTSAL EMANETLERİ İSTANBULA GETİRDİ .BÜYÜK BİR SAYGIYLA İSTANBUL’A GETİRİLEN BU EMANETLER MUKADDES EMANETLER DAİRESİNDE GÖREVLENDİRİLEN KIRK HAFIZIN DEVAMLI KURAN-I KERİM OKUNMASI SURETİYLE  YÜZYILLARCA SAYGI İLE SAKLANDI .KENDİSİ DE BU HAFIZLARDAN BİRİSİ OLAN VE İLK OSMANLI HALİFESİ OLAN BU SULTAN KİMDİR?

a-Osman gazi

b-Orhan gazi

c-Fatih Sultan Mehmet

d-Yavuz Sultan Selim

21-PEYGAMBER EFENDİMİZİN AHLAKI NASILDI DİYE SORANLARA “ONUN AHLAKI KUR’AN’DI.” DİYE HABER VEREN 

KİMDİR?

a-Hz .Hatice

b- Hz .Aişe

c-Hz .Fatıma

d-Hz .Ali

 

HAZIRLAYAN :SERAP UYSAL

 

MİLLETVEKİLERİMİZİN MENÜSÜ

MİLLETVEKİLLERİNİN YEMEĞİ

“Seçimler bitmiş ve vekiller kimi yemin etmiş kimisi etmemiş, daha ilk günlerden millet hayal kırıklığına uğramış, TV ekranlarından iktidar muhalefet kavgası gırla gidiyor.

“Bir gün meclis lokantasında bütün partilerden bir kısım vekil toplanmış ,yemek yiyecekmiş. Orada bulunanlar arasında iktidar ve muhalefet liderleri varmış.(faraza) Garson gelmiş vekillerden birine sormuş:

-Ne arzu edersiniz efendim?

-Teşekkürler demiş. Bir şey istemez. Biz birbirimizi yiyeceğiz.”( Önemli not: Bunlar bir fıkra, biz uydurduk, yani Türk milleti! Ama gerçek değil mi?)

                                 

Dürüstlük Sözleri

Amerikan Cumhurbaşkanlarından Abraham Lincoln’ den bir söz:

“Eğer vatandaşlarımın güvenini kötüye kullanırsam onların sevgi ve güvenini tekrar kazanmama imkân yoktur. Evet, herkesi bir zaman aldatabilirsiniz. Hatta bazılarını her zaman aldatabilirsiniz. Ama herkesi her zaman aldatmazsınız.

XIII. Louis’in (1601-1643) maliye bakanı Charles Duret söyle söylemiş:
— Şayet biri beni kazıklarsa Allah onun belasını versin. Aynı kişi beni ikinci defa kazıklarsa, Allah hem onun hem benim Belamı versin. Ama üçüncü kez de kazıklarsa Allah yalnız benim belamı versin..

Biz de Louis gibi demeyelim de, yaklaşan on bir ayın sultanı ramazan-ı şerif hürmetine  yüce Rabbimiz tüm milletimize iyilikler ,güzellikler ,hayırlar,iki cihan mutluluğu ve yanında da basiret ihsan eylesin :AMİN AMİN YA MUİN .VELHAMDÜLİLLAHİ RABBİL ALEMİN!

NOT :ARŞİVİMDEN GÜNÜN ÖNEMİN BİNAEN BÜYÜK BİR TEVAFUK ESERİ RASTLADIĞIM BU METİNLERİ SİZİN DE İSTİFADENİZE SUNUYORUM .

FIKRA DEYİP GEÇMEYİN ..

BİRİ BİR SÖZ DEMİŞ O DA NEYMİŞ DEMEYİN .BAZI SÖZLER İMBİKTEN SÜZÜLMÜŞTÜR ÖYLE BİR MANA VERİR Kİ ,SAATLERCE KALEM OYNATMAKTAN DAHA ÇOK MERAM ANLATIR .

HAZIRLAYAN VE SUNAN :SERAP UYSAL

TUZLU ÇİLEK ÇOK NEFİS.TADIN DA BAKIN!

                     İKİYÜZLÜLÜĞÜN BÖYLESİNE DE PES
OSMANLI DEVLETİ’ nin değerli ir devlet adamı olan Yusuf Kamil Paşa, bir gün evinde bir yemek daveti verir.
Davetliler mükellef yemekleri iştahla yedikten sonra, meyve faslına geçilir. Masaya buzlu çilekler gelir. İlk olarak uzanan Yusuf Kamil Paşa, çatalını sapladığı iri bir çileği ağzına götürürken kazara masadaki tuzluğun içine düşürür.
Ama ziyan olmasın diye tuza bulaşmış çileği alıp yer.
Berbat bir tat verdiği halde bozuntuya vermez ve masada bulunanlara:
– Arkadaşlar, tuzlu çilek hiç de fena olmuyormuş, isteyen deneyebilir, diye tavsiyede bulunur.
Bunun üzerine birkaç kişi dener. Bunlar:
– Paşam gerçekten nefis oluyor…
– Bundan sonra çileği hep tuzlu yemek isterim.
– Tuzlu çileğin lezzetini keşfetmekte geç bile kalmışız!
 Bu ve bunun gibi Paşa’ya yaranma hedefi güden şeyler söylerler.
Kamil Paşa, o esnada masada bulunan, yardımcılarından, yeri geldiğinde sözünü esirgememekle tanınan, Minas Efendiye de:
– Arkadaşların görüşleri için sen ne dersin Minas Efendi, diye fikrini sorar.
Minas Efendi kendisinden beklendiği şekilde cevap verir:
  • -Paşam, bu adamlar özel hayatlarında bu düşüncelerini söyleseler üzerinde durulmaya değmezdi. Fakat devlet hayatında da böyle ikiyüzlü davrandıkları için, memlekette işler bu yüzden kötüye gidiyor!
Tarihimizin derinliklerinde kalan bu hatıra, maalesef her zaman rastlanan türden .Her demde dalkavuklar görmek mümkün; hele ki belli bir makam ve mevkiye sahip insanların makamına göre dalkavuklarının sayısı artar .Bu da bazen makam sahiplerinin egosunu şişirir ve giderek kendini daha üstün ,çok üstün ,kusursuz görme yanlışlığını doğurur .
Öyle bir an gelir ki ,kişi artık nefsini ilah edinir ,dalkavuk da farkına belki varır belki varmaz, o da karşısındakinin ilahlaştırır.
Biz belki dalkavuk kelimesini gülünç anlamda ele alıyor ,önemsemiyoruz gibi lakin, şahsiyet bozukluğundan iman meselesine kadar büyük bir zaaftır aslında .
Bu konuyu ciddiye alıp nefsimizi yargılamak durumundayız .
Bir vaka daha :
“Padişahın biri patlıcan yemeğini çok severmiş.
Bir gün yemekte:
– Şu patlıcan ne güzel sebzedir. demiş.
Dalkavuğu hemen:
– Haklısınız Sultanım. Bu patlıcan öyle lezizdir ki, kırk çeşit yemeği olur, tatlısı olur, turşusu olur, yemeğe doyamazsınız. diye methiyeler düzmüş.
Derken birkaç gün sonra yemekte yine patlıcan varmış. Padişah da o gün tersinden kalkmış
– Ne bu yahu, yine patlıcan, yine patlıcan. Bari bir şeye de benzese. diye kükremiş.
Dalkavuk da :
– Yaa evet Sultanım. Zaten kara kuru bir şey, tadı yok, kekremsi, yemeği yemek değil, tatlısı tatlı, turşusu turşu.
Padişah da:
– Sana da bir şeyler oluyor. Daha iki gün önce patlıcanı öve öve bitiremedin. Bugün de yerin dibine batırdın. deyince, dalkavuk hemen atılmış:
– Aman Sultanım, ben sizin dalkavuğunuzum, patlıcanın değil.”

HAZIRLAYAN VE SUNAN :SERAP UYSAL

HAYATA DAİR DERSLER

MALI ALLAH VERİR
İnsanlarda anlaşılmaz bir mal biriktirme hastalığına şahit oluyoruz .
Allah hepimizi bu duygudan uzak eylesin .
Hele ki devlet makamına gelenlerin ,yedi sülalesine menfaat sağlama çabası anlaşılabilir bir şey değil .Adeta cehennemini satın alıyor insanlar .
Ömer bin Abdülaziz Kİ,ALLAH rahmetiyle muamele eylesin ,insanların hukukuna öyle dikkat ederek halifelelik görevini icra etmiş ki ,29 ay gibi kısa zamanda koskoca İSLAM DEVLETİNİN maddi ve manevi bir çok sorununa çözüm bulmuş .
Öncekiler ve sonraki EMEVİ hanedanı bu konuda elbette ki pek de onun gibi rahmetle anılamıyor .
Çünkü onların yaptığı zulüm ile Ömer bin ABDÜLAZİZ’in yaptıkları arasında dağlar kadar fark var .
RAHMETLE ANILMAK:İŞTE BÜTÜN MESELE BU
Bakınız :Tarih nasıl yadediyor insanları …

***

Abbâsi Halifesi Mansur, Hz. Ebu Bekir Sıddîk’ın torunu Abdurrahman bin Kasım’a “Bana nasihat et.” der. O da şöyle söyler:
“Ömer bin Abdülaziz, vefât ettiğinde ardında on bir evlat ve on yedi dinar para bırakmıştı. Beş dinar ile kefenlendi, iki dinar ile kabir yeri satın alındı, kalan paradan da evladından her birine on dokuzar dirhem düştü.
Hişam bin Abdülmelik de öldüğünde on bir evlat bıraktı, her birine bir milyon dirhem miras bırakmıştı.
Daha sonra ben Ömer bin Abdülaziz’in evladından bazılarının günde yüz atlıyı kuşandırıp Allah yolunda cihada gittiklerini gördüm. Hişâm’ın evladından da dilenenleri gördüm”. (HayatülHayavan)
                                    ZOR CEVAP
Fuat Paşa, kendi elinde yetişmiş devlet adamlarından biri olan Hurşit Paşa’ya vezirlik rütbesi verir ve sonra da Şam valiliğine atar. Fakat Hurşit Paşa, yaptığı yanlışlarla o derece halkın memnuniyetsizliğine sebep olur ki, Fuat Paşa onu vezir yapmaktan ve valilik gibi bir makama getirmekten büyük pişmanlık duyar. Bu pişmanlığını bazı meclislerde şöyle dile getirir:
  • Cenabı Hakk’a her yaptığımın, her tasarrufumun hesabını veririm, ama Hurşit Paşa’yı niçin vezir ve vali yaptın diye sorarsa buna cevap bulamam.
                          
MAŞAALLAH PEK DE BİLGİLİ İMİŞ
Tanzimat dönemi devlet adamlarından olan, ciddiyet ve dürüstlüğü ile tanınan Hüsrev Pasa (öl. 1854), seraskerlik(genelkurmay başkanlığı) mevkiindeyken, genç bir adam, kendisine danışılmadan padişah tarafından tophanede ehliyet gerektiren bir göreve atanır. Padişahın torpiliyle yapılmış böyle bir atamayı veto edecek yetkisi olmadığı için Hüsrev Pasa sesini çıkarmaz. Adam, görevine başlamadan önce nezaketen bilgi vermek amacıyla Hüsrev Paşa’yı ziyaret eder. Pasa, padişahın doğrudan atama yapması dolayısıyla adamın ehliyetinden şüphelenir ve ufaktan yoklamaya kalkışır:
— Efendi evlâdım, topçuluk gibi çok önemli bir göreve atanmışsın. Herhalde topla ilgili derin bilgi ve tecrübe sahibisindir?
Adam gayet pişkin cevap verir:
— Elbette Paşam! Bendeniz Bebek’te oturmam hasebiyle, her yıl Ramazan ayında, iftar ve sahurda patlatılmak için Rumelihisarı’na getirilen topu yakından gördüm, elledim ve yüzlerce defa sesini işittim.
Hüsrev Pasa, tahmin ettiği gibi biriyle karsı karsıya olduğunu anlar, ama belli etmez.
Yalnızca:
— Maşallah, top hakkında sandığımdan da fazla bilgi sahibiymişsin evladım, demekle yetinir.

                                                                        ***

Akşam akşam kafama takıldı .
Bu göreve atanan delikanlının acaba top elinde patlamış mıdır ?
Ne dersiniz ?
HAZIRLAYAN VE SUNAN :SERAP UYSAL

KENAR-I DİCLE’DE BİR KURT AŞIRSA BİR KOYUNU          GELİR DE ADL-İ İLAHİ ÖMER’DEN SORAR ONU   (HZ.ÖMER)

“ SEÇİMLERDE VATANDAŞIN OYU; HESABI, TARİH VE ALLAH HUZURUNDA VERİLECEK BİR MİLLET EMANETİDİR.”  (OSMAN BÖLÜKBAŞI)
Emanet herkese karşı gözetilir, herkesten alınan emanet sahibine geri verilir. Vatandaştan, seçilerek şöyle veya böyle, devlet yönetimini teslim alan yöneticilerimiz de büyük vebal altına girmişlerdir. Hz Peygamber (sav):
 “Sana emanet verenin emanetini öde, senin emanetine hıyanet edene, sen hıyanet etme” (Tirmizi, Büyu’ 38; Ebu Davud, Büyu’ 79) buyurur.
Bir başka hadiste Hz Peygamber (Sav): “Mutlaka hakları sahiplerine ödeyeceksiniz. Hatta kıyamet günü boynuzsuz koyun, kendisini toslayan boynuzlu koyuna kısas yapacak (o da ona toslayarak hakkını almış olacaktır)” (Müslim, Birr 15; Tirmizi, Kıyamet 2) buyurmuştur.

              KENAR-I DİCLE’DE BİR KURT AŞIRSA BİR KOYUNU
         GELİR DE ADL-İ İLAHİ ÖMER’DEN SORAR ONU   (HZ.ÖMER)
Seçimlerde milletin oyunu vererek devletin yönetimini teslim ettiği yöneticiler, aldıkları emanetin maalesef bilincinde değiller. Halka hizmet Hakka hizmettir anlayışı hâkim olsa, olabilse işler düzelecek. Ama iş, hiç de göründüğü gibi olmuyor maalesef. Ve gizli hesaplar, dünyalık düşünceler ve sair sebepler Allah’ın verdiği emaneti teslim alamayan dağlar gökler ve yerler kadar sorumluluktan korkmayan, Allah’a vereceği hesabı düşünmeden ülke hizmetine soyunan bir siyasetçi profili çıkarıyor karşımıza.
“DEMOKRASİNİN MANEVÎ TEMELİ OLAN AHLÂK VE FAZİLET BİR TARAFA BIRAKILIRSA, O ZAMAN DEMOKRASİ, YOLU SANDIKTAN GEÇEN BİR DOLANDIRICILIĞIN ADI OLUR.”(O.BÖLÜKBAŞI)

                                İNSANLARI AİLEN BİL
Ömer bin Abdülaziz (ra) halife olduğunda Salim bin Abdullah ve
Muhammed bin Ka’b’a (ra) “Bana akıl verin!” diye birer mektup yollar.
Salim bin Abdullah’tan kendisine şöyle bir cevap gelir:
“İnsanları baba, kardeş ve oğlun gibi bil!
Babana iyilikte bulun! Kardeşini kolla! Oğluna şefkat göster!”
Muhammed bin Ka’b’dan da şöyle bir cevap gelir:
“Kendin için istediğin şeyleri insanlar için de iste!
Kendin için istemediğin şeyleri insanlar için de isteme!
Şunu bil ki ilk halife sen değilsin ve sen de bir gün öleceksin!”
Uzun söze hacet var mı? Ömer bin Abdülaziz, çok kısa bir süre halifelik yaptı.
Bu nasihatlere kulak vererek dedesi Hz. Ömer gibi bir adalet timsali yönetici oldu ve adını beşinci Raşit halife olarak tarihe yazdırdı.
HAZIRLAYAN VE SUNAN :SERAP UYSAL

YAVUZ HIRSIZ EV SAHİBİNİ BASTIRIR

Adam evinde uyuyor. Gecenin bir yarısı olmuş, bir tıkırtı.
Tabii sesi duyunca siz de olsanız kalkar kimdir, necidir, hırlı mıdır, hırsız mıdır merak etmez misiniz? İşte adam da merak edip sesin geldiği yere gider. Bakar ki, bir hırsızcık, usul usul, yavaş yavaş, güzel güzel, adamın çalışma odasındaki kasayı açmaya uğraşıyor.
Adamda çok güzel bir sabır varmış ki, çaktırmadan hırsızın ne yapacağını izliyor. Hırsız, uğraşırken uğraşırken kasayı açmayı beceriyor ve tam kasayı açtığı anda ev sahibi usulca omzuna dokunuyor ve:
-Ne yapıyorsun sen burada? Diye sakin sakin soruyor.
Hırsız bir an afalladıktan sonra pişkin bir şekilde:
-asıl sen ne yapıyorsun burada? Ödümü kopardın. Ne demeye beni korkuttun öyle diyor.
Bu fıkra niçin diye aklınıza gelebilir. Bu da numarasız gözlük misali bir fıkra işte. Neye yorumlarsanız yorumlayın, herkese uyar!
SUNAN:SERAP UYSAL