DİYECEĞİNİ DEĞİL ,DUYACAĞINI DÜŞÜNSENE A!

Bir gün Cahız’a bir adam gelir.
-Sen, der, çok hazır cevapmışsın herkesi sustururmuşsun. Onlardan bana birkaç tane öğretsene.
Cahız, “böyle şeylerin öğretilemeyeceğini, bunun yaratılış, zeka ve bilgiden kaynaklandığını” söylese de adam ısrar eder. Sonunda Cahız;
– Nasıl susturucu bir cevap istiyorsun? Diye sorar. Adam
-Mesela biri gelse bana, eşek, aptal diyecek olsa ben ne karşılık vereyim? deyince, Cahız şu cevabı verir:
-Ne diyeceksin, haklısın dersin!
NOT :CAHIZ HAKKINDA BAKINIZ DİA. CAHIZ MADDESİ
SUNAN :SERAP UYSAL

HÜSN-İ HATİME İSTEYİN

Ağzı dualı, gülümseyen  yüzü ve tatlı  tatlı  konuşması ile onu hiç  unutmayacağım ve yazacağım kişiler listesinin baş taraflarına eklemiştim.
O şimdi cennettedir diye umuyorum. Hayatımda tanıdığım yaşlılığı çok güzel  yaşayan nadir kişilerdendi o.
Onu ilk, kızımıza sevgili torunları Mehmetçik  için talip olduklarında ziyaretlerine gittiğimizde tanıdık .
Alzheimer hastalığı  başlamış.
Çoğu  zaman unuttuğu evlatları ve eşi hep yanında ama o hiç  unuttuğunu çaktırmadan sohbete devam ediyor..
Bir şeyler bir şeyler  anlatıyor ve siz hiç sıkılmıyorsunuz  o anlatırken. O konuşsun  ben yazayım  onun hayatını diye düşünüyordum  ben.
Konuşmalarının arasında nasihatler ve hele o çok söylediği  maniler,  ilahi sözleri..
Birisi :
“Cennetine  cennetine
Aldır beni  cennetine.”
*
Bunu  o kadar çok  söylüyordu ki…
Defterime not aldığım  bir diğer söylediği  ilahi sözünü dua olarak zikrediyordu.
*
“Ya rabbena yandırma.
Günahlara daldırma.
Çıralarımı  söndürme .
Kabre vardığım  gece.
*
Ya rabbena eşimden.
Eşimden yoldaşımdan
Aklım alma başımdan
Kabre vardığım gece
*
Kaldır beni kaldır beni.
Cennetine  gönder  beni..
*
Bu  bana duada  ısrar etmemiz  gerektiği hadisi şerifindeki düsturu hatırlattı .
Bizler hani  dua ederiz.
Ama..
Ancak kabulü  için  aceleciyizdir.
Niçin  kabul olmuyor dualarımız diye zaman zaman kaderin sahibine haddimizi aşarak itirazımız bile oluyordur maazallah..
HAKK’ın kapısını bıkmadan usanmadan çalmaktır esas olan .
Tam bir Anadolu anası olan bu ninemiz böyle yaptı ..
Unuttu eşini evladını ama kendini yaradan rabbini unutmadı .duadan geri komadı dilini asla .
Ve bir gün duyduk ki bu sözü söyleye söyleye uçmuş gitmiş ötelere …
Umulur ki cennetlere ..
İnşaallah diyelim .
Rahmetle dua ile analım ,
Ve bizler de ölümü hiç unutmayalım …

Yine ölmeden önce bir ziyaretine gittiğimizde bizi tanıdın mı diye sorduğumda:
-ALLAH’IN BİR KULU ,diye cevap verişi …öyle hoşuma gitmişti ki .tanıyamıyor ama cevap muhteşem .
Yemek yemek isteyip istemediğini sorduk .Bana:
-sen yersen ben de yerim deyişi …
Eşi olan Hacı amcayla birbirilerine son ana kadar olan muhabbetleri .
Hacı amcanın eşine olan sevgisini ve eşinin de unutkanlığına rağmen ona olan tükenmez muhabbeti ..
Sevgisiz kalan gönüllere ibretlik bir hayat hikayesi..
Yarım asırdan çok fazla süren bir sevgi öyküsünün hasrete doğru yelken açışı ..
Ve Yahya Kemal’in hatırladığımız şiiri:
“Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan
 Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;

Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,

Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

YAHYA KEMAL

EVET .Az yaşadın çok yaşadın sonu ölüm .
Ama önemli olan o son yolculuğa çıkarken hazırlıklı olma ve güzel bir sonu arzu etmek …
son ana kadar sevgisini muhafaza etmek …
dinini muhafaza etmek.
güzel şey .
Hüsn-i  Hatime güzel şey vesselam ,
Hüsn-i  Hatime güzel şey .
ALLAH HEPİMİZE NASİP ETSİN .
TUL-İ EMEL SAHİBİ EYLEMESİN .
Amin dilek ve duasıyla .
sağlık ,sıhhat ,afİyet ve EN önemlisi imanla, Kur’an’la kalalım ..
SERAP UYSAL

KULAĞA KAR SUYU

KULAĞA KAR SUYU KAÇMASI,GİZLİ BİLGİYE ULAŞMAYI İFADE EDER.KİŞİ KULAĞINA KAÇANIN,KAR SUYU MU, YOKSA BUZLU SU MU? KONTROL ETMEDİĞİNDE,FİTNE ATEŞİNE DÜŞEBİLİR.KAR SUYU DOĞAL,BUZ SUYU YAPMADIR.GELEN BİLGİNİN HAKİKAT OLUP-OLMADIĞI VASITASINA BAKAR.BUNA RAĞMEN VASITA EMİNSE DE,KONTROL TERK EDİLMEMELİ.BİR KİŞİ,SEVMEDİĞİ BİR KİŞİDEN,SEVMEDİĞİ BİR KİŞİ İLE İLGİLİ BİLGİYE ARAŞTIRMADAN ATLARSA,ALLAH’IN BUYURDUĞU YAŞAM KURALLARINI TERK ETMİŞ OLUR

                                               HASAN TAHSİN UYSAL

ALLAH’IN KULU VE ELÇİSİ

Hepimizin nefsi övülmekten hoşlanır .
Bizde olsun olmasın övünç konusu özellik, farketmez .Övülmek ,takdir edilmek ihtiyaç sanki .
Oysa O:
“-Beni övmekte ileri gidip Hristiyanların İsa karşısında düştüğü duruma düşmeyin .
Siz benim içn sadece Allah’ın kulu ve elçisi deyin …”
O’nun istediği kul ve elçi olarak anılmaktır .
Bu bağlamda kelime -i şehadetteki”abduhü ve rasuluhü” ifadesini anlamak büyük önem taşır .
Hem kul hem peygamber olmaktır oradaki ifadeden kastedilen …
Yani herkes gibi yiyip içen ,yorulan ,uyuyan,seven ,sevilen,BABA ,DEDE ,EŞ ,ARKADAŞ olan bir insandır bu PEYGAMBER…
O bir melek değil ,o bir melik de değil ..İnsanların karşısında tir tir titremesini istemez .Onlara hizmet te eder ,onlarla beraber iş de görür. onların arasında oturur.
Öyle sever ki ümmetini ,o ümmetine çok şefkatli ve merhametlidir .

Kimi sevgide aşırı gider ,sadece kuru sevginin yeteceğini düşünür .Halbuki aslolan Allah’ın ve onun isteği elçi olarak getirdiği esasların insanlar tarafından hayata geçirilmesi ,yaşanmasıdır .
Bazıları da zamanımızda “sadece Kur’an yeter “diyerek O’na adeta bir postacı muamelesini reva görür .Hadislerini reddeder.
O’nun şöyle dediğini haber verir kaynaklar :
-“Benim adıma söz uyduran cehennemdeki yerini hazırlasın .”
Zaten dikkatle okuyanın ,inceleyenin çok da zorlanmadan anlayacağı bir üslubu vardır kutlu nebinin .
Unutur gafletteki insan ki ,o örnektir .Kul- resul olması O’nun tebliğini yaşayarak anlatmasını gösterir .
Bu bağlamda Kur’an’da ALLAH’ın buyurduğu gibi O’na itaat eden aslında ALLAH’a itaat etmiştir .
NECM Suresinde Allah buyurur:
“O,asla heva ve hevesinden bir şey söylemez .”
Tek gayesi insanları n gaflet bataklığından ,dalalet çukurundan kurtulmasıdır .
Yine der ki: ,
“Ateşe koşan pervaneler gibisiniz .ben sizi eteğinizden tutup çektikçe siz ateşe koşuyorsunuz.”
Koşmuyor muyuz gerçekten ..bizi tutup çeken ,”dur ey insan nereye gidiyorsun ?”diyen bir rehberimiz varken ateşe doğru koşar adımlarla gidiyoruz .
Ateşe koştuğunda kavrulan pervaneler gibi olmayalım .
O rehberin nezdinde istikamet sahibi ,sırat-ı müstekim üzre olalım inşaallah .
Amin
Selam ile dua ile .
serap uysal

İŞİTMEK VE ANLAMAK ÜZERİNE BİR İKİ KELAM 

 DIŞARDA ZIRLAYANLA İÇERDE DIRLAYAN
DR HANIM anlatıyor:
“Gelen hastalara diyorum ki:
-Hasta kayıttan barkod alın ,bir alt katta kan ve idrar verin ,sonuçlar kaçta çıkacak sorarsınız ona göre gelin ,reçetenizi yazalım .”diyorum .Ama şimdiye kadar bir sefer söyleyişte anlayan hasta olmadı …
Din dersi öğretmeni de diyor ki :
-Ben adamlara kendi dinlerini anlatamıyorum …
Söylenen yerler TÜRKİYE’nin iki değişik ili .Neresi olduğunun hiç önemi yok .
Bu muhabbet bana yıllar önce ortaokulda iken ,Türkçe dersindeki bir konuyu hatırlattı :”GÖRMEK VE BAKMAK” üzerine bir konuydu .Ve görmekle bakmanın aynı şey olmadığını anlatıyordu .
Evet bizler hepimiz…bakıyoruz ama görmüyoruz .
İşitiyoruz ,duyuyOruz ama anlamıyoruz?
niye ?
Niyesi tartışılır da ben önem verilmeyişine bağlıyorum .
EĞER YETERİNCE ÖNEM VERSEYDİK
EVET …eğer karşımızdakine yeterince önem verseydik o  konuşurken gözlerimizle takip eder ne dediğini anlamaya çalışırdık .
Kim mi karşımızdaki :öğrencimiz ,doktorumuz ,öğretmenimiz ,eşimiz ,anne -babamız ,torunumuz ,evladımız …yani herkes .
25 seneden fazla bir zaman önce en küçük oğulcuğum …bana sesleniyormuş ben de duymadım mı idrak mi edemedim bilemiyorum ..
Eşimin şu sözüyle kendime geldim .
-Hatun ,bak ÜMİT DİYOR Kİ :”BENİMLE İLGİLEN !”
Hayatımın ÜMİT ‘i ERTUĞRULU’m minik oğlum bana seslenmiş ve duymayınca sonunda böyle söylemiş :
-ANNE !BAK BANA!İLGİLEN BENİMLE!
Küçük bir çocuk bile ilgi ve ilgisizliği sezebiliyor …serzenişte bulunabiliyor .
Ya yetişkin insanlar ..
Birbirleriyle iletişimde öyle sorunlar var ki ,iyi dinlemediğimizde anlayamıyoruz ,anlarsak da yanlış anlıyoruz …
Baksak da görmüyoruz vs …
Ya daha büyük büyük insanların iletişimi .
Onda da büyük ,çok büyük sıkıntılar yok mu ?
Günümüz meclisinde birbirini dinlemeyen siyasiler var ,önceden de vardı ,hep de var olacak .
Ama olmasa çok daha güzel olacak .
İktidar ve muhalefetin birbirini hiç dinlemediği ortamlarda nasıl çözüm üreteceksiniz ?
Bir zaman siyasi liderler ittifak çalışması yapmışlar ve parti liderlerinden birisi kendisi konuştuktan sonra çekip gitmiş .
Diğer partinin liderini dinleme nezaketinde bulunmamış .
 İmam Şafi’nin bir sözü var :
“SEN KONUŞURKEN SENİ DİNLEMEYENİ ADAMDAN SAYMA”
Demek  ki adam olmanın bir yolu da dinlemeyi öğrenmekten geçiyor .
ANLATILIR Kİ :
Sultan 4.MURAD HAN ,Bağdat Seferi sırasında bir divan kurdurmuş ,savaş divanında müzakereler devam ediyor.
Bir ara herkes birden konuşmaya başlamış gürültü o kadar artmış ki… o esnada dışardan eşeklerin  ahırından sesler gelmiş .Eşekler de hep birden anırmaya başlamış .
Güler misin güldürür müsün diyek biz buna ..Sultan Murad HAN da taşı gediğine koymuş :
-“HEP BİR AĞIZDAN KONUŞMAYIN !ZİRA DIŞARDA ZIRLAYANLA İÇERDE DIRLAYANI FARK EDEMİYORUZ ..”
Sözümüz elbette ki TBMM’den dışarı ama .liderlerimizi ,siyasilerimizi ekranlarda birbirine laf yetiştirirken ,ymuruk yumruğa gördüğümüzde hiç hoşumuza gitmiyor …
BİRBİRİMİZİ DUYMAK DEĞİL ,DİNLEMEK VE ANLAMAK ÜMİT VE DUASIYLA ….
SERAP UYSAL

 

CANIM ANAM VE SEVGİLİ BABAMDAN BİR HATIRA

Canım Anneciğim ve Sevgili Babacıgım.
Evliliklerinde yarım  yüzyılı çoktan  aşmış (60YIL DOLDU) 7 çocuk  ve bir çok torunu görme lütfuna ermiş iki aşık.
Hayatın bir  çok zorluklarını beraber göğüslemişler.Ancak babam anneme göre daha sabırsız. Her şey çabucak  olup bitsin uğraştırmasın hayat
beni anlayışında.
Anam ise sabırlı  ve mücadeleci kişiliği ile idolüm.
Hayatta çekmedikleri sıkıntı kalmamış dersem belki abartı olur da ..herkesin  var bir derdi.
Haaa annemde olan bir özellik ki babam da yok bu, ben size onun esprisini anlatayım simdi.
Anacağım iki lafının birisi “Of değil; ŞÜKÜR! “Bakınız kelamdaki güzelliğe: “Of degil:Şükür “.
Bunun değişik bir versiyonunu Sultan Abla’dan duymustum. O da :
“Of demem  Allah,çok şükür ALLAH “dermiş .
Bir ahbaplarının çocuğu  ,onu böyle devamlı bu  sözü söyler duyunca annesine:
-Anne! Sultan teyze  niye hep böyle söylüyor, diye sormuş. Hanım kardeşim  de gerekli izahı yapmıştır mutlaka.
Bu arada Sultan Abla ,Mustafa KAPCI hocamın  eşi.  Bize yakın olanlar bilirler.
Biz ,bizimkileri anlatmaya devam edelim.
Babamın  şikayetlerine de  alışığız.
İsterdi ki şöyle iki yakam biraraya gelsin de şöyle borçsuz harçsız bir kaç ay geçireyim şöyle bir nefes alayım.
Babam esnaf.Lokanta çalıştırır geçim derdinde .Bazen  kahve çalıştırırdı Yani ben mahallenin lokantacı  ve kahveci Ümit Amcasının kızıyım.
Canım babam
İki çilekeş hayat arkadaşı ,can yoldaşı…
Sevgili annem.
Evin büyük  kızı ,ikinci numarasıyım ben .Abimle beraber nelerine şahit olduk .Konudan konuya daldan dala atlıyorum ama hayat da böyle daldan dala atlayarak geçiyor.
İyi  gün  kötü  gün .. hepimiz için .
Anacağımdan bir söz deyiverem şimdi.
Benim aksan Ege’ye kaymaya başladı. Ee dünür  olursan böyle oluyor .heryerden bi şiy kapıyorsun .
Güzel  yurdum .Güzel  insanlar…
“Kara gün kararıp kalmaz “der anam  hep.
Çocukluğumuzdan kalan hatıralarda hatırlıyorum kahvaltıda zeytini zor bulur ve üstelik tek lokmada değil iki üç ısırmada yerdik.Üstelik bazen onu bile alacak paramız olmazdı. Ekmeği çaya batırıp katıksız yemek de hiç hoşuma gitmezdi.
7 cocuk yetistirmek…
Okutmak…
Yurt yuva sahibi etmek kolay mı?
Şimdi şükür halimize binlerce.
Yine  bir gün babacığım öyle  zor duruma gelmiş ki bunalmış  artık .
Şikayetleniyor,kızıyor. İki ucunu biraraya getirmekte zorlandığı hayat şartlarında anacığım hep dik durmuş.
Tedarikli kadındır hem.
Eli verimkardır.
Üretir.
Kazanır.
Yardımı herkese nasip olur.
Parası bereketlidir .
Her zaman derim :”ALLAH SENİ CENNET HATUNU EYLESİN” diye
Güzel vasıflar bunlar..Allah ölene dek bu vasıfları muhafaza etmeyi ve güzel ahlakı hepimize nasip etsin .
Babacığım dedim ya bunalmış bir gün ..şikyetleniyor yine ..ee haklı .ömrü boyunca ik yakasını bir araraya getirmeye uğraştı vergi zamanı gelmiş yine şöyle kenarda bir para yok ki çıkartıp tık diye ödesin …
-öf öf ..nasıl edecem ben şimdi ?diye söyleniyor .
Anneciğim de :
-ya biraz da şükret ,hep şikayet ediyorsun ,şükür halimize ..ELLERDE NELER VAR ,ÖDENİR GİDER ,DİYOR .
Tabii ki  anneciğim yine ,bir bir biriktirdiği elinin emeği ,gözünün nuru ile kazandığı paralar ve babamın ev masrafı için verdiği harçlıkları israf etmez koyardı bir kenara …(annem usta bir terzi idi ki gelinlik dahi dikerdi .Sadece terzilik değil her türlü elişi yapıp sattığına, elinin emeği ,gözünün nuru ile helalinden kazanıp eşine destek olmaktı çabası)
-BABACIĞIM ,,ah babacığım!baba sevgisi görememiş ,baba sıcaklığını hiç duyamamış babacığım …
“öfkeyle kalkıp kapıya yönelirkenki o sinirli ruh haliyle”ŞÜKÜR ,ŞÜKÜR ,ŞÜKÜR!”deyişi bizim ailede replik oldu .
her kim ki şikayetlenirse o “şükür ,şükür ,şükür “kelimeleri yada gelir ve o olay yeniden hatırlanır,yeniden anlatılır ilk günkü heyecanıyla ve hep beraber gülünür ..
Netice !
Babam o sıkıntıyı nasıl atlattı ?
Tabiidir ki tedarikli hatunu, kadın anam destek verdi …
Hepimizin her dem şükretmeye ve tökezlediğimizde de bizi elimizden tutacak bir eşe ihtiyacımız yok mu ?
Ölene kadar var …ALLAH HİÇ KİMSEYİ GARİP BIRAKMASIN .
AMİN .
VE BİR DUA İLE YİNELEYELİM AMİNLERİMİZİ .
“RABBENAĞFİRLİİ VELİVALİDEYYE VELİL MÜ’MİNİNE YEVME YE KUMUL HİSAB .”
VE YİNE DERİM Kİ :
“ALLAH’IM !ANNEMİZ VE BABAMIZ BİZİ KÜÇÜKKEN NASIL SEVGİ VE ŞEFKATLE BÜYÜTTÜ İSE SEN DE ONLARA  ACI VE MERHAMET ET .
EY MERHMAETLİLERİN EN MERHAMETLİSİ OLAN YÜCE RABBİMİZ!”
AMİN ..
YAZAN :SERAPUYSAL

BİR SİYASET DUAYENİ OSMAN BÖLÜKBAŞI’DAN

O ,siyaset ve hitabette bir dehaydı ..
kıymeti yeterince bilinemedi .
Hapislerde yattı,yine de sözünü asla çekinmedi .”SÖZÜM ODUN GİBİ OLSUN ,DOĞRU OLSUN TEK “diyen bir üslubun takipçisi idi.
 hitabeti ve sorulara verdiği cevaplar kısa,belki bir cümleckti ama .cuk …yerine oturan veciz ifadelerdi …
bizler onu görmedik ama hayatını okuyup araştırdığımız her bir kahraman TÜRK evladı gibi bizde da az dehalar yetişmemiş dedrtip gülümsetiyor insanı ..
bakınız bazen suasr kalırız ,yok ermeni katliamı yok bilmem işgalci Türkler yok barbar Türkler ifadeleri ben gibi sizleri de rahatsız etmiyor mu .
Bölükbaşı gibi  pratik bir cevap veriveremiyoruz bazen ama okuyup öğreneceğiz ecdadımızdan uzak tarih ,-yakın tarih …
“Yurtdışındadır bir gün .
sorulur :
-Türklerin Viyana önlerinde ne işi vardı ?
bir cümle …o tek bir cümle muhatabının işini bitiverir:
-HAÇLI SEFERLERİNİN İADE-İ ZİYARETİ ,İDİ !
BU KADAR!
O ,BİR CÜMLE İLE MUHATABINI YERE SERMEK İÇİN NE LAZIM ?
BİZİM KAÇIRDIĞIMIZ NOKTA İŞTE BURASI .
OOOO .NE CEVAP VERMİŞ AMA DİYE ÖVÜNMEK  GURUR DUYMAK YETMİYOR …
O HALDE ?
YAZAN:SERAP UYSAL

MEMURU İNSAN ŞAKİ SANIYOR

**
MEMURU İNSAN ŞAKİ SANIYOR
Turgutlu kaymakamının zulmünden vilayete şikâyete gelen Neş’et Efendi adlı bir vatandaş derdini viayette kaymakam olan şair Eşref’e söyler ve bir arzuhal yazmasını ister.
Eşref de şu kıt’ayı yazdırır:
“Her biri halince icray-i mezalim etmede.
Görse bir memuru insan, bir şaki sanıyor.
Eyleme beyhude ey biçare feryad-ü figan.
Ah-ı mazlumu hükümet musiki zannediyor.”
ANLAMI:
Her biri kendince zulüm etmekte:
İnsan bir memur görünce eşkıya sanıyor…
Ey zavallı, bos yere yakınma, bağırıp çağırma;
Çünkü ezilenlerin ahını işiten hükümet bunu musîki sanıyor! “
bir de tersi olsa n’olurdu ?
milletin ahını almadan ,millete zulmetmeden ,milletin işin görmeyi ibadet bilen insanlar olaydı o makamlarda n’olurdu?
hazırlayan :serap uysal

EŞREF DER Kİ :”SEN KİM ,ADALET KİM?”

 

Bir kanun adamının Şair Eşref’e büyük bir hıncı vardı. Bir gece Eşref’in sokağa fenersiz çıkmasını fırsat bilir ve karakola götürmek ister. Şair ayak diretince de yakasına yapışır, sille tokat dayak atar. Eşref de karşılık verir.
“Vazife başındaki zaptiye memuruna tokat atmak” suçundan adliyeye sevk edilir. Sorgu hakimi Ohannes Efendi adındaki Ermeni, bir kağıda usulen bazı sorular yazar ve Eşref’e,
– “Bunlara cevap verin!” diyerek uzatır.
Eşref de,;
-“Suallerinizin topuna cevaptır” diyerek şu kıt’ayı yazar:
“Elinde yok adalet, olsa da sen kim, adalet kim,
Kimi mazlum görürsen hep kabahat sendedir!… Dersin…
Polisler üstüme saldırdı, ben de sille aşk ettim
Be Müstantik Efendi!… Söyle, sen olsan ne halt yersin.

HAZIRLAYAN .SERAP UYSAL

“BİRAZ DA İNSAN GÖRÜN” DEDİ ,ARİF NİHAT ASYA

         BİR YİĞİT SESİ ANALIM :ARİF NİHAT ASYA

Şairlerimiz vardır hepimizin bildiği ..

Şiirleri vardır dillere destan ,unutulmayan ,her daim anılan .

İşte onlardan biridir ARİF NİHAT ASYA merhum ..

Edebiyat öğretmenidir .

ADANA ilimizde de görev yapan  bu yiğit ses, görev yaptığı tüm diğer yerlerde olduğu gibi ADANA’ da da vatana sevdalı gençler yetiştirir .

O’nun çoşkusu şiirlerini okuyanlara dahi sirayet etmişken varın öğrencilerini siz düşünün .

Diyorum ki sözün burasında ,böyle bir öğretmene öğrenci olmak vardı ..

Bir dönem siyasete de girer BAYRAK ŞAİRİMİZ …

1950 yılında DP’den aday olan şairimize derler ki :

-Sen CHP”nin devlerinin karşısına hangi cesaretle çıkıyorsun ?

Devler dedikleri de ADANA’nın sayılı siyasetcilerinden Kasım Gülek başta olmak üzere, Kemal Satır,Cavit Oral gibi güçlü rakiplerdir..

Seçim öncesi Adana’da bir miting düzenlenir ve orada sözün ustası söze şöyle girişir :

-Sevgili Adanalılar!

Politikaya soyunmamızdan sonra bazı dostlarım bana ;

-“Sen CHP’nin falan ,filan devlerinin karşısına hangi cesaretle çıkıyorsun diye sordular.

Bu sözler gerçekte bana cesaret  verdi.Çünkü şimdiye kadar sizin karşınıza hep birtakım devler çıktı.

Biraz da insan görün diye ben huzurlarınıza çıkmış bulunuyorum .

Bu sözlerden sonra ADANALILARIN halini hayal edin .

(ARİF NİHAT,bu giriş cümlelerinden sonra alkıştan meydan çökecek sandım ,diyor.)

O’nu anlatmaya ve anmaya devam edeceğiz inşaallah ..

HAZIRLAYAN VE SUNAN :SERAP UYSAL