NASIL ÖLMEK İSTİYORSAN ÖYLE YAŞA !

Kayınbabam rahmetli uzun yıllar prostat rahatsızlığı çekti.
O kadar muzdaripti ki bundan, sonda ile yaşadı uzun süre.
Utanırdı sondasından ,sondasını koyduğu daha doğrusu sakladığı bir bezden torbası vardı. Şalvarının n yanına takardı..
Tuvaletten çıktığında abdest alırken görmeliydiniz.Nerdeyse yarım  saat sürerdi belki  de daha fazla
*
Ellerini, sondasının dışını yıkardı uzun uzun..pijamasını dizlerine kadar sıvamış  ..ayaklarını da öyle…
Evde herkes abdest alacağında ondan önce  koşardı lavaboya..dedeyi bekleyip de namazı  geciktirmemek için.
Derken beyin küçülmesi  oldu zamanla ..unutkanlık başladı, yataktan kalkamaz oldu. Ama yine de namazını bırakmazdı.
Yataktan kalkamadığı zamanlarda teyemmum yapardı  .
Bir torbada toprağı vardı. O torba yatağının yanına getirilir kayınvalidemin yardımıyla teyemmümünü yapar..oturduğu yerde namazını eda ederdi..
Akıl  baştan iyice gittiğinde baktık zaman zaman kollarını aynı teyemmüm yapar gibi sıvazlıyor sıvazlıyor…..dikkatimizi çekerdi onun bu hali…
*
Ölümünden kısa süre  önce  dili ,ağzı yara olmuş dil dönmüyor. Hasta maması veriliyor, onu dahi yiyemiyor…
Zaman zaman evlatları kelime-i şehadeti telkin ediyorlar..dili dönmüyor, söylemeye uğraşıyor ama söyleyemiyor..
Ben yanında durmaya dayanamıyorum  içim burkuluyor dışarı çıkıyorum  ..
Bir ara içeri  girdim yanına oturdum. ..
-Hadi baba ..bir beraber Allah diyelim  diye elini tuttum.
Ben söyledim ardından da o..
Dili dönmeyen babamın öyle bir Allah deyişi vardı  ki asla unutmayacağım..
Dedim ki kendi kendime:”İnsan nasIl yaşarsa öyle ölür .”diye sevgili peygamberim boşuna  mı  demiş….
Allah rahmetine gark etsin…..
Güzel yaşayıp , güzel ölmeyi 
Hüsn-i Hatimeyi ŞU MÜBAREK KADİR GECESİ HÜRMETİNE RABBİMİZ HEPİMİZE NASİP ETSİN .
KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN .
YAZAN VE SUNAN : SERAP UYSAL

HABERSİZ MİSAFİRLER VE BİR PİŞMANLIĞIN ÖYKÜSÜ

Bazen fikirlerimizde ikiz gibi olsak da ,yine de anlaşamadığımız hususlar vardı eşimle .

Birisi de eve misafir geleceğinde haberi bile olsa bana söylemeyi unutmasıydı .

Niye mi kızıyordum ?Neticede gelen Allah misafiri .haber verse ne olur vermese ne olur ki?

Misafirimiz ,Allah eksik etmesin her daim olurdu şükür .

Benim sıkıntım misafiri yüksünmek değil,hazırlıksız yakalanmaktı .

Bu bahsettiğim durum da yakınlarda olan bir vaka değil ,taaa 1980 li yıllar .

O zamanlarda öyle no frost buzdolapları yok.

Süper marketler yok.

Evin önünden geçen sebzeciden aldım aldım sebze ,meyve vs .

Yoksa kuru erzak ,kuru yemişe talim .

Yatılı Kur’an Kursunda çalşıyorum ,çocuklar arka arkaya doğdu .Tüm gün mesai olunca sorumluluğu da ona göre yani .

 

 

Ögrencilerin yatma saatine kadar evle kurs arasında koştur..

Ansızın gelen misafire yemek çıkarmak bi yana, bu mesele  değil haberim olsun ,evim derli toplu olsun, yemeğim mükellef olsun.

Beyefendiye söylediğimde ;

-”benim misafirim buraya yemek içmek için gelmiyor .peynir -ekmek, zeytin -pekmez koy.Allah ne verdiyse koy afiyetle yiyelim.”

Şimdi belirtmem lazım… benim beyefendim köyde yetişmiş bir köy delikanlısı.

 Ben ise, dedem bile Tarsus’ta sehirde doğmuş,diğer dedem de aynı .

O da Adana’da doğmuş ,dolayısıyla demek istediğim ,ben bir köy kültüründen oldukca uzak yetişmişim.

Hayatımda köy görmemişim.

Ve anlaşamıyoruz bu konuda.

-Senin haberin var miydi bu misafirin geleceğinden diyorum

-Vardı ..

-Eee niye soylemedin.

-Unuttum..

Cevab ıbeni öfkelendiriyordu.

-Yaa sen benim dedigimi yap,ötesine  karışma..

Bu  yıllarca devam etti.

Taa ki bir gün bir hadis-i şerif okuyana kadar.

O ana kadar duymamışım şaşkına döndüm.

Ne okudunuz dediğinizi duyuyorum gibi…

Evinize bir misafir geldiğinde ne ikram edeceğim diye sıkıntıya düşmenin dinen uygun olmadığını,

Aynı  şeyin misafirliğe giden kişinin de gittigi yerde ne yiyeceğim diye bir duyguya kapılmasının yanlışlığı ortaya konuyordu.

 Bir anda dehşete düştüm.

Ben ne yapıyordum böyle .

Sırf beni dağınık görmesinler diye ve daha tertipli bir misafir ağırlamam olsun diye eşimi üzmüş ,kendim de yıpranmıştım.

“Yazıklar olsun bana.” dedim

Kendime kızdım.

İki gün sonra o zaman abone olduğum bir gazetede bir yazıda şöyle bir şeyler okudum.

Bu da benim gibi insanların hiç de az olmadığını çoğu  hanımların bu şekilde düşündüğünü ve hareket ettiğini  gösterdi.

Sizlere okuduğum yazıyı aklımda kaldığı kadarıyla aktarmak istiyorum.30 Yıl KADAR ÖNCE . …

 Yeni evli bir çift var.Zamanla misafirleri geliyor gidiyor. Gelin hanım her misafir  geldiğinde , bir sürü hazırlık yapıyor, temizlikten yemeğe  her bir misafir gelişinde yorgunluktan bitap vaziyette…

Misafir gidince  yapılan yemeklerin çoğu ziyan oluyor. Çorbasıydı, etlisi, sebzesi, pastası böreği, çöreği ,meyvesi, salatası…

Eee  misafir bu kadar yemeği  hangi mideye sığdıracak. Tabii ki ziyan oluyor. Sadece yemek mi?

Eğer gelen yatılı misafir ise işlemeli  nakışlı, bir hoş bakışlı yatak ,yorgan, yastık…misafir gidince yastıklar ,yorganlar çıkarılıyor..

 Hepsi sökülüp bir güzel yunup -yıkanıp ,ütülenip yerine konana kadar gelin hanımda hayır kalmıyor.

Ve bir zaman sonra artık misafirden yüksünmeye başlıyor.

Nasıl yüksünmesin.

Her misafirin gelişi demek bir sürü masraf,israf ve yorgunluk…

 Ve üstelik gelen misafirle oturup sohbet edecek vakit te kalmıyor,  takat ta..

Evin beyefendisi  taze damat, bu durumu önceleri gözlemliyor ,bir yorumda bulunmuyor..

Bir gün misafirliğe  gideceklerini hazırlanmasını söylüyor  .

Gittikleri evde yemek olarak kuru fasulye, pilav, turşu var.

Öylesine iştah ve afiyetle, yanında sohbetle yiyorlar ki…gelin hanımın çok hoşuna gidiyor sohbet…yenilen yemek haz veriyor.

Daha sonraki günlerde bir gün beyefendi  bir koca paketle geliyor ve hannımına paketleri açıyor. içinden çıkanlar bir kaç battaniye ve sade nevresim takımları ..

Dantelsiz ,oyasız. Sade ve güzel ..

Hanımının meraklı bakışları arasında  diyor ki:

-Bundan sonra benim misafirlerime bu battaniyeleri ve nevresim takımlarını kullanmanı istiyorum…

Ve soruyor daha önceki günlerde misafirlikten geldikten sonra:

-Yemekler hoşuna gitti mi diye..

Karısı:

-Evet yemekler cok güzeldi  .

-Peki ya sohbet nasıldı ?  diyor yine.

-Sohbet de çok güzeldi  diyor.

Yine gitmek isteyip istemediğini sorduğunda eşinin “evet” cevabını vermesi memnun ediyor tabii ki beyefendiyi.

Bunları kullacaksın diye verdiği yatak, nevresim takımının ardından da eşine oturmasını  söylüyor ve diyor ki:

-O kuru fasulye, pilav ,turşu  hoşuna gitmişti değil mi?

 Benim misafirlerim de onları çok severler diyerek eşine istediğini bu şekilde belirtiyor.

Veeee  ..daha sonraki günlerde eşinin istediği gibi misafir ağırlayan gelin hatun,  hem çok daha az yoruluyor hem daha az masraf ediyor, hem israf olmuyor ,hem de misafirin gelişi onu çok memnun ediyor. Çay güzel ,sohbet  güzel, var yine gelmek ben diyen Alman turist misali ,misafirin gelmesinden haz almaya başlıyor..

Evet dostlar…ben okuduğum yazıyı  böyle hatırlıyorum, biraz da katık koydum tabii içine  benden biraz..

Bu yazının,  hemen okuduğum hadis-i şerifin akabinde gelmesi büyük bir tevafuktu benim için. Tabii ki  ben o günden  sonra 361 derece  ,bir  derece fazlasıyla çark ettim.Fikrimden döndüm.

 Ve artık niye haber etmedin kavgası  bitti.Ve bu durumu  misafirliğe dair vaazlarımda ve özel sohbetlerde defalarca anlattım.

 Benim efendi de yıllar sonra bunu benim ağzımdan duyduğunda gülümsedi.

 Haklı olmanın haklı gururu tabii ki..

 Ee ben de haklıydım ama..4 Çocuk annesi çalısan bir kadın…zor günlerdi..

 Bizler için sonraki yıllarda şu no frost dolaplar işimizi  nasıl da kolaylaştırdı.şimdiki hayat şartlarımız  her geçen gün elhamdülillah artıyor..

Yıllar sonra bu fırsata sahip olmak işimizi kolaylaştırdığı gibi şükretmeye de bir vesile…

Bol misafirli ve bereketli , hareketli, bol sohbetli nice güzel günlere sevgili dostlar….

 

 YAZAN  VE SUNAN  :SERAP UYSAL

 

KALBE DOKUNAN MISRALAR

HAKK’A AŞIK OLDUN İSE
MUHABBETLE DOLDUN İSE
CANDAN ONU BULDUN İSE
GECELERİ UYKU NİYE
MURADINA ERDİN İSE
HAKKK RIZASIN VERDİN İSE
ALLAH İÇİN VERDİN İSE
VERDİĞİNDE GÖZÜN NİYE
*
SÖNMÜŞ OCAK YAKTIN İSE
GÖNÜLLERE AKTIN İSE
BİR YOKSULA BAKTIN İSE
BAŞA KAKAN SÖZÜN NİYE
*
BİR HASTAYA VARDIN İSE
HATIRINI SORDUN İSE
YARASINI SARDIN İSE
KALBİNDEKİ HÜZÜN NİYE
*
HAK YOLUNDA OLDUN İSE
NURLARIYLA DOLDUN İSE
RIZASINI BULDUN İSE
CENNETİNDE GÖZÜN NİYE
*
SECCADEYE DURDUN İSE
HAKK KAPISIN VURDUN İSE
ÖBÜR DÜNYA YURDUN İSE
BU DÜNYADA GÖZÜN NİYE

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

MUKATTAAT İLE BAŞLAYAN İLK SURE :NUN SURESİ(diğer adı KALEM SURESİ

*AHİRETTEN İLK SÖZ EDEN SURE :YİNE NUN SURESİ

*GASAİLÜL MELAİKE KİMDİR:(MELEKLERİN YIKADIĞI SAHABİ)HANZALA

*İLK DEFA İDAMDAN ÖNCE NAMAZ KILAN SAHABE:HUBEYB BİN ADİYY

*PEYGAMBERİMİZİ HİCRETTEN SONRA MİSAFİR EDEN SAHABE: HZ . HALİD BİN ZEYD :(EYYÜP SULTAN CAMİİNDE YATAN EBU EYYÜP EL ENSARİ HAZRETLERİ)

*İLK SELAM VEREN SAHABE:EBU ZER

KAMÇISI DEVEDEN DÜŞSE İNİP ALAN SAHABE: HZ. EBUBEKİR

BİLİYOR MUSUNUZ YİNE Kİ :

KUR’AN’DA GEREK DİNİ GEREKSE DİN DIŞI KONULARDA İLİM KELİMESİ VE TÜREVLERİ 750 DEFA GEÇER.BU DA DİNİMİZİN İLME ,BİLGİYE VE BİLİM FAALİYETİNE VERDİĞİ ÖNEME İŞARET EDER .

                                                  KAYNAK:(KURAN YOLU TEFSİR ).

İlim kelimesi türevleriyle birlikte Kur ân da 750 yerde geçmekte olup, Allah ve O nun yarattıklarından şuur sahibi olan insan ve melekler için kullanılmıştır. Bununla birlikte, okumak, düşünmek, ibret almak, akıl, nazar, hikmet, fikir, ayet gibi ilim ile ilgili kelimeler de dikkate alındığında, Kur‘an daki her dört ayetten birinin ilimle ilgili olduğu görülür. K.Kerim’de bu kavramların bu kadar çok geçmesi İslam’ ın ilme verdiği değeri gösterir.

İSLAMI İLK KABUL EDENLERDEN İLK ŞEHADET GETİREN : EBU ZER

*İLK DEFA KABE’DE SESLİ İMAN ETTİĞİNİ SÖYLEYEN VE DAYAK YİYEN SAHABE:EBU ZER

İSLAMDAN ÖNCE HAYDUTKEN MÜSLÜMAN OLAN SAHABE :EBU ZER

İKBAL DER Kİ:

“YOL KESENLER KUR’AN’I ÖĞRENİNCE YOL GÖSTEREN OLDULAR.”

HAZIRLAYAN VE SUNAN SERAP UYSAL

ELEKTRİK YOKMUŞ ,GAZA GELMİŞ

DEDEYE TORUNU SORMUŞ:

-DEDECİM SEN BÜYÜKANNEMLE NASIL EVLENDİN?

TV .DE EVLİLİK PROĞRAMLARINI İZLİYOR YA AFACAN ONDAN MERAK ETMİŞ .

DEDEMİZ CEVAP VERİYOR:

KISMETİMMİŞ ,ALNIMA YAZILMIŞ EVLENDİM İŞTE .

-EVLENMEDEN ÖNCE BÜYÜKANNEMLE HİÇ KONUŞMADINIZ MI?GEZMEDİNİZ Mİ YANİ?

YAVRUM SEN NE DİYERSEN DİYOR ERZURUMLU HOŞ ŞİVESİYLE DEDECİĞİMİZ:

-YANİ DEDE ,SEN EVLENMEDEN ÖNCE ,BÜYÜKANNEMİ GÖRÜNCE ,ONDAN ELEKTRİK ALDIN MI ALMADIN MI?ONU DİYORUM ..

-YAVRUM ,O ZAMAN ELEKTRİK YOKTU Kİ .

EVLENMEDEN ÖNCE BÜYÜK ANNENİN YÜZÜNÜ HİÇ GÖRMEDİM .

 O ZAMANLAR GAZ LAMBASI VARDI ..BENİ DE GAZA GETİRDİLER ..ÇOK GÜZELDİR DEDİLER BÜYÜKANNENLE EVLENDİRDİLER ..

NEDİR BU İBADETLERİN ESAS AMACI ?

RABBİMİZ KAPLUMBAĞALARI NE DE GÜZEL YARATMIŞ .
GERÇİ HANGİ YARATTIĞI GÜZEL VE HİKMETLİ DEĞİL Kİ?
ONLARIN YARADILIŞ VE YAŞAYIŞINDA BİZLERE NE GÜZEL ÖRNEK VAR DİYE DÜŞÜNDÜM ..TAKTIM KAFAYA KAPLUMBAĞALARI.
RABBİMİZ BİR SİVRİSİNEĞİ BİLE BİZE ÖRNEK VERMEKTEN ÇEKİNMEZ….
BİR TEHLİKE ANINDA GAYET KORUNAKLI YARATILAN EVİNİ SIRTINDA TAŞIYAN KAPLUMBAĞALAR KABUĞUNA ÇEKİLİR VE KENDİNİ TEHLİKELERDEN KORUR.
TUTUP DA ZALİM BİRİSİ O KABUĞU KIRMAK İÇİN AĞIR BİR TAŞLA ONU EZMEYE ÇALIŞMAZSA VEYA BİR ARAÇ ALTINDA TRAFİK KAZASINA MARUZ KALMAZSA
KENDİNİ KORUYABİLİR KABUĞUNA ÇEKİLEREK..
ÇEVREMİZDEKİ İNSANLAR DA, HERKES DAHİL BUNA…
YİNE İNSANLARDAN ZARAR GÖRDÜĞÜNE (MADDİ VE MANEVİ)HEPİMİZ ŞAHİT OLMUŞUZDUR .
DEDİKODU ,İFTİRA ,YALAN ,DOLAN ,VEFASIZLIK ,LAF TAŞIMA ,HASET ,KİN VE BİLMEM DAHA NELER HEPİMİZİN MUZDARİP OLDUĞU VE YAKINDIĞI KÖTÜ HUYLAR DEĞİL Mİ …BİZİ DERİNDEN YARALAYAN .HEPİMİZİN ŞİKAYETÇİ OLDUĞU AMA HİÇ KİMSENİN KENDİ ÜZERİNE TOZ KONDURMADIĞI ÇİRKİN HUYLAR ..ALLAH HEPİMİZİ BUNDAN MUHAFAZA EYLESİN .
BU AHLAKİ ZAAFLAR Kİ İBADETİNE ÇOK DÜŞKÜN OLAN İNSANLARDA DAHİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DAHA BİR ÇİRKİNLİK ARZ EDİYOR …
KIYAMET HACIYLA HOCADAN KOPACAK SÖZÜ KÜFÜR GİBİ GELİYOR İNSANA …
BUNLAR ASLINDA BİRER ZAAF DEĞİL GÜNAHIN ALASI .AMA NEDENDİR BİLİNMEZ KENDİMİZİ BUNDAN KORUYAMIYORUZ .
İNSAN BAZEN BU TÜR HADİSELERİ YAŞADIĞINDA . “ ÇIKAM DAĞLARA ,DAĞLARA.” DİYESİ GELİYOR .
ASLINA BAKARSAK BU İNSANİ ZAAF VE GÜNAHLAR İNSANIN YARADILIŞI İLE VAR İDİ VE VAR OLACAK .
DİNİMİZ İSE BU ZAAF VE GÜNAHLARI YOK ETMEK İÇİN VAR ASLINDA .
İBADETLERİN GAYESİ DE BU DEĞİL Mİ  .
“NAMAZ SADECE ŞEKİLDEN Mİ İBARETTİR ?”
“ORUÇ TUTMAK SADECE AÇ KALMAK MIDIR?”
“HACCA GİTMEK SADECE BİR YOLCULUK MUDUR?
“KURAN OKUMAK SADECE DEFALARCA KURANI OKUYUP BİTİRMEK, HATİM İNDİRMEK MİDİR?” DİYE SORULDUĞUNDA BUNA ELBETTE VERECEĞİMİZ BİR CEVAP OLMALI …
NEDİR BU İBADETLERİN ESAS AMACI ?
AHLAKİ ZAAFLARIMIZI GİDERMEDİKÇE BU İBADETLERİN MAKSADINA ERİŞTİĞİNİ, DAHA DOĞRUSU BİZİ ERİŞTİRDİĞİNİ SÖYLEMEK MÜMKÜN MÜDÜR ?
BU ZAAFLARIN Kİ ÇOĞU DİL YARESİ …
PEYGAMBERLERİMİZİN HAYATLARINA ŞÖYLE BİR BAKALIM .
ONLARIN HAYATLARINDAKİ MESAJLARI ANLAMAYA ÇALIŞALIM .
*HZ .ADEM: OĞLU KABİL KARDEŞİ HABİL’İ KISKANÇLIKTAN ÖLDÜRDÜ.İLK CİNAYET KISKANÇLIK YÜZÜNDEN .
*HZ .NUH ,OĞLUNU TUFANDAN ÖNCE BİR TÜRLÜ İMANA İKNA EDEMEDİ ,GEMİYE ALAMADI.İNADI İMANA GALİP GELDİ.
*HZ. LUT :KARISI KÜFRÜNDE ISRAR ETTİĞİ GİBİ BİR DE KAFİRLERLE İŞBİRLİĞİ YAPARAK PEYGAMBER KOCASINA İHANET ETTİ.
*HZ .İBRAHİM :BABASIYLA İMTİHAN EDİLDİ .O DA İMAN ETMEDİ .EVLAT HASRETİ VE DAHA SONRA EVLADA KAVUŞTUĞUNDAKİ İMTİHANLARI İSE ANLATMAYA GÜÇ TAKAT YETMEZ .BU YÜZDENDİR Kİ HALİLDİR  O . ALLAH’IN HALİLİ ,DOSTUM DEDİĞİ …
*HZ .EYYÜB:SAĞLIKLI VE VARLIKLI ZAMANLARINDA ELLERİNDEN TUTTUĞU İNSANLARIN İMTİHAN VESİLESİ OLAN HASTALIĞI ESNASINDA VEFASIZLIĞININ VE ÖZELLİKLE DÜŞMANLARININ  KINAMASININ KENDİNE ÇOK AĞIR GELDİĞİN SÖYLER .
EŞİNİN VEFASI İSE İBRET VE ÖRNEK VESİLESİ OLMALIDIR.
*HZ .MUSA KAVMİNİ YAPTIKLARI İSE HALK TABİRİYLE “KIRDIKLARI CEVİZ KIRKI AŞMIŞ “DEDİRTİR İNSANA ADETA .
BU YÜZDENDİR Kİ KURANDA EN ÇOK ONLARIN YAPTIKLARI YANLIŞLAR HATALAR ANLATILIR VE İNSANLAR İKAZ EDİLİR .
*HZ .İSA:EN YAKIN HAVARİSİNİN İHANETİNE UĞRAMIŞ AMA EŞTİĞİ KUYUYA HAVAR BİZZZAT KENDİSİ DÜŞMÜŞTÜR .
ANNEİSNE OLAN İTAATİ ,ANNESİ MERYEM VALİDEMİZİN İFFET VE HAYASI ,İTAAT VE İMANI İSE EN GÜZEL OLUMLU ÖRNEKLERDİR ..
SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZE GELİNCE KENDİ KAVMİNDEN ÖZ AMCASINDAN EN YAKINLARINDAN HER TÜRLÜ EZİYET VE KÖTÜLÜĞÜ BİZZAT YAŞAMADI MI ?
 İŞTE BÜTÜN BU ZAAFLAR ,GÜNAHLAR, ŞİMDİ İMAN EDEN BİR TOPLUMDA GÖRÜLÜYOR VE ALLAH BİZİ BU GÜNAHLARDAN UZAK TUTMAK İSTİYOR .TEMİZLEMEK İSTİYOR .
PEYGAMBERLER SIRF BU YÜZDEN BAŞA ÇIKAMADIKLARI KÖTÜLÜKLER YÜZÜNDEN HİCRET ETMİŞLER …
HİCRET BİR EMİRDİR .
PEYGAMBERİMİZİN VE BİR ÇOK PEYGAMBERİN YAŞADIĞI ..
BAZEN DERLER Kİ ; “İSLMI YAŞAMAK İÇİN DAĞLARA ÇIKACAKSIN ,UZLETE ÇEKİLECEKSİN .”
BU MÜMKÜN MÜ ?
ÖYLESİ BİR HAYATIMIZ VAR Kİ DEĞİL HİCRET ETMEK ,ETSEN BİLE AYNI ŞEYLERLE KARŞILAŞMAYACAĞININ GARANTİSİ YOK ..
İŞTE BU YÜZDENDİR Kİ KAMLUMBAĞALARA TAKTIM KAFAYI ..
 TIPKI ALLAH’IN SİVRİSİNEĞİ ÖRNEK VERDİĞİ GİBİ,HER YARATTIĞINDA BİZE BİR MESAJ VAR ..
BEN KAMLUMBAĞADA BU MESAJI ŞÖYLE ALGILIYORUM ..
TEHLİKE VAR MI ?BAKIYOR ,YOKSA YOLA DEVAM .VARSA KENDİ KORUMASINI KENDİ YAPIYOR .KAFASINI ÇEKİYOR KABUĞUNUN İYİCE İÇİNE VE KENDİ KORUMASINI KENDİ KABUĞUNDA YAPIYOR   ..
KABUĞUNA ÇEKİLMEK DİYE EDİLEN TABİR DE ZATEN KAMLUMBAĞADAN ESİNLENEREK SÖYLENMİŞ ..
BAŞA ÇIKAMADIĞIMIZ SORUNLAR ,GÜNAHLAR ,YALANLAR, DOLANLAR ,KISKANÇLIKLAR ,VEFASIZLIKLAR VE DAHA BİLMEM NELER …İŞTE KABUĞUNA ÇEKİLEREK ,İÇ DÜNYAMIZA HİCRET EDEREK BELKİ DE CANIMIZI DAHA AZ YAKACAK   ….
FİTNE ZAMANI ..YAPILACAK İŞ TE BU OLSA GEREK .
SERAP UYSAL
 
 

EN PAHALI HARCAMA:ZAMAN ÖLDÜRMEK

Franklen’e ait mağazanın vitrini önünde bir saatten beri duran bir adam nihayet tezgahtarlardan birine: “Bu kitabın fiyatı ne kadar?” diye sordu.
 
Satıcı: “Bir dolar” deyince, diğeri: “Daha ucuza veremez misiniz?” dedi. Satıcı, fiyatın bir dolar olduğunu tekrarladı.
Adam bir süre daha kitaplara baktı ve:
-“Franklen burada mı?” diye sorunca tezgahtar cevap verdi.
“Evet, o matbaada ve şu an meşgul.”
Müşterinin
-“Ben onu görmek istiyorum.” ısrarına karşılık mağaza sahibi çağrıldı. Müşteri mağaza sahibine:
 
“Bu kitabın bana teklif edebileceğiniz en aşağı fiyatı nedir? sorusunu sorunca mağaza sahibinin kısaca verdiği cevap şu oldu:
“Bir dolar 25 sent.
“Bir dolar 25 sent mi! Bir dakika önce memurunuz bir dolar demişti.”
“Doğrudur. İşimi bırakmaktansa, onu bir dolara vermevi tercih ederdim.”
Müşteri hayret etti; ama konuşmaya devam etmek isteyerek:
“Pekala son fiyatınız nedir?” dedi.
Franklen:
– “Bir buçuk dolar.” diye karşılık verdi.
 
-“Bir buçuk dolar mı? Fakat biraz önce siz bir dolar 25 sent demiştiniz.”
Franklen soğuk bir tavırla:
“Şimdi bir buçuk dolara satmaktansa ilk anda bir dolara satmayı daha çok arzu ederdim.” dedi.
Adam hiçbir şey söylemeden parayı verdi ve mağazayı terk etti.
O, zamanı paraya tercih etmek gibi faydalı bir ders almıştı.
 
Zaman israf edenlerin sayısı her yerde çoktur.
ZAMANIMI ÇALMA BAŞKA İHSAN İSTEMEM…
SERAP UYSAL

TERTEMİZ BİR TÜRKİYE, TERTEMİZBİR DÜNYA İÇİN…

SİDİKTEN NİÇİN KORUNMUYORSUN EY MÜSLÜMAN?
EFENDİMİZ (AS)ZAMAN ZAMAN ASHABIYLA GEZİNTİYE ÇIKAR VE BU ARADA DAHİ ONLARA BİR ŞEYLER ÖĞRETİRDİ .YİNE BÖYLE BİR GÜN ..
BU SEFER YANINDAKİ KİŞİLER EFENDİMİZİN AZ ÖNCE PIRIL PIRIL PARLAYAN ,GÜLÜMSEYEN GÖZLERİNİN BİR ANDA MAHZUNLAŞIP DURGUNLAŞTIĞINI GÖRDÜLER .
DOLAŞTIKLARI YERDE İKİ KABRE RASTLAMIŞLARDI .
ANCAK EFENDİMİZ NE OLMUŞ DA BÖYLESİ HÜZÜNLENMİŞTİ MERAK ETTİLER VE SORDULAR.
SANKİ KABRİN İÇİNİ  GÖRÜR GİBİYDİ…
“-BURDA YATAN İKİ KİŞİ AZAP GÖRÜYOR .”DEDİ EFENDİMİZ (SELAM ONA VE ASHABINA )
BU AZABIN SEBEBİ İSE, HİÇ DE KORUNMASI ZOR BİR ŞEY DEĞİLDİ ASLINDA .
ÖYLE Kİ EFENDİMİZ BU ADAMLARDAN BİRİNİN SİDİKTEN ÜZERİNİ KORUMADIĞINI  DİĞERİNİN DE LAF TAŞIDIĞINI SÖYLÜYORDU.
-SİDİKTEN UZAK DURUN .ÇÜNKÜ KABİR AZABININ BÜYÜK BİR KISMI ONDANDIR.
BÖYLE BUYURAN BİR PEYGAMBERİN ÜMMETİ NİÇİN ÜZERİNİ SİDİKTEN KORUMAZDI Kİ.
NEDEN İMAN EDENLER BUNA DİKKAT ETMİYORLARDI .
EFENDİMİZ (AS),ARKADAŞLARININ ÜZÜNTÜLÜ BAKIŞLARI ARASINDA ONLARA BİR AĞAÇ DALI GETİRMELERİNİ SÖYLEDİ .
VE GETİRİLEN DALI İKİYE BÖLEREK İKİ KABRE DİKTİ .
NEDENİ TABİİ Kİ SAHABE TARAFINDAN YİNE MERAK EDİLMİŞTİ .
ŞÖYLE SÖYLEDİ EFENDİMİZ:
“-UMULUR Kİ BU DALLAR KURUMADIKÇA ONLARIN AZABI HAFİFLETİLİR .”
BU BİR TESELLİ İDİ ELBETTE .
ŞU VAR Kİ GERÇEKTE KORUNMA, BİRİSİ MADDİ PİSLİK OLAN İDRAR,DİĞERİ MANEVİ PİSLİK OLAN NEMİME:YANİ KOĞUCULUK İDİ Kİ BUNLARDAN NASIL KORUNULACAĞI AŞİKARDI.
BİZLER KENDİMİZİ VE ÇOCUKLARIMIZI NE MADDİ NE MANEVİ PİSLİKLERDEN KORUYABİLİYOR MUYUZ DİYE SORALIM NEFSİMİZE .
KOLAYIMIZA GELİYOR ÇOCUKLARIMIZI TUVALETE SALIVERMEK …
-HADİ ÇİŞİNİ YAP DA GEL .
ÇOCUĞA KÜÇÜK YAŞTA ÜZERİNİ İDRARDAN ,PİSLİKTEN KORUMAYI  ÖĞRETMEK ,ZORUMUZA GELİYOR .İŞİN SAĞLIK YÖNÜ DE CABASI ..
DİNE SEMPATİ DUYMAYANLAR BU SÖYLENENLERİ YADIRGAYABİLİR .
EN ÇOK DİLE DOLANAN ŞEYLERDEN BİRİDİR AYAKTA BEVLETMENİN DİNEN UYGUN GÖRÜLMEDİĞİ…BU DURUMU  ANLATAN BİR HOCAYA HİÇ DE SEVİMLİ BAKILMAZ DİNE ANTİPATİK OLANLAR TARAFINDAN .
BU İŞİN SAĞLIK KISMI DA GÖZARDI EDİLİR SIRF DİNEN UYGUN GÖRÜLMEDİĞİ SÖYLENDİĞİ İÇİN .
MESELE SADECE İDRAR DEĞİLDİR ASLINDA …HER TÜRLÜ MADDİ TEMİZLİK ..
DÜŞÜNSENİZE HER YEMEKTEN ÖNCE VE SONRA ELLERİN YIKAN MASINI ,TAVSİYE EDEN ,SARI DİŞLERİNİ NEDENİNİ SORAN BİR PEYGAMBER.
SAÇLARIN TARANMASINI ,PEJMÜRDE OLMAYI HOŞ GÖRMEYEN BİR PEYGAMBER ..
 TEMİZLİĞİN İMANDAN GELDİĞİNİ TEBLİĞ EDEN BİR DİN…
KILIK KIYAFETE ÖZEN GÖSTERİLMESİNİ İSTEYEN VE ÖRNEK OLAN BİR PEYGAMBER..
VE BUNLARI GÖZARDI EDİVEREN BİR ÜMMET…
PİSLİĞİ KERİH VE ÇİRKİN GÖRMEYEN ,SADECE KENDİNİ DEĞİL ÇEVREYİ DE KİRLETEN VE BUNDA HİÇ DE BEİS GÖRMEYEN MÜSLÜMANLAR ..
BUGÜN İÇİMİ CIZLATAN BİR ŞEY ANLATAYIM …
HASTANEDEN GELİYORUM CANIM BURNUMDA ZATEN . ALIŞVERİŞ YAPTIM .EVE BAYAĞI YÜRÜYECEĞİM .MARKETTEN ÇIKTIM ,ÖNÜMDE BİR İLKOKULÇOCUĞU .
O DA MARKETTEN ÇIKTI .ELİNDE KÜÇÜK BİR PAKET VE MEYVE SUYU İÇİYOR .İÇMEYİ BİTİRDİ VE ELİNDEKİNİ TAM ÖNÜNDE KOCAMAN ÇÖP TENEKESİ VARKEN ISKALADI ,YERE DÜŞTÜ BOŞ KUTU …
KALBİM SIKIŞTI SANKI O AN .MÜBALAĞA GELMESİN .ÇEVRENİN BU KADAR HOR KULLANILMASI VE BELEDİYELERİN YAPTIĞI TEMİZLİĞİN SADECE TEMİZLEMEK OLDUĞUNU GÖRDÜKÇE İÇİM DARALIYOR .İNSANIMIZINI ÇEVREYİ NİYE TEMİZ TUTMADIĞINA VE BİLİNÇSİZLİĞİNE TAKIYORUM KAFAYI .
ÇOCUĞA SESLENDİM GÜZEL BİR İFADEYLE ..
– BAKAR MISIN DELİKANLI, DEDİM .
ÇOCUK DÖNDÜ:
-YAVRUM!BAKÖNÜNDE KOCAMAN ÇÖP BİDONU .SEN ÇÖPÜNÜ YERE DÜŞÜRDÜN ,ÇÖPE ATIVERSENE ONU KUZUM ..DEDİM AMA, ÇOCUK SARIŞIN MAVİ GÖZLERİNİ YARADANA KURBAN OLAYIM ,BİR DE GÜZEL Kİ, KIPKIRMIZI OLDU …
-KUZUM ,DEDİM ,BAK BİZ ÇEVREYİ TEMİZ TUTALIM OLMAZ MI ?
SİZİN GİBİ AKILLI ÇOCUKLAR ÇEVREYİ TEMİZ TUTAR !
HEMEN …HİÇ İTİRAZ ETMEDEN ÇÖPE ATIVERDİ ..
BEN BİR DE TEŞEKKÜR ETTİM .
-BANA KIZMADIN DEĞİL Mİ KUZUM .HADİ BAKALIM YAKIŞIKLI AFFERİN SANA DEDİM VE ÇOCUK MAHCUP ,YÜRÜDÜ GİTTİ .
LAKİN BEN BİRAZ DAHA BURULUP YOLUMA DEVAM ETTİM .ZİRA GÇTİĞİM YOLLAR HEP ÇÖP ..BİR KISIM YOL BİR OKUL ÖNÜ …HEP ÇÖP ,HER YER ÇÖP .
BİZ NASIL EĞİTİMCİYİZ ,BİZ NASIL ANNE BABAYIZ Kİ BU GÜZEL VATANI BÖYLE ÇER ÇÖPLE KİRLETİORUZ DİYE SÖYLENE SÖYLENE İÇSESİMLE BAŞBAŞA YÜRÜDÜM .
MANEVİ KİRLERE GELİNCE …
ONA SONRA DEVAM EDLİM . ŞU AN SAAT GECE 02 .15 .
RAMAZAN DAVULCUSU TOKMAĞA VURMAYA BAŞLADI …
YİNE DEVAM EDİLESİ KONULAR BUNLAR .
AMA BU İŞİN PEŞİNİ BIRAKMAYALIM .
TERTEMİZ BİR MAHALLE ,TERTEMİZ BİR MERSİN ,
TERTEMİZ BİR TÜRKİYE,
TERTEMİZBİR DÜNYA İÇİN…
ELELE .
HEP BİRLİKTE ,
KENDİ KALBİMİZDEN ,
BEYNİMİZDEN,
VÜCÜDUMUZDAN ,
EVİMİZDEN…
TEMİZLİĞE BAŞLAYALIM .
BİLİNÇLENELİM ,
BİLİNÇLENDİRELİM .
BU ÜLKE BİZİM .
BU DÜNYA BİZİM…
HAYIRLI SAHURLAR SEVGİLİ GÖNÜL DOSTLARI ..
ALLAHKABUL ETSİN ORUÇLRIMIZI..
YAZAN :SERAP UYSAL

ALLAH KATINDA EN DEĞERLİ ŞEY NE İDİ?

PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)ANLATIYOR:
“VAKTİYLE ADAMIN BİRİ, BİR BAŞKA KÖYDEKİ DİN KARDEŞİNİ ZİYÂRET ETMEK İÇİN YOLA ÇIKTI.
ALLAH TEÂLÂ, ONU GÖZETLEMEK VE KENDİSİYLE KONUŞMAK İÇİN BİR MELEĞİ GÖREVLENDİRDİ.
MELEK, ADAMIN GEÇECEĞİ YOL ÜZERİNDE ONU BEKLEMEYE BAŞLADI. YANINA GELİNCE:
-NEREYE GİDİYORSUN, KARDEŞ?DİYE SORDU.
-ŞU İLERİDEKİ KÖYDE BİR DİN KARDEŞİM VAR, ONU ZİYÂRETE GİDİYORUM.”
-O SENİN AKRABAN MI?
-HAYIR.
-ONDAN ELDE ETMEK İSTEDİĞİN BİR MENFAATİN Mİ VAR?
-HAYIR. BEN ONU SIRF ALLAH RIZÂSI İÇİN SEVİYORUM; ZİYÂRETİNE DE BU SEBEPLE GİDİYORUM.
O ZAMAN MELEK ŞUNLARI SÖYLEDİ:
-SEN ONU NASIL SEVİYORSAN ALLAH DA SENİ ÖYLE SEVİYOR.
BEN, BU MÜJDEYİ VERMEK İÇİN ALLAH TEÂLÂ’NIN SANA GÖNDERDİĞİ ELÇİSİYİM.
(MÜSLİM, BİRR 38; AHMED B. HANBEL, MÜSNED, II, 462, 508)
 ALLAH İÇİN BESLENEN SEVGİNİN KARŞILIĞI, ALLAH TARAFINDAN SEVİLMEKTİR.
ALLAH’I SEVEN GÖNÜLLERİN KALBİ DE YARATTIĞINA KARŞI SEVGİ DOLUDUR.
***
NE DEMİŞTİ YUNUS :
“YARADILANI SEVDİM ,
YARADANDAN ÖTÜRÜ.”
MÜMİN DEĞER VEREN ,SAYGI GÖSTERENDİR ..
SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZİN BİR YAHUDİ ÇOCUĞUNA,ÇOCUK OLDUĞU HALDE DAHİ DEĞER VERDİĞİNİ ,
BİR YAHUDİ CENAZESİ GÖRDÜĞÜNDE AYAĞA KALKTIĞINI HABER VERİYOR TARİH …
MÜ’MİN KARDEŞİNE GIYABINDA DUA ETMEYİ TAVSİYE EDERKEN BİR HALİMİZE BAKSAK BİZ NE YAPIYORUZ DİYE…
MÜSLÜMANLARA KİN BESLEMEK, HASET ETMEK, KÖTÜLÜKLERİNİ İSTEMEK BİR MÂNEVÎ HASTALIKTIR.
ALLAH TEÂLÂ ONLARI CENNETE KOYUNCA, MÜMİN LERİN GÖNÜLLERİNDE HİÇ BİR KÖTÜ DUYGU KALMAYACAĞINI ARAF SURESİ 43 .AYETİNDE ŞÖYLE HABER VERİYOR:
“BİZ ONLARIN KALPLERİNDE KİN NAMINA NE VARSA SÖKÜP ATTIK. ALTLARINDAN DA IRMAKLAR AKAR.
 “HAMD, BİZİ BUNA ERİŞTİREN ALLAH’A MAHSUSTUR. EĞER ALLAH’IN BİZİ ERİŞTİRMESİ OLMASAYDI, BİZ HİDAYETE ERMİŞ OLAMAZDIK.
ANDOLSUN RABBİMİZİN PEYGAMBERLERİ BİZE HAKKI GETİRMİŞLER” DERLER.
ONLARA, “İŞTE YAPTIĞINIZ (İYİ İŞLER) SAYESİNDE KENDİSİNE VARİS KILINDIĞINIZ CENNET!”

ALLAH TEALA ,ZAMAN ZAMAN AYNI MESAJLARI TEKRARLAR KUR’AN’DA İŞTE YİNE BUYURUYOR Kİ::
Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.
 HİCR 15/47)
***
SEVEN KİŞİ ,SEVDİĞİNİ SÖYLEMELİ
ÖNDERİMİZ ,RAHBERİMİZ ,EFENDİMİZ (AS),DÜNYADA HİÇBİR ZAMAN VE MEKANDA EŞİ BENZERİ GÖRÜLMEMİŞ BİR KARDEŞLİK ÖRNEĞİNİ BİZZAT YAŞADI VE YAŞATTI .
ENSAR VE MUHACİR KARDEŞLİĞİNİ ,İSLAM KARDEŞLİĞİNİ TESİS ETTİ..
BUNUN NASIL OLACAĞINI ÖĞRETEN EFENDİMİZDEN YİNE BİR ÖRNEK :
***
BİR GÜN EFENDİMİZ’İN YANINDA OTURAN BİR ADAM, YOLDAN GEÇEN ŞAHSI KÂİNÂTIN EFENDİSİ’NE GÖSTERDİ:
-YÂ RESÛLALLAH! BEN ŞU ADAMI ÇOK SEVİYORUM, DEDİ.
RESÛL-İ EKREM SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM:
-ONU SEVDİĞİNİ KENDİSİNE SÖYLEDİN Mİ? DİYE SORDU.
-HAYIR, SÖYLEMEDİM DEYİNCE:
-HEMEN GİT VE ONA KENDİSİNİ SEVDİĞİNİ SÖYLE! BUYURDU.
SAHÂBÎ YERİNDEN KALKTI; O ZÂTIN ARKASINDAN YETİŞTİ VE:
-BEN SENİ ALLAH RIZÂSI İÇİN SEVİYORUM” DEDİ.
O DA ONA ŞU NEFİS CEVABI VERDİ:
-BENİ RIZÂSI İÇİN SEVDİĞİN ALLAH DA SENİ SEVSİN.
(EBÛ DÂVÛD, EDEB 112, 113; AHMED B. HANBEL, MÜSNED, I, 140-141, 150)
PEYGAMBERLER SULTANI, SEVGİYİ DİLE GETİRMEYE İŞTE BÖYLE ÖNEM VERİRDİ. “BİR KİMSE DİN KARDEŞİNİ SEVDİĞİ ZAMAN, BUNU ONA SÖYLESİN” BUYURURDU. (EBÛ DÂVÛD, EDEB 112, 113; TİRMİZÎ, ZÜHD 54; AHMED B. HANBEL, MÜSNED, IV, 130)
Ebû İdris el–Havlânî rahımehullah’dan şöyle dediği nakledilmiştir:
“Dımaşk mescidine girmiştim. Bir de ne göreyim, güleç yüzlü bir delikanlı ve başına toplanmış bir grup insan. Bunlar bir konuda görüş ayrılığına düştüler mi hemen o delikanlıya başvuruyor ve fikrini kabulleniyorlardı. Bu gencin kim olduğunu sordum. “Bu Muâz İbni Cebel radıyallahu anh’tır” dediler.
Ertesi gün erkenden mescide koştum. Baktım ki o genç benden evvel gelmiş namaz kılıyor. Namazını bitirinceye kadar bekledim sonra önüne geçerek selâm verdim ve:
– Allah’a yemin ederim ki ben seni seviyorum, dedim.
– Allah için mi seviyorsun? dedi.
– Evet Allah için, dedim. O yine:
– (Gerçekten )Allah için mi seviyorsun? dedi. Ben de:
– Evet, ( gerçekten) Allah için seviyorum, dedim.
Bunun üzerine elbisemden tutarak beni kendisine doğru çekti ve şöyle dedi.
– Kutlarım seni. Zira ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim:
“Allah Teâlâ, “Sırf benim için birbirini seven, benim rızâm için toplanan, benim rızâm uğrunda birbirini ziyaret eden ve sadece benim rızâm için sadaka verip iyilik edenler, benim sevgimi hakederler” buyurmuştur.”
 Sevdiği kimseye ben seni Allah için seviyorum demek sünnettir. Birbirini Allah için sevenler Allah sevgisini kazanmışlardır.
SELAMŞU MÜBAREK RAMAZAN GÜNÜNDE BİRBİRİNİ ALLAH İÇİN SEVENLERİN ÜZERİNE OLSUN .
SELAM BİRBİRİNİ SADECE ALLAH RIZASINI GÖZETEREK ZİYARET EDENLERİN ÜZERİNE OLSUN .
,SELAM ALLAH’IN RIZASINI GÖZETEREK MENFAATSİZ İYİLİK YAPANLARIN ÜZERİNE OLSUN .
ALLAH HEPİMİZE ALLAH’IN SEVGİSİNİ HAKKETMEYİ NASİP KILSIN .
DUALARIMIZ KABUL OLSUN :AMİN ,AMİN ,AMİN YA MUİN !.
VELHAMDÜLİLLAHİ RABBİL ALEMİN .
HAZIRLAYAN :SERAP UYSAL
 

BUYURUN ,SERAP HOCA’NIN BEYİTLER SOFRASINA…

Bazen tek bir mısra ,bazen bir dörtlük ,bir mani,bir şiirden veya şarkı sözünden bir pasaj…Bazen bir fıkra bir anı….insana uzun konuşmaların veremeyeceği manaları ,anlatılmak istenen meramı verebilir .
Yıllardır ajandalarımıza kaydettiğimiz  böylesi güzellikleri diyorum ben bunlara ,çünkü gerçekten bunlar hayatımıza bir anlam katıyor:

Paylaşalım istedim vesselam …
İŞTE OKUNMAK ÜZRE SİZ BEKLİYORLAR
BEN DEFALARCA OKUDUM AMA BİR KERE DE BURAYA YAZARKEN VE SİZNLE PAYLAŞIRKEN TEKRAR OKUMANIN ZARARI OLMAZ ..BİLAKİS BELKİ YENİDEN OKUDUĞUMUZ BİR MISRA ,BİR BEYİT BİR ŞEYLERİ DANK ETTİRİR …
HADİ BUYURUN ,SERAP HOCANIN BEYİTLER SOFRASINA…
***
Ölümü gördüm yatasım geldi
Muhanneti gördüm tutasım geldi.
NOT:MUHANNET:ALÇAK ,KORKAK ,NAMERT anlamında T.D.KURUMU
Kadir mevlam senden bir dileğim var
Beni muhannete muhtaç eyleme
Eğer muhannete muhtaç eylersen
Kara topraklara garkeyle beni
Muhannetin suyu bulanık akar
Aktığı yerleri sel olur yıkar
İyilik etmeden başına kakar
İşte böylesine muhtaç eyleme
Muhannetin sözü zehirden oktur
Hüsnü kereminle rahmetin çoktur
Sağ elin sol ele faydası yoktur
Sağ gözü sol göze muhtaç eyleme
**
Gönül yüksekte gezer.
Dem be- dem yoldan azar.
Dış yüzüne o sızar.
İçinde ne var ise.
Şimdi gel de YAVUZ SULTAN SELİM HAN ile ŞAH İSMAİL arasındaki olay aklınıza gelmesin .
onu da yazayım yeri gelmişken :
avuz Sultan Selim Han döneminde,İran Hükümdarı Şah İsmail kıymetli mücevher ile dolu bir hediye sandığı gönderiyor.Hünkara…
Sandık açılır.Çeşit çeşit taşlar,kıymetli atlas kadife kumaşlar çıkar.Fakat sandık açılır açılmaz,etrafa pek fena bir koku yayılır. Önce hiç kimse bir anlam veremez,nadide mücevherlerle dolu sandıktaki bu fena kokuya… Sonra mesele anlaşılır. Sandığın dibine insan dışkısı doldurulmuştur. Yani Şah İsmail aklı sıra Cihan Padişaha hakaret ediyor.Cihan padişahı Yavuz Sultan Selim emir verir.”Herkes düşünsün,bu edepsizliğe,Osmanlı’nın şanına yakışır bir şekilde mukabele de bulunmalıyız”der.Ve çözümü yine kendisi bulur. Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatır.Sandığın içine,o zamanın en nefis gül kokulu lokumlarından hazırlanmış bir kutu yerleştirilir.Kutunun altınada bir satırlık yazıdan ibaret bur not iliştirilir.Hediye sandığı,itina ile süslendikten sonra Şah İsmail’e gönderilir.Sandık Şahın huzuruna çıkarılır.Sandık açılır açılmaz,etrafa mis gibi gül kokusu yayılır. Mücevher vs.gibi hediyeler takdim edildikten sonra,Osmanlı Elçisi Şahın tedirgin olmaması için,önce kendisi tatmak kaydıyla,büyük bir saygı ve nezaketle,Şah İsmail’e lokumdan ikram eder.Daha sonra görevliler, huzurda bulunanlara teker teker lokumu ikram etmeye başlarlar.Şah bütün bu olup bitenlere bir anlam veremez. Osmanlı Elçisi Şahın şaşkınlığını gidermek için lokum kutusunun altına iliştirilmiş mütevazı notu uzatır.Pusulayı okuyan Şah’ın yüzünde,bu sefer şaşkınlığın yerini büyük bir utanç ifadesi alır;
“İSMAİL, HERKES YEDİĞİNDEN İKRAM EDER…
****
Yunus Emre
*****
Gönülden çıkardım kini ,
Kin tutanın olmaz dini.
Yunus Emre
**************
Bir sinek bir kartalı ,kaldırdı vurdu yere.
Yalan değil gerçektir,ben de gördüm tozunu.
***
Gözsüze söyle dedim ,sağır onu işitmiş.
Dilsiz çağırıp söyler ,anlamadım özünü.
Yunus Emre
**************
Oburluk en büyük dert ,
Az yemek insana şifa.
Kabir kapısın tez açar,
Şeh eti her dem ifa.
İbn-i Sina
*************
Mazlumdan alma ahı.
Zalime eğme başı.
Cahil ile bal yeme.
**************
Çoban çevirir ise sürüyü ters yöne,
Topal koyun geçmez mi hiç en öne.
**************
Yamadık dünyamızı,yırtarak dinimizden.
Din de gitti ,dünya da elimizden.
**************
Tatsız aşa tuz neylesin.
Akılsız başa söz neylesin.
Atasözü
Öt benim tamburam
Senin aslın ağaçtandır.
Ağaç dersem gönüllenme,
Kırmızı gül ağaçtandır.
Pir sultan Abdal
araştıran ve sunan :serap uysal