ŞÜKREDEBİLMEK

BAKIP ŞÜKREDECEĞİM
BİR ZAMAN BİR DERVİŞ BİR ÇARIKÇIYA GİDER VE SOL AYAĞI İÇİN BİR ÇARIK İSTER. ÇARIKÇI BU İŞE ŞAŞAR KALIR.
-YA PEKİ ÖTEKİ AYAĞIN NE OLACAK ,ÇIPLAK MI DURACAK DERVİŞ BABA ,DER.
DERVİŞ:
-VERİYORSAN VER ŞU ÇARIĞI YOKSA ÇIKAR GİDERİM İDYEREK ÇARIKÇIYI AZARLAR.ÇARIKÇI ÇARIĞI VERİR VERMESİNE AMA GÖZÜNE DE UYKU GİRMEZ. ERTESİ GÜN YOLDA DERVİŞE RASTLAR VE YAKASINA YAPIŞIR.
-DERVİŞ BABA ,MAKSADIN NEYDİ Kİ BİR AYAĞINA ÇARIK GİYİP ÖBÜRÜNÜ ÇIPLAK KOYDUN?
DERVİŞ GÜLER VE :
-HALA ANLAMADIN MI A CAHİL ,DER.SOL AYAĞIM YENİ ÇARIĞIN KEYFİNİ ÇIKARIRKEN ,SAĞ AYAĞIM DA TAŞA DİKENE BATIP ACI ÇEKECEK ,DER.
ÇARIKÇI YİNE MERAKLA:
-İYİ AMA BUNA SEBEB NE?
DERVİŞ YİNE ŞU HOŞ CEVABI VERİR:
-ÇIPLAK AYAĞIM KAN REVAN İÇİNDE KALDIKÇA ,ÖBÜRÜNE BAKIP ŞÜKREDECEĞİM A SERSEM!
SERAP UYSAL

İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK,KEÇİ BOYNUZU VE SULTAN MAHMUT

SULTAN MAHMUT’TAN BİR HATIRA

RİVAYET EDİLİR Kİ SULTAN İKİNCİ MAHMUT HAN’A BİRİLERİ KEÇİ BOYNUZUNUN FAYDALARINI ANLATMIŞ UZUN UZUN . O DA MERAK EDİP ,TADINA BAKMAK İSTEYİNCE BULMUŞLAR BİR YERLERDEN BİR GÜN VE GETİRMİŞLER SULTANIMIZA TAKDİM ETMİŞLER.

SULTAN MAHMUT HAN ALMIŞ ,BİR İKİ ÇİĞNEMİŞ AMA İSTEDİĞİ VE UMDUĞU GİBİ BİR TAT ELDE EDEMEMİŞ. BUNUN ÜZERİNE:

“-BİR LOKMACIK BAL İÇİN BİR ÇEKİ ODUN ÇİĞNEYEMEM,” DEYİP KEÇİBOYNUZLARININ ÖNÜNDEN KALDIRILMASINI İSTEMİŞ. ,

SULTANIMIZ KEÇİ BOYNUZLARINI ÇİĞNEMEKTEN ÜŞENİP ÖNÜNDEN KALDIRILMASINI İSTEMİŞ AMMA ,FAYDALARINI UZMANLAR DA ANLATIYOR. AŞAĞIDAKİ SATIRLARI BERABER OKUYALIM MI?

*****

KEÇİ BOYNUZU DEDİĞİMİZ AĞAÇ ,ANADOLU’MUZDA BAZI YÖRELERDE HARNUP OLARAK DA BİLİNİR. YERYÜZÜNÜN EN ESKİ BİTKİLERİNDEN OLUP ANAVATANI OLARAK GÜNEY ANADOLU, SURİYE, KIBRIS, YUNANİSTAN, İSPANYA, FAS, TUNUS,CEZAYİR, FİLİSTİN VE LİBYA OLUP MEMLEKETİMİZDE, ANTALYA, MERSİN,SİLİFKE, DATÇA DOLAYLARINDA YAKLAŞIK 1500 KM2 LİK SAHİL ŞERİDİNDE DOĞAL OLARAK YETİŞMEKTEDİR. KEÇİBOYNUZU, YETİŞMEYE BAŞLADIĞI İLK 15 YIL MEYVE VERMEYEN BİR BİTKİDİR. MEYVELERİ İLK BAŞLARDA YEŞİL OLUP, OLGUNLAŞTIKÇA KAHVERENGİLEŞİR VE TAM OLGUNLAŞINCA PARLAK KAHVERENGİ BİR RENK ALIR. KEÇİBOYNUZUNUN EN BÜYÜK ÖZELLİĞİ, NEFES DARLIĞINA KARŞI OLDUKÇA ETKİLİ OLMASIDIR. KEÇİBOYNUZUNUN NEFES DARLIĞINA KARŞI ETKİLİ OLAN ETKİN MADDESİ HEMEN HEMEN BAŞKA HİÇBİR BİTKİDE BULUNMAMAKTADIR. BU ETKİN MADDE AYNI ZAMANDA BAZI ALERJİK ASTIM RAHATSIZLIKLARINDA ÖYLESİNE ETKİLİDİR Kİ; DERHAL SONUÇ ALMAK MÜMKÜN OLABİLMEKTEDİR. AYRICA ALERJİNİN NEDEN OLDUĞU NEFES DARLIĞI PROBLEMLERİNDE BÜYÜK BİR BAŞARIYLA UYGULANABİLİR.

KEÇİ BOYNUZU BAKLAGİLLER FAMİLYASINDAN OLUP BİR ÇOK YAN ÜRÜNÜ ELDE EDİLEREK KULLANILMAKTADIR. KEÇİ BOYNUZUNUN YAPISI KARBONHİDRATLAR, ŞEKERLER (SAKKAROZ, GLİKOZ), SELÜLOZ, AZOTLU BİLEŞİKLER, TANEN VE SABİT YAĞLARI İHTİVA ETMEKTEDİR. DUT PEKMEZİNDE OLDUĞU GİBİ AYNI YOL İZLENEREK HARNUP PEKMEZİ ELDE EDİLMEKTEDİR. ÇOK BESLEYİCİDİR. ÖZELLİKLE ÇOCUKLARDA KEMİK GELİŞİMİNİ SAĞLAR. YAPISINDA BOL MİKTARDA POTASYUM, FOSFOR, DEMİR, ÇİNKO, BAKIR BULUNDUĞUNDAN, KEMİK ERİMESİ, KANSIZLIK, ZAYIFLIK, DEMİR EKSİKLİĞİ DURUMLARINDA DOĞAL ŞİFA KAYNAĞIDIR. ŞEKER HASTALARI KULLANMAMALIDIR.

“BOYNUZUN KENDİSİ KANSIZLIK, ŞEKER HASTALIĞI GİBİ RAHATSIZLIKLARDA OLDUKÇA ETKİLİ. KEÇİ BOYNUZU PEKMEZİ İSE BRONŞİT, NEFES DARLIĞI, KANSIZLIK, ŞEKER ORANINI DÜŞÜRME GİBİ RAHATSIZLIKLARDA KANITLANAN BİR ETKİYE SAHİP.

ARAPLAR VE RUSLAR RAĞBET GÖSTERİYOR

KEÇİ BOYNUZU EN ÇOK ARAPLAR VE RUSLAR TARAFINDAN SATIN ALINMAKTADIR. “KEÇİ BOYNUZU’NUN ÇEKİRDEĞİ ECZACILIK ALANINDA KULLANILIYOR. ARAPLAR KEÇİ BOYNUZU’NU UN HALİNE GETİREREK TATLILARIN ÜZERİNDE KULLANIYOR. RUSLAR İSE DAHA DEĞİŞİK BİR ALANDA KULLANIYOR. RUSLAR KEÇİ BOYNUZU’NU PESTİL HALİNE GETİREREK SICAK VE ZİNDE TUTTUĞU İÇİN ASKERLERİNE VERİYOR. KEÇİ BOYNUZU VE ANDIZ PEKMEZİ’NİN GERÇEKTEN VÜCUDU SICAK TUTTUĞU KANITLANMIŞTIR.

KEÇİBOYNUZUNUN İÇERDİĞİ GALLİK ASİT İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDE ÖYLESİNE ÇOK YÖNLÜ ÖZELLİKLERİ OLAN BİR MADDEDİR Kİ, BU ÖZELLİKLERİNDEN BAZILARI AŞAĞIDAKİ TABLODA BELİRTİLMİŞTİR.

ANALGESİC: AĞRI KESİCİ

ANTİALLERGENİC: ALERJİYE KARŞI

ANTİASTHMATİC: ASTIMA KARŞI

ANTİBACTERİAL: BAKTERİ YOK EDİCİ

ANTİBRONCHİTİC: BRONŞİTE KARŞI

ANTİCANCER: KANSERE KARŞI

ANTİHEPATOTOXİC: KARACİĞERİ TOKSİNDEN ARINDIRICI

ANTİOKSİDANT: SERBEST RADİKALLERİ YOK EDİCİ

IMMUNOSTİMULANT: BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİCİ

ANTİVİRAL: MİKROPLARA KARŞI

ANTİSEPTİC: ANTİSEPTİK

CANCER-PREVENTİVE: KANSERE KARŞI KORUYUCU

BRONCHODİLATOR: BRONŞ GENİŞLETİCİ

ANTİPOLİO: ÇOCUK FELÇİNE KARŞI

YUKARIDAKİ TABLODA GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ GALLİK ASİT ÇOK YÖNLÜ BİR MADDEDİR. BU MADDENİN BELİRTİLEN BU ÖZELLİKLERİNİ ARTIRAN VE TAKVİYE EDEN KEÇİBOYNUZUNDA BULUNAN PROMOTOR MADDELERDİR. AKCİĞER ÖDEMİNE KARŞI KEÇİBOYNUZUNUN DESTEĞİ BULUNMAZ BİR İMKÂN. BALGAM SÖKTÜRÜCÜ GÜCÜ VE ASTIM A KARŞI OLAN TEDAVİ EDİCİ GÜCÜ ÇOK FAZLADIR. SİGARA İÇENLER KEÇİBOYNUZUNA BAŞLADIKTAN BİR İKİ GÜN SONRA NASIL BALGAM ÇIKARDIKLARINI HAYRETLE GÖZLEYECEKLERDİR.

KEÇİBOYNUZU, İNSANLIĞIN KORKULU RÜYASI ,AKCİĞER KANSERİNİ %90 ORANINDA ÖNLEME GÜCÜNE SAHİPTİR.

ÖZELLİKLE SİGARA İÇEN İNSANLARDA AKCİĞER KANSERİNE YAKALANMA RİSKİNİN NE KADAR YÜKSEK OLDUĞU, BU KONUYLA İLGİLİ HEMEN HER KLİNİK DENEYDE ORTAYA KONMAKTADIR. KEÇİBOYNUZU AKCİĞER KANSERİNİ ÖNLEYEN MÜKEMMEL BİR MEYVEDİR.

ANCAK, AKCİĞER KANSERİNE YAKALANMIŞ OLANLAR İÇİN TEDAVİ ETME GÜCÜ ÇOK ZAYIFTIR. ÇÜNKÜ BİR BİTKİNİN HASTALIĞI ÖNLEYİCİ ÖZELLİĞİ İLE HASTALIĞI TEDAVİ ETME ÖZELLİKLERİ BİRBİRLERİNDEN FARKLI ŞEYLERDİR. İŞTE KEÇİBOYNUZUNUN AKCİĞER KANSERİNİ TEDAVİ ETMEKTEKİ GÜCÜNÜ ARTIRICI FARKLI ETKİN MADDELER İÇEREN İKİNCİ BİR BİTKİYE İHTİYAÇ VARDIR. BU İKİNCİ TAKVİYE BİTKİ KIRMIZI TURPTUR.

KEÇİBOYNUZUNDA KOLESTEROL BULUNMAMASI AYRI BİR AVANTAJDIR. KAFFEİN VE THEOBROMİNE İÇERMEDİĞİ İÇİNDE TANSİYON PROBLEMİ OLANLARIN RAHATLIKLA KULLANABİLECEKLERİ BİR BİTKİDİR. FOSFOR VE KALSİYUM BAKIMINDAN ZENGİNDİR.

BU NEDENLE OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ) RAHATSIZLIĞI OLANLARA KALSİYUM İHTİYAÇLARININ KARŞILANMASINDA ÇOK İYİ BİR DESTEKLEYİCİDİR.

KEÇİBOYNUZU PEKMEZİ

FAYDALARI:

* KALSİYUM BAKIMINDAN ÇOK ZENGİNDİR (SÜTÜN 3 KATI)

* İÇİNDEKİ E VİTAMİNİ SAYESİNDE; ÖKSÜRÜĞE, GRİBE, KEMİK ERİMESİNE VE KANSIZLIĞA İYİ GELİR

* BALGAM SÖKTÜRÜR, GÖĞSÜ YUMUŞATIR, BRONŞLARI AÇAR, SİGARA TİRYAKİLERİ

İÇİN FAYDALIDIR VE NEFES DARLIĞINA OLDUKÇA ETKİLİDİR.

(ALERJİK NEFES DARLIĞI ÇEKENLERE ISRARLA KEÇİBOYNUZU PEKMEZİ TAVSİYE EDİLİR.)

* YÜKSEK HAM SELÜLOZ ETKİSİ İLE BAĞIRSAK RAHATSIZLIKLARINA VE GASTRİTE ETKİLİDİR.

*MİDE VE BAĞIRSAK GAZLARINI DIŞARI ATARAK MİDE ŞİŞKİNLİĞİNİ GİDERİR.

*BAĞIRSAK KURDU, TENYA, SOLUCAN GİBİ BAĞIRSAK PARAZİTLERİNİ TEMİZLER.

*MİDEYE KUVVET VERİR.

* YÜKSEK MİNERAL VE VİTAMİN İÇERİĞİ İLE DE DİŞ VE DİŞ ETLERİ ÜZERİNDE ÇOK OLUMLU ETKİLERİ VARDIR.

* YÜKSEK DOĞAL ŞEKERLER, ZENGİN MİNERALLER (ÖZELLİKLE ÇİNKO) VE VİTAMİNLER (A , B , B2, B3, D) İÇERİĞİ DOLAYISIYLA DOĞAL GÜÇ VE BESİN KAYNAĞIDIR.

* YÜKSEK SODYUM VE POTASYUM İÇERİĞİ SAYESİNDE TANSİYON, KARACİĞER VE AKCİĞER ÜZERİNE ÇOK YARALI ETKİLERİ BULUNMAKTADIR. KANIN ZEHİRLİ MADDELERİNİ TEMİZLER.

*İNSANLIĞIN KORKULU RÜYASI AKCİĞER KANSERİNİ %90 ORANINDA ÖNLEME GÜCÜNE SAHİPTİR.

*KALBE FAYDALIDIR, KALP ÇARPINTISINI ÖNLER

*İNSAN VÜCUDUNA GİREN RADYASYONU DIŞARI ATAR.

İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK VE KEÇİ BOYNUZU

” KEÇİBOYNUZUNUN YUNANCA ADI KERATİON, İNGİLİZCEDE CAROB, ARAPÇADA İSE KIRRAT.

KEÇİBOYNUZU TOHUMU YÜZYILLAR BOYUNCA ELMAS ÖLÇMEK İÇİN KULLANILMIŞ.

ELMASLAR ,KEÇİBOYNUZU TOHUMU İLE TARTILARAK SATILMIŞ.

BU YÜZDEN KEÇİBOYNUZU, KIRAT YA DA KARAT DENİLEN ÖLÇÜYE ADINI VERMİŞ.

” KEÇİBOYNUZU ÇEKİRDEĞİ DOĞADA AĞIRLIĞI DEĞİŞMEYEN BİR TOHUMDUR.

BÜTÜN TOHUMLU BİTKİLERDEN YALNIZ KEÇİBOYNUZU UZUN SÜRE SUDA BEKLETİLDİKTEN SONRA FİLİZ VEREBİLİR.

BU HEM ÇOK KURUDUĞU VE MEYVESİNDEN ÇIKTIKTAN SONRA SON VE SABİT AĞIRLIĞINI ALDIĞI İÇİN HEM DE İÇİNE SU ALMASI OLASILIĞININ ÇOK AZ VE ÇOK UZUN ZAMANA BAĞLI OLDUĞU İÇİNDİR.

BU NEDENLE ARAPLAR, SELÇUKLULAR VE OSMANLILAR DÖNEMİNDE AĞIRLIK ÖLÇÜSÜ OLARAK KULLANILMIŞTIR. DÖRT TANESİ BİR DİRHEM EDER. DİRHEM DEĞİŞMEKLE BİRLİKTE 3 GR. AĞIRLIĞI TEMSİL ETMEKTEDİR. SATICI İKİ DİRHEMLİK BİR ŞEY SATARKEN (8 ÇEKİRDEK) LÜTFEDİP 1 ÇEKİRDEK FAZLA TARTARSA BU MALI ALANIN İTİBARINI GÖSTERİR.

OLAĞANDAN FAZLA GİYİNEN, SÜSLENEN,GİYİMİNE ÖZEN GÖSTEREN KİŞİLERE DE ”İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK” DENMESİ BUNDAN KAYNAKLANMAKTADIR.”

GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ KEÇİBOYNUZU ÇEKİRDEĞİ, ÖZELLİKLERİNDEN DOLAYI BÜTÜN KÜLTÜRLERDE ELMASIN DEĞİŞMEZ ÖLÇÜSÜ OLARAK KULLANILMIŞ, BU ÖLÇÜYE ADINI VERMİŞ VE DEYİMLERE YERLEŞMİŞTİR.

ŞİMDİ BU DEYİM BİZE, “ BİR DAMLACIK BAL İÇİN BİR ÇEKİ ODUN ÇİĞNEYEMEM” DİYEN SULTAN MAHMUT’U HATIRLATTI YİNE .KEÇİ BOYNUZUNUN KENDİSİ DE ,MİNİCİK TOHUMU DA NE KADAR DEĞERLİYMİŞ MEĞER.YÜCE ALLAH’IN BİZ ACİZ KULLARINA LUTFETTİĞİ BU NE GÜZEL BİR NİMETTİR,ÖYLE DEĞİL Mİ

HAZIRLAYAN :SERAP UYSAL

ALLAH’A SESİNİ DUYURAN KADIN”

ŞİKÂYETİM VAR ALLAH’IM

KURAN-I KERİM’DEKİ 4 SURENİN ADI “NİSA” SURESİ’DİR NİSA, “KADINLAR” ANLAMINDADIR. KURAN-I KERİM’DE “RİCAL”, YANİ ERKEKLER ANLAMINDA HERHANGİ BİR SURE YOKTUR.

KURAN-I KERİM’DEKİ EN MANİDAR SURELERDEN BİRİ DE 58. SIRADA YER ALAN “MÜCADELE” SURESİ’DİR. MEDİNE’DE İNEN BU SURENİN KADINLAR AÇISINDAN ANLAMLI BİR HİKÁYESİ (SEBEB-İ NÜZULU-İNİŞ GEREKÇESİ) VARDIR.

MÜCADELE, “PEYGAMBERLE TARTIŞAN KADIN”ANLAMINA DA GELİR.BU SUREDE ZİKREDİLEN KADIN HZ HAVLE, BUGÜN BİLE HORLANMIŞ, ZORLANMIŞ, TERK EDİLMİŞ, ÖNEMSENMEMİŞ, GENÇLİĞİNDEN SONRA KENARA İTİLMİŞ BÜTÜN KADINLARIN ORTAK İSYANI OLMUŞTUR.SEMBOL OLMUŞTUR .ÖNEMSENMEDİKLERİNİ ZANNEDEN KADINLARA,

– “HAYIR, RABBİNİZ SİZİ ÖNEMSİYOR RABBİNİZ ,SİZİN ADINIZA ZULMEDEN ERKEĞE DÜNYADA CEZALAR GETİRDİĞİ GİBİ AHİRETTE DE HESAP SORACAK.ÜZÜLMEYİN, SESİNİZİ RABBİNİZ DUYUYOR, HALİNİZİ GÖRÜYOR .”CEVABIDIR MÜCADELE SURESİ…

ŞİMDİ HAVLE’(RA)Yİ TANIYALIM:
HAVLE(RA), MEDİNELİ OLUP HAZREC KABİLESİNE MENSUPTUR. HİCRETTEN SONRA RASÛLULLAH (SAV) EFENDİMİZE BEY’AT ETTİ. BABASI SA’LEBE İBN-İ ESREM’DİR. AMCASININ OĞLU EVS İBNİ SÂMİT EL-ENSÂRİ İLE EVLENDİ. REBÎ’ ADINDA BİR ÇOCUKLARI OLDU.

EVS İBNİ SÂMİT (R.A), TANINMIŞ SAHABE, UBÂDE İBNİ SÂMİT (R.A)’IN KARDEŞİDİR. BEDİR VE UHUD’DAN BAŞKA BİRÇOK GAZVEDE BULUNMUŞTUR.
HAVLE BİNT-İ SA’LEBE (R ANHA) PEYGAMBERİMİZE HİZMET ETME VE ONA YAKIN OLMA SAADETİNE EREN KADIN SAHABELERDENDİR DUHA SURESİNİN NÜZUL SEBEPLERİ ANLATILIRKEN ONDAN DA ŞU ŞEKİLDE BAHSEDİLMİŞTİR:

-“BİR ENİK, RESULULLAH’IN SEDİRİ ALTINA GİRMİŞ, ÖLMÜŞ DE HABERİMİZ OLMAMIŞ RESULULLAH DÖRT GÜN DURDU, VAHİY İNMİYORDU “YA HAVLE! RESULULLAH’IN ODASINDA NE OLDU Kİ BANA CİBRİL GELMİYOR?” SONRA DIŞARI ÇIKTI, BEN SÜPÜRGEYİ ALIP ODAYI TEMİZLEMEYE BAŞLADIM AĞIR BİR ŞEY SEDİRİN ALTINDA SÜPÜRGEME TAKILDI ÖLÜ BİR ENİK KARŞIMA ÇIKTI ONU EVİN ARKASINA ATTIM PEYGAMBERİMİZ (SAV) GELDİĞİNDE MÜBAREK SAKALI TİTRİYORDU

-“HAVLE! BENİ ÖRT ALLAHÜ TEÂLÂ DUHA SURESİNİ NAZİL EYLEDİ ” BUYURDU.

HAVLE BİNT-İ SA’LEBE (RA)’YA BÜTÜN SAHABELER HÜRMET EDERDİ. HAKKINDA NAZİL OLAN ÂYETLER ONUN ALLAH KATINDAKİ DEĞERİNİ İLÂN ETMİŞTİ. BU OLAYDAN SONRA ADI “MÜCADİLE” DİYE ANILIR OLMUŞTU. AYRICA GÜZEL KONUŞMASIYLA DA TANINIRDI. BU SEBEPLE ONA KARŞI HİZMET VE HÜRMETTE KUSUR ETMEZLERDİ. HZ. ÖMER (R.A)’IN DEVRİNDE GEÇEN ŞU HÂDİSE BUNUN EN AÇIK ÖRNEĞİ İDİ:

HZ. ÖMER (R.A) HALİFELİĞİ DÖNEMİNDE ASHAB-I KİRAM’DAN ABDÜLKAYS KABİLESİNİN REİSİ CÂRÛD İBNİ MUALLA İLE BİRLİKTE YOLDA GİDERKEN HAVLE BİNT-İ SA’LEBE (RÂ)’YA RASTLADI. ARTIK O YAŞLANMIŞTI. ONA SELAM VERDİ. HAVLE (RA) SELÂMI ALDI VE HZ. ÖMER’E ELİNİ ONUN GÖĞSÜNE KOYARAK, ŞU NASİHATTE BULUNDU:

“BİZ SENİ BİR HAYLİ ZAMAN ÖNCE “ÖMERCİK” DİYE BİLİRDİK. SONRA BÜYÜDÜN “DELİKANLI ÖMER” OLDUN. DAHA SONRA DA SANA “MÜ’MİNLERİN EMİRİ ÖMER” DEDİK. ALLAH’TAN KORK VE İNSANLARIN İŞLERİYLE İLGİLEN. ZİRA ALLAH’IN AZABINDAN KORKAN KİMSEYE UZAKLAR YAKIN OLUR. ÖLÜMDEN KORKAN, FIRSATI KAÇIRMAKTAN DA KORKAR.” DEDİ.

BU SÖZLERDEN DUYGULANAN HZ. ÖMER (R.A)’IN GÖZLERİNDEN YAŞ AKMAĞA BAŞLADI. ARKADAŞI CÂRÛD BU DURUMA ÜZÜLDÜ. NASIL OLUR DA BİR KADIN HALİFEYE BU SÖZLERLE HİTAB EDEBİLİRDİ? ONUN HALİFEYİ ÜZMESİNE VE YOLDA BEKLETMESİNE GÖNLÜ RAZI GELMEDİ. KOCA HALİFEYE KARŞI BÖYLE RAHAT HAREKET ETMESİNE SABREDEMEDİ. ÖFKELİ BİR ŞEKİLDE TANIMADIĞI HANIMA HAVLE BİNT-İ SA’LEBE (RÂ)’YA DÖNEREK:

– “BE KADIN! MÜ’MİNLERİN EMİRİ’Nİ RAHATSIZ ETTİN. YOLDA BEKLETTİN.” DİYE ÇIKIŞTI. HZ. ÖMER (R.A) İSE ARKADAŞINA O HANIMIN NASÎHATLARINDAN MEMNUN OLDUĞUNU BİLDİRDİ. HATTA ONUN KONUŞMASINI İSTERCESİNE:

– “BIRAK ONU, İSTEDİĞİNİ SÖYLESİN! SEN BU KADININ KİM OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUN?” DEDİ. CÂRÛD DA: “HAYIR, TANIMIYORUM.” DEDİ. BUNUN ÜZERİNE HZ. ÖMER (R.A) ARKADAŞI CÂRÛD’A O HANIMI ŞÖYLE TANITTI:

– “BU, ŞİKÂYETİNİ ALLAH TEÂLÂ’NIN ARŞ-I A’LÂDAN DUYUP DEĞER VERDİĞİ HAVLE’DİR. VALLAHİ BENİ GECEYE KADAR BURADA TUTMAK İSTESE, NAMAZDAN BAŞKA BİR ŞEY İÇİN KENDİSİNİ BIRAKIP GİTMEZDİM. NAMAZIMI KILIP GELİR YİNE ONU DİNLERDİM.” DEDİ. ONUN ALLAH KATINDAKİ DEĞERİNİ BU ŞEKİLDE BİLDİRDİ. KENDİSİNİN DE ALLAH’A TESLİM OLMA KONUSUNDAKİ GÜZEL HÂLİNİ, TEVAZÛSUNU BU SÖZLERİYLE GÖSTERMİŞ OLDU. ALLAH’IN SESİNİ DUYDUĞU BU HANIMA ÖMER’İN DAHA FAZLA KULAK VERMESİ GEREKTİĞİNİ BELİRTTİ.

HAVLE BİNT-İ SA’LEBE (RA) DÎNÎ KONULARDA ÇOK HASSASTI. İNANCINI HAYATA GEÇİRMEK İÇİN ÇALIŞIRDI. HZ. ÖMER’İN YOL ARKADAŞINA ANLATTIĞI OLAYA GELİNCE:

YAŞLILIK YILLARINDA KOCASI İLE ARASINDA BİR HADİSE GEÇMİŞTİ. HAKLARINDA ALLAH VE RASÛLÜNÜN HÜKÜM VERMESİNİ BEKLEDİ. KİMSEYE DURUMUNU AÇMADI. KOCASINA KARŞI TAVIR ALDI. ŞİKÂYETİNİ ANCAK ALLAH VE RESÛLÜNE BİLDİRDİ. SIKINTISINA ÇÖZÜMÜ ANCAK ALLAH VE RESÛLÜNÜN BULMASINI İSTEDİ. SIZLANIŞI, ISRARI, ONUN ÎMÂNÎ HASSASİYETİNE EN GÜZEL ÖRNEKTİ. BAŞINDAN GEÇEN OLAYI KENDİSİ ŞÖYLE NAKLETMEKTEDİR:

“EVS İBNİ SÂMİT HAYLİ YAŞLANMIŞTI. NE DEDİĞİNİ, NE YAPTIĞINI BİLEMEZ BİR HALE GELMİŞTİ. BİRGÜN CANI SIKKIN BİR VAZİYETTE İKEN, ÖFKE İLE BANA: “SEN BANA ANAMIN SIRTI GİBİ OL!” DEDİ. DAHA SONRA EVDEN ÇIKIP GİTTİ.

BİR MÜDDET SONRA PİŞMAN OLARAK EVE DÖNDÜ. BERABER OLMAK İSTEDİ BEN: -“HAYIR! SEN ÇOK BÜYÜK LÂF ETTİN. SONU NEREYE VARACAK BİLEMİYORUM.” DEDİM. SONRA EVS’E:

– “SEN RASÛLULLAH’A GİT VE YAPTIĞIN İŞTEN SOR!” DEDİM. O DA: “BEN BUNU RASÛLULLAH’TAN SORMAYA UTANIRIM. GİT BUNU ALLAH RASÛLÜNE SEN DANIŞ.” DEDİ.

BU İFADELER ARAPLAR ARASINDA BOŞANMAYI GEREKTİREN BİR SÖZ OLARAK KABUL EDİLMEKTEYDİ. CAHİLİYE DEVRİNİN BU BOŞAMA ŞEKLİNİN İSLÂM’DA DA GEÇERLİ OLABİLECEĞİ İHTİMALİNİ DİKKATE ALAN HAVLE BİNT-İ SA’LEBE (RA) HAKLARINDA ALLAH VE RESÛLÜ BİR HÜKÜM VERİNCEYE KADAR BİR ARAYA GELEMEYECEKLERİNİ KOCASINA SÖYLEDİ. DAHA SONRA RESÛL-İ EKREM (SAV) EFENDİMİZİN HUZURUNA GİTTİ. HÂNE-İ SAÂDETE VARDI. EFENDİMİZİ HZ. AİŞE (RA)ANNEMİZİN EVİNDE BULDU. İZİN ALARAK HUZURA GİRDİ VE OLUP BİTENİ AÇIK İFADELERLE ŞÖYLE ANLATTI:

“YÂ RASÛLALLAH! BİLDİĞİNİZ GİBİ KOCAM EVS, ÇOCUKLARIMIN BABASI, AMCAMIN OĞLU. AŞIRI YAŞLILIKTAN DOLAYI BİRAZ GEÇİMSİZ VE DENGESİZ BİR HALDE ÇOK AĞIR BİR KELİME KONUŞTU. “SEN BANA ANAMIN SIRTI GİBİSİN.” DEDİ. TALAKTAN SÖZ AÇMADI, AMA BU ŞEKİLDE SÖYLEDİ DİYE HALİNİ ARZ ETTİ. RASÛLULLAH (SAV) ONUN EŞİNDEN BOŞANMIŞ OLDUĞUNA, O ZAMANKİ ARAP GELENEKLERİNE GÖRE HÜKMETTİ. FAKAT HAVLE BİNT-İ SALEBE (RA),EFENDİMİZİN YANINDAN AYRILMADI. SAĞINDAN, SOLUNDAN PEYGAMBERİMİZİ ADETA KUŞATIP DERDİNE DERMAN BULMASINI RİCA ETTİ. SONUÇ OLUMLU OLMAYINCA DA DEVAMLI DUA VE TAZARRU HALİNDE: “YÂ RABBİ! HALİMİ SEN BİLİYORSUN. BİZE BİR KURTULUŞ YOLU LÜTFEYLE!” DİYE SIZLANMAYA BAŞLADI.
HAZRET-İ ÂİŞE (RA)VALİDEMİZ BUYURURLAR Kİ:

– “HAMD OLSUN O ALLAH’A Kİ, O’NUN İŞİTMESİ BÜTÜN SESLERİ KAPSAR. TARTIŞIP HÂLİNİ ARZEDEN KADIN, RESULULLAH(SAV) GELİP KONUŞTU, BEN DE EVİN BİR KÖŞESİNDE BULUNUYORDUM. KADININ SÖYLEDİKLERİNİ DUYUYORDUM. BUNUN ÜZERİNE İLGİLİ ÂYET İNDİ.” (BUHARİ)
HZ. AİŞE (RA) ANNEMİZ HAVLE (R.A)’NIN BU DURUMUNA ÇOK ÜZÜLDÜ. ONUN ACISINI PAYLAŞMAK ÜZERE BİRLİKTE GÖZYAŞI DÖKÜP DUA ETTİLER.

DİYORDU Kİ HAVLE (RA)RABBİNE OLAN İLTİCASINDA:

“ALLAH’IM! ÇOK YALNIZIM. BU AYRILIK BANA ÇOK ACI VERECEK. KÜÇÜK ÇOCUKLARIM VAR. ONLARI BABALARINA BIRAKSAM PERİŞAN OLURLAR, KENDİME ALSAM AÇ KALIRLAR. HALİMİ SANA ARZ EDİYORUM. BENİ BU SIKINTIDAN KURTAR. RASULÜNÜN DİLİNDEN BİR VAHİY İNZAL BUYUR.”

OLAYIN TANIĞI HZ. AİŞE DİĞER BİR RİVAYETTE ŞÖYLE SÖYLEMİŞTİR.

“BÜTÜN SESLERİ İŞİTEN ALLAH(CC) NE KADAR YÜCE! O KADIN DURUMUNU ANLATIRKEN VE ALLAH’A YALVARIRKEN ÖYLESİNE YAVAŞ VE FISILTIYLA KONUŞUYORDU Kİ DEDİKLERİNİN BİR KISMINI İŞİTEMİYORDUM.”

HZ. AİŞE ANNEMİZİN BU SÖZLERİ ADETA İLK AYETTEKİ , “ ALLAH HER ŞEYİ İŞİTMEKTE VE GÖRMEKTEDİR.”MEALİNDEKİ KISMIN TEFSİRİ NİTELİĞİNDEDİR.

HÜZÜN HER TARAFLARINI KAPLAMIŞ İKEN BİRDEN RESÛL-İ EKREM (S.A) EFENDİMİZİN HALİNİN DEĞİŞTİĞİNİ GÖREN HZ. AİŞE ANNEMİZ HAVLE’YE İŞARET EDİP SUSMASINI SÖYLEDİ.

İKİ CİHAN GÜNEŞİ EFENDİMİZ’İN YÜZÜNDE VAHİY SIRASINDA GÖRÜLEN ALÂMETLER GÖRÜLMEYE BAŞLANDI. HZ. AİŞE (R.ANHÂ) BU HÂLİ GÖRÜNCE:

– “YA HAVLE! ALLAH BİLİR YA, VAHİY GELİYOR MUHAKKAK. O DA OLSA OLSA SENİN HAKKINDA OLABİLİR.” DİYEREK TESELLİ ETMEYE ÇALIŞTI. HAVLE (R.ANHÂ) DUÂYA DEVAM EDİYOR VE:

-“YA ALLAH, HAYIRLI OLANI LÜTFET. ZİRA BEN, PEYGAMBERİNDEN ANCAK HAYIR İSTEDİM.” DİYE GÖZYAŞI AKITIYORDU.

BİR MÜDDET SONRA İKİ CİHAN GÜNEŞİ EFENDİMİZ KENDİSİNE GELDİ. VAHİY HALİ GEÇMİŞTİ. ETRAFINA NUR SAÇAN TEBESSÜMLERİYLE GÜLÜMSEMEYE BAŞLADI VE:

-“YA HAVLE! ALLAH SENİN VE ONUN HAKKINDA ÂYET İNDİRDİ.” BUYURDU. NAZİL OLAN ÂYET-İ KERİMELERİ OKUDU. KALBLERDEKİ HÜZÜN, SEVİNÇ VE SÜRURA DÖNÜŞTÜ. SIKINTILI, ÜZÜNTÜLÜ HAVA DAĞILDI. NEŞELİ, SEVİNÇLİ SICAK BİR ORTAM OLUŞTU. İNEN ÂYETLERİN MEALİ ŞÖYLE İDİ:

“KOCASI HAKKINDA SENİNLE TARTIŞAN VE ALLAH’A ŞİKÂYETTE BULUNAN KADININ SÖZÜNÜ ALLAH İŞİTMİŞTİR. ALLAH SİZİN KONUŞMANIZI İŞİTİR. ÇÜNKÜ ALLAH İŞİTENDİR, BİLENDİR.

İÇİNİZDEN ZIHAR YAPANLARIN KADINLARI, ONLARIN ANALARI DEĞİLDİR. ONLARIN ANALARI ANCAK KENDİLERİNİ DOĞURAN KADINLARDIR. ŞÜPHESİZ ONLAR ÇİRKİN BİR LAF VE YALAN SÖYLÜYORLAR. KUŞKUSUZ ALLAH, AFFEDİCİDİR, BAĞIŞLAYICIDIR.

KADINLARDAN ZIHAR İLE AYRILMAK İSTEYİP DE SONRA SÖYLEDİKLERİNDEN DÖNENLERİN KARILARIYLA TEMAS ETMEDEN ÖNCE BİR KÖLEYİ HÜRRİYETE KAVUŞTURMALARI GEREKİR. SİZE ÖĞÜTLENEN BUDUR. ALLAH YAPTIKLARINIZDAN HABERİ OLANDIR.

BUNA İMKÂN BULAMAYAN KİMSE, HANIMIYLA TEMAS ETMEDEN ÖNCE ARDI ARDINA İKİ AY ORUÇ TUTAR. BUNA DA GÜCÜ YETMEYEN ALTMIŞ FAKİRİ DOYURUR. BU HAFİFLETME, ALLAH’A VE RESÛLÜNE İNANMANIZDAN DOLAYIDIR. BUNLAR ALLAH’IN HÜKÜMLERİDİR. KÂFİRLER İÇİN ACI BİR AZAP VARDIR.

ALLAH’A VE RESÛLÜNE KARŞI GELENLER, KENDİLERİNDEN ÖNCEKİLERİN ALÇALTILDIĞI GİBİ ALÇALTILACAKLARDIR. BİZ APAÇIK ÂYETLER İNDİRMİŞİZDİR. KÂFİRLER İÇİN KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ BİR AZAP VARDIR.

O GÜN ALLAH ONLARIN HEPSİNİ DİRİLTECEK VE YAPTIKLARINI KENDİLERİNE HABER VERECEKTİR. ALLAH ONLARI BİR BİR SAYMIŞTIR. ONLAR İSE UNUTMUŞLARDIR. ALLAH HER ŞEYE ŞAHİTTİR. (MÜCADELE SÛRESİ: 1-6)”

ALLAH TEÂLÂ NÂZİL BUYURDUĞU BU ÂYET-İ CELÎLELER İLE O ESKİ GELENEĞİN YANLIŞ BİR ZANDAN İBARET OLDUĞUNU, BÖYLE SÖZLERLE KADININ, KOCASININ ANASI OLAMAYACAĞINI BİLDİRDİ.

ANCAK, BÖYLE BİR SÖZ SÖYLEYENE DE FAKİRLERİN LEHİNE OLMAK ÜZERE BİR CEZA KOYDU. KONAN CEZALARI ÜÇ GURUP HALİNDE DUYURDU. HERKESİN İMKÂNI, GÜCÜ NİSPETİNDE BU ÜÇ CEZADAN BİRİNİ YERİNE GETİRMESİNİ DÎNÎ BİR VAZİFE SAYDI. GÜNAHA DÜŞEN KULUN ANCAK BU ŞEKİLDE AFFEDİLECEĞİNİ AÇIKLADI.

RESÛL-İ EKREM (S.A) EFENDİMİZ İLÂHÎ MESAJ YÜKLÜ BU ÂYET-İ KERÎMELERİ OKUDUKTAN SONRA HAVLE (RA)’YA HİTABEN:

– “ONA SÖYLE DE BİR KÖLE AZÂD ETSİN” BUYURDU. HAVLE:

– “HANGİ KÖLEYİ YA RASÛLALLAH! ALLAH’A YEMİN EDERİM Kİ ONUN AZÂD EDECEK BİR ŞEYİ YOK.” DEDİ. FAHR-İ KÂİNAT (S.A) EFENDİMİZ:

– “O ZAMAN PEŞİ PEŞİNE İKİ AY ORUÇ TUTSUN.” BUYURDU. HAVLE:

– “VALLAHİ O ÇOK YAŞLIDIR. BUNA DA GÜCÜ YETMEZ.” DEDİ. EFENDİMİZ:

– “O HALDE ALTMIŞ YOKSULU DOYURSUN.” BUYURDU. HAVLE:

– “YA RASÛLALLAH! ONDA BU İMKÂN DA YOK.” DEDİ. BUNUN ÜZERİNE RAHMET PEYGAMBERİ EFENDİMİZ:

– “BİZ SANA BİR AĞACIN VERDİĞİ KADAR, BİR SEPET HURMA VERECEĞİZ.” BUYURDU. HAVLE BİNT-İ SA’LEBE DE:

– “BEN DE O KADAR HURMA İLÂVE EDECEĞİM VE DAĞITACAĞIM.” DEDİ. EFENDİMİZ HAVLE’NİN BU SÖZÜNDEN MEMNUN OLDU VE:

– “GİT ONA VER DAĞITSIN. AMCAOĞLUNUN, KOCANIN İYİLİĞİ İÇİN ÇALIŞ.” BUYURDU.

ZAYIF DÜŞMÜŞ ,HORLANMIŞ ,DEĞER VERİLMEYEN KADINLARIN SESİNE TERCÜMAN OLMUŞ BU OLAY BİZE,ALLAH’(CC)IN VE ALLAH RASULUNÜN BU DURUMU TASVİP ETMEDİĞİNİN BİR NİŞANESİDİR.BU OLAY SADECE BİRİSİ .DİĞER BAZI OLAYLARDA DA KADININ CEMİYETİN MERKEZİNDE ERKEĞİYLE OMUZ OMUZA NASIL BERABER OLABİLECEĞİNE DAİR ÖRNEKLER DE ÇOKTUR.CAHİLİYE DEVRİNDE VE GÜNÜMÜZDE HORLANAN KADININ KURTULUŞUNUN FEMİNİZMDE DEĞİL ,İSLAM’IN GERÇEKTEN ÖĞRENİLİP ,KADINLARIN HAKLARININ DİN ADINA GASBEDİLMESİNİN ÖNÜNE GEÇİLEREK MÜMKÜNDÜR DİYE DÜŞÜNÜYORUM.KADINLAR DA HAKLARINI ÖĞRENMEK İSTİYORSA DİNİMİZİ GÜZELCE ÖĞRENMELİLER.DİNİMİZİ ÖĞRENMENİN DE SADECE NAMAZ KILMAK ,ORUÇ TUTMAK ,BAŞINI ÖRTÜP KUR’AN ÖĞRENMEKLE MÜMKÜN OLMAYACAĞI DA BİR GERÇEK.BUNLAR ELBETTE YERİNE GETİRİLECEK ANCAK DİN SADECE BU DEĞİL.HAYATIMIZIN HER ANINI KUŞATAN HAREKETLERİMİZDE DİNİMİZİN EMRİNE UYULDUĞUNDA BİZİ İYİLİK VE GÜZELLİKLERİN BEKLEDİĞİNİN UNUTMAYALIM.
HAYIRLI RAMAZANLAR DİLEĞİYLE.

KAYNAKLAR:

TDV İSLAM ANSİKLOPEDİSİ ,31.CİLT

TDV İSLAM ANSİKLOPEDİSİ, 16.CİLT

PROF. DR.SÜLEYMAN ATEŞ,KUR’AN-I KERİM TEFSİRİ

DİNİ KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ,D.İ.B.YAYINLARI

KUR’AN YOLU :TÜRKÇE MEAL VE TEFSİR 5.CİLT ,D.İ.B.YAYINLARI

HAZIRLAYAN:SERAP UYSAL

YİYİNİZ ,İÇİNİZ AMA İSRAF ETMEYİNİZ!

İSRAF ÜZERİNE BİR YAZI

“EKMEK

ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ MÜBAREK,

YERE DÜŞSE ÖPÜP BAŞIMA KOYDUĞUM,

UĞRUNDA MEKTEP MEKTEP OKUDUĞUM,

SENİN İÇİN ÖNÜMÜ İLİKLEYİP EĞİLDİĞİM;

SEN EVİMİN NAFAKASI, ÇOCUĞUMUN RIZKI,

GÜNDEN GÜNE DAHA AZİZ BİLDİĞİM…

SENİN İÇİN KADIN ERKEK,

TAŞ TAŞIYARAK, DİKİŞ DİKEREK…

KARA TOPRAĞI İKİ BÜKLÜM SÜREN,

VEREM: ÖKSÜREN…

EL AÇIP DİLENMEK,

BİR LOKMA İÇİN EKMEK.”

ZİYA OSMAN SABA

“KİM KAZANMAZSA BU DÜNYADA BİR EKMEK PARASI

DOSTUNUN YÜZ KARASI, DÜŞMANININ MASKARASI.”

MEHMET AKİF

UZUN ZAMANDIR HERKESİN AĞZINDA AYNI LAF: “KÜRESEL KRİZ”.

HERKES BU SÖZCÜĞÜ DİLLENDİRİYOR, HERKES KRİZDEN ŞİKÂYETÇİ. VE HERKES ÇÖZÜMÜ HÜKÜMETTEN BEKLİYOR. DÜŞÜNÜYORUM DA KRİZİN EVLERİMİZE VE YURDUMUZA UĞRAMAMASI ADINA FERT VE TOPLUM OLARAK BİZLER NELER YAPIYORUZ VEYA YAPTIK?

ÖYLE BİR DİNİN MENSUPLARIYIZ Kİ; SAHİP OLDUĞUMUZ DİN BİZE DÜNYA VE AHİRET SAADETİNİN KAPILARINI ARDINA KADAR AÇIYOR. HER HAL Ü KARDA SAADETİ, MUTLULUĞU YAKALAMAK BİZLERİN ELİNDE. ANCAK BUNUN İÇİN DİNİMİZİN VERDİĞİ FORMÜLLERİ UYGULAMAK GEREKİYOR. BAKIYORUZ, TELEVİZYONLARDA SON ZAMANLARDA BİTKİSEL REÇETELER VERİLİYOR. GRAM GRAM TARİFLERİNİ VERİYOR UZMANLAR. VEYA BİR EŞYA ALIYORSUNUZ; İÇİNDE KULLANIM KILAVUZU. LAFI NEREYE GETİRECEĞİZ:HAYATIMIZI KULLANMANIN BİR KILAVUZU YOK MU?KRİZDE VEYA HER ZAMAN.ANCAK BİZLER O KILAVUZU NE KADAR DOĞRU KULLANIYORUZ DESEK ..İŞTE BURADA KOCAMAN BİR SORU İŞARETİ DEVREYE GİRİYOR.

HAYATIMIZI KULLANMA KILAVUZUNU DEVREYE ALACAK OLURSAK Kİ; BİLİYORSUNUZ BU KILAVUZUN ADI: KUR’AN VE SÜNNETTİR.

YAŞAMIMIZIN HER ANINDA BU KILAVUZA GÖRE HAREKET EDİNCE FERAHLADIĞINIZI HİSSEDERSİNİZ. ŞU ANDA DA TÜM DÜNYANIN FERAHLAMAYA İHTİYACI VAR VE ÇARESİ DE KUR’AN’DA GİZLİ.

ŞİMDİ BİZ SADECE BASİT BİR MANTIK YÜRÜTEREK KENDİMİZCE KRİZE ÇARE BULAMAZ MIYIZ?HERKES KENDİ ÇAPINDA ÖNLEMİNİ ELBETTE ALIYORDUR.AMA BAZI İSTATİSTİKLER , GÖRÜNTÜLER BUNUN YETERLİ OLMADIĞINI GÖSTERİYOR..BİR İKİ MİSAL VERELİM:

EKMEĞİN İSRAFI, ELEKTİRİĞİN, KÂĞIDIN, İŞ GÜCÜNÜN, ZAMANIN İSRAFI,

ÖMRÜMÜZÜN İSRAFI İLK AKLA GELENLER. BİRAZ BERABER DÜŞÜNELİM. NELERİ İSRAF ETTİĞİMİZİ BERABERCE BULABİLİRİZ.

BİR VATANDAŞ ŞÖYLE BİR HATIRASINI ANLATIYOR:

“KÜÇÜK BİR ÇOCUKTUM.

RAHMETLİ BABAANNEM PİRİNÇ AYIKLIYORDU.BİR PİRİNÇ TANESİ YERE DÜŞTÜ.,EĞİLDİ ARAMAYA BAŞLADI.O ARARKEN BEN DE:

“AMAN BABAANNE, BİR PİRİNÇ TANESİ İÇİN BU KADAR YORULMAYA DEĞER Mİ?

RAHMETLİ, İLK DEFA KIZDI BANA:

—SEN OTURDUĞUN YERDEN AHKÂM KESİYORSUN. HİÇ PİRİNÇ ÜRETİLİRKEN GÖRDÜN MÜ? İNSANLAR BUNU ÜRETİRKEN NE KADAR ZORLUK ÇEKİYORLAR. BİR PİRİNÇ TANESİNDE KAÇ İNSANIN GÖZ NURU, ALIN TERİ, EMEĞİ, ÇİLESİ VAR BİLİYOR MUSUN?

UTANCIMDAN KIPKIRMIZI OLMUŞTUM.”

ŞİMDİ BURADA DURALIM VE DÜŞÜNELİM: ÖZELLİKLE BİZ HANIMLAR PİRİNÇ YIKARKEN NE KADARI LAVABOYA AKIP GİDİYOR? YİNE ÇİN GİBİ BİR ÜLKEDE TEMEL GIDA MADDESİ OLAN PİRİNCİ HER VATANDAŞIN BİR TEK TANE OLARAK ZİYAN ETTİĞİNİ DÜŞÜNELİM.

JAPONLARIN SON DERECE BASİT SADE YAŞADIKLARI SÖYLENİR. EVLERİNİ EŞYA İLE DOLDURANLARA PEK İYİ GÖZLE BAKMAZLARMIŞ.

BİR ZAMAN JAPON EKONOMİSİ DARBOĞAZDAN GEÇİYOR, İÇ VE DIŞ BORÇLAR ALMIŞ BAŞINI GİTMİŞ. DÖNEMİN BAŞBAKANI MECLİSİ TOPLUYOR VE DURUMU BÜTÜN AÇIKLIĞI VE TEHLİKELERİ İLE ORTAYA KOYUYOR. (KRİZ BİZİ TEĞET GEÇTİ DEMİYOR)VE ÇÖZÜMÜ DÜŞÜNÜYOR:

—ŞU ANDAN İTİBAREN TANRI ŞAHİDİM OLSUN Kİ; JAPONLARIN İÇ VE DIŞ BORÇLARI SON KURUŞUNA KADAR ÖDENMEDEN PİRİNÇTEN BAŞKA BİR ŞEY YEMEYECEĞİM. ŞU ÜSTÜMDEKİ ELBİSEDEN BAŞKA BİR ELBİSE GİYMEYECEĞİM.”

VE BAŞBAKAN DEDİKLERİNİ YAPIYOR, EN ÜSTTEN EN ALTA KADAR İSRAFTAN KAÇINMA KAMPANYASI AÇILIYOR VE JAPONYA BÜTÜN BORÇLARINI ÖDÜYOR.

EVET, BİZ YUKARIDAKİ HATIRASINI ANLATAN VATANDAŞI DİNLEMEYE DEVAM EDELİM

“ARADAN YILLAR GEÇTİ. HUKUK FAKÜLTESİNDE ÖĞRENCİYİM. ALAİN’İN PROPOSLARINI OKUYORUM. BİRDEN İRKİLDİM. BABAANNEMİ HATIRLADIM. ALAİN, BİR İNSAN YERDE BİR İĞNE GÖRÜP DE EĞİLİP ALMAZSA, BÜTÜN UYGARLIĞA İHANET ETMİŞ OLUR, DİYORDU. VE İLAVE EDİYORDU. “BİR İĞNENİN ÜRETİMİNDE BİNLERCE İNSANIN ALIN TERİ, GÖZ NURU, EL EMEĞİ VARDIR.”

YİNE, 19 YIL EVVELDİ. STOCKHOLM’E GİTMİŞTİM. BİR OTELE İNDİM. GECEYDİ. SABAH TAŞ OLMAK İÇİN LAVABOYA GİTTİĞİMDE AYNANIN YANINDA İLGİNÇ BİR NOT GÖRDÜM. “LÜTFEN TRAŞTAN SONRA JİLETİNİZİ ÇÖPE ATMAYIN. YANDA BİR KUTU VAR. ORAYA BIRAKIN. BİR TEK JİLETLE DAHİ OLSA İSVEÇ ÇELİK SANAYİNE YARDIMCI OLUN.”DİYORDU. DOĞRUSU HAYRETLER İÇİNDE KALDIM. ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ ÇELİK EŞYA DENİLİNCE AKLA İSVEÇ ÇELİĞİ GELİR. BİRÇOK EŞYA ÜZERİNDE “İSVEÇ ÇELİĞİNDEN YAPILMIŞTIR “DİYE YAZARDI. İŞTE O ÜLKE KULLANILMIŞ BİR TEK UFACIK JİLETİN BİLE ÇÖPE GİTMESİNİ İSTEMİYOR, ONA SAHİP ÇIKIYOR, GELEN TURİSTLERİNE DE RİCA YOLLU UYARIDA BULUNUYORDU.

BİR BAŞKA ÜLKEDEN İSVİÇRE’DEN ÖRNEK VERELİM: İSVİÇRE’DE ZAMAN ZAMAN, RADYOLAR, TELEVİZYONLAR BİR DUYURU YAPIYORMUŞ.”ŞU TARİHTE ŞU SAATTE ADAMLARIMIZ GELECEK, NE KADAR KULLANMADIĞINIZ KİTAP, DERGİ, GAZETE, KÂĞIT ,KUTU, BİR İLAÇ PROSPEKTÜSÜ BİLE OLSA KAPINIZIN ÖNÜNE KOYUN. İSVİÇRE’NİN KALKINMASINA KATKIDA BULUNUN. FAZLA AĞAÇ ZİYANINA ENGEL OLUN.

KENDİ ÜLKEMİZE DÖNELİM,BAKALIM BİR..BOŞA GİDEN KAĞITLAR ,DEVLET VEYA ÖZEL KURUMLARDAKİ LÜZUMSUZ YAZIŞMALAR,EVLERE GELEN SAÇMA SAPAN BİLDİRİLER ,REKLAMLAR,BANKA IVIR ZIVIRLARI.VE DAHİ OKULLARDA VEYA EVLERDE GÖZÜMÜZÜN NURU ÇOCUKLARIMIZIN YIRTIP YIRTIP ATTIĞI DEFTER YAPRAKLARI..KENDİ ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ BU SAYFAYI YIRTIVERME ÇOK DİKKATİMİ ÇEKMİŞ ,HEP İÇİM SIZLAMIŞTIR.ÇALIŞTIĞIM YILLARDA ÖĞRENCİLERİMDE BU HAREKETİ HEP ENGELLEMEYE ÇALIŞTIM .AMAN NE OLACAK BİR SAYFADAN ZİHNİYETİ O KADAR YERLEŞMİŞ Kİ TOPLUM BİLİNÇLENMEYİNCE FAZLA BİR YERE VARAMIYORSUNUZ AMA GENE DE HEPİMİZ KİŞİSEL GAYRETLERİMİZİ HAREKETE GEÇİRMEK DURUMUNDAYIZ.

CEZALAR ŞÜPHESİZ CAYDIRICI OLUYOR. AMMA VELÂKİN, GÖNLÜMÜZ İSTİYOR Kİ, İNSAN CEZA ALACAĞIM DİYE DEĞİL KENDİSİNE OLAN SAYGISINDAN DOLAYI YAPMASI GEREKENİ YAPSIN. ALMANYA’DA BİR BUÇUK YILA YAKIN EŞİMLE BERABER DİN GÖREVLİSİ OLARAK ÇALIŞTIK. BU ZAMAN ZARFINDA GÖZLERİMİZ ORADA YAŞAMIN HER ANINDAKİ DÜZEN, TERTİP, KISACASI YAŞAMI DİYELİM; GÖZLEMLEDİK. BU İNSANLAR İKİ DÜNYA SAVAŞI GEÇİRDİ. İKİ CİHAN SAVAŞINDAN YENİK ÇIKAN BİR ÜLKE MEDENİYETTE NASIL BÖYLE BİR İLERLEME KAYDETMİŞ OLABİLİR? BU SORULARIMIZIN TEK CEVABI VARDI VE O CEVABI UZUN YILLAR ÖNCE SEVGİLİ ŞAİRİMİZ, HAYRANI OLDUĞUMUZ BÜYÜK İNSAN, MERHUM MEHMET AKİF VERMEMİŞ MİYDİ? HANİ HATIRLARSINIZ; AKİF MERHUM GÖREVLİ OLARAK BERLİN’E GİTMİŞ VE DÖNÜŞÜNDE ONA ALMANYA’YI NASIL BULDUĞU SORULMUŞTU. CEVABI “DİNLERİ YAŞAYIŞIMIZ GİBİ, YAŞAYIŞLARI DİNİMİZ GİBİ.”OLMUŞTU.

MAALESEF BİZ DE AYNEN KATILIYORUZ MERHUMUN GÖRÜŞÜNE.

BİR ÖRNEK VERELİM:

ALMANYA’DA ÇÖPLER GERİ DÖNÜŞÜME HAZIRLIKLI OLARAK TOPLANIYOR. ÇÖPLER GRUPLAR HALİNDE DEĞİŞİK RENK ÇÖP KUTULARINDA EVLERDE BİRİKTİRİLİYOR.

DEĞİŞİK GÜNLERDE DE GRUBUNA GÖRE TOPLANIYOR. VATANDAŞ EĞER O ÇÖP KUTUSUNA AYKIRI BİR ÇÖP ATMIŞSA ANINDA BİR CİHAZLA TESPİT EDİYORLAR. CEZADAN ÇEKİNDİKLERİ İÇİN Kİ, CEZA DA ÖYLE PEK AZ BİR ŞEY DEĞİL. HERKES PAŞA PAŞA YAPMASI GEREKENİ YAPIYOR.(BİR DE BİZDE ÇÖPLERİN NASIL TOPLANDIĞINI GÖRÜNCE DOĞRUSU İÇİMİZ ACIYOR.)VE DAHA SONRA TOPLANAN ÇÖPLER KİM GÜBRE OLARAK KİMİ GERİ DÖNÜŞMEK ÜZERE MEMLEKET EKONOMİSİNE KAZANDIRILIYOR.

ŞİMDİLERDE HERKESTE ŞİKÂYET, ŞİKÂYET. DEVLET OLARAK DA FERTLER OLARAK DA. YİNE DE ALLAH BİZE ACIYOR. MERHAMETİYLE YİNE RIZKIMIZI KESMİYOR.

“YİYİNİZ, İÇİNİZ AMA, İSRAF ETMEYİNİZ.”AYETİNİN MUHATABI BİZLERİZ, AMA BAKIN ŞİMDİ ŞU ANLATILAN GERÇEK OLAYI DİNLEYELİM:

“AMERİKA’DA MASTER YAPTIĞIM YILLARDA ÇALIŞTIĞIM ÜNİVERSİTENİN YEMEK SALONU AÇIK BÜFE ŞEKLİNDE İDİ. HERKES DİLEDİĞİ YEMEKTEN İSTEDİĞİ KADAR ALABİLİYORDU. YEMEKHANENİN KAPISINDA ; “TAKE WHAT YOU NEED.EAT WHAT YOU TAKE (YİYECEĞİN KADAR AL,ALDIĞINI DA YE) YAZMAKTAYDI.

BİR GÜN AYNI MASADA YEMEK YEDİĞİMİZ ÇİNLİ BİR ARKADAŞI TABAĞINDA KALAN SON PİRİNÇ TANESİNİ ALMAYA ÇALIŞIRKEN GÖRÜNCE DAYANAMADIM. DENEMEK İÇİN DEDİM Kİ:

-“BİR PİRİNÇ TANESİ İÇİN NEDEN BU KADAR UĞRAŞIYORSUN? BIRAK TABAKTA KALSIN.”

ÇİNLİ ARKADAŞIN VERDİĞİ CEVAP ÇOK DÜŞÜNDÜRÜCÜYDÜ:

-“HER ÇİNLİ BİR PİRİNÇ TANESİ İSRAF ETSE,ÇİN NÜFUSU İLE ÇARP BAKALIM KAÇ TON PİRİNÇ EDER.BİZ KALABALIK BİR ÜLKEYİZ.,İSRAF ETME LÜKSÜMÜZ YOKTUR .”DEDİ.YİNE DENEMEK İÇİN DEDİM Kİ:

-“ŞU ANDA ÇİN’DE DEĞİL AMERİKA ‘DASIN. TABAĞINDA BIRAKACAĞIN PİRİNÇ TANESİ ÇİN’İ DEĞİL AMERİKA’YI ZARARA UĞRATACAKTIR.”

BU SÖZLERİM KARŞISINDA GÜLDÜ VE ŞÖYLE DEDİ:

-“YAŞADIĞIM ÜLKE OLAN AMERİKA’YI BU ŞEKİLDE ZARARA UĞRATMAK ONURLU BİR DAVRANIŞ OLMAZ.”

ÇİNLİ ARKADAŞI BU ONURLU DAVRANIŞINDAN DOLAYI TEBRİK ETTİM VE DÜŞÜNCESİNİ PAYLAŞTIĞIMI SÖYLEDİM. İSLAM DİNİNİN BU KONUDAKİ “YİYİNİZ, İÇİNİZ AMA İSRAF ETMEYİNİZ. ÇÜNKÜ ALLAH İSRAF EDENLERİ SEVMEZ. “BUYRUĞUNU AÇIKLADIM. ÇOK HOŞUNA GİTTİ.

TAM O SIRADA ÜRDÜNLÜ BİR MÜSLÜMAN ARKADAŞ TABAĞINDAKİ YEMEK ARTIKLARINI ÇÖP SEPETİNE BOŞALTTI. BUNU GÖREN ÇİNLİ ARKADAŞ ÜRDÜNLÜYÜ GÖSTEREREK:

-“O MÜSLÜMAN DEĞİL Mİ?”DEDİ.

O KADAR ÜZÜLDÜM Kİ, NE DİYECEĞİMİ BİLEMEDİM.”

TARİHİN ÇOK GERİLERİNE GİDEREK SOKRAT’IN DEDİKLERİNE KULAK VERELİM.

“MÜSRİFİN BİRİ SOKRAT’A GELİP DERT YANMIŞ.HİÇ PARASI KALMADIĞINI SÖYLEYİP ÇARE SORMUŞ.ŞU CEVABI ALMIŞ:

“-MASRAFLARINIZI KISIN VE KENDİNİZDEN BORÇ ALIN!.”

BİZLERE DE KRİZ ORTAMINDA VEYA SAİR ZAMANDA BU İŞ ZATEN DİNİ BİR VECİBE OLARAK YÜKLENMİŞ. O HALDE SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ(SAV)’İN “ İKTİSADIN EFDALİ VARLIK ZAMANINDA OLANDIR.”EMRİNE UYUP KRİZİ KAPIMIZA BİLE UĞRATMAYALIM.

“SEN SANA DÜŞENİ YAPMADIKTAN SONRA ,BAŞKALARININ YAPTIĞINDAN SANA NE!”

SERAP UYSAL

CEN-NET KAFE

HAYATIMIZIN ANTİVİRÜS PROĞRAMI=NAMAZ

CAMİ İMAMI ABDULLAH HOCA, RESMİ İŞLERİNİ YAPTIRMAK İÇİN NUFUS MÜDÜRLÜĞÜNE GİDER.

KENDİSİNDEN TC KİMLİK NUMARASI İSTENİNCE, EN YAKINİNTERNET-CAFENİN YOLUNU TUTMAK ZORUNDA KALIR.
CAFENİN KAPISINDAN GİRERKEN LEVHADA YAZILI İSİM ‘FESUPHÂNALLAH’LAR,ESTAGFİRULLAH’LAR CEKTİRİR HOCA EFENDİYE, HEM DE PEŞPEŞE:

CEN.NET CAFE
CAFE İŞLETEN DELIKANLIYA:
– EVLÂDIM T.C. KİMLİK NUMARASI İSTEDİLER BENDEN, YARDIMCI OLABİLİR MİSİN?
– TABİ AMCACIM, SİZ ŞURAYA OTURUN, ŞU İŞİMİ HEMEN BİTİRİP SİZİNLE İLGİLENİRİM.

ABDULLAH HOCA BAŞLAR BEKLEMEYE. BOYLELİKLE BULUNDUGU MEKÂNI İNCELEME FIRSATI DA GEÇER ELİNE.
DEMEK Kİ GENÇLERİN GİRİP BİR TÜRLÜ ÇIKMAK BİLMEDİKLERİ, İNTERNET-CAFE DENİLEN YER BURASIDIR.

GÖZÜNE TAKILAN HER DETAYDAN RAHATSIZ OLARAK, HUZURSUZ BAKIŞLARLA ETRAFINI SÜZER DURUR.
EVİN BODRUMUNDA KURDUĞU FARE TUZAKLARI GELİR AKLINA. KÜÇÜCÜK BİR PEYNİRE TUTSAK OLAN FARELER NASIL KAPANDAN CİKAMİYORLARSA, AYRI AYRI TELDEN OYUNLARA YAKALANAN GENÇLERİN DE BURADAN ÇIKAMADIKLARINI DÜŞÜNÜR. BİR ‘FESUPHANALLAH’
BİR ‘FESUPHÂNALLAH’ DAHA ÇEKER VE:
– AHİR ZAMAN FİTNELERİ İŞTE CANIM, DER KENDİ KENDİNE

HOCA EFENDİNİN HUZURSUZ OLDUĞUNU FARK EDEN DELİKANLI HEMEN BİR ÇAY SÖYLEYİNCE, KENDİSİNE İKRAM EDİLMESİNDEN MEMNUN OLUR.
EN AZINDAN BU DA BİR HÜRMET İFADESİDİR. ‘AFERİN’ DERKEN İÇİNDEN, HAYFLANIR, İSTEMEDEN:
– YAZIK OLUYOR BU GENÇLERE, HAYATLARINI HEDER EDİYORLAR.

BOŞA HAYIFLANMANIN, VAH VAH DEMENİN, BİR FAYDASI OLMAYACAĞINI BİLDİĞİ İÇİN, DELİKANLIYLA HASBİHAL ETMEYE KARAR VERİR:
– DELİKANLI SANA BİR Ş EY SORACAĞIM AMA BİLMEM NE DÜŞÜNÜRSÜN?
– BUYURUN AMCA, NE SORACAKTINIZ?
– SEN ALLAH’İ BİLİR MİSİN?

BİRBİRİNE GİRMİŞ, HİÇBİR ŞEKLE BENZETEMEDİĞİ JOLELİ SAÇLARI, HER BAKTIĞINDA BİR ‘FESUPHANALLAH’ DAHA ÇEKTİĞİ SAKAL ŞEKLİYLE
BU DELİKANLIDAN ALDIĞI CEVAP, HOCA EFENDİYİ PEK ŞAŞIRTIR.
CAFEYİ İŞLETEN DELİKANLI GÜLÜMSEYEN GÖZLERLE BAKARAK:
– KUL, KENDİSİNİ YOKTAN VAR EDİP HAYAT BAHŞEDEN, DÜŞÜNECEK AKIL, GÖRECEK GÖZ VEREN RABBİNİ NASIL BİLMEZ AMCA?

HAYRETLE SORMAKTAN ALAMAZ KENDİSİNİ:
– BİLİYOR MUSUN? PEKİ NEYLE BİLİYORSUN ALLAH’I, BANA BİR ANLATIR MISIN?

DELİKANLI ELİYLE CAFEDEKİ BİLGİSAYARLARI GÖSTEREREK CEVAP VERİR:
– BU BİLGİSAYAR İLE BİLİYORUM AMCA.
– BUNLARLA MI? PEK ANLAYAMADIM.
– BU BİLGİSAYARLARIN VARLIĞI BENİM NAZARIMDA ALLAH’IN VARLIĞININ EN AÇIK DELİLLERİNDEN BİRİDİR.
BİLGİSAYAR KULLANANLAR GAYET İYİ BİLİRLER AMCA,BÖYLE BİR MAKİNE, ANCAK BİR MÜHENDİS VE ÜSTÜN BİR TEKNOL OJİ İLE VAR OLABİLİR.
ATEİSTİN EN ÖNDE GİDENİNE SORSAN, BU ZIMBIRTININ TESADÜF ESERİ OLUŞMAYACAĞINI,
MUTLAKA BİRİSİ TARAFİNDAN YAPILMIŞ OLDUĞUNU SÖYLER SANA.
MESELÂ DARWİN KALKIP DİRİLSE, ŞU LAPTOPU GÖSTERSEN, DESEN Kİ:
‘BU ÄLET, ŞU HESAP MAKİNESİNİN TESADÜFLER ZİNCİRİYLE EVRİMLEŞMİŞ HÂLİDİR.’
DARWİN BİLE ‘ÇÜŞ LAN DEVE’ DER.

ABDULLAH HOCA DELİKANLININ ANLATTIKLARINDAN HOŞLANMIŞTIR. KEYİFLENİR:
– BİLGİSAYARIN KENDİLİĞİNDEN YAPILDIĞINI KABUL ETMEYEN ADAM, ONU YAPAN İNSANIN YARATILMIŞ OLDUĞUNA GELİNCE
KIVIRIVERİYOR DEĞİL Mİ EVLÂDIM?

– BAK AMCA, BURADA 20 TANE BİLGİSAYAR VAR, BUNLAR BİR SİSTEMLE BİRBİRİNE BAĞLI, HEPSİ BİR PROGRAM TARAFINDAN İDARE EDİLİYOR.
BU SİSTEMİ BEN KURDUM, BURAYI BEN ÇEKİP ÇEVİRİYORUM. BURADAKİ DÜZEN BENDEN SORULUR;
YANİ BİR ANLAMDA DA FARZİ MUHAL BURANIN TANRISI BENİM.

BAZEN OYUN OYNAYIP, İNTERNETİ KULLANIP PARA ÖDEMEDEN SIVIŞMAYA KALKANLAR OLUYOR.
HEMEN YAKALİYORUM ONLARI. ‘GEL BAKALIM! NEREYE GİDİYORSUNUZ BÖYLE?
BURANIN NİMETLERİNDEN FAYDALANIP BAŞIBOŞ BIRAKILACAĞINIZI MI ZANNETTİNİZ?
‘PARAMIZ YOK ABİ! ‘ DERLERSE; ‘YOK ÖYLE YAĞMA! ‘ DEYİP CEZALANDIRIYORUM.
INTERNET-CAFEYİ TEMİZLETİYORUM: PASPAS YAPIYORLAR, CAMLARI SİLİP TUVALETİ TEMİZLETTİRİYORUM.

BİR SAAT OYUNUN, İNTERNETİN BEDELİ OLUR, BUNUN HESABI SORULUR DA, SAYISIZ NİMETLERLE DOLU KOCA BİR ÖMRÜN HESABINI SORMAZLAR MI İNSANA?
BİR CAFENİN BİLE İŞLERİNİ DÜZENLEYEN, TERTİP EDEN BİRİ VARKEN, KOCA KÂİNATI KUSURSUZ İŞLEYEN BU SİSTEMİNİN BİR KURUCUSU OLMAZ MI?
OLMAZ DİYENİN AHMAKLIĞINI BÜTÜN NOTERLER TASDİK ETMEZ Mİ?

– VALLAHİ EVLÂDIM PEK TAKDİR ETTİM SENİ. PEKİ ALLAH’I NASIL BİLİRSİN, NEYE BENZETİRSİN?
-BEN ALLAH’I HİÇBİR ŞEYE BENZ ETMEDEN BİLİRİM AMCA.

– BUNUN BÖYLE OLACAĞINI NASIL BİLDİN EVLÂDIM? DELİKANLI ELİYLE BİLGİSAYARLARI İŞARET ETTİ:
– YİNE BUNLAR SAĞ OLSUN. BU BİLGİSAYARLARI YAPAN MÜHENDİSLER BAŞKA, BİLGİSAYARLAR BAŞKADIR. BİRBİRLERİNE BENZEMEZLER.
PROGRAMI YAZAN İNSAN BAŞKADIR, ORTAYA KONULAN PROGRAM İSE BAMBAŞKA.
BİLGİSAYARDA YÜKLENMİŞ BİLGİLER VARDIR, FAKAT BENİM BİLMEM YİNE BAŞKADIR.
KAMERASI VARDIR, SES DÜZENİ VARDİIR, AMA BENİM GÖZLERİM VE DUYUP KONUŞMAM FARKLIDIR.

ABDULLAH AMCA ÇOCUĞUN FERASET VE ANLAYIŞINI ÇOK BEĞENMİŞTİ.
SORDUĞU SORULARA ALDIĞI CEVAPLAR, GAYET MANTIKLIYDI VE BERRAK BİR İMANA İŞARET EDİYORDU.
ASLINDA BURADAKİ İŞİ BİTMİŞ, KİMLİK NUMARASINI ÇOKTAN ALMIŞTI; AMA MUHABBETE DEVAM ETMEK İSTEDİ.

– PEKİ VARLIĞINA İNANDIĞIN RABBİN İÇİN NE YAPMAN GEREKTİĞİNE DAİR NE BİLİYORSUN?
– NE YAPMAM GEREKTİĞİNİ BİLİYORUM AMCA, FAKAT NE KADARINI YAPABİLDİĞİM HUSUSUNDA KENDİMİ YETERLİ GÖRMÜYORUM.
– NE BİLDİĞİNİ SÖYLERSEN, NELER YAPABİLECEĞİNE DAİR YARDIMCI OLABİLİRİM BELKİ EVLÂDIM.
– NELER YAPMAM GEREKTİĞİNE DAİR ŞURADAN BİLİYORUM AMCA:
ÖNCELİKLE, RABBİM BANA BİR GÖNÜL VERMİŞ. KENDİSİNİ BİLMEYİ NASİP EDİP MUHABBETİNİ GÖNLÜME YERLEŞTİRMİŞ.
BEN DE GÖNLÜMDE SADECE O’NA VE SEVDİKLERİNE YER VERMELİYİM,
O’NUN İSTEMEYECEĞİ ŞEYLERİ GÖNLÜMDEN UZAK TUTMALIYIM.

İKİNCİ OLARAK BANA VERDİĞİ DİLİ RAZI OLMAYACAĞI SÖZLERDEN KORUMALIYIM. HER ZAMAN O’NU SOYLEMELİ, O’NU ANLATMALIYIM.
SON OLARAK BANA VERDİĞİ BU BEDENİ ONUN RAZI OLACAĞI ŞEKİLDE KULLANMALI, BİR GÜN TOPRAK OLACAK VÜCUDUMU
O’NUN YOLUNDA ESKİTMELİYİM. BENİM BİLDİGİM BUNDAN İBARET.|

– EE EVLÂDIM DAHA NE YAPACAKSIN, BAŞKA BİR ŞEY KALMADI Kİ!
– EFENDİM YAPMALIYIM, ETMELİYİM DİYORUM AMA, BAL DEMEKLE AĞIZ TATLANMIYOR Kİ!
GİDİLECEK YOLU BİLMEK AYRI, USULUYLE YOLDA YÜRÜYEBİLMEK APAYRI BİR ŞEY|
YİNE BİLGİSAYAR TABİRLERİYLE SÖYLEMEK GEREKİRSE,
ŞEYTAN DENİLEN MELUN HACKER, BENİM SİSTEMİMDE Kİ NEFS VİRUSUNU AKTİF HALE GETİRİYOR.
ÜSTESİNDEN GELEBİLENE AŞK OLSUN. ETKİLİ BİR ANTİVİRUS PROGRAMI BULMAM LAZIM BELKİ DE..

– BEN BİLİYORUM, DEDİ ABDULLAH HOCA VE EKLEDİ: NAMAZ
– EVEEET AMCA, NAMAZ ANTİ-VİRUS PROGRAMLARINDAN BİRİSİDİR. HAYAT SİSTEMİNE KURUP, GUNDE BEŞ KERE DA BAĞLANIRIZ
BÖYLECE SÜREKLİ GÜNCELLENİR.

KARTALLAR YÜKSEK UÇAR

YENİDEN VE DAHA GÜÇLÜ BİR DOĞUŞUN ÖYKÜSÜ
“KUVVET VE CESARETİN SEMBOLÜ OLAN AARTALLAR ALÇAKLARDA DEĞİL, YÜKSEKLERDE YAŞARLAR. ESARET HAYATINA DAYANAMAZLAR.BU NEDENLEDİR Kİ SELÇUKLU DEVLETİ KENDİNE ÇİFT BAŞLI KARTALI SİMGE SEÇMİŞTİR.

ALMANLAR VE ABD ‘DE KARTALI SEMBOL OLARAK SEÇMİŞ VE BAŞKANLIK FORSLARINDA KULLANMIŞLARDIR.

YÜKSEKLERİN, YÜCELERİN HÂKİMİ OLMANIN SEMBOLÜ OLAN KARTALLAR, ORTALAMA 70 İLA 104 YIL YAŞARLAR. ESARET HAYATINDA ANCAK KIRK YIL YAŞAYABİLİR.OLDUKÇA HIZLI UÇAN KARTALLARIN AĞIRLIĞI 7 KĞ,KANATLARININ AÇIKLIĞI 2,5 METREYE ULAŞIR.KUZULARI BİLE KALDIRIP KAÇIRANLARINA RASTLANIR.YERYÜZÜNÜN HER YERİNDE YAŞAYABİLEN KARTALLARIN BİR ÇOK TÜRLERİ VARDIR.

KARTALLARIN YAŞLARI 35’ E GELDİĞİNDE, “ SANKİ YAŞ OTUZ BEŞ, YOLUN YARISI EDER .”DERCESİNE ESKİ GÜÇ VE KUDRETLERİNİ YİTİRİR, GAGALARI VE PENÇELERİ İŞ GÖREMEZ, KANATLARI YÜKSEKLERE UÇMASINA GÜÇ YETİREMEZ HALE GELİR. ÇÜNKÜ GAGASI UZUNLAŞMIŞ, GÖĞSÜNE DOĞRU KIVRILMIŞ, KANATLARI YAŞLANMIŞ VE AĞIRLAŞMIŞTIR. TÜYLERİ KALINLAŞIP KARTLAŞTIĞINDAN UÇMASI DA HAYLİ ZORDUR ARTIK. PENÇELERİ SERTLEŞMİŞ VE ESNEKLİĞİ YİTİRMİŞTİR. BU HALİYLE AVINI TUTAMAZ VE KAVRAYAMAZ OLMUŞTUR.

İŞTE KUŞ TÜRLERİ İÇİNDE EN UZUN ÖMRE SAHİPTİR DİYEBİLECEĞİMİZ KARTAL, BU AŞAMADA ÖNÜNE YARADAN TARAFINDAN ÖNÜNE KONULAN İKİ SEÇENEKTEN BİRİNİ TERCİH EDECEK VE KALAN ÖMRÜ İÇİN KARARI YİNE KENDİSİ VERECEKTİR. EVET YA ÖLÜMÜ SEÇECEK VEYA YENİDEN DOĞUŞ DENEBİLECEK ZOR VE ACI BİR DÖNEMDEN GEÇMEYİ GÖZE ALACAKTIR.

150 GÜN SÜRECEK OLAN YENİDEN DOĞUŞ DENEBİLECEK SÜRECİ SEÇEN KARTAL, YÜKSEK BİR DAĞIN TEPESİNDE KAYALARIN ARASINDA ADETA İNZİVAYA ÇEKİLİR. ÖNCEDEN YUVA OLARAK SEÇTİĞİ YERE BU SÜRE İÇİNDE İHTİYACI OLACAK KADAR YİYECEĞİ DEPO EDER. ARTIK SIRA GENÇLEŞME ÇALIŞMALARINA GELMİŞTİR. KÜTLEŞEN VE KESİCİLİĞİ KALMAYAN GAGASINDAN BAŞLAR İŞE. GAGASINI OLDUKÇA SERT BİR ŞEKİLDE KAYALARA SÜRTE SÜRTE KOPARIR. SABIRLA BEKLEMEYE BAŞLAR YENİ GAGASININ ÇIKMASINI. İLK SABIR DENEMESİ SEMERESİNİ VERİR VE YENİ BİR GAGAYA SAHİP OLUR. BU SEFER SIRA PENÇELERİNE GELMİŞTİR. GAGASIYLA BU SEFER DE PENÇELERİNİ SÖKER ATAR. YİNE SABIRLI BİR BEKLEYİŞ SÜRECİNİN SONUNDA YENİ PENÇELERE KAVUŞAN KARTAL ŞİMDİ DE ESKİMİŞ, KARTLAŞMIŞ OLAN TÜYLERİNİ YOLUP ATMAYA BAŞLAMIŞTIR. DAĞA ÇEKİLİŞİN ARDINDAN BEŞ AY GEÇMİŞ VE BU SÜRENİN SONUNDA KARTAL ADETA YENİDEN DOĞMUŞ, GENÇLEŞMİŞTİR.”

İSTER BİR ÖĞRENCİ OLALIM İSTER YETİŞKİN, HEPİMİZİN KARTALLARIN BU İBRET VEREN YAŞAMINDAN ALACAĞIMIZ BİRÇOK ÖRNEK YOK MU SİZCE?
SERAP UYSAL

ENGELLİ OLMAK NEDİR ?ENGELİ AŞMAK NEDİR?

MUTLULUK
SORUNSUZ BİR YAŞAM DEĞİL,
ONLARLA BAŞA ÇIKABİLME YETENEĞİ DEMEKTİR…
*OKUMA VE ÖĞRENME ZORLUĞU ÇEKEN ÇOCUKLARA ÖZEL EĞİTİM VEREN BİR OKUL İCİN BAĞIS TOPLAMA YEMEĞİNDE, ÇOCUKLARDAN BİRİSİNİN BABASI KATILIMCILAR TARAFINDAN ASLA UNUTULMAYACAK BİR KONUŞMA YAPTI. OKULA KENDİNİ ADAMIŞ ÖĞRETMENLERİ KUTLADIKTAN SONRA ŞÖYLE BİR SORU SORDU: ‘DIŞARDAKİ ETKENLER TARAFINDAN ETKİLENMEDİKÇE DOĞA HERŞEYİ MÜKEMMEL BİR ŞEKİL VE SIRADA YAPIYOR. AMA YİNE DE OĞLUM SHAY, DİĞER ÇOCUKLARIN ÖĞRENDİKLERİ GİBİ ÖĞRENEMİYOR. DİĞER ÇOCUKLARIN ANLAYABİLDİKLERİ GİBİ ANLAYAMIYOR. OĞLUMDA DOĞAL OLMASI
GEREKEN ŞEYLER NEREDE?’

BU SORU KARŞISINDA DİNLEYİCİLER SESSİZ KALDILAR.

BABA DEVAM ETTİ. ‘BEN İNANIYORUM Kİ, DÜNYAYA FİZİKSEL VE ZEKA ENGELLİ SHAY GİBİ BİR ÇOCUK GELDİĞİNDE, GERÇEK İNSAN DOĞASI KENDİNİ GÖSTERME FIRSATINI BULUYOR VE BU DA İNSANLARIN O ÇOCUĞA DAVRANIŞ ŞEKİLLERİNDE KENDİNİ GÖSTERİYOR.’

VE SONRA AŞAĞIDAKİ HİKAYEYİ ANLATMAYA BAŞLADI:

SHAY VE BABASI BİR GÜN PARKTA SHAYİN TANIDIĞI BİRKAÇ ÇOCUĞUN BASEBALL OYNADIKLARINI GÖRDÜLER.
SHAY SORDU, ‘ACABA OYNAMAMA İZİN VERİRLER Mİ?’
SHAY’İN BABASI ÇOĞU ÇOCUĞUN SHAY GİBİ BİR ÇOCUĞUN TAKIMLARINDA OYNAMASINI İSTEMEYECEKLERİNİ AMA AYNI ZAMANDA EĞER OĞLUNA İZİN VERİRLERSE OĞLUNUN O ÇOK İHTİYACINI DUYDUĞU, ENGELLERİNE RAĞMEN BAŞKALARI TARAFINDAN KABUL EDİLMENİN ÖZGÜVENİ VE SAHİPLENME DUYGUSUNU VERECEĞİNİ DE BİLİYORDU.
SHAY’İN BABASI ÇOCUKLARDAN BİRİNİN YANINA YAKLAŞTI VE (FAZLA BİRŞEY
BEKLEMEYEREK) SHAY İN OYNAYIP OYNAYAMAYACAĞINI SORDU. ÇOCUK ŞÖYLE DANIŞABİLECEĞİ BİRİLERİNE BAKTI VE SONRA ‘ŞU ANDA 6 SAYI GERİDEYİZ VE OYUN SEKİZİNCİ TURUNDA. HERHALDE TAKIMA GİREBİLİR BEN DE ONU DOKUZUNCU TURDA VURUCU OLARAK SOKMAYA ÇALIŞIRIM’ DEDİ.

SHAY BÜYÜK BİR GAYRETLE TAKIMIN YANINA GİTTİ VE YÜZÜNDE KOCAMAN BİR GÜLÜMSEME İLE TAKIM T-SHİRTİNİ GİYDİ. BABASI GÖZÜNDE YAŞ, KALBİ SICAK DUYGULARLA DOLU ONU İZLEDİ. ÇOCUKLAR OĞLUNUN KABUL EDİLMESİNDEN DOLAYI BABANIN MUTLULUĞUNU GÖRDÜLER. SEKİZİNCİ TURUN SONUNDA SHAY’İN TAKIMI BİRKAÇ PUAN KAZANDI AMA HALA 3 SAYI GERİDEYDİ. DOKUZUNCU TURUN BAŞINDA SHAY ELDİVENİ ELİNE GEÇİRDİ VE SAĞ AÇIK SAHAYA ÇIKTI. ONA DOĞRU HİÇ TOP İSABET ETMEMESİNE RAĞMEN OYUNDA OLMAKTAN SON DERECE MUTLUYDU VE BABASININ ONA TRİBÜNLERDEN EL SALLADIĞINI GÖRDÜĞÜNDE YÜZÜNDE KOCAMAN BİR GÜLÜMSEME VARDI.
DOKUZUNCU TURUN SONUNDA SHAY’İN TAKIMI YİNE PUAN KAZANDI. ŞİMDİ BÜTÜN KALELER DOLUYDU, OYUNU KAZANMA ŞANSI ORTAYA ÇIKMIŞTI VE TOPA VURMA SIRASI SHAY’E GELMİŞTİ.

BU NOKTADA SHAY’İN VURUCU OLMASINA İZİN VEREREK OYUNU KAYBETME RİSKİNİ Mİ ALMALIYDILAR? ŞAŞIRTICI BİR HAMLEYLE SHAY’E SOPAYI VERDİLER. HERKES TOPA İSABET ETTİRME ŞANSININ SIFIR OLDUĞUNU BİLİYORLARDI ÇÜNKÜ BIRAKIN TOPA VURMAYI SHAY SOPAYI BİLE ELİNDE TUTMASINI BİLMİYORDU.

AMA SHAY SAHAYA ÇIKTIĞINDA TOP ATICI, DİĞER TAKIMIN KAZANMA ŞANSLARINI BİR KENARA BIRAKARAK SHAY’E BU FIRSATI TANIDIKLARINI GÖRÜNCE BİRKAÇ ADIM ÖNE GİDEREK YUMUŞAK BİR ŞEKİLDE TOPU SHAY’E DOĞRU FIRLATTI. İLK TOPA SHAY ZORLUKLA SOPAYI SAVURDU AMA ISKALADI. ATICI TEKRAR BİRKAÇ ADIM ÖNE DOĞRU GELDİ VE TOPU YİNE YUMUŞAK BİR ŞEKİLDE SHAY’E DOĞRU ATTI. SHAY SOPAYI SAVURDU VE HAFİFÇE TOPA DOKUNARAK YERE ATICIYA DOĞRU VURDU.

OYUN ŞİMDİ BİTECEKTİ. ATICI TOPU YERDEN ALDI VE İLK KALEDEKİ ADAMINA KOLAYLIKLA ATABİLECEK VE SHAY’İ SOBELEYEREK OYUNU BİTİREBİLECEKTİ.

AMA ATICI TOPU ALDI VE İLK KALEDEKİ ADAMININ BAŞININ ÜZERİNDEN DİĞER TAKIM ARKADAŞLARININ ERİŞEMEYECEĞİ YERE FIRLATTI.
TRİBÜNLERDEKİ HERKES VE İKİ TAKIMDA BAĞIRMAYA BAŞLADILAR, ‘SHAY, İLK KALEYE KOŞ, İLK KALEYE KOŞ!’ SHAY HAYATINDA HİÇ BU KADAR UZAĞA KOŞMAMIŞTI AMA İLK KALEYE GİDEBİLDİ. ŞASKINLIKTAN BÜYÜMÜŞ GÖZLERİYLE YERE ÇÖKTÜ.

HERKES BAĞIRMAYA DEVAM ETTİ, ‘İKİNCİ KALEYE KOŞ, İKİNCİ KALEYE KOŞ’ NEFES NEFESE SHAY ZORLUKLA İKİNCİ KALEYE KOŞABİLDİ. SHAY İKİNCİ KALEYE GELDİĞİ SIRADA AÇIK SAHADA DİĞER TAKIMDAN BİRİ TOPU ALMIŞTI … TAKIMIN EN KÜÇÜĞÜ OLAN BU ÇOCUK KAHRAMAN OLMA ŞANSINI ELİNDE TUTUYORDU. TOPU İKİNCİ KALEDEKİ ADAMINA ATABİLİRDİ AMA TOP ATICISININ NİYETİNİ ANLADIĞINDAN O DA KASITLI OLARAK TOPU ÜÇÜNCÜ KALEDEKİ ARKADAŞININ BAŞININ ÜZERİNDEN ATTI.

HERKES BAĞIRIYORDU, ‘SHAY, SHAY, SHAY, BÜTÜN YOLU KOŞ SHAY’

KARŞI TAKIMDAN BİRİNİN YARDIM EDEREK ONU ÜÇÜNCÜ KALEYE DOĞRU DÖNDÜRMESİYLE SHAY ÜÇÜNCÜ KALEYE KOŞABİLDİ, ‘ÜÇÜNCÜYE KOŞ! SHAY, ÜÇÜNCÜYE KOŞ!’

SHAY ÜÇÜNCÜYE GELİRKEN DİĞER TAKIMDAKI ÇOCUKLAR VE SEYİRCİLER AYAĞA
KALKMIŞLARDI VE BAĞIRIYORLARDI, ‘SHAY, HEPSİNİ KOŞ! HEPSİNİ KOŞ!’ SHAY
HEPSİNİ KOŞTU VE OYUNU TAKIMI İÇİN KAZANAN BİR KAHRAMAN OLARAK HERKES TARAFINDAN ALKIŞLANDI.

‘O GÜN’, DEDİ BABASI, GÖZLERİNDEN YAŞLAR AŞAĞIYA DOĞRU SÜZÜLEREK,
‘İKİ TAKIMDAKİ ÇOCUKLAR DA DÜNYAYA BİR PARÇA SEVGİ VE İNSANLIK GETİRMEYİ BAŞARDILAR’.

SHAY BİR SONRAKİ YAZA YETİŞEMEDİ. O KIŞ ÖLDÜ. BİR KAHRAMAN OLDUĞUNU VE BABASINI MUTLU ETTİĞİNİ VE EVE GELDİĞİNDE ANNESİNİN DE GÖZYAŞLARI İÇİNDE ONU KUCAKLADIĞINI ASLA UNUTMADI.

BİLGİN BİR ADAM BİR ZAMANLAR DEMİŞKİ: HER TOPLUM, KENDİLERİNDEN DAHA AZ ŞANSLI OLANLARA NASIL DAVRANDIĞIYLA DEĞERLENDİRİLİR.
SERAPUYSAL

GÜLÜMSEYİN!

ALİ HAT BEKÇİSİYDİ. HERKES GİBİ ONUN DA HAYATTA BİR İDEALİ VARDI: MAKASÇI OLMAK. SONUNDA SINAVA GİRDİ. MÜFETTİŞ SORDU:

“İKİ EKSPRES AKSİ YÖNLERDEN AYNI HAT ÜSTÜNDE BİRBİRLERİNE YAKLAŞMAKTALAR. BU DURUMDA NE YAPARSIN?”

“BİR TANESİNİ BAŞKA HATTA ALIRIM.”

“İMKANSIZ. RAYLAR DONMUŞ VAZİYETTE. MAKAS ÇALIŞMIYOR.”

“O ZAMAN KIRMIZI BİR BAYRAK SALLARIM.”

VAKİT GECE. KİMSE SENİ GÖREMEZ.”

“KIRMIZI BİR FENER SALLARIM.”

“MEMLEKETTE GAZ KITLIĞI VAR.”

“O ZAMAN ELİME GEÇEN HER TÜRLÜ TAHTA VE ODUNU HATTIN ÜSTÜNE YIĞAR VE TUTUŞTURURUM.”

“YA KİBRİTİN DE YOKSA?”

ZAVALLI HAT BEKÇİSİNİN ALNINDAN TER DAMLIYORDU. SONUNDA İÇİNİ ÇEKTİ:

“O ZAMAN KARIMI ÇAĞIRIRIM.” MÜFETTİŞ ŞAŞIRDI:
“KARINI MI ÇAĞIRIRSIN? BU İŞLE NE İLGİSİ VAR KARININ?”
“AZ SONRA ÇIKACAK ŞAMATAYI O DA GÖRSÜN BARİ…”

SERAP UYSAL

MASUM AMERİKAN KÖPEĞİ!YAZIK !

ADAMIN BİRİ NEW YORK, CENTRAL PARK’TA YÜRÜYÜŞ YAPARKEN, ANİDEN KUDUZ BİR KÖPEĞİN KÜÇÜK BİR KIZA SALDIRDIĞINI GÖRÜR. KOŞAR VE KÖPEKLE
BOĞUŞMAYA BAŞLAR. HAYLİ UZUN BİR UĞRAŞTAN SONRA ÜZERİ YARA BERE İÇİNDE KALDIĞI HALDE KÖPEĞİ ÖLDÜRÜR. AMA KÜÇÜK KIZIN DA HAYATINI
KURTARMIŞTIR. SON ANDA BU SAHNEYİ GÖREN POLİS NEFES NEFESE OLAY YERİNE KOŞAR VE ADAMIN YANINA GELİR.
SARILIP TEŞEKKÜR ETİKTEN SONRA ‘SEN’ DER ‘BİR KAHRAMANSIN, YARIN BÜTÜN GAZETELER SENİ YAZACAKLAR. VE GÖRECEKSİN BAŞLIK DA ŞÖYLE OLACAK;
CESUR NEW YORK’LU KÜÇÜK KIZIN HAYATINI KURTARDI.’
ADAM ‘AMA BEN NEW YORK’LU DEĞİLİM!’ DER.
POLİS ‘FARK ETMEZ, BU DURUMDA GAZETELER ŞUNU YAZACAKLAR; CESUR AMERİKALI KÜÇÜK KIZIN HAYATINI KURTARDI’ CEVABINI VERİR.
‘AMA BEN AMERİKALI DA DEĞİLİM’ DER ADAM ARTIK ŞAŞIRARAK. POLİS ‘YA, O HALDE NERELİSİN?’ DİYE SORUNCA ADAM CEVAP VERİR;
‘BEN IRAKLIYIM!’
POLİS ADAMA BAŞKA BİR ŞEY SÖYLEMEZ. AMA ADAM ERTESİ GÜN GAZETELERİ ALDIĞINDA ŞÖYLE BİR BAŞLIKLA KARŞILAŞIR;

‘RADİKAL İSLAMCI, MASUM AMERİKAN KÖPEĞİNİ ÖLDÜRDÜ.’!

SOR Kİ ÖĞRENESİN!

3 SORUYA 3 GÜZEL CEVAP

GENÇ BİR DELİKANLI SENELERCE YURT DIŞINDA OKUDUKTAN SONRA VATANINA ATEİST OLARAK GERİ DÖNER. ÜÇ SORUSUNA HİÇ KİMSE CEVAP VEREMEDİĞİNDEN DOLAYI CANI GAYET SIKINTILIDIR.

EBEVEYNİ OĞULLARINA YARDIM ETMEK NİYETİYLE BÜYÜK İLİM SAHİBİ OLAN KÖYÜN HOCASINA GÖTÜRÜRLER. HOCA VE DELİKANLININ ARASINDA GEÇEN DİYALOG ŞÖYLE DEVAM EDER.

DELİKANLI: KİMSİN SEN? SORULARIMA CEVAP VEREBİLECEK MİSİN?

HOCA: ALLAH’IN BİR KULUYUM VE ONUN İZNİYLE SORULARINA CEVAP VEREBİLECEĞİM.

DELİKANLI: EMİN MİSİN? PROFESÖRLER BİLE CEVAP VEREMEDİ BANA.

HOCA: ALLAH’IN İZNİYLE CEVAP VERMEYE ÇALIŞIRIM

DELİKANLI: 3 SORUM VAR

1. ALLAH YAŞIYOR MU? ÖYLE İSE, ŞEKLİNİ BANA GÖSTER

2. TAKDİR (KADER) NEDİR?

3. EĞER ŞEYTAN ATEŞTEN YARATILDIYSA NEDEN CEHENNEME YOLLANIYOR, CEHENNEMDE ATEŞ DOLU DEĞİL Mİ? ATEŞ ATEŞİ NASIL YAKSIN. TANRI BUNU DÜŞÜNEMEDİ Mİ?

BU ARADA, ANİDEN BİZİM HOCAMIZ DELİKANLININ BAŞI ÜZERİNDE BİR SAKSI KIRAR.

DELİKANLI CANI YANA YANA SORAR; NEDEN SİNİRLENDİN Kİ?

HOCA: SİNİRLENMEDİM. BU BENİM ÜÇ SORUNA BİR CEVABIM DER.

DELİKANLI: HİÇ BİR ŞEY ANLAMADIM.

HOCA: NASIL HİSSETİN KENDİNİ SAKSIYI BAŞINDA KIRINCA

DELİKANLI: TABİİ Kİ, FENA BİR ACI HİSSETTİM.

HOCA: YANİ, ACININ VARLIĞINA İNANIYOR MUSUN?

DELİKANLI: EVET

HOCA: BANA BU ACININ ŞEKLİNİ GÖSTER O ZAMAN!

DELİKANLI: GÖSTEREMEM.

HOCA: BU BENİM İLK CEVABIM. HERKES ALLAH’IN VARLIĞINI HİSSEDER AMA ALLAH’I GÖREMEZ.

HOCA: DÜN GECE RÜYANDA BENİM BAŞINDA SAKSI KIRDIĞIMI GÖRDÜN MÜ?

DELİKANLI: HAYIR.

HOCA: BUGÜN BÖYLE BİR ŞEY İLE KARŞILAŞACAĞINI HİÇ DÜŞÜNDÜN MÜ? AKLINDAN GEÇTİ Mİ?

DELİKANLI: HAYIR

HOCA: BU İŞTE TAKDİR DİR (KADER)

HOCA: BİZ NEDEN YARATILDIK? TOPRAKTAN YARATILMIŞ DEĞİL MİYİZ?

DELİKANLI: EVET BÖYLE DENİR.

HOCA: E O ZAMAN? SAKSIDA TOPRAKTAN YAPILMADI MI? ALLAH İSTERSE ATEŞTEN YARATILAN ŞEYTANI, ATEŞİN İÇİNDE CEZALANDIRAMAZ MI

SERAP UYSAL