MANA YÜKLÜ GÜZEL SÖZLER

Bir kabza-i hak olur bu tenler.

Bilmem ki neye kibreder kibredenler.                                                           Şeyhülislam Yahya

                                     

Çok okuyan çok bilir ,yarını parlak olur.  

Okuyanın yarını alnı gibi ak olur.

   Medeniyet dediğin açmaksa bedeni,

Desene hayvanlar bizden daha   medeni.                                                             Mehmet Akif

   Yiyince hiç doyar mı girdiğiniz yer?

Dünyaya uyar mı girdiğiniz yer?

Ölümden öteyi anlat bize.

Dünyaya uyar mı gördüğünüz yer.   

Etme ar oku ,öğren ehlinden.

Herşeyin ilmi güzel cehlinden.   

  İbadet için geldik, hesap için döneceğiz.

Dünyada misafiriz dirilmek için öleceğiz.                                             

  Evini temiz tut ansızın misafir gelir

HAZIRLAYAN VE SUNAN :SERAP UYSAL

Anne istemiyordum ne tacı ,ne sarayı! Anne karnında ,fazla yaramazlık mı ettim?CAHİT SITKI TARANCI’DAN BİR ŞİİR

ANNE NE YAPTIN?
Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?
Sanki karnında fazla yaramazlık mı ettim?
Senden istemiyordum ne tacı ,ne sarayı;
Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim.
Bir kere doğurdunsa ,sonra niçin büyüttün?
Kundakta, beşikte de bir zahmetim mi vardı?
Koynundan niçin attın ,yavrunu bütün bütün?
Bilmiyor muydun ki o ,yalnızlıktan korkardı.
Sütünden tatlı mıdır ,anne sanki bu hayat?
Bana sorsana anne ,yaşamak bir hüner mi?
El aç ,yalvar gündüze,geceye boyun uzat
Bu uğurda bir ömür çürütmeye değer mi?
Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim!
Anne istemiyordum ne tacı ,ne sarayı!
Anne karnında ,fazla yaramazlık mı ettim?
Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?
                                                            Cahit Sıtkı Tarancı
 Bir insan niçin böyle düşünür ?
yaşamak niye zül gelir,ağır gelir?
hayatın tüm yükü niye omuzlarına binmiş gibi hisseder?
niye annesine kızar onu dünyaya getirdiği için .?
tüm bu duygular inancını kaybetmiş bir insanın portresi …
hiç bir şeyden zevk almayan adeta ölümü dileyen insan ..
inancını kaybetmeseydi böyle mi olurdu?
edebiyatımıza en güzel eserleri sunan bu şairimizin unutulmayacak o kadar şiiri var ki …
zevkle okuruz .
ama bir hüzün sarar bizi okuduğumuzda .
35 yaş şiiri unutulmazlar arasında başı çeker .
ölüm korkusu ,yalnızlık …
o yazar ,biz okur hüzünleniriz .
hele de yaş 35 ,yolun yarısı eder deyip de genç denecek yaşta vefat ettiğini öğrenince yazık olmuş diyesiniz gelir .
edebiyatımızın en güzel eserlerini verenlerin kısacık ömürlerine ne çok eser sığdırdığını görünce ise takdir etmekten kendinizi alamazsınız .
bize bu eserleri bıraktıkları için ,gönül dünyamıza hüzün salsalar da biz onları rahmetle anıyoruz .
yazan :serap uysal

DİNLE,ANLA,DEĞER VER:SEVGİNİ ANLAT!

YÜREKLE YÖNETİM
Y  alnızca duy ve anla beni
Ü  zerime gelme kabul etmesen de fikrimi.
R  eddetme sahip olduğum değeri.
E  n sevgi dolu niyetlerimi unutma.
K  esin bir dille sevgini anlat bana.
                                   emily dickinson
şu bir kaç satır neler düşündürdü bana ..
Konuşulanı dinlemek yok ,
anlamaya çalışmak yok.
değer vermek yok .
fikir ayrılığı ve zıtlaşma gırla gitsin .
karşındaki iyi niyetli olsa ne yazar.
bu durumda onu sevdiğini iddia edebilir misin ?
eğer ki seviyorsan dinle.
sonra anla .
sonra değer ver .
o konuşurken gözlerini kaçırma .
dik gözlerini gözlerine anlamaya çalış .
ne diyor bu de!
fikrin ve zikrin farklı da olsa aynı masada otur ,konuş ,anlaş ,karşılıklı çayınızı yudumlayın .
iyi niyetli olun .
bundan ala sevgi mi olur  o zaman !
seni seviyorum demene gerek kalmaz .
seni seviyorum deyip lafta kalan sevgiler var ya !
işte onların hiç bir değeri yok !
ispatı burada işte .
yukardaki mısralarda .
oku ,anla ,anlat!
**
yazan :serap uysal

KİM ÖLÜ KARDEŞİNİN ETİNİ YEMEKTEN HOŞLANIR Kİ ?

Dedikoducu bir kadını anlatırlar…

İşi gücü dedikodu imiş.

Avare ya..

Boş boş durana kadar dedikodu ile zevklenirmiş.

Ne var ki dünya ölümlü.

Yaşı başı biraz ilerleyince korkmaya ,vicdan azabı duymaya başlamış.

Bu günah yükünden kurtulmak ve tövbe etmek için bir alime danışmayı düşünmüş.

Bu huyumdan ve günahlarımdan nasıl kurtulurum diye …

Öyle ya …Yaptığı dedikodulardan dolayı nice canlar yanmış ,ocaklar kararmış .

Birbirine nefretle dolan eşler ,kardeşler ,anne ve evlatlar ve komşular .

Hep  gözünün önüne geliyormuş bu yaptıkları .

Uyuyamıyor ,huzursuzluğu gün geçtikçe artıyormuş .

Uyuyabilse bu defa rüyalarında rahat bırakmıyorlarmış .

Halk tarafından çok sevilen ,güvenilen ,insanları doğru yola sevketmekten başka gayesi olmayan bir alim zat ,verdiği misallerle insanlara doğru yolu gösteriyormuş .

Kadın oturmuş önüne bu Allah dostu alim  zata, durumunu hiç saklamadan anlatmış .

Kendisinin yaptığı bu hatalı davranışların başlangıç ve neticelerini ,sebeb ve sonuçlarını ,ortaya çıkan vahim durumların kendisinde uyandırdığı vicdan azabını ve huzursuzluğun boyutlarını anlatmış bir bir .

Ve bunları nasıl telafi etmesi gerektiğini ,nasıl tövbe edeceğini sormuş .

Bir cümlelik bir cevap almış sadece .

Ve sevincinden uçmuş adeta .

-Bir tavuk kes ve tüylerini köyü gezerek yol ,temizle ve gel .

Bu ne kadar kolay bir şeymiş böyle demiş .

Evet .

Kolay değil mi gerçekten .

Günahlardan kurtulmanın yolu bir tavuk kesip tüylerini yolmaktan ibaret .ne güzel …

-Niye kendimi bu kadar harap ettim ki …

Bu kadar kendimi tükettiğime değer mi?

İşte hemen bir tavuk alayım, kurtulayım şu günahlarımdan deyip…

Almış tavuğu kesmiş anında ve köyü dolaşarak tavuğun tüm tüylerini yolup misler gibi temizlemiş .

-Hadi şimdi alim zatın yanına git ve durumu anlat ,demiş kendi kendine.

-Efendim ;dediğinizi yaptım .tavuğu kestim ,tüylerini tertemiz yoldum .işte tavuk !

Acı bir gülümseme ve tekrar bir cümlelik cevap :

-İyi aferin!

Şimdi de o tüyleri topla!

Deyince şafak atmış kadında .

Tüyleri yolarken ne kadar kolaylık ve ferahlık hissetti ise şimdi de tam tersi duygular beynini zonklatmış .

-Ama efendim !

Nasıl olur ?

O tüyleri daha yolarken hepsi uçtu ,gitti bir tarafa!

Alimin  gözlerindeki acı gülümseme daha da derinleşmiş ve kadına bakmış bakmış :

-Biliyormusun ?

Senin yaptığın dedikodular da işte aynen böyle!

Söylediğin sözler yerinde durmadı .

Dört bir yana dağıldı ,gitti .

Artık toparlamak imkanı kalmadı .

Şimdi yapacağın şey o insanlardan helallik dilemek .

Bir daha da bu yaptığın çirkin işlere geri dönmemek .

Helallik isterken de söylediğin sözleri ,yaptıklarını anlatacak ve öyle helallik alacaksın .

Sadece hakkını helal et demekle olmaz bu iş .

Dedikodu yaptığın kişilere bunların bir dedikodu olduğunu söyleyecek ve bundan pişman olup hata yaptığını anladığını söyleyeceksin .”

*

Şimdi düşünelim :

Ağızdan çıkan söz ok gibi ,kurşun gibi .

Çıktı mı geri dönüşü yok !

Dilini tutmak mı daha kolay ,

Yaptıklarını ,söylediklerini bir bir anlatıp helallik almak ,dedikodu yaptığı kimselere bunun bir dedikodu olduğunu söylemek mi?

ALLAH KUR’AN’DA  NE BUYURDU :

VAY HALİMİZE DEMEDEN TÖVBE ETMEYİ NASİP EYLE ALLAH’IM !
DİLİMİZİ ,GIYBETTEN ,YALANDAN ,İFTİRADAN ,
KALBİMİZİ HASETTEN ,KİNDEN ,KÖTÜ AHLAKTAN HIFZEYLE ALLAH’IM!
YÜZÜMÜZÜ GÜZEL YARATTIĞIN GİBİ AHLAKIMIZI DA GÜZELLEŞTİR ALLAH’IM!
AMİN
YAZAN VE SUNAN :SERAP UYSAL

 

HELALLEŞMEK İÇİN ,SADECE HAKKINI HELAL ET DEMEK YETER Mİ?

AFİYET OLSUN (MU)
Eşim imam .
Bir gün camide ,erken gitmiş bayağı ,bir iki cemaatten kişi ile sohbet ediyorlarmış .
Cemaatten birisi demiş ki :
-Hoca ! senin evinde kilima var .elektrik parasını cemaate
ödetiyorsun .
Yak bakalım kilimayı ,verecen ALLAH’a hesabını …
Ah ,Allah’ın müneccim kulu ahh!
Yak bakalım ,biraz da bak da buradan yak!
Eşim demiş ki :
-Sen !
-Nerden biliyorsun ,benim evimdeki elektrik parasını millete ödettiğimi ?
Ben niye evimin elektrik parasını size ödeteyim ki ?
Meselenin artık ne kadar konuşulduğunu bilmiyorum ama eşim bu kadarını anlattıktan sonra şöyle devam etti:
-Bir başka gün camide vaz’ediyorum .
Dedikodu ve suizan üzerine idi konuşmam.
Bu huyların kötülüğünü ve yapılmışsa nasıl tövbe etmemiz gerektiğini anlatıyorum.
-Sadece hakkını helal et ,demek yetmez .
Söylediğiniz sözü anlatacak ve öyle helallik isteyeceksiniz .
Ve dedikodu yaptığınız kişilere ben bu adamın hakkına girdim ,söylediklerim sadece dedikodu idi diyeceksiniz .
Konu denk gelmiş ve daha önce kendisine evde kullandığımız elektriğin parasının millete ödettirildiğine dair ithamın kendisini pek üzdüğünü ,incittiğini de anlatmış .
Bu ithamın hem suizan ,hem de bunun apaçık bir iftira olduğunu söylemiş.
Ve bu konuda hakkını helal etmediğini de ilave etmiş .
Cemaatten birisi:
-Hocam ! o haltı ben de yedim ,deyince ağzımdan :
-Afiyet olsun ,sözü çıkıverdi ,diyor eşim .
Ama adam hiç kızmadı diyor ve devam ediyor anlatmaya :
-Hakkını helal et  hocam !
dedi o adam ,diyor eşim .
-Sana hakkımı helal etmem için kimlere bu konuda bir şey dedi ve dedikodumu yaptı isen ,gidip onlara diyeceksin ki ,ben Hasan Hoca’ya iftira ettim ,suizanda bulundum ,hata ettim .
Ki,seni affedebileyim .
-Yapamam ben bunu hocam !
-O halde ben de hakkımı sana helal edemem .afiyet olsun !
Ve diyor eşim …o adama zül geldi bunu yapmak .
Ve helalleşemeden öldü gitti .
Yapamaz mıydı ?
Yapabilirdi .
Nasıl mı ?
-Ya arkadaşlar !
Ben hoca hakkında böyle dedim ama ,bu doğru değilmiş ,ben yanılmışım ,zanda bulunmuşum .
İşte bu kadar, biterdi ve dünyadan göçüp giderken günah yükünü azaltırdı en azından .
Allah rahmet eylesin ama şunu da demem lazım ki ,o elektirk dedikodusu bizi gerçekten çok incitmişti .
Yazık !
yazan ve sunan :serap uysal

“İYİLİĞE KÖTÜLÜK ŞER KİŞİNİN KARI.”

“İNSANLIĞI ARADIM; BUNU DOĞRULUKTA GÖRDÜM. GÖNLÜM ULULUK İSTEDİ, BUNU KANAAT VE TEVAZUDA BULDUM.
ÖVÜNMEK İSTEDİM, BUNU HUYDA VE BENLİKTE KÜÇÜLMEKTE BULDUM.
GÖNLÜMÜN GANÎ OLMASINI ARADIM, BUNU TEVEKKÜLDE BULDUM.”
(VEYSEL KARÂNİ)

İMAM-I AZAMIN DÜŞMANINA TAVRI
İMAM-I AZAM EBU HANİFE’Yİ SEVMEYEN ADAMIN BİRİSİ, BİR GÜN İMAMA BİR TOKAT ATAR.
İMAM-I AZAM, KENDİNE HÂKİM BİR KİŞİLİĞE SAHİPTİ.
HİSSİYATINA HÂKİM OLARAK:
-SENİN BANA VURDUĞUN BU TOKADINA KARŞILIK MUKABELE EDİP SANA BU HAREKETİNİN CEZASINI VEREBİLİRDİM.
FAKAT VERMEYECEĞİM.
SENİ HALİFEYE ŞİKÂYET EDEBİLİRİM, FAKAT ETMEYECEĞİM.
BANA YAPTIĞIN BU KÖTÜLÜĞÜ DİLE GETİRİP CENAB-I HAKKA DA ŞİKÂYET EDEBİLİRİM.
FAKAT BUNU DA KATİYEN YAPMAYACAĞIM.
MAHŞER GÜNÜNDE SENDEN İNTİKAM ALMASINI BİZZAT CENAB-I HAK’TAN DİLEYEBİLİRİM.
FAKAT SENİ O DEHŞETLİ GÜNDE O’NA DA ŞİKÂYET ETMEYECEĞİM.
KIYAMET ŞU ANDA KOPSA VE BENİM SENDEN ŞİKÂYETİM İŞİTEBİLİRSE, DERHAL SÖZÜMÜ DEĞİŞTİRİR VE CENNETE SENSİZ GİRMEK İSTEMEDİĞİMİ SÖYLERİM.
SON DERECE RİKKATLE SÖYLENEN BU SÖZLER, ADAMI ADETA ERİTİR.
KENDİSİNİN NE KADAR HAŞİN VE İNSANLIKTAN UZAK OLDUĞUNU, İMAM’IN İSE NASIL OLGUN VE ÂLİCENAP BİR İNSAN OLDUĞUNU ANLAR VE İMAMIN ELLERİNE SARILIR, ÖZÜR DİLER, GÖZYAŞI DÖKER.
İMAM-I AZAM İSE AĞLAMASINA GEREK OLMADIĞINI VE KENDİSİNİ ÇOKTAN AFFETTİĞİNİ SÖYLER.

ATALAR NE DEMİŞLER,NE GÜZEL DEMİŞLER :

“İYİLİĞE İYİLİK HER KİŞİNİN KARI.
KÖTÜLÜĞE İYİLİK ER KİŞİNİN KARI.
İYİLİĞE KÖTÜLÜK ŞER KİŞİNİN KARI.”

BİR DE KENDİMİZE BAKALIM .
BİRİ BİZE BİR KÖTÜLÜK YAPTIĞINDA ,BİR SÖZ SÖYLEDİĞİNDE ,MUAMAELEMİZ NASIL OLUR ?
KENDİMİ DÜŞÜNÜYORUM DA İMAM-I AZAM GİBİ YAPABİLİR MİYİM?
BİLMİYORUM..
EVET DİYEMİYORUM ..
AMA ŞU VAR Kİ O OLGUNLUĞA ERİŞMEK İSTİYORUM ..

SERAP UYSAL

KADIN:ADI KADIN BU ÖYKÜNÜN !

Bir varmış bir yokmuş.
Evvel zaman içinde ,zaman zaman içinde ,ben diyeyim milyon yıl ,siz diyesiniz kırk milyon yıl….
gerçeğini Allah bilir …
..
Melekler cennette Hakk’a kullukla meşgul iken,şeytan dahi cennette Rabbine meftun ,ona kullukta kusur etmez iken …
Devirlerden bir devir gelmiş …
HAKK(CC) ,insanı yaratmayı dilemiş …
Dilemesiyle şeytan itiraz edesi olmuş…
Hele secde emri verilende itirazı yükselmiş ,yükselmiş ve akibeti cennetten kovulmak olmuş …
Siz bunu masal sanmadınız değil mi ?
Bu hayatın taa kendisidir .
***
Devam edelim .
Evet bu anlatılan ve anlatılacak olan masal değil…
HAK TEALA Adem’i yaratmış,secde emri vermiş ..bundan hikmet, ona verdiği değermiş .
**
Yalnızlıktan sıkılmış ADEM .
RAHMAN ve dahi RAHİM olan mevlam ona yoldaş olsun diye ,insanoğlunun nesli devam etsin diye HAVVA’yı yaratmış ..
Başlarından çok maceralar geçmiş …yasak meyveyi şeytanın kandırmasıyla ısırdığı gibi Adem’e de yemesi için zorladığında akibet cennetten çıkarılmak olmuş .
Zaten apaçık bir düşmanları varmış ..cennette misss gibi otururken o düşmanın hilesine kanmışlar, onun hilesiyle nara yanmışlar .
Cennetten çıkarılmak olmuş cezaları ..
Bir de buna ayrılık eklenmiş ..ne kadar sürdüğünü bilemediğimiz bir yaman ayrılık acısı ve günahın pişmanlığı yakmış kavurmuş sinelerini ve öylesine tövbe etmişler ki RAHMAN olan Rabbimiz affetmiş onları ..
Buluşturmuş yeniden …
O günden sonra hayatın anası …omuzunda çok yükler taşımış .
Aradan yıllar, yüzyıllar geçmiş …kadın ,ana,eş ,evlat .kız kardeş ,gelin ,kaynana olarak tarih sahnesinde her role girmiş .
ALLAH ,aslında ona o kadar değer vermiş ,misyon yüklemiş ki ..
O olmasa ,insanlık sadece ADEM ile devam etmezmiş .
Adem olmasa da öyle …
Hak öyle dilemiş ve yaratmış .
Ona öyle güzel payeler vermiş ki ..
Adından belli değil mi zaten :ANA …ANA …
***
Ayağının altından geçiyormuş cennet yolu ..
ALLAH’ın yarattığı her şeyde ilkin o varmış:
ANA :anayurt,anavatan ,ana gaye ,anayasa…..herşey onun adıyla anılmış…
Sırtında çok yükler olan kadın zayıfmış ancak ana olunca gücü,kuvveti dayanıklılığı öylesine artmış ki …tahminlerin ötesinde …
***
Bu yükleri sırtlanan kadının aslında mükafatı da çok büyükmüş .boşa çekmemiş bunca yükü ..Allah’ın ona verdiği paye ,hakları aslında çok çok genişmiş …
Ne var ki zamanla hem kendisi ve hemcinsleri hem karşı cins,onulması zor hatalar yapmışlar .
Allah’ın verdiği haklar zamanla elinden alınmış,yok sayılmış,diri diri toprağa gömüldüğü olmuş.
Kendisi de çok yanlış yapmış .hilkatinin gerektirdiği gibİ davranamamış her dem .
Çok kötülük çıkmış başının altından .
Adına en güzel şiirler yazılmış iken ana olarak ,eş ve sevgili olarak ….”billurlar kırılmasın “hitabına nail olmuş ,sen billur gibisin .Kırılmamalısın!”seni incitmemeliler ,kırmamalılar ,hoş ve nazik davranmalılar”diyen bir elçinin ümmeti iken …ne yazık ki değerini bilememiş …
Yeri gelmiş insan kılığına girmiş şeytana benzemiş ,yeri gelmiş destanlar yazmış ..
Adına nice cinayetler işlenmiş .
İlk cinayet de kadın yüzünden değil miymiş zaten .
***
İşte onu öyküsü böyle..
Ama insanlık bu hikayenin sonunun değişmesine muhtaç …

“Beşiği sallayan mübarek eller iken bu hallere mi düşmeliydin sen ey kadın !”diyormuş herkes .
Hilkatinin gerektirdiği gibi davransan ve iyiye güzele yönlendirdiğin evlatların ile ilk öğretmen olsa idin sen ey kadın diyormuş herkes.
Kızlı erkekli yetiştireceğiniz evlatların dünyayı da iyiye ve güzele götürdüğünü bir hayal etseydin sen ey kadın diye düşlüyormuş tüm dünya …
Ve verilen payeyi hiç yitirmeseydin ,
Yitirmeseydik diyormuş herkes .
**
Sahi geri almak mümkün müdür sizce ?
Cennet yolu tekrardan o ayakların altından geçer mi ki ?
Geçer mi?

serap uysal

ÖLÜMÜ ÖLDÜREBİLEN VAR MI?

“HASİS SARRAF, KENDİNE BİR BAŞKA KESE DİKTİR.
MEZARDA GEÇER AKÇE NEYSE, ONU BİRİKTİR.”
NECİP FAZIL

BÜYÜK İSKENDER’İN VASİYETİ
Büyük İskender bir gün vezirlerini toplamış ve onlara:
—Ben öldüğümde cenaze merasimimi söylediğim gibi yapın demiş!

Ülkemin dört bir yanından tebaamdan olan insanları çağırın!
Cenazemin önünden askerlerim yürüsünler silahlarıyla,
Cenazemin sağından âlimler yürüsünler kitaplarıyla,
Cenazemin solundan zenginler yürüsünler mallarıyla,
Cenazemin arkasından ise fakirler ve garipler yürüsünler gözyaşı ve dualarıyla!
Sağ elime bir Altın küre verin, sol elimi ise bos bırakın ta ki
Mezara dek, demiş!
Vezirler Büyük İskender’in bu söyledikleri karsısında şasırmışlar.
Ve “Bunu bilse bilse Büyük İskender’in hocası Diyogen bilebilir” demişler
Ve Diyogen’e sormaya karar vermişler!
Vezirleri dinleyen Diyogen demiş,
– ” İskender’in Ne kadar büyük olduğunu bir kez daha anladım” demiş ve ilave etmiş:
— İskender şunu anlatmak istemiş. :
Cenazenin önünden yürüyen askerler ölümüne silahlarıyla dahi engel olamadılar,
Cenazenin sağıdan yürüyen âlimler ölümüne kitaplarıyla dahi engel olamadılar
Cenazenin solundan yürüyen zenginler ölümüne mallarıyla dahi engel olamadılar ve
Cenazenin arkasından yürüyen fakirler ve garipler ölümüne gözyaşı ve dualarıyla dahi
Engel olamadılar!
Sağ elindeki altın küre ise bu dünyada sahip olabileceği her şeye sahip olduğunu,
Sol elinin boş olması ise bu dünyadan ELI BOŞ geldim ELI BOŞ gidiyorum! Dediğini gösteriyor…

*******

Bir insan ölümden korksa da korunabilir mi ?
Ölümün olmadığı yer var mı ?

ne demişler:
“ÖLÜMÜN BİZİ NERDE BEKLEDİĞİ BELLİ DEĞİL ,İYİSİMİBİZONU HER YERDE BEKLEYELİM …”

Askerleri BÜYÜK iskender’in ölümüne mani olabildiler mi?
hayır..

Alimler ,ölüme çare bulabildiler mi?
Hayır..

Zenginler ölmez mi ?
Ölür…
Dua ölümü geri çevirebilir mi?
Hakk’ın sevgili meleği Azrail geldiğinde ,”ben gelmiyorum sen git.” diyebilir miyiz ?
Bütün dünya bizim olsa ne fayda ?
Dünya, Sultan SÜLEYMAN’a bile kalmamış ..Ne BÜYÜK lakabıyla anılan İskender’e ne de Hakkın sevgili elçisi Sevgili Peygamberimize bile kalmamış ,bize mikalacak ..
ÖLÜMÜ ÖLDÜREMEYİZ .
O halde çare nedir ?
Allah meleğini gönderip bizi yanına davet ettiğinde gönül hoşluğu ile gidebilmek için “İYİ İNSAN ,İYİ MÜSLÜMAN OLMAK1” .

ÇARE BUDUR …
BİLMİYORUM BAŞKA ÇIKAR YOL !
BİLİYORSANIZ SÖYLEYİN .
AMA YOK …
BUKONU DAHA ÇOK SU GÖTÜRÜR..
BU KONU HAYATIMIZIN ANA KONUSU HEP KONUŞULACAK VE YAZILACAK ….

ALLAH İYİ İNSAN OLMAMIZI VE DAVETİNE “LEBBEYK ALLAH’IM ,GELDİM ALLAH’IM !” diyerek can ü gönülden koşarak gitmeyi nasip etsin …

serap uysal

GÜÇLÜ HAFIZA NASIL KAZANILIR?

BEYİN KASLARINI HAREKETE GEÇİREREK, DAHA GÜÇLÜ HAFIZAYA SAHİP OLABİLMENİN MÜMKÜN OLDUĞUNU ORTAYA KOYAN ARAŞTIRMANIN SONUÇLARI ŞÖYLE:

1. BİR ŞEYİ ÖĞRENMEK İÇİN EL HAREKETLERİ KULLANMAK BEYNİN ANIMSAMA YAPMASINDA KOLAYLIK SAĞLIYOR.
2. TELEVİZYON İZLEMEK, KİTAP OKUMAK VE MÜZİK DİNLEMEK GİBİ AKTİVİTELERLE BEYNİ MEŞGUL ETMEDEN KESİNTİSİZ EN AZINDAN 6 SAAT UYUMA HAFIZAYI ONARIYOR.
3. SAKİNLEŞMEK VE STRESTEN UZAK DURMAK BEYNE CİDDİ ANLAMDA YARDIMCI OLUYOR.
4. EGZERSİZ, TÜM VÜCUDA ÖZELLİKLE BEYİNDEKİ HAFIZA BÖLÜMLERİNE ULAŞARAK KAN AKIMINI HIZLANDIRIYOR.
5. BRÜKSEL LAHANASI, BROKOLİ, KABAK, YAPRAKLI YEŞİLLİKLER, KİRAZ, KIRMIZI ELMA, PATLICAN VE ÜZÜM GİBİ PARLAK RENKTEKİ SEBZE VE MEYVE YEMEK HAFIZAYI KUVVETLENDİRİYOR.
6. OKUMAK VE OKUNAN KİTABI TARTIŞMAK HAFIZAYI GÜÇLENDİRİYOR. BEYİNDEKİ DÜŞÜNMEDEN SORUMLU BÖLGEYİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN OKUNAN ŞEYİN TERCÜME EDİLMESİ DE ETKİLİ OLUYOR.
7. KOKU, HATIRLAMAYA YARDIMCI OLUYOR. EN KUVVETLİ VE EKONOMİK KOKU İSE BİBERİYE. KONSANTRASYON VE DİKKAT SORUNU ÇEKEN KİŞİLERE BİBERİYE İÇERİKLİ PARFÜM ÖNERİLİYOR.
8. TEK BİR ŞEYLE İLGİLENMEK. ÖRNEĞİN, KİTAP OKURKEN TELEVİZYONUN AÇIK OLMAMASI, YEMEK YAPARKEN TELEFONLA KONUŞMAMAK GİBİ…
9. ŞARKI EZBERLEMEK.
10. SÜREKLİ YENİ ŞEYLER ÖĞRENMEK.

ALINTI