NİMET-EMEK-İSRAF

Bir vatandaş şöyle bir hatırasını anlatıyor:

“Küçük bir çocuktum.

Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu.Bir pirinç tanesi yere düştü.,eğildi aramaya başladı.O ararken ben de:

“Aman babaanne, bir pirinç tanesi için bu kadar yorulmaya değer mi?

Rahmetli, ilk defa kızdı bana:

—Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun. Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar bunu üretirken ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanın göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?

Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.”

Şimdi burada duralım ve düşünelim: Özellikle biz hanımlar pirinç yıkarken ne kadarı lavaboya akıp gidiyor? Yine Çin gibi bir ülkede temel gıda maddesi olan pirinci her vatandaşın bir tek tane olarak ziyan ettiğini düşünelim.
Netice ne olur dersiniz?

SERAP UYSAL

EKONOMİ NASIL DÜZE ÇIKAR?

Bir zaman Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor, iç ve dış borçlar almış başını gitmiş. Dönemin başbakanı meclisi topluyor ve durumu bütün açıklığı ve tehlikeleri ile ortaya koyuyor. (kriz bizi teğet geçti demiyor)ve çözümü düşünüyor:

—Şu andan itibaren Tanrı şahidim olsun ki; Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden pirinçten başka bir şey yemeyeceğim. Şu üstümdeki elbiseden başka bir elbise giymeyeceğim.”

Ve Başbakan dediklerini yapıyor, en üstten en alta kadar israftan kaçınma kampanyası açılıyor ve Japonya bütün borçlarını ödüyor.

İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK,KEÇİ BOYNUZU VE SULTAN MAHMUT

SULTAN MAHMUT’TAN BİR HATIRA

RİVAYET EDİLİR Kİ SULTAN İKİNCİ MAHMUT HAN’A BİRİLERİ KEÇİ BOYNUZUNUN FAYDALARINI ANLATMIŞ UZUN UZUN . O DA MERAK EDİP ,TADINA BAKMAK İSTEYİNCE BULMUŞLAR BİR YERLERDEN BİR GÜN VE GETİRMİŞLER SULTANIMIZA TAKDİM ETMİŞLER.

SULTAN MAHMUT HAN ALMIŞ ,BİR İKİ ÇİĞNEMİŞ AMA İSTEDİĞİ VE UMDUĞU GİBİ BİR TAT ELDE EDEMEMİŞ. BUNUN ÜZERİNE:

“-BİR LOKMACIK BAL İÇİN BİR ÇEKİ ODUN ÇİĞNEYEMEM,” DEYİP KEÇİBOYNUZLARININ ÖNÜNDEN KALDIRILMASINI İSTEMİŞ. ,

SULTANIMIZ KEÇİ BOYNUZLARINI ÇİĞNEMEKTEN ÜŞENİP ÖNÜNDEN KALDIRILMASINI İSTEMİŞ AMMA ,FAYDALARINI UZMANLAR DA ANLATIYOR. AŞAĞIDAKİ SATIRLARI BERABER OKUYALIM MI?

*****

KEÇİ BOYNUZU DEDİĞİMİZ AĞAÇ ,ANADOLU’MUZDA BAZI YÖRELERDE HARNUP OLARAK DA BİLİNİR. YERYÜZÜNÜN EN ESKİ BİTKİLERİNDEN OLUP ANAVATANI OLARAK GÜNEY ANADOLU, SURİYE, KIBRIS, YUNANİSTAN, İSPANYA, FAS, TUNUS,CEZAYİR, FİLİSTİN VE LİBYA OLUP MEMLEKETİMİZDE, ANTALYA, MERSİN,SİLİFKE, DATÇA DOLAYLARINDA YAKLAŞIK 1500 KM2 LİK SAHİL ŞERİDİNDE DOĞAL OLARAK YETİŞMEKTEDİR. KEÇİBOYNUZU, YETİŞMEYE BAŞLADIĞI İLK 15 YIL MEYVE VERMEYEN BİR BİTKİDİR. MEYVELERİ İLK BAŞLARDA YEŞİL OLUP, OLGUNLAŞTIKÇA KAHVERENGİLEŞİR VE TAM OLGUNLAŞINCA PARLAK KAHVERENGİ BİR RENK ALIR. KEÇİBOYNUZUNUN EN BÜYÜK ÖZELLİĞİ, NEFES DARLIĞINA KARŞI OLDUKÇA ETKİLİ OLMASIDIR. KEÇİBOYNUZUNUN NEFES DARLIĞINA KARŞI ETKİLİ OLAN ETKİN MADDESİ HEMEN HEMEN BAŞKA HİÇBİR BİTKİDE BULUNMAMAKTADIR. BU ETKİN MADDE AYNI ZAMANDA BAZI ALERJİK ASTIM RAHATSIZLIKLARINDA ÖYLESİNE ETKİLİDİR Kİ; DERHAL SONUÇ ALMAK MÜMKÜN OLABİLMEKTEDİR. AYRICA ALERJİNİN NEDEN OLDUĞU NEFES DARLIĞI PROBLEMLERİNDE BÜYÜK BİR BAŞARIYLA UYGULANABİLİR.

KEÇİ BOYNUZU BAKLAGİLLER FAMİLYASINDAN OLUP BİR ÇOK YAN ÜRÜNÜ ELDE EDİLEREK KULLANILMAKTADIR. KEÇİ BOYNUZUNUN YAPISI KARBONHİDRATLAR, ŞEKERLER (SAKKAROZ, GLİKOZ), SELÜLOZ, AZOTLU BİLEŞİKLER, TANEN VE SABİT YAĞLARI İHTİVA ETMEKTEDİR. DUT PEKMEZİNDE OLDUĞU GİBİ AYNI YOL İZLENEREK HARNUP PEKMEZİ ELDE EDİLMEKTEDİR. ÇOK BESLEYİCİDİR. ÖZELLİKLE ÇOCUKLARDA KEMİK GELİŞİMİNİ SAĞLAR. YAPISINDA BOL MİKTARDA POTASYUM, FOSFOR, DEMİR, ÇİNKO, BAKIR BULUNDUĞUNDAN, KEMİK ERİMESİ, KANSIZLIK, ZAYIFLIK, DEMİR EKSİKLİĞİ DURUMLARINDA DOĞAL ŞİFA KAYNAĞIDIR. ŞEKER HASTALARI KULLANMAMALIDIR.

“BOYNUZUN KENDİSİ KANSIZLIK, ŞEKER HASTALIĞI GİBİ RAHATSIZLIKLARDA OLDUKÇA ETKİLİ. KEÇİ BOYNUZU PEKMEZİ İSE BRONŞİT, NEFES DARLIĞI, KANSIZLIK, ŞEKER ORANINI DÜŞÜRME GİBİ RAHATSIZLIKLARDA KANITLANAN BİR ETKİYE SAHİP.

ARAPLAR VE RUSLAR RAĞBET GÖSTERİYOR

KEÇİ BOYNUZU EN ÇOK ARAPLAR VE RUSLAR TARAFINDAN SATIN ALINMAKTADIR. “KEÇİ BOYNUZU’NUN ÇEKİRDEĞİ ECZACILIK ALANINDA KULLANILIYOR. ARAPLAR KEÇİ BOYNUZU’NU UN HALİNE GETİREREK TATLILARIN ÜZERİNDE KULLANIYOR. RUSLAR İSE DAHA DEĞİŞİK BİR ALANDA KULLANIYOR. RUSLAR KEÇİ BOYNUZU’NU PESTİL HALİNE GETİREREK SICAK VE ZİNDE TUTTUĞU İÇİN ASKERLERİNE VERİYOR. KEÇİ BOYNUZU VE ANDIZ PEKMEZİ’NİN GERÇEKTEN VÜCUDU SICAK TUTTUĞU KANITLANMIŞTIR.

KEÇİBOYNUZUNUN İÇERDİĞİ GALLİK ASİT İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDE ÖYLESİNE ÇOK YÖNLÜ ÖZELLİKLERİ OLAN BİR MADDEDİR Kİ, BU ÖZELLİKLERİNDEN BAZILARI AŞAĞIDAKİ TABLODA BELİRTİLMİŞTİR.

ANALGESİC: AĞRI KESİCİ

ANTİALLERGENİC: ALERJİYE KARŞI

ANTİASTHMATİC: ASTIMA KARŞI

ANTİBACTERİAL: BAKTERİ YOK EDİCİ

ANTİBRONCHİTİC: BRONŞİTE KARŞI

ANTİCANCER: KANSERE KARŞI

ANTİHEPATOTOXİC: KARACİĞERİ TOKSİNDEN ARINDIRICI

ANTİOKSİDANT: SERBEST RADİKALLERİ YOK EDİCİ

IMMUNOSTİMULANT: BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİCİ

ANTİVİRAL: MİKROPLARA KARŞI

ANTİSEPTİC: ANTİSEPTİK

CANCER-PREVENTİVE: KANSERE KARŞI KORUYUCU

BRONCHODİLATOR: BRONŞ GENİŞLETİCİ

ANTİPOLİO: ÇOCUK FELÇİNE KARŞI

YUKARIDAKİ TABLODA GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ GALLİK ASİT ÇOK YÖNLÜ BİR MADDEDİR. BU MADDENİN BELİRTİLEN BU ÖZELLİKLERİNİ ARTIRAN VE TAKVİYE EDEN KEÇİBOYNUZUNDA BULUNAN PROMOTOR MADDELERDİR. AKCİĞER ÖDEMİNE KARŞI KEÇİBOYNUZUNUN DESTEĞİ BULUNMAZ BİR İMKÂN. BALGAM SÖKTÜRÜCÜ GÜCÜ VE ASTIM A KARŞI OLAN TEDAVİ EDİCİ GÜCÜ ÇOK FAZLADIR. SİGARA İÇENLER KEÇİBOYNUZUNA BAŞLADIKTAN BİR İKİ GÜN SONRA NASIL BALGAM ÇIKARDIKLARINI HAYRETLE GÖZLEYECEKLERDİR.

KEÇİBOYNUZU, İNSANLIĞIN KORKULU RÜYASI ,AKCİĞER KANSERİNİ %90 ORANINDA ÖNLEME GÜCÜNE SAHİPTİR.

ÖZELLİKLE SİGARA İÇEN İNSANLARDA AKCİĞER KANSERİNE YAKALANMA RİSKİNİN NE KADAR YÜKSEK OLDUĞU, BU KONUYLA İLGİLİ HEMEN HER KLİNİK DENEYDE ORTAYA KONMAKTADIR. KEÇİBOYNUZU AKCİĞER KANSERİNİ ÖNLEYEN MÜKEMMEL BİR MEYVEDİR.

ANCAK, AKCİĞER KANSERİNE YAKALANMIŞ OLANLAR İÇİN TEDAVİ ETME GÜCÜ ÇOK ZAYIFTIR. ÇÜNKÜ BİR BİTKİNİN HASTALIĞI ÖNLEYİCİ ÖZELLİĞİ İLE HASTALIĞI TEDAVİ ETME ÖZELLİKLERİ BİRBİRLERİNDEN FARKLI ŞEYLERDİR. İŞTE KEÇİBOYNUZUNUN AKCİĞER KANSERİNİ TEDAVİ ETMEKTEKİ GÜCÜNÜ ARTIRICI FARKLI ETKİN MADDELER İÇEREN İKİNCİ BİR BİTKİYE İHTİYAÇ VARDIR. BU İKİNCİ TAKVİYE BİTKİ KIRMIZI TURPTUR.

KEÇİBOYNUZUNDA KOLESTEROL BULUNMAMASI AYRI BİR AVANTAJDIR. KAFFEİN VE THEOBROMİNE İÇERMEDİĞİ İÇİNDE TANSİYON PROBLEMİ OLANLARIN RAHATLIKLA KULLANABİLECEKLERİ BİR BİTKİDİR. FOSFOR VE KALSİYUM BAKIMINDAN ZENGİNDİR.

BU NEDENLE OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ) RAHATSIZLIĞI OLANLARA KALSİYUM İHTİYAÇLARININ KARŞILANMASINDA ÇOK İYİ BİR DESTEKLEYİCİDİR.

KEÇİBOYNUZU PEKMEZİ

FAYDALARI:

* KALSİYUM BAKIMINDAN ÇOK ZENGİNDİR (SÜTÜN 3 KATI)

* İÇİNDEKİ E VİTAMİNİ SAYESİNDE; ÖKSÜRÜĞE, GRİBE, KEMİK ERİMESİNE VE KANSIZLIĞA İYİ GELİR

* BALGAM SÖKTÜRÜR, GÖĞSÜ YUMUŞATIR, BRONŞLARI AÇAR, SİGARA TİRYAKİLERİ

İÇİN FAYDALIDIR VE NEFES DARLIĞINA OLDUKÇA ETKİLİDİR.

(ALERJİK NEFES DARLIĞI ÇEKENLERE ISRARLA KEÇİBOYNUZU PEKMEZİ TAVSİYE EDİLİR.)

* YÜKSEK HAM SELÜLOZ ETKİSİ İLE BAĞIRSAK RAHATSIZLIKLARINA VE GASTRİTE ETKİLİDİR.

*MİDE VE BAĞIRSAK GAZLARINI DIŞARI ATARAK MİDE ŞİŞKİNLİĞİNİ GİDERİR.

*BAĞIRSAK KURDU, TENYA, SOLUCAN GİBİ BAĞIRSAK PARAZİTLERİNİ TEMİZLER.

*MİDEYE KUVVET VERİR.

* YÜKSEK MİNERAL VE VİTAMİN İÇERİĞİ İLE DE DİŞ VE DİŞ ETLERİ ÜZERİNDE ÇOK OLUMLU ETKİLERİ VARDIR.

* YÜKSEK DOĞAL ŞEKERLER, ZENGİN MİNERALLER (ÖZELLİKLE ÇİNKO) VE VİTAMİNLER (A , B , B2, B3, D) İÇERİĞİ DOLAYISIYLA DOĞAL GÜÇ VE BESİN KAYNAĞIDIR.

* YÜKSEK SODYUM VE POTASYUM İÇERİĞİ SAYESİNDE TANSİYON, KARACİĞER VE AKCİĞER ÜZERİNE ÇOK YARALI ETKİLERİ BULUNMAKTADIR. KANIN ZEHİRLİ MADDELERİNİ TEMİZLER.

*İNSANLIĞIN KORKULU RÜYASI AKCİĞER KANSERİNİ %90 ORANINDA ÖNLEME GÜCÜNE SAHİPTİR.

*KALBE FAYDALIDIR, KALP ÇARPINTISINI ÖNLER

*İNSAN VÜCUDUNA GİREN RADYASYONU DIŞARI ATAR.

İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK VE KEÇİ BOYNUZU

” KEÇİBOYNUZUNUN YUNANCA ADI KERATİON, İNGİLİZCEDE CAROB, ARAPÇADA İSE KIRRAT.

KEÇİBOYNUZU TOHUMU YÜZYILLAR BOYUNCA ELMAS ÖLÇMEK İÇİN KULLANILMIŞ.

ELMASLAR ,KEÇİBOYNUZU TOHUMU İLE TARTILARAK SATILMIŞ.

BU YÜZDEN KEÇİBOYNUZU, KIRAT YA DA KARAT DENİLEN ÖLÇÜYE ADINI VERMİŞ.

” KEÇİBOYNUZU ÇEKİRDEĞİ DOĞADA AĞIRLIĞI DEĞİŞMEYEN BİR TOHUMDUR.

BÜTÜN TOHUMLU BİTKİLERDEN YALNIZ KEÇİBOYNUZU UZUN SÜRE SUDA BEKLETİLDİKTEN SONRA FİLİZ VEREBİLİR.

BU HEM ÇOK KURUDUĞU VE MEYVESİNDEN ÇIKTIKTAN SONRA SON VE SABİT AĞIRLIĞINI ALDIĞI İÇİN HEM DE İÇİNE SU ALMASI OLASILIĞININ ÇOK AZ VE ÇOK UZUN ZAMANA BAĞLI OLDUĞU İÇİNDİR.

BU NEDENLE ARAPLAR, SELÇUKLULAR VE OSMANLILAR DÖNEMİNDE AĞIRLIK ÖLÇÜSÜ OLARAK KULLANILMIŞTIR. DÖRT TANESİ BİR DİRHEM EDER. DİRHEM DEĞİŞMEKLE BİRLİKTE 3 GR. AĞIRLIĞI TEMSİL ETMEKTEDİR. SATICI İKİ DİRHEMLİK BİR ŞEY SATARKEN (8 ÇEKİRDEK) LÜTFEDİP 1 ÇEKİRDEK FAZLA TARTARSA BU MALI ALANIN İTİBARINI GÖSTERİR.

OLAĞANDAN FAZLA GİYİNEN, SÜSLENEN,GİYİMİNE ÖZEN GÖSTEREN KİŞİLERE DE ”İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK” DENMESİ BUNDAN KAYNAKLANMAKTADIR.”

GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ KEÇİBOYNUZU ÇEKİRDEĞİ, ÖZELLİKLERİNDEN DOLAYI BÜTÜN KÜLTÜRLERDE ELMASIN DEĞİŞMEZ ÖLÇÜSÜ OLARAK KULLANILMIŞ, BU ÖLÇÜYE ADINI VERMİŞ VE DEYİMLERE YERLEŞMİŞTİR.

ŞİMDİ BU DEYİM BİZE, “ BİR DAMLACIK BAL İÇİN BİR ÇEKİ ODUN ÇİĞNEYEMEM” DİYEN SULTAN MAHMUT’U HATIRLATTI YİNE .KEÇİ BOYNUZUNUN KENDİSİ DE ,MİNİCİK TOHUMU DA NE KADAR DEĞERLİYMİŞ MEĞER.YÜCE ALLAH’IN BİZ ACİZ KULLARINA LUTFETTİĞİ BU NE GÜZEL BİR NİMETTİR,ÖYLE DEĞİL Mİ

HAZIRLAYAN :SERAP UYSAL

YİYİNİZ ,İÇİNİZ AMA İSRAF ETMEYİNİZ!

İSRAF ÜZERİNE BİR YAZI

“EKMEK

ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ MÜBAREK,

YERE DÜŞSE ÖPÜP BAŞIMA KOYDUĞUM,

UĞRUNDA MEKTEP MEKTEP OKUDUĞUM,

SENİN İÇİN ÖNÜMÜ İLİKLEYİP EĞİLDİĞİM;

SEN EVİMİN NAFAKASI, ÇOCUĞUMUN RIZKI,

GÜNDEN GÜNE DAHA AZİZ BİLDİĞİM…

SENİN İÇİN KADIN ERKEK,

TAŞ TAŞIYARAK, DİKİŞ DİKEREK…

KARA TOPRAĞI İKİ BÜKLÜM SÜREN,

VEREM: ÖKSÜREN…

EL AÇIP DİLENMEK,

BİR LOKMA İÇİN EKMEK.”

ZİYA OSMAN SABA

“KİM KAZANMAZSA BU DÜNYADA BİR EKMEK PARASI

DOSTUNUN YÜZ KARASI, DÜŞMANININ MASKARASI.”

MEHMET AKİF

UZUN ZAMANDIR HERKESİN AĞZINDA AYNI LAF: “KÜRESEL KRİZ”.

HERKES BU SÖZCÜĞÜ DİLLENDİRİYOR, HERKES KRİZDEN ŞİKÂYETÇİ. VE HERKES ÇÖZÜMÜ HÜKÜMETTEN BEKLİYOR. DÜŞÜNÜYORUM DA KRİZİN EVLERİMİZE VE YURDUMUZA UĞRAMAMASI ADINA FERT VE TOPLUM OLARAK BİZLER NELER YAPIYORUZ VEYA YAPTIK?

ÖYLE BİR DİNİN MENSUPLARIYIZ Kİ; SAHİP OLDUĞUMUZ DİN BİZE DÜNYA VE AHİRET SAADETİNİN KAPILARINI ARDINA KADAR AÇIYOR. HER HAL Ü KARDA SAADETİ, MUTLULUĞU YAKALAMAK BİZLERİN ELİNDE. ANCAK BUNUN İÇİN DİNİMİZİN VERDİĞİ FORMÜLLERİ UYGULAMAK GEREKİYOR. BAKIYORUZ, TELEVİZYONLARDA SON ZAMANLARDA BİTKİSEL REÇETELER VERİLİYOR. GRAM GRAM TARİFLERİNİ VERİYOR UZMANLAR. VEYA BİR EŞYA ALIYORSUNUZ; İÇİNDE KULLANIM KILAVUZU. LAFI NEREYE GETİRECEĞİZ:HAYATIMIZI KULLANMANIN BİR KILAVUZU YOK MU?KRİZDE VEYA HER ZAMAN.ANCAK BİZLER O KILAVUZU NE KADAR DOĞRU KULLANIYORUZ DESEK ..İŞTE BURADA KOCAMAN BİR SORU İŞARETİ DEVREYE GİRİYOR.

HAYATIMIZI KULLANMA KILAVUZUNU DEVREYE ALACAK OLURSAK Kİ; BİLİYORSUNUZ BU KILAVUZUN ADI: KUR’AN VE SÜNNETTİR.

YAŞAMIMIZIN HER ANINDA BU KILAVUZA GÖRE HAREKET EDİNCE FERAHLADIĞINIZI HİSSEDERSİNİZ. ŞU ANDA DA TÜM DÜNYANIN FERAHLAMAYA İHTİYACI VAR VE ÇARESİ DE KUR’AN’DA GİZLİ.

ŞİMDİ BİZ SADECE BASİT BİR MANTIK YÜRÜTEREK KENDİMİZCE KRİZE ÇARE BULAMAZ MIYIZ?HERKES KENDİ ÇAPINDA ÖNLEMİNİ ELBETTE ALIYORDUR.AMA BAZI İSTATİSTİKLER , GÖRÜNTÜLER BUNUN YETERLİ OLMADIĞINI GÖSTERİYOR..BİR İKİ MİSAL VERELİM:

EKMEĞİN İSRAFI, ELEKTİRİĞİN, KÂĞIDIN, İŞ GÜCÜNÜN, ZAMANIN İSRAFI,

ÖMRÜMÜZÜN İSRAFI İLK AKLA GELENLER. BİRAZ BERABER DÜŞÜNELİM. NELERİ İSRAF ETTİĞİMİZİ BERABERCE BULABİLİRİZ.

BİR VATANDAŞ ŞÖYLE BİR HATIRASINI ANLATIYOR:

“KÜÇÜK BİR ÇOCUKTUM.

RAHMETLİ BABAANNEM PİRİNÇ AYIKLIYORDU.BİR PİRİNÇ TANESİ YERE DÜŞTÜ.,EĞİLDİ ARAMAYA BAŞLADI.O ARARKEN BEN DE:

“AMAN BABAANNE, BİR PİRİNÇ TANESİ İÇİN BU KADAR YORULMAYA DEĞER Mİ?

RAHMETLİ, İLK DEFA KIZDI BANA:

—SEN OTURDUĞUN YERDEN AHKÂM KESİYORSUN. HİÇ PİRİNÇ ÜRETİLİRKEN GÖRDÜN MÜ? İNSANLAR BUNU ÜRETİRKEN NE KADAR ZORLUK ÇEKİYORLAR. BİR PİRİNÇ TANESİNDE KAÇ İNSANIN GÖZ NURU, ALIN TERİ, EMEĞİ, ÇİLESİ VAR BİLİYOR MUSUN?

UTANCIMDAN KIPKIRMIZI OLMUŞTUM.”

ŞİMDİ BURADA DURALIM VE DÜŞÜNELİM: ÖZELLİKLE BİZ HANIMLAR PİRİNÇ YIKARKEN NE KADARI LAVABOYA AKIP GİDİYOR? YİNE ÇİN GİBİ BİR ÜLKEDE TEMEL GIDA MADDESİ OLAN PİRİNCİ HER VATANDAŞIN BİR TEK TANE OLARAK ZİYAN ETTİĞİNİ DÜŞÜNELİM.

JAPONLARIN SON DERECE BASİT SADE YAŞADIKLARI SÖYLENİR. EVLERİNİ EŞYA İLE DOLDURANLARA PEK İYİ GÖZLE BAKMAZLARMIŞ.

BİR ZAMAN JAPON EKONOMİSİ DARBOĞAZDAN GEÇİYOR, İÇ VE DIŞ BORÇLAR ALMIŞ BAŞINI GİTMİŞ. DÖNEMİN BAŞBAKANI MECLİSİ TOPLUYOR VE DURUMU BÜTÜN AÇIKLIĞI VE TEHLİKELERİ İLE ORTAYA KOYUYOR. (KRİZ BİZİ TEĞET GEÇTİ DEMİYOR)VE ÇÖZÜMÜ DÜŞÜNÜYOR:

—ŞU ANDAN İTİBAREN TANRI ŞAHİDİM OLSUN Kİ; JAPONLARIN İÇ VE DIŞ BORÇLARI SON KURUŞUNA KADAR ÖDENMEDEN PİRİNÇTEN BAŞKA BİR ŞEY YEMEYECEĞİM. ŞU ÜSTÜMDEKİ ELBİSEDEN BAŞKA BİR ELBİSE GİYMEYECEĞİM.”

VE BAŞBAKAN DEDİKLERİNİ YAPIYOR, EN ÜSTTEN EN ALTA KADAR İSRAFTAN KAÇINMA KAMPANYASI AÇILIYOR VE JAPONYA BÜTÜN BORÇLARINI ÖDÜYOR.

EVET, BİZ YUKARIDAKİ HATIRASINI ANLATAN VATANDAŞI DİNLEMEYE DEVAM EDELİM

“ARADAN YILLAR GEÇTİ. HUKUK FAKÜLTESİNDE ÖĞRENCİYİM. ALAİN’İN PROPOSLARINI OKUYORUM. BİRDEN İRKİLDİM. BABAANNEMİ HATIRLADIM. ALAİN, BİR İNSAN YERDE BİR İĞNE GÖRÜP DE EĞİLİP ALMAZSA, BÜTÜN UYGARLIĞA İHANET ETMİŞ OLUR, DİYORDU. VE İLAVE EDİYORDU. “BİR İĞNENİN ÜRETİMİNDE BİNLERCE İNSANIN ALIN TERİ, GÖZ NURU, EL EMEĞİ VARDIR.”

YİNE, 19 YIL EVVELDİ. STOCKHOLM’E GİTMİŞTİM. BİR OTELE İNDİM. GECEYDİ. SABAH TAŞ OLMAK İÇİN LAVABOYA GİTTİĞİMDE AYNANIN YANINDA İLGİNÇ BİR NOT GÖRDÜM. “LÜTFEN TRAŞTAN SONRA JİLETİNİZİ ÇÖPE ATMAYIN. YANDA BİR KUTU VAR. ORAYA BIRAKIN. BİR TEK JİLETLE DAHİ OLSA İSVEÇ ÇELİK SANAYİNE YARDIMCI OLUN.”DİYORDU. DOĞRUSU HAYRETLER İÇİNDE KALDIM. ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ ÇELİK EŞYA DENİLİNCE AKLA İSVEÇ ÇELİĞİ GELİR. BİRÇOK EŞYA ÜZERİNDE “İSVEÇ ÇELİĞİNDEN YAPILMIŞTIR “DİYE YAZARDI. İŞTE O ÜLKE KULLANILMIŞ BİR TEK UFACIK JİLETİN BİLE ÇÖPE GİTMESİNİ İSTEMİYOR, ONA SAHİP ÇIKIYOR, GELEN TURİSTLERİNE DE RİCA YOLLU UYARIDA BULUNUYORDU.

BİR BAŞKA ÜLKEDEN İSVİÇRE’DEN ÖRNEK VERELİM: İSVİÇRE’DE ZAMAN ZAMAN, RADYOLAR, TELEVİZYONLAR BİR DUYURU YAPIYORMUŞ.”ŞU TARİHTE ŞU SAATTE ADAMLARIMIZ GELECEK, NE KADAR KULLANMADIĞINIZ KİTAP, DERGİ, GAZETE, KÂĞIT ,KUTU, BİR İLAÇ PROSPEKTÜSÜ BİLE OLSA KAPINIZIN ÖNÜNE KOYUN. İSVİÇRE’NİN KALKINMASINA KATKIDA BULUNUN. FAZLA AĞAÇ ZİYANINA ENGEL OLUN.

KENDİ ÜLKEMİZE DÖNELİM,BAKALIM BİR..BOŞA GİDEN KAĞITLAR ,DEVLET VEYA ÖZEL KURUMLARDAKİ LÜZUMSUZ YAZIŞMALAR,EVLERE GELEN SAÇMA SAPAN BİLDİRİLER ,REKLAMLAR,BANKA IVIR ZIVIRLARI.VE DAHİ OKULLARDA VEYA EVLERDE GÖZÜMÜZÜN NURU ÇOCUKLARIMIZIN YIRTIP YIRTIP ATTIĞI DEFTER YAPRAKLARI..KENDİ ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ BU SAYFAYI YIRTIVERME ÇOK DİKKATİMİ ÇEKMİŞ ,HEP İÇİM SIZLAMIŞTIR.ÇALIŞTIĞIM YILLARDA ÖĞRENCİLERİMDE BU HAREKETİ HEP ENGELLEMEYE ÇALIŞTIM .AMAN NE OLACAK BİR SAYFADAN ZİHNİYETİ O KADAR YERLEŞMİŞ Kİ TOPLUM BİLİNÇLENMEYİNCE FAZLA BİR YERE VARAMIYORSUNUZ AMA GENE DE HEPİMİZ KİŞİSEL GAYRETLERİMİZİ HAREKETE GEÇİRMEK DURUMUNDAYIZ.

CEZALAR ŞÜPHESİZ CAYDIRICI OLUYOR. AMMA VELÂKİN, GÖNLÜMÜZ İSTİYOR Kİ, İNSAN CEZA ALACAĞIM DİYE DEĞİL KENDİSİNE OLAN SAYGISINDAN DOLAYI YAPMASI GEREKENİ YAPSIN. ALMANYA’DA BİR BUÇUK YILA YAKIN EŞİMLE BERABER DİN GÖREVLİSİ OLARAK ÇALIŞTIK. BU ZAMAN ZARFINDA GÖZLERİMİZ ORADA YAŞAMIN HER ANINDAKİ DÜZEN, TERTİP, KISACASI YAŞAMI DİYELİM; GÖZLEMLEDİK. BU İNSANLAR İKİ DÜNYA SAVAŞI GEÇİRDİ. İKİ CİHAN SAVAŞINDAN YENİK ÇIKAN BİR ÜLKE MEDENİYETTE NASIL BÖYLE BİR İLERLEME KAYDETMİŞ OLABİLİR? BU SORULARIMIZIN TEK CEVABI VARDI VE O CEVABI UZUN YILLAR ÖNCE SEVGİLİ ŞAİRİMİZ, HAYRANI OLDUĞUMUZ BÜYÜK İNSAN, MERHUM MEHMET AKİF VERMEMİŞ MİYDİ? HANİ HATIRLARSINIZ; AKİF MERHUM GÖREVLİ OLARAK BERLİN’E GİTMİŞ VE DÖNÜŞÜNDE ONA ALMANYA’YI NASIL BULDUĞU SORULMUŞTU. CEVABI “DİNLERİ YAŞAYIŞIMIZ GİBİ, YAŞAYIŞLARI DİNİMİZ GİBİ.”OLMUŞTU.

MAALESEF BİZ DE AYNEN KATILIYORUZ MERHUMUN GÖRÜŞÜNE.

BİR ÖRNEK VERELİM:

ALMANYA’DA ÇÖPLER GERİ DÖNÜŞÜME HAZIRLIKLI OLARAK TOPLANIYOR. ÇÖPLER GRUPLAR HALİNDE DEĞİŞİK RENK ÇÖP KUTULARINDA EVLERDE BİRİKTİRİLİYOR.

DEĞİŞİK GÜNLERDE DE GRUBUNA GÖRE TOPLANIYOR. VATANDAŞ EĞER O ÇÖP KUTUSUNA AYKIRI BİR ÇÖP ATMIŞSA ANINDA BİR CİHAZLA TESPİT EDİYORLAR. CEZADAN ÇEKİNDİKLERİ İÇİN Kİ, CEZA DA ÖYLE PEK AZ BİR ŞEY DEĞİL. HERKES PAŞA PAŞA YAPMASI GEREKENİ YAPIYOR.(BİR DE BİZDE ÇÖPLERİN NASIL TOPLANDIĞINI GÖRÜNCE DOĞRUSU İÇİMİZ ACIYOR.)VE DAHA SONRA TOPLANAN ÇÖPLER KİM GÜBRE OLARAK KİMİ GERİ DÖNÜŞMEK ÜZERE MEMLEKET EKONOMİSİNE KAZANDIRILIYOR.

ŞİMDİLERDE HERKESTE ŞİKÂYET, ŞİKÂYET. DEVLET OLARAK DA FERTLER OLARAK DA. YİNE DE ALLAH BİZE ACIYOR. MERHAMETİYLE YİNE RIZKIMIZI KESMİYOR.

“YİYİNİZ, İÇİNİZ AMA, İSRAF ETMEYİNİZ.”AYETİNİN MUHATABI BİZLERİZ, AMA BAKIN ŞİMDİ ŞU ANLATILAN GERÇEK OLAYI DİNLEYELİM:

“AMERİKA’DA MASTER YAPTIĞIM YILLARDA ÇALIŞTIĞIM ÜNİVERSİTENİN YEMEK SALONU AÇIK BÜFE ŞEKLİNDE İDİ. HERKES DİLEDİĞİ YEMEKTEN İSTEDİĞİ KADAR ALABİLİYORDU. YEMEKHANENİN KAPISINDA ; “TAKE WHAT YOU NEED.EAT WHAT YOU TAKE (YİYECEĞİN KADAR AL,ALDIĞINI DA YE) YAZMAKTAYDI.

BİR GÜN AYNI MASADA YEMEK YEDİĞİMİZ ÇİNLİ BİR ARKADAŞI TABAĞINDA KALAN SON PİRİNÇ TANESİNİ ALMAYA ÇALIŞIRKEN GÖRÜNCE DAYANAMADIM. DENEMEK İÇİN DEDİM Kİ:

-“BİR PİRİNÇ TANESİ İÇİN NEDEN BU KADAR UĞRAŞIYORSUN? BIRAK TABAKTA KALSIN.”

ÇİNLİ ARKADAŞIN VERDİĞİ CEVAP ÇOK DÜŞÜNDÜRÜCÜYDÜ:

-“HER ÇİNLİ BİR PİRİNÇ TANESİ İSRAF ETSE,ÇİN NÜFUSU İLE ÇARP BAKALIM KAÇ TON PİRİNÇ EDER.BİZ KALABALIK BİR ÜLKEYİZ.,İSRAF ETME LÜKSÜMÜZ YOKTUR .”DEDİ.YİNE DENEMEK İÇİN DEDİM Kİ:

-“ŞU ANDA ÇİN’DE DEĞİL AMERİKA ‘DASIN. TABAĞINDA BIRAKACAĞIN PİRİNÇ TANESİ ÇİN’İ DEĞİL AMERİKA’YI ZARARA UĞRATACAKTIR.”

BU SÖZLERİM KARŞISINDA GÜLDÜ VE ŞÖYLE DEDİ:

-“YAŞADIĞIM ÜLKE OLAN AMERİKA’YI BU ŞEKİLDE ZARARA UĞRATMAK ONURLU BİR DAVRANIŞ OLMAZ.”

ÇİNLİ ARKADAŞI BU ONURLU DAVRANIŞINDAN DOLAYI TEBRİK ETTİM VE DÜŞÜNCESİNİ PAYLAŞTIĞIMI SÖYLEDİM. İSLAM DİNİNİN BU KONUDAKİ “YİYİNİZ, İÇİNİZ AMA İSRAF ETMEYİNİZ. ÇÜNKÜ ALLAH İSRAF EDENLERİ SEVMEZ. “BUYRUĞUNU AÇIKLADIM. ÇOK HOŞUNA GİTTİ.

TAM O SIRADA ÜRDÜNLÜ BİR MÜSLÜMAN ARKADAŞ TABAĞINDAKİ YEMEK ARTIKLARINI ÇÖP SEPETİNE BOŞALTTI. BUNU GÖREN ÇİNLİ ARKADAŞ ÜRDÜNLÜYÜ GÖSTEREREK:

-“O MÜSLÜMAN DEĞİL Mİ?”DEDİ.

O KADAR ÜZÜLDÜM Kİ, NE DİYECEĞİMİ BİLEMEDİM.”

TARİHİN ÇOK GERİLERİNE GİDEREK SOKRAT’IN DEDİKLERİNE KULAK VERELİM.

“MÜSRİFİN BİRİ SOKRAT’A GELİP DERT YANMIŞ.HİÇ PARASI KALMADIĞINI SÖYLEYİP ÇARE SORMUŞ.ŞU CEVABI ALMIŞ:

“-MASRAFLARINIZI KISIN VE KENDİNİZDEN BORÇ ALIN!.”

BİZLERE DE KRİZ ORTAMINDA VEYA SAİR ZAMANDA BU İŞ ZATEN DİNİ BİR VECİBE OLARAK YÜKLENMİŞ. O HALDE SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ(SAV)’İN “ İKTİSADIN EFDALİ VARLIK ZAMANINDA OLANDIR.”EMRİNE UYUP KRİZİ KAPIMIZA BİLE UĞRATMAYALIM.

“SEN SANA DÜŞENİ YAPMADIKTAN SONRA ,BAŞKALARININ YAPTIĞINDAN SANA NE!”

SERAP UYSAL

CEN-NET KAFE

HAYATIMIZIN ANTİVİRÜS PROĞRAMI=NAMAZ

CAMİ İMAMI ABDULLAH HOCA, RESMİ İŞLERİNİ YAPTIRMAK İÇİN NUFUS MÜDÜRLÜĞÜNE GİDER.

KENDİSİNDEN TC KİMLİK NUMARASI İSTENİNCE, EN YAKINİNTERNET-CAFENİN YOLUNU TUTMAK ZORUNDA KALIR.
CAFENİN KAPISINDAN GİRERKEN LEVHADA YAZILI İSİM ‘FESUPHÂNALLAH’LAR,ESTAGFİRULLAH’LAR CEKTİRİR HOCA EFENDİYE, HEM DE PEŞPEŞE:

CEN.NET CAFE
CAFE İŞLETEN DELIKANLIYA:
– EVLÂDIM T.C. KİMLİK NUMARASI İSTEDİLER BENDEN, YARDIMCI OLABİLİR MİSİN?
– TABİ AMCACIM, SİZ ŞURAYA OTURUN, ŞU İŞİMİ HEMEN BİTİRİP SİZİNLE İLGİLENİRİM.

ABDULLAH HOCA BAŞLAR BEKLEMEYE. BOYLELİKLE BULUNDUGU MEKÂNI İNCELEME FIRSATI DA GEÇER ELİNE.
DEMEK Kİ GENÇLERİN GİRİP BİR TÜRLÜ ÇIKMAK BİLMEDİKLERİ, İNTERNET-CAFE DENİLEN YER BURASIDIR.

GÖZÜNE TAKILAN HER DETAYDAN RAHATSIZ OLARAK, HUZURSUZ BAKIŞLARLA ETRAFINI SÜZER DURUR.
EVİN BODRUMUNDA KURDUĞU FARE TUZAKLARI GELİR AKLINA. KÜÇÜCÜK BİR PEYNİRE TUTSAK OLAN FARELER NASIL KAPANDAN CİKAMİYORLARSA, AYRI AYRI TELDEN OYUNLARA YAKALANAN GENÇLERİN DE BURADAN ÇIKAMADIKLARINI DÜŞÜNÜR. BİR ‘FESUPHANALLAH’
BİR ‘FESUPHÂNALLAH’ DAHA ÇEKER VE:
– AHİR ZAMAN FİTNELERİ İŞTE CANIM, DER KENDİ KENDİNE

HOCA EFENDİNİN HUZURSUZ OLDUĞUNU FARK EDEN DELİKANLI HEMEN BİR ÇAY SÖYLEYİNCE, KENDİSİNE İKRAM EDİLMESİNDEN MEMNUN OLUR.
EN AZINDAN BU DA BİR HÜRMET İFADESİDİR. ‘AFERİN’ DERKEN İÇİNDEN, HAYFLANIR, İSTEMEDEN:
– YAZIK OLUYOR BU GENÇLERE, HAYATLARINI HEDER EDİYORLAR.

BOŞA HAYIFLANMANIN, VAH VAH DEMENİN, BİR FAYDASI OLMAYACAĞINI BİLDİĞİ İÇİN, DELİKANLIYLA HASBİHAL ETMEYE KARAR VERİR:
– DELİKANLI SANA BİR Ş EY SORACAĞIM AMA BİLMEM NE DÜŞÜNÜRSÜN?
– BUYURUN AMCA, NE SORACAKTINIZ?
– SEN ALLAH’İ BİLİR MİSİN?

BİRBİRİNE GİRMİŞ, HİÇBİR ŞEKLE BENZETEMEDİĞİ JOLELİ SAÇLARI, HER BAKTIĞINDA BİR ‘FESUPHANALLAH’ DAHA ÇEKTİĞİ SAKAL ŞEKLİYLE
BU DELİKANLIDAN ALDIĞI CEVAP, HOCA EFENDİYİ PEK ŞAŞIRTIR.
CAFEYİ İŞLETEN DELİKANLI GÜLÜMSEYEN GÖZLERLE BAKARAK:
– KUL, KENDİSİNİ YOKTAN VAR EDİP HAYAT BAHŞEDEN, DÜŞÜNECEK AKIL, GÖRECEK GÖZ VEREN RABBİNİ NASIL BİLMEZ AMCA?

HAYRETLE SORMAKTAN ALAMAZ KENDİSİNİ:
– BİLİYOR MUSUN? PEKİ NEYLE BİLİYORSUN ALLAH’I, BANA BİR ANLATIR MISIN?

DELİKANLI ELİYLE CAFEDEKİ BİLGİSAYARLARI GÖSTEREREK CEVAP VERİR:
– BU BİLGİSAYAR İLE BİLİYORUM AMCA.
– BUNLARLA MI? PEK ANLAYAMADIM.
– BU BİLGİSAYARLARIN VARLIĞI BENİM NAZARIMDA ALLAH’IN VARLIĞININ EN AÇIK DELİLLERİNDEN BİRİDİR.
BİLGİSAYAR KULLANANLAR GAYET İYİ BİLİRLER AMCA,BÖYLE BİR MAKİNE, ANCAK BİR MÜHENDİS VE ÜSTÜN BİR TEKNOL OJİ İLE VAR OLABİLİR.
ATEİSTİN EN ÖNDE GİDENİNE SORSAN, BU ZIMBIRTININ TESADÜF ESERİ OLUŞMAYACAĞINI,
MUTLAKA BİRİSİ TARAFİNDAN YAPILMIŞ OLDUĞUNU SÖYLER SANA.
MESELÂ DARWİN KALKIP DİRİLSE, ŞU LAPTOPU GÖSTERSEN, DESEN Kİ:
‘BU ÄLET, ŞU HESAP MAKİNESİNİN TESADÜFLER ZİNCİRİYLE EVRİMLEŞMİŞ HÂLİDİR.’
DARWİN BİLE ‘ÇÜŞ LAN DEVE’ DER.

ABDULLAH HOCA DELİKANLININ ANLATTIKLARINDAN HOŞLANMIŞTIR. KEYİFLENİR:
– BİLGİSAYARIN KENDİLİĞİNDEN YAPILDIĞINI KABUL ETMEYEN ADAM, ONU YAPAN İNSANIN YARATILMIŞ OLDUĞUNA GELİNCE
KIVIRIVERİYOR DEĞİL Mİ EVLÂDIM?

– BAK AMCA, BURADA 20 TANE BİLGİSAYAR VAR, BUNLAR BİR SİSTEMLE BİRBİRİNE BAĞLI, HEPSİ BİR PROGRAM TARAFINDAN İDARE EDİLİYOR.
BU SİSTEMİ BEN KURDUM, BURAYI BEN ÇEKİP ÇEVİRİYORUM. BURADAKİ DÜZEN BENDEN SORULUR;
YANİ BİR ANLAMDA DA FARZİ MUHAL BURANIN TANRISI BENİM.

BAZEN OYUN OYNAYIP, İNTERNETİ KULLANIP PARA ÖDEMEDEN SIVIŞMAYA KALKANLAR OLUYOR.
HEMEN YAKALİYORUM ONLARI. ‘GEL BAKALIM! NEREYE GİDİYORSUNUZ BÖYLE?
BURANIN NİMETLERİNDEN FAYDALANIP BAŞIBOŞ BIRAKILACAĞINIZI MI ZANNETTİNİZ?
‘PARAMIZ YOK ABİ! ‘ DERLERSE; ‘YOK ÖYLE YAĞMA! ‘ DEYİP CEZALANDIRIYORUM.
INTERNET-CAFEYİ TEMİZLETİYORUM: PASPAS YAPIYORLAR, CAMLARI SİLİP TUVALETİ TEMİZLETTİRİYORUM.

BİR SAAT OYUNUN, İNTERNETİN BEDELİ OLUR, BUNUN HESABI SORULUR DA, SAYISIZ NİMETLERLE DOLU KOCA BİR ÖMRÜN HESABINI SORMAZLAR MI İNSANA?
BİR CAFENİN BİLE İŞLERİNİ DÜZENLEYEN, TERTİP EDEN BİRİ VARKEN, KOCA KÂİNATI KUSURSUZ İŞLEYEN BU SİSTEMİNİN BİR KURUCUSU OLMAZ MI?
OLMAZ DİYENİN AHMAKLIĞINI BÜTÜN NOTERLER TASDİK ETMEZ Mİ?

– VALLAHİ EVLÂDIM PEK TAKDİR ETTİM SENİ. PEKİ ALLAH’I NASIL BİLİRSİN, NEYE BENZETİRSİN?
-BEN ALLAH’I HİÇBİR ŞEYE BENZ ETMEDEN BİLİRİM AMCA.

– BUNUN BÖYLE OLACAĞINI NASIL BİLDİN EVLÂDIM? DELİKANLI ELİYLE BİLGİSAYARLARI İŞARET ETTİ:
– YİNE BUNLAR SAĞ OLSUN. BU BİLGİSAYARLARI YAPAN MÜHENDİSLER BAŞKA, BİLGİSAYARLAR BAŞKADIR. BİRBİRLERİNE BENZEMEZLER.
PROGRAMI YAZAN İNSAN BAŞKADIR, ORTAYA KONULAN PROGRAM İSE BAMBAŞKA.
BİLGİSAYARDA YÜKLENMİŞ BİLGİLER VARDIR, FAKAT BENİM BİLMEM YİNE BAŞKADIR.
KAMERASI VARDIR, SES DÜZENİ VARDİIR, AMA BENİM GÖZLERİM VE DUYUP KONUŞMAM FARKLIDIR.

ABDULLAH AMCA ÇOCUĞUN FERASET VE ANLAYIŞINI ÇOK BEĞENMİŞTİ.
SORDUĞU SORULARA ALDIĞI CEVAPLAR, GAYET MANTIKLIYDI VE BERRAK BİR İMANA İŞARET EDİYORDU.
ASLINDA BURADAKİ İŞİ BİTMİŞ, KİMLİK NUMARASINI ÇOKTAN ALMIŞTI; AMA MUHABBETE DEVAM ETMEK İSTEDİ.

– PEKİ VARLIĞINA İNANDIĞIN RABBİN İÇİN NE YAPMAN GEREKTİĞİNE DAİR NE BİLİYORSUN?
– NE YAPMAM GEREKTİĞİNİ BİLİYORUM AMCA, FAKAT NE KADARINI YAPABİLDİĞİM HUSUSUNDA KENDİMİ YETERLİ GÖRMÜYORUM.
– NE BİLDİĞİNİ SÖYLERSEN, NELER YAPABİLECEĞİNE DAİR YARDIMCI OLABİLİRİM BELKİ EVLÂDIM.
– NELER YAPMAM GEREKTİĞİNE DAİR ŞURADAN BİLİYORUM AMCA:
ÖNCELİKLE, RABBİM BANA BİR GÖNÜL VERMİŞ. KENDİSİNİ BİLMEYİ NASİP EDİP MUHABBETİNİ GÖNLÜME YERLEŞTİRMİŞ.
BEN DE GÖNLÜMDE SADECE O’NA VE SEVDİKLERİNE YER VERMELİYİM,
O’NUN İSTEMEYECEĞİ ŞEYLERİ GÖNLÜMDEN UZAK TUTMALIYIM.

İKİNCİ OLARAK BANA VERDİĞİ DİLİ RAZI OLMAYACAĞI SÖZLERDEN KORUMALIYIM. HER ZAMAN O’NU SOYLEMELİ, O’NU ANLATMALIYIM.
SON OLARAK BANA VERDİĞİ BU BEDENİ ONUN RAZI OLACAĞI ŞEKİLDE KULLANMALI, BİR GÜN TOPRAK OLACAK VÜCUDUMU
O’NUN YOLUNDA ESKİTMELİYİM. BENİM BİLDİGİM BUNDAN İBARET.|

– EE EVLÂDIM DAHA NE YAPACAKSIN, BAŞKA BİR ŞEY KALMADI Kİ!
– EFENDİM YAPMALIYIM, ETMELİYİM DİYORUM AMA, BAL DEMEKLE AĞIZ TATLANMIYOR Kİ!
GİDİLECEK YOLU BİLMEK AYRI, USULUYLE YOLDA YÜRÜYEBİLMEK APAYRI BİR ŞEY|
YİNE BİLGİSAYAR TABİRLERİYLE SÖYLEMEK GEREKİRSE,
ŞEYTAN DENİLEN MELUN HACKER, BENİM SİSTEMİMDE Kİ NEFS VİRUSUNU AKTİF HALE GETİRİYOR.
ÜSTESİNDEN GELEBİLENE AŞK OLSUN. ETKİLİ BİR ANTİVİRUS PROGRAMI BULMAM LAZIM BELKİ DE..

– BEN BİLİYORUM, DEDİ ABDULLAH HOCA VE EKLEDİ: NAMAZ
– EVEEET AMCA, NAMAZ ANTİ-VİRUS PROGRAMLARINDAN BİRİSİDİR. HAYAT SİSTEMİNE KURUP, GUNDE BEŞ KERE DA BAĞLANIRIZ
BÖYLECE SÜREKLİ GÜNCELLENİR.

ENGELLİ OLMAK NEDİR ?ENGELİ AŞMAK NEDİR?

MUTLULUK
SORUNSUZ BİR YAŞAM DEĞİL,
ONLARLA BAŞA ÇIKABİLME YETENEĞİ DEMEKTİR…
*OKUMA VE ÖĞRENME ZORLUĞU ÇEKEN ÇOCUKLARA ÖZEL EĞİTİM VEREN BİR OKUL İCİN BAĞIS TOPLAMA YEMEĞİNDE, ÇOCUKLARDAN BİRİSİNİN BABASI KATILIMCILAR TARAFINDAN ASLA UNUTULMAYACAK BİR KONUŞMA YAPTI. OKULA KENDİNİ ADAMIŞ ÖĞRETMENLERİ KUTLADIKTAN SONRA ŞÖYLE BİR SORU SORDU: ‘DIŞARDAKİ ETKENLER TARAFINDAN ETKİLENMEDİKÇE DOĞA HERŞEYİ MÜKEMMEL BİR ŞEKİL VE SIRADA YAPIYOR. AMA YİNE DE OĞLUM SHAY, DİĞER ÇOCUKLARIN ÖĞRENDİKLERİ GİBİ ÖĞRENEMİYOR. DİĞER ÇOCUKLARIN ANLAYABİLDİKLERİ GİBİ ANLAYAMIYOR. OĞLUMDA DOĞAL OLMASI
GEREKEN ŞEYLER NEREDE?’

BU SORU KARŞISINDA DİNLEYİCİLER SESSİZ KALDILAR.

BABA DEVAM ETTİ. ‘BEN İNANIYORUM Kİ, DÜNYAYA FİZİKSEL VE ZEKA ENGELLİ SHAY GİBİ BİR ÇOCUK GELDİĞİNDE, GERÇEK İNSAN DOĞASI KENDİNİ GÖSTERME FIRSATINI BULUYOR VE BU DA İNSANLARIN O ÇOCUĞA DAVRANIŞ ŞEKİLLERİNDE KENDİNİ GÖSTERİYOR.’

VE SONRA AŞAĞIDAKİ HİKAYEYİ ANLATMAYA BAŞLADI:

SHAY VE BABASI BİR GÜN PARKTA SHAYİN TANIDIĞI BİRKAÇ ÇOCUĞUN BASEBALL OYNADIKLARINI GÖRDÜLER.
SHAY SORDU, ‘ACABA OYNAMAMA İZİN VERİRLER Mİ?’
SHAY’İN BABASI ÇOĞU ÇOCUĞUN SHAY GİBİ BİR ÇOCUĞUN TAKIMLARINDA OYNAMASINI İSTEMEYECEKLERİNİ AMA AYNI ZAMANDA EĞER OĞLUNA İZİN VERİRLERSE OĞLUNUN O ÇOK İHTİYACINI DUYDUĞU, ENGELLERİNE RAĞMEN BAŞKALARI TARAFINDAN KABUL EDİLMENİN ÖZGÜVENİ VE SAHİPLENME DUYGUSUNU VERECEĞİNİ DE BİLİYORDU.
SHAY’İN BABASI ÇOCUKLARDAN BİRİNİN YANINA YAKLAŞTI VE (FAZLA BİRŞEY
BEKLEMEYEREK) SHAY İN OYNAYIP OYNAYAMAYACAĞINI SORDU. ÇOCUK ŞÖYLE DANIŞABİLECEĞİ BİRİLERİNE BAKTI VE SONRA ‘ŞU ANDA 6 SAYI GERİDEYİZ VE OYUN SEKİZİNCİ TURUNDA. HERHALDE TAKIMA GİREBİLİR BEN DE ONU DOKUZUNCU TURDA VURUCU OLARAK SOKMAYA ÇALIŞIRIM’ DEDİ.

SHAY BÜYÜK BİR GAYRETLE TAKIMIN YANINA GİTTİ VE YÜZÜNDE KOCAMAN BİR GÜLÜMSEME İLE TAKIM T-SHİRTİNİ GİYDİ. BABASI GÖZÜNDE YAŞ, KALBİ SICAK DUYGULARLA DOLU ONU İZLEDİ. ÇOCUKLAR OĞLUNUN KABUL EDİLMESİNDEN DOLAYI BABANIN MUTLULUĞUNU GÖRDÜLER. SEKİZİNCİ TURUN SONUNDA SHAY’İN TAKIMI BİRKAÇ PUAN KAZANDI AMA HALA 3 SAYI GERİDEYDİ. DOKUZUNCU TURUN BAŞINDA SHAY ELDİVENİ ELİNE GEÇİRDİ VE SAĞ AÇIK SAHAYA ÇIKTI. ONA DOĞRU HİÇ TOP İSABET ETMEMESİNE RAĞMEN OYUNDA OLMAKTAN SON DERECE MUTLUYDU VE BABASININ ONA TRİBÜNLERDEN EL SALLADIĞINI GÖRDÜĞÜNDE YÜZÜNDE KOCAMAN BİR GÜLÜMSEME VARDI.
DOKUZUNCU TURUN SONUNDA SHAY’İN TAKIMI YİNE PUAN KAZANDI. ŞİMDİ BÜTÜN KALELER DOLUYDU, OYUNU KAZANMA ŞANSI ORTAYA ÇIKMIŞTI VE TOPA VURMA SIRASI SHAY’E GELMİŞTİ.

BU NOKTADA SHAY’İN VURUCU OLMASINA İZİN VEREREK OYUNU KAYBETME RİSKİNİ Mİ ALMALIYDILAR? ŞAŞIRTICI BİR HAMLEYLE SHAY’E SOPAYI VERDİLER. HERKES TOPA İSABET ETTİRME ŞANSININ SIFIR OLDUĞUNU BİLİYORLARDI ÇÜNKÜ BIRAKIN TOPA VURMAYI SHAY SOPAYI BİLE ELİNDE TUTMASINI BİLMİYORDU.

AMA SHAY SAHAYA ÇIKTIĞINDA TOP ATICI, DİĞER TAKIMIN KAZANMA ŞANSLARINI BİR KENARA BIRAKARAK SHAY’E BU FIRSATI TANIDIKLARINI GÖRÜNCE BİRKAÇ ADIM ÖNE GİDEREK YUMUŞAK BİR ŞEKİLDE TOPU SHAY’E DOĞRU FIRLATTI. İLK TOPA SHAY ZORLUKLA SOPAYI SAVURDU AMA ISKALADI. ATICI TEKRAR BİRKAÇ ADIM ÖNE DOĞRU GELDİ VE TOPU YİNE YUMUŞAK BİR ŞEKİLDE SHAY’E DOĞRU ATTI. SHAY SOPAYI SAVURDU VE HAFİFÇE TOPA DOKUNARAK YERE ATICIYA DOĞRU VURDU.

OYUN ŞİMDİ BİTECEKTİ. ATICI TOPU YERDEN ALDI VE İLK KALEDEKİ ADAMINA KOLAYLIKLA ATABİLECEK VE SHAY’İ SOBELEYEREK OYUNU BİTİREBİLECEKTİ.

AMA ATICI TOPU ALDI VE İLK KALEDEKİ ADAMININ BAŞININ ÜZERİNDEN DİĞER TAKIM ARKADAŞLARININ ERİŞEMEYECEĞİ YERE FIRLATTI.
TRİBÜNLERDEKİ HERKES VE İKİ TAKIMDA BAĞIRMAYA BAŞLADILAR, ‘SHAY, İLK KALEYE KOŞ, İLK KALEYE KOŞ!’ SHAY HAYATINDA HİÇ BU KADAR UZAĞA KOŞMAMIŞTI AMA İLK KALEYE GİDEBİLDİ. ŞASKINLIKTAN BÜYÜMÜŞ GÖZLERİYLE YERE ÇÖKTÜ.

HERKES BAĞIRMAYA DEVAM ETTİ, ‘İKİNCİ KALEYE KOŞ, İKİNCİ KALEYE KOŞ’ NEFES NEFESE SHAY ZORLUKLA İKİNCİ KALEYE KOŞABİLDİ. SHAY İKİNCİ KALEYE GELDİĞİ SIRADA AÇIK SAHADA DİĞER TAKIMDAN BİRİ TOPU ALMIŞTI … TAKIMIN EN KÜÇÜĞÜ OLAN BU ÇOCUK KAHRAMAN OLMA ŞANSINI ELİNDE TUTUYORDU. TOPU İKİNCİ KALEDEKİ ADAMINA ATABİLİRDİ AMA TOP ATICISININ NİYETİNİ ANLADIĞINDAN O DA KASITLI OLARAK TOPU ÜÇÜNCÜ KALEDEKİ ARKADAŞININ BAŞININ ÜZERİNDEN ATTI.

HERKES BAĞIRIYORDU, ‘SHAY, SHAY, SHAY, BÜTÜN YOLU KOŞ SHAY’

KARŞI TAKIMDAN BİRİNİN YARDIM EDEREK ONU ÜÇÜNCÜ KALEYE DOĞRU DÖNDÜRMESİYLE SHAY ÜÇÜNCÜ KALEYE KOŞABİLDİ, ‘ÜÇÜNCÜYE KOŞ! SHAY, ÜÇÜNCÜYE KOŞ!’

SHAY ÜÇÜNCÜYE GELİRKEN DİĞER TAKIMDAKI ÇOCUKLAR VE SEYİRCİLER AYAĞA
KALKMIŞLARDI VE BAĞIRIYORLARDI, ‘SHAY, HEPSİNİ KOŞ! HEPSİNİ KOŞ!’ SHAY
HEPSİNİ KOŞTU VE OYUNU TAKIMI İÇİN KAZANAN BİR KAHRAMAN OLARAK HERKES TARAFINDAN ALKIŞLANDI.

‘O GÜN’, DEDİ BABASI, GÖZLERİNDEN YAŞLAR AŞAĞIYA DOĞRU SÜZÜLEREK,
‘İKİ TAKIMDAKİ ÇOCUKLAR DA DÜNYAYA BİR PARÇA SEVGİ VE İNSANLIK GETİRMEYİ BAŞARDILAR’.

SHAY BİR SONRAKİ YAZA YETİŞEMEDİ. O KIŞ ÖLDÜ. BİR KAHRAMAN OLDUĞUNU VE BABASINI MUTLU ETTİĞİNİ VE EVE GELDİĞİNDE ANNESİNİN DE GÖZYAŞLARI İÇİNDE ONU KUCAKLADIĞINI ASLA UNUTMADI.

BİLGİN BİR ADAM BİR ZAMANLAR DEMİŞKİ: HER TOPLUM, KENDİLERİNDEN DAHA AZ ŞANSLI OLANLARA NASIL DAVRANDIĞIYLA DEĞERLENDİRİLİR.
SERAPUYSAL

KARLAR DÜŞER, DÜŞER DÜŞER AĞLARIM

HEP İSMİNİ HEP İSMİNİ ANARIM!
Hep ismini anarım RABBİM!
YARABBİ.!Bir nimet olarak verdiğin karları hakkımızda bir afata dönüştürme .
Allah’ım !
Yağan karlarla birlikte bize bereket ihsan eyle .
Yağan karlar tüm pislikleri ,çirkinlikleri örtsün .
Yeryüzünü arındırsın .
Yarabbi !yağan karların toprağı suya kandırdığı gibi ,
ruhlarımızı da İSLAM’ın nuruna kandır!
Yağan kar suları eriyende ,toprak nasıl suya kanıyorsa ,suyu emiyorsa ;kalplerimizin ve ruhumuzun da İslam potasında erimesini, nurunu özümsemesini nasip kıl .
Lütfettiğin nimetler nasıl yeryüzünün tüm pisliklerini örttü ,yudu -yıkadı ise bizlerin de kalbindeki ,ruhundaki tüm pislikler ,çirkinlikler RAHMAN ” ism-i şerifin ile yok olsun ,ruhumuz aklansın ,paklansın ALLAH’ım!
Ağaç dallarına düşen kar taneleri insanın saçlarına düşen akları hatırlatıyor .

Aklar arttıkça ;çoğalan karların ,dalları ,yaprakları ,toprağı tamamen kaplaması gibi insan Ömrünün toprağa bir adım ,bir adım daha yaklaştığını hatırlatıyor .
Kar :nimette zirve !
Yeryüzünü bembeyaz bir örtüye bürüyen ,bazen bir nimete ,bazen de afata dönüşen Kar!
İnsan hayatı gibi .
Aynı saat dilimi içinde,bir yağmur ,bir kar ardından da güneşin bulutlar arasından birden çıkıp da ortalığı ışıtıverdiğini görmek …
Hayatımızda aynı anda sevinçleri ,üzüntüleri ,nimetleri ,külfetleri ,varlığı ,darlığı aynı anda yaşamak …
Ama her halükarda bizler düşünce sistemimize göre ,bakış açımıza göre ya karda yA zarardayızdır .
Ancak eğer inanmış iseniz her halükarda kardasınızdır bilesiniz .
Bu da ancak şükür ve sabır dengesini hayatımızda kurabilmişsek geçerlidir .
Nasıl yani ?
Evet.Nasıl yani ?
ALLAH ,nimet verir şükredersiniz sevap kazanırsınız …
ALLAH ,nimetini geri alır ,bu sefer de sabredersiniz ,yine sevap kazanırsınız .
Yani böyle düşünürsek her daim karlıyızdır .
**
Her yer karlarla kaplı .
Güneş yine doğuyor her gün .
Bazen ışığını saklasa da bizden ,göremesek de ışıktan yüzünü …
GÜN ,güneşe aşık !
O olmadan asla olmaz !
GÜNEŞ DÜRÜLENDE, ZATEN KIYAMET KOPACAK .
Bazen yağmur yağarken bile ,bazen kar yağarken bile görülüveren GÜNEŞ’i görende ,bizlere gelen düşünce :
“Her yeni gün ,yepyeni bir başlangıçtır .”
Hayatın fırtınalı ,karlı yağmurlu günlerinde dahi , sen görmesen bile güneş mutlaka doğuyor ..
Bazen hiç ummadığın anda çıkıveriyor bulutlar arasından yağan yağmurla ,karla kolkola ..
Bil ki sen görmesen bile ,güneş her gün mutlaka doğuyor ..

Gökte ay portakal gibi kalbimizi ısıtırken ,güneş vücudumuzu ısıtıyor,ılıtıyor .
ve diyorlar ki:
“Silkelen ,bak !
Biz her halükarda ,her gün yeniden doğuyoruz .
Her yeni günde ,milyarca, trilyarlarca ,sayısını sayamadığımız günlerde doğduk biz diyorlar .
Ve yine diyorlar ki :
“Bir ana gibi şefkatimle ,sıcaklığımla sardım ,kuşattım herkesi ,tüm cihanı …
sevgim sıcaklığım ,ışığım herkese yetti ,ulaştı .
eğer sen de ışığımdan ,sıcaklığımdan ,lütfedilen rahmetten hissedar olmak istiyorsan ey insan :
-“evinin perdelerini sımsıkı kapama …
ki ,ışığım sana da ulaşsın !”
ve ,
“sen de benim gibi doğ yeniden .yeniden başla her gün …her gün hayata sıfırdan yeniden yeniden başla .benim doğduktan sonra yükseldiğim gibi sen de yükselebilir ,ışığını salabilirsin dört bir yana .”

SERAP UYSAL