ZİKİR YAPARKEN NELERE DİKKAT ETMELİ ?

344) Zikrederken abdestli olmak şart mıdır?
Zikrederken abdestli olmak şart değildir ama zikrin adabı bakımından ve daha da makbul olması için ab-destli bulunmak iyidir. Zaten daima abdestli olmak da bir nevi zikirdir. Çünkü abdest de Allah’ın emirlerin-den biridir. Ancak zaruri bir halde abdestsiz de zikir yapılabilir. Hz. Aişe annemiz Peygamberimizin abdestli ve abdestsiz her halinde zikrettiğini haber vermiştir.
345) Zikir sadece elde tesbihle mi ya-pılır?
Zikir sadece elde tesbih ile yapılmaz. Zikri saymak şart değildir. İnsan her halükarda elinde tesbih bulun-duramaz. Halkımız böyle sandığı içindir ki yapabileceği durumlarda bile elinde tesbih olmadığı için zikir yapmıyor.
346) Namaz da zikirdir diyebilir miyiz?
ZİKRİN EN EFDALİ NAMAZDIR. Çünkü namaz-da zikrin her çeşidi yapılmaktadır.
347) Kur’an okumak zikir midir?
Kur’an-ı Kerim’in bir ismi de “Ez-Zikr” dir. Kur’an-ı Kerim Allah kelamı olduğundan en güzel zikirdir.
348) Hangi davranışlar zikir kategori-sinde değerlendirilebilir?
Ayet ve hadislerde belirtilen söz ve duaların hari-cinde insan her davranışını zikre dolayısıyla ibadete çevirebilir.
Allah’ın emir ve yasaklarına uymak, ilim öğrenmek ve öğretmek, cihad etmek kısaca ALLAH’ın rızasını gözeterek yaptığımız her iş bir zikre dönüşür.
349) Zikir sadece mübarek gecelerde mi yapılır?
Zikir için sadece mübarek geceleri beklememeliyiz. İstediğimiz her an ve yerde zikir yapabiliriz. (tuvalet ve banyo hariç)
350) Yatarken zikir yapılır mı?
Yatarken de zikir yapılabilir. Ancak yine yanlış bilgi neticesi insanlar gece yatakta uykusu kaçtığı halde yatı-lan yerde zikir olmaz düşüncesiyle zikredeceğine hayalinde keçileri sayarak uyumaya çalışıyor. Yattığı-mız yerde ayaklarımızı toplayarak zikredebiliriz.
351) Yatarken zikir yapılabileceğine dair ayet var mıdır?
Kur’an-ı Kerim’de Al-i İmran Suresi 191. Ayet-i Kerimesinde şöyle buyrulmaktadır:
“Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine ya-tarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaradılışı üze-rine düşünürler. Ve Rabbimiz, bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi cehennem azabından koru derler.”
352) Adetli kadınlar zikir yapabilir mi?
Adet ve loğusa olan hanımlar da bu durumlarda hiç zikir yapılamaz sanarak birçok günlerini boşa geçiri-yor. Hâlbuki adetliyken sadece kur’an okunmaz ve namaz kılınmaz. Bir hanım adetli günlerinde ibadet etmek isterse seccadesini serip üzerinde veya istediği şekilde zikrini yapabilir.
353) Zikirle ilgili ayetlerden örnek ve-rebilir misiniz?
Zikirle ilgili birkaç ayet meali:
“Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin.” (ahzab suresi:47. ayet)
“Sabah, akşam, yalvararak ve ürpererek, sesini yükseltmeden, için için Rabbini an. Sakın gafillerden olma. Rabbinin katındakiler O’na kulluk etmekten yüksünmezler. O’nu tesbih eder, O’na secde ederler.” (Araf Suresi 205–206. ayet)
“Onlar iman eden ve kalpleri Allah’ı anmakla huzur bulan kimselerdir. Bilin ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Rad Suresi 28. ayet.)
354) Zikrin önemi ile ilgili bir hadis-i şerif örnek verir misiniz?
Bu konudaki birçok hadis-i şeriften bir örnek vere-cek olursak Allah’ın sevgili elçisi şöyle buyurur:
“İçerisinde ALLAH zikredilen evle, içinde ALLAH zikredilmeyen ev, ölü ile diri gibidir.”
İSLAM KÜLTÜRÜ :SORARAK ÖĞRENİYORUM “İSİMLİ KİTABIMIZDAN ALINTI
SERAP UYSAL

İBADETLERİMİZİ SADECE KANDİLLERE HAPSETMEYELİM …

ibadetlerimizi bir tek güne hapsetmeyelim ….
günde beş vakit namaz farz bize…
ramazanda oruç farz bize .
nisap miktarı mala sahip isek zekat farz bize .
hacca gidecek şartlara haiz isek hac farz bize .
kurban kesecek durumda isek kurban vacip bize ..
beş vakit namazı kılmadan sadece kandillerde yapılacak ibadetler bizi kurtarmaz .
ibadetlerin en güzeli az da olsa devamlı olanıdır .yani günde beş vakit namaz .
ramazanda oruç tutma ,istersen 11 ayı oruçlu geçir …
bu bir anlam ifade etmez .
çünkü Allah orucu ramazanda tut ,diyor .
nafile tutarsınız o başka .
ister kandil dediğimiz ,ama aslında olmayan günlerde tut ,istersen başka zaman .nafilede sınır yok .
ve lakin aslolan farzların idamesidir .
aslolan budur .tekrarda fayda var .180 kere bile olsa .
kuran okumak güzeldir .peygamberimiz (AS)sahabesine Kur’an okutmuş ve dinlemiş .ağlamış .neden ?
sesi güzel diye mi ..
hayır .
ağlaması manasındandır .
manadan öte canlı Kur’an’dır o hak nebi ….
kur’an yaşansın diyedir .
anlansın diyedir .
ve lakin ….
okumanınbir faydası yok deyip milleti Kur’an’dan uzaklaştıranlara gelince …
vebal altındayızdır hepimiz .tüm hocalar .
azıcık bilenler .
gidiniz ,bakınız çarşıda ,pazarda ,tarlada ,bağda ,bahçede çalışan insanları gözlemleyiniz .
onların Kur’an’ı kendi başlarına nasıl anlayabileceğine dair kendinizi ben dahil ,siğaya çekiniz .
millet bunu nasıl becerebilir ?
yazılan meal ve tefsirler avama itap ediyor mu?
sade bir dille yazılmış bir köylü veya tahsil görmemiş vatandaş nasıl okusun anlasın .
o zaman işte çata -pata okuyup ancak bu kadarını yapabiliyor ..
yaş geldi nebinin vefat tarihine bir kaç yıl kaldı …
bu kadar senedir uğraşıyoruz ,binlerce görevli var..
23 yılda Hak nebinin yaptığını yapamamış sonra da milleti suçlamışız .
biz anlatacağız .
biz öğreteceğiz .
biz yaşayacağız .
halk da bize bakacak ve görecek …
kur’an neymiş .
canlı olarak müşahede edecek .
o zaman okumamış olsa dahi öğrenecek .
yoksa şimdilerde olduğu gibi ,din simsarlarının yaptığı gibi ,
din tacirlerinin yaptığı gibi .
kürsüde avaz avaz va’z et .
millete cehennemi müjdele.
kendimiz cenneti garantilemiş gibi..
sonra da avam halkı suçla …
yok arkadaşım,
yok kardeşim ,
yok sayın hocam ,
yok sayın diyanet işlerim ..
sayın başkanım …
yok …
şimdi kendimizi sorgulamanın ve biz bu dini anlatırken nerde yanlış yaptık demenin vaktidir .
geçiyor bile .

SERAP UYSAL

ZARİF BİR İKAZ

Bir adam, fıkıh âlimi Ebû Hâmid-ı İsferâyini’den emanet bir kitap alır. Ebû Hâmid, onu bir gün kitabının üzerine kuru üzüm koyduğunu gördü.
Adam bir süre sonra bir kitap daha istedi.
Ebû Hâmid, istediği kitabı bir tabağın içinde adama takdim etti.
Adam:
– Bu nedir? dedi.
Ebû Hâmid:
-Bu istediğin kitap; şu ise içine yiyeceğini koyacağın tabak, dedi.
Böylece adam yaptığı yanlışı anladı

SERAP UYSAL

SUSMAYI ÖĞRETMEK

**
SOKRATES’ I HEPİNİZ BİLİRSİNİZ .

Eski Yunanda ünlü bu filozof konuşmalarıyla ünlüdür..

Bir okul açar .Amaç konuşma sanatını öğretmektir..

Gevezenin birisi bu okula başvurur..

Sokrates genci tanıyor ,biliyor ne kadar geveze olduğunu..

Diyor ki:

-Sen, herkesin verdiği paranın iki katını vereceksin .

-Neden ,diyor geveze.

-Çünkü ,sana bir şey değil ,iki şey öğreteceğim .
-Neymiş o?
Asırlar ötesinden verdiği cevapla hepimizi hem gülümsetiyor hem düşündürüyor Sokrat…

-İlkin konuşmayı,

Sonra da susmayı.
Bir güzel söz vardır der ki:
“ÇOCUKLARINIZA İLKİN SUSMAYI ÖĞRETİN ,KONUŞMAYI NASIL OLSA ÖĞRENECEKTİR!”

SERAP UYSAL

FİATLAR NEDEN YÜKSELİR?

HERKES ZİFTLENİNCE
MİRASYEDİNİN BİRİ SANDALINI TAİR ETTİRİR,ZİFTLETİR.VEKİLHARCI KENDİSİNE KENDİSİNE ÇOK YÜKSEK BİR MEBLAĞ MASRAF PUSULASI VERİR.YALI KOMŞUSU OLAN VE HESABINI KİTABINI BİLEN BİR ARKADAŞI ,BU TAMİRLERİN AYNISINI ÇOK DAH UCUZ BİR FİATA YAPTIRDIĞINI SÖYLEYİNCE MİRASYEDİ HİDDETLENİR VE DOĞRU VEKİLHARCIN’ DAN HESAP SORMAYA GİDER.
VEKİLHARÇ KENDİNİ O KADAR GÜZEL MÜDAFAA EDER Kİ:
-KOMŞUMUZ BEYEFENDİ YALNIZ SANDALINI ZİFTLETTİ.HALBUKİ BİZİM SANDALIN TAMİRİNDE BEN ZİFTLENDİM .HAMLECİ ZİFTLENDİ,UŞAK ZİFTLENDİ,AŞÇIBAŞI ZİFTLENDİ.ONDAN DOLAYISI İLE FİATI DA YÜKSELDİ.

BİR PİRİNÇ TANESİNİNNE ÖNEMİ VAR ?

ÇOK ÖNEMİ VAR :
Şu anlatılan gerçek olayı dinleyelim:

“Amerika’da master yaptığım yıllarda çalıştığım üniversitenin yemek salonu açık büfe şeklinde idi. Herkes dilediği yemekten istediği kadar alabiliyordu. Yemekhanenin kapısında ; “Take what you need.Eat what you take (yiyeceğin kadar al,aldığını da ye) yazmaktaydı.

Bir gün aynı masada yemek yediğimiz Çinli bir arkadaşı tabağında kalan son pirinç tanesini almaya çalışırken görünce dayanamadım. Denemek için dedim ki:

-“Bir pirinç tanesi için neden bu kadar uğraşıyorsun? Bırak tabakta kalsın.”

Çinli arkadaşın verdiği cevap çok düşündürücüydü:

-“Her Çinli bir pirinç tanesi israf etse,Çin nüfusu ile çarp bakalım kaç ton pirinç eder.Biz kalabalık bir ülkeyiz.,israf etme lüksümüz yoktur .”dedi.yine denemek için dedim ki:

-“Şu anda Çin’de değil Amerika ‘dasın. Tabağında bırakacağın pirinç tanesi Çin’i değil Amerika’yı zarara uğratacaktır.”

Bu sözlerim karşısında güldü ve şöyle dedi:

-“Yaşadığım ülke olan Amerika’yı bu şekilde zarara uğratmak onurlu bir davranış olmaz.”

Çinli arkadaşı bu onurlu davranışından dolayı tebrik ettim ve düşüncesini paylaştığımı söyledim. İslam dininin bu konudaki “Yiyiniz, içiniz ama israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez. “buyruğunu açıkladım. Çok hoşuna gitti.

Tam o sırada Ürdünlü bir Müslüman arkadaş tabağındaki yemek artıklarını çöp sepetine boşalttı. Bunu gören Çinli arkadaş Ürdünlüyü göstererek:

-“O Müslüman değil mi?”dedi.

O kadar üzüldüm ki, ne diyeceğimi bilemedim.”

Tarihin çok gerilerine giderek Sokrat’ın dediklerine kulak verelim.

“Müsrifin biri Sokrat’a gelip dert yanmış.Hiç parası kalmadığını söyleyip çare sormuş.şu cevabı almış:

“-Masraflarınızı kısın ve kendinizden borç alın!.”
SERAP UYSAL

İSRAFI NASIL ÖNLERİZ?

Hukuk Fakültesinde öğrenciyim. Alain’in Proposlarını okuyorum. Birden irkildim. Babaannemi hatırladım. Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa ihanet etmiş olur, diyordu. Ve ilave ediyordu. “Bir iğnenin üretiminde binlerce insanın alın teri, göz nuru, el emeği vardır.”

Yine, 19 yıl evveldi. Stockholm’e gitmiştim. Bir otele indim. Geceydi. Sabah taş olmak için lavaboya gittiğimde aynanın yanında ilginç bir not gördüm. “Lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın. Yanda bir kutu var. Oraya bırakın. Bir tek jiletle dahi olsa İsveç çelik sanayine yardımcı olun.”diyordu. Doğrusu hayretler içinde kaldım. Çocukluğumdan beri çelik eşya denilince akla İsveç çeliği gelir. Birçok eşya üzerinde “İsveç çeliğinden yapılmıştır “diye yazardı. İşte o ülke kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlerine de rica yollu uyarıda bulunuyordu.

Bir başka ülkeden İsviçre’den örnek verelim: İsviçre’de zaman zaman, radyolar, televizyonlar bir duyuru yapıyormuş.”şu tarihte şu saatte adamlarımız gelecek, ne kadar kullanmadığınız kitap, dergi, gazete, kâğıt ,kutu, bir ilaç prospektüsü bile olsa kapınızın önüne koyun. İsviçre’nin kalkınmasına katkıda bulunun. Fazla ağaç ziyanına engel olun.

Kendi ülkemize dönelim,bakalım bir..boşa giden kağıtlar ,devlet veya özel kurumlardaki lüzumsuz yazışmalar,evlere gelen saçma sapan bildiriler ,reklamlar,banka ıvır zıvırları.Ve dahi okullarda veya evlerde gözümüzün nuru çocuklarımızın yırtıp yırtıp attığı defter yaprakları..Kendi çocukluğumdan beri bu sayfayı yırtıverme çok dikkatimi çekmiş ,hep içim sızlamıştır.Çalıştığım yıllarda öğrencilerimde bu hareketi hep engellemeye çalıştım .Aman ne olacak bir sayfadan zihniyeti o kadar yerleşmiş ki toplum bilinçlenmeyince fazla bir yere varamıyorsunuz ama gene de hepimiz kişisel gayretlerimizi harekete geçirmek durumundayız.
SERAPUYSAL

NİMET-EMEK-İSRAF

Bir vatandaş şöyle bir hatırasını anlatıyor:

“Küçük bir çocuktum.

Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu.Bir pirinç tanesi yere düştü.,eğildi aramaya başladı.O ararken ben de:

“Aman babaanne, bir pirinç tanesi için bu kadar yorulmaya değer mi?

Rahmetli, ilk defa kızdı bana:

—Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun. Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar bunu üretirken ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanın göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?

Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.”

Şimdi burada duralım ve düşünelim: Özellikle biz hanımlar pirinç yıkarken ne kadarı lavaboya akıp gidiyor? Yine Çin gibi bir ülkede temel gıda maddesi olan pirinci her vatandaşın bir tek tane olarak ziyan ettiğini düşünelim.
Netice ne olur dersiniz?

SERAP UYSAL

EKONOMİ NASIL DÜZE ÇIKAR?

Bir zaman Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor, iç ve dış borçlar almış başını gitmiş. Dönemin başbakanı meclisi topluyor ve durumu bütün açıklığı ve tehlikeleri ile ortaya koyuyor. (kriz bizi teğet geçti demiyor)ve çözümü düşünüyor:

—Şu andan itibaren Tanrı şahidim olsun ki; Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden pirinçten başka bir şey yemeyeceğim. Şu üstümdeki elbiseden başka bir elbise giymeyeceğim.”

Ve Başbakan dediklerini yapıyor, en üstten en alta kadar israftan kaçınma kampanyası açılıyor ve Japonya bütün borçlarını ödüyor.

İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK,KEÇİ BOYNUZU VE SULTAN MAHMUT

SULTAN MAHMUT’TAN BİR HATIRA

RİVAYET EDİLİR Kİ SULTAN İKİNCİ MAHMUT HAN’A BİRİLERİ KEÇİ BOYNUZUNUN FAYDALARINI ANLATMIŞ UZUN UZUN . O DA MERAK EDİP ,TADINA BAKMAK İSTEYİNCE BULMUŞLAR BİR YERLERDEN BİR GÜN VE GETİRMİŞLER SULTANIMIZA TAKDİM ETMİŞLER.

SULTAN MAHMUT HAN ALMIŞ ,BİR İKİ ÇİĞNEMİŞ AMA İSTEDİĞİ VE UMDUĞU GİBİ BİR TAT ELDE EDEMEMİŞ. BUNUN ÜZERİNE:

“-BİR LOKMACIK BAL İÇİN BİR ÇEKİ ODUN ÇİĞNEYEMEM,” DEYİP KEÇİBOYNUZLARININ ÖNÜNDEN KALDIRILMASINI İSTEMİŞ. ,

SULTANIMIZ KEÇİ BOYNUZLARINI ÇİĞNEMEKTEN ÜŞENİP ÖNÜNDEN KALDIRILMASINI İSTEMİŞ AMMA ,FAYDALARINI UZMANLAR DA ANLATIYOR. AŞAĞIDAKİ SATIRLARI BERABER OKUYALIM MI?

*****

KEÇİ BOYNUZU DEDİĞİMİZ AĞAÇ ,ANADOLU’MUZDA BAZI YÖRELERDE HARNUP OLARAK DA BİLİNİR. YERYÜZÜNÜN EN ESKİ BİTKİLERİNDEN OLUP ANAVATANI OLARAK GÜNEY ANADOLU, SURİYE, KIBRIS, YUNANİSTAN, İSPANYA, FAS, TUNUS,CEZAYİR, FİLİSTİN VE LİBYA OLUP MEMLEKETİMİZDE, ANTALYA, MERSİN,SİLİFKE, DATÇA DOLAYLARINDA YAKLAŞIK 1500 KM2 LİK SAHİL ŞERİDİNDE DOĞAL OLARAK YETİŞMEKTEDİR. KEÇİBOYNUZU, YETİŞMEYE BAŞLADIĞI İLK 15 YIL MEYVE VERMEYEN BİR BİTKİDİR. MEYVELERİ İLK BAŞLARDA YEŞİL OLUP, OLGUNLAŞTIKÇA KAHVERENGİLEŞİR VE TAM OLGUNLAŞINCA PARLAK KAHVERENGİ BİR RENK ALIR. KEÇİBOYNUZUNUN EN BÜYÜK ÖZELLİĞİ, NEFES DARLIĞINA KARŞI OLDUKÇA ETKİLİ OLMASIDIR. KEÇİBOYNUZUNUN NEFES DARLIĞINA KARŞI ETKİLİ OLAN ETKİN MADDESİ HEMEN HEMEN BAŞKA HİÇBİR BİTKİDE BULUNMAMAKTADIR. BU ETKİN MADDE AYNI ZAMANDA BAZI ALERJİK ASTIM RAHATSIZLIKLARINDA ÖYLESİNE ETKİLİDİR Kİ; DERHAL SONUÇ ALMAK MÜMKÜN OLABİLMEKTEDİR. AYRICA ALERJİNİN NEDEN OLDUĞU NEFES DARLIĞI PROBLEMLERİNDE BÜYÜK BİR BAŞARIYLA UYGULANABİLİR.

KEÇİ BOYNUZU BAKLAGİLLER FAMİLYASINDAN OLUP BİR ÇOK YAN ÜRÜNÜ ELDE EDİLEREK KULLANILMAKTADIR. KEÇİ BOYNUZUNUN YAPISI KARBONHİDRATLAR, ŞEKERLER (SAKKAROZ, GLİKOZ), SELÜLOZ, AZOTLU BİLEŞİKLER, TANEN VE SABİT YAĞLARI İHTİVA ETMEKTEDİR. DUT PEKMEZİNDE OLDUĞU GİBİ AYNI YOL İZLENEREK HARNUP PEKMEZİ ELDE EDİLMEKTEDİR. ÇOK BESLEYİCİDİR. ÖZELLİKLE ÇOCUKLARDA KEMİK GELİŞİMİNİ SAĞLAR. YAPISINDA BOL MİKTARDA POTASYUM, FOSFOR, DEMİR, ÇİNKO, BAKIR BULUNDUĞUNDAN, KEMİK ERİMESİ, KANSIZLIK, ZAYIFLIK, DEMİR EKSİKLİĞİ DURUMLARINDA DOĞAL ŞİFA KAYNAĞIDIR. ŞEKER HASTALARI KULLANMAMALIDIR.

“BOYNUZUN KENDİSİ KANSIZLIK, ŞEKER HASTALIĞI GİBİ RAHATSIZLIKLARDA OLDUKÇA ETKİLİ. KEÇİ BOYNUZU PEKMEZİ İSE BRONŞİT, NEFES DARLIĞI, KANSIZLIK, ŞEKER ORANINI DÜŞÜRME GİBİ RAHATSIZLIKLARDA KANITLANAN BİR ETKİYE SAHİP.

ARAPLAR VE RUSLAR RAĞBET GÖSTERİYOR

KEÇİ BOYNUZU EN ÇOK ARAPLAR VE RUSLAR TARAFINDAN SATIN ALINMAKTADIR. “KEÇİ BOYNUZU’NUN ÇEKİRDEĞİ ECZACILIK ALANINDA KULLANILIYOR. ARAPLAR KEÇİ BOYNUZU’NU UN HALİNE GETİREREK TATLILARIN ÜZERİNDE KULLANIYOR. RUSLAR İSE DAHA DEĞİŞİK BİR ALANDA KULLANIYOR. RUSLAR KEÇİ BOYNUZU’NU PESTİL HALİNE GETİREREK SICAK VE ZİNDE TUTTUĞU İÇİN ASKERLERİNE VERİYOR. KEÇİ BOYNUZU VE ANDIZ PEKMEZİ’NİN GERÇEKTEN VÜCUDU SICAK TUTTUĞU KANITLANMIŞTIR.

KEÇİBOYNUZUNUN İÇERDİĞİ GALLİK ASİT İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDE ÖYLESİNE ÇOK YÖNLÜ ÖZELLİKLERİ OLAN BİR MADDEDİR Kİ, BU ÖZELLİKLERİNDEN BAZILARI AŞAĞIDAKİ TABLODA BELİRTİLMİŞTİR.

ANALGESİC: AĞRI KESİCİ

ANTİALLERGENİC: ALERJİYE KARŞI

ANTİASTHMATİC: ASTIMA KARŞI

ANTİBACTERİAL: BAKTERİ YOK EDİCİ

ANTİBRONCHİTİC: BRONŞİTE KARŞI

ANTİCANCER: KANSERE KARŞI

ANTİHEPATOTOXİC: KARACİĞERİ TOKSİNDEN ARINDIRICI

ANTİOKSİDANT: SERBEST RADİKALLERİ YOK EDİCİ

IMMUNOSTİMULANT: BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİCİ

ANTİVİRAL: MİKROPLARA KARŞI

ANTİSEPTİC: ANTİSEPTİK

CANCER-PREVENTİVE: KANSERE KARŞI KORUYUCU

BRONCHODİLATOR: BRONŞ GENİŞLETİCİ

ANTİPOLİO: ÇOCUK FELÇİNE KARŞI

YUKARIDAKİ TABLODA GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ GALLİK ASİT ÇOK YÖNLÜ BİR MADDEDİR. BU MADDENİN BELİRTİLEN BU ÖZELLİKLERİNİ ARTIRAN VE TAKVİYE EDEN KEÇİBOYNUZUNDA BULUNAN PROMOTOR MADDELERDİR. AKCİĞER ÖDEMİNE KARŞI KEÇİBOYNUZUNUN DESTEĞİ BULUNMAZ BİR İMKÂN. BALGAM SÖKTÜRÜCÜ GÜCÜ VE ASTIM A KARŞI OLAN TEDAVİ EDİCİ GÜCÜ ÇOK FAZLADIR. SİGARA İÇENLER KEÇİBOYNUZUNA BAŞLADIKTAN BİR İKİ GÜN SONRA NASIL BALGAM ÇIKARDIKLARINI HAYRETLE GÖZLEYECEKLERDİR.

KEÇİBOYNUZU, İNSANLIĞIN KORKULU RÜYASI ,AKCİĞER KANSERİNİ %90 ORANINDA ÖNLEME GÜCÜNE SAHİPTİR.

ÖZELLİKLE SİGARA İÇEN İNSANLARDA AKCİĞER KANSERİNE YAKALANMA RİSKİNİN NE KADAR YÜKSEK OLDUĞU, BU KONUYLA İLGİLİ HEMEN HER KLİNİK DENEYDE ORTAYA KONMAKTADIR. KEÇİBOYNUZU AKCİĞER KANSERİNİ ÖNLEYEN MÜKEMMEL BİR MEYVEDİR.

ANCAK, AKCİĞER KANSERİNE YAKALANMIŞ OLANLAR İÇİN TEDAVİ ETME GÜCÜ ÇOK ZAYIFTIR. ÇÜNKÜ BİR BİTKİNİN HASTALIĞI ÖNLEYİCİ ÖZELLİĞİ İLE HASTALIĞI TEDAVİ ETME ÖZELLİKLERİ BİRBİRLERİNDEN FARKLI ŞEYLERDİR. İŞTE KEÇİBOYNUZUNUN AKCİĞER KANSERİNİ TEDAVİ ETMEKTEKİ GÜCÜNÜ ARTIRICI FARKLI ETKİN MADDELER İÇEREN İKİNCİ BİR BİTKİYE İHTİYAÇ VARDIR. BU İKİNCİ TAKVİYE BİTKİ KIRMIZI TURPTUR.

KEÇİBOYNUZUNDA KOLESTEROL BULUNMAMASI AYRI BİR AVANTAJDIR. KAFFEİN VE THEOBROMİNE İÇERMEDİĞİ İÇİNDE TANSİYON PROBLEMİ OLANLARIN RAHATLIKLA KULLANABİLECEKLERİ BİR BİTKİDİR. FOSFOR VE KALSİYUM BAKIMINDAN ZENGİNDİR.

BU NEDENLE OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ) RAHATSIZLIĞI OLANLARA KALSİYUM İHTİYAÇLARININ KARŞILANMASINDA ÇOK İYİ BİR DESTEKLEYİCİDİR.

KEÇİBOYNUZU PEKMEZİ

FAYDALARI:

* KALSİYUM BAKIMINDAN ÇOK ZENGİNDİR (SÜTÜN 3 KATI)

* İÇİNDEKİ E VİTAMİNİ SAYESİNDE; ÖKSÜRÜĞE, GRİBE, KEMİK ERİMESİNE VE KANSIZLIĞA İYİ GELİR

* BALGAM SÖKTÜRÜR, GÖĞSÜ YUMUŞATIR, BRONŞLARI AÇAR, SİGARA TİRYAKİLERİ

İÇİN FAYDALIDIR VE NEFES DARLIĞINA OLDUKÇA ETKİLİDİR.

(ALERJİK NEFES DARLIĞI ÇEKENLERE ISRARLA KEÇİBOYNUZU PEKMEZİ TAVSİYE EDİLİR.)

* YÜKSEK HAM SELÜLOZ ETKİSİ İLE BAĞIRSAK RAHATSIZLIKLARINA VE GASTRİTE ETKİLİDİR.

*MİDE VE BAĞIRSAK GAZLARINI DIŞARI ATARAK MİDE ŞİŞKİNLİĞİNİ GİDERİR.

*BAĞIRSAK KURDU, TENYA, SOLUCAN GİBİ BAĞIRSAK PARAZİTLERİNİ TEMİZLER.

*MİDEYE KUVVET VERİR.

* YÜKSEK MİNERAL VE VİTAMİN İÇERİĞİ İLE DE DİŞ VE DİŞ ETLERİ ÜZERİNDE ÇOK OLUMLU ETKİLERİ VARDIR.

* YÜKSEK DOĞAL ŞEKERLER, ZENGİN MİNERALLER (ÖZELLİKLE ÇİNKO) VE VİTAMİNLER (A , B , B2, B3, D) İÇERİĞİ DOLAYISIYLA DOĞAL GÜÇ VE BESİN KAYNAĞIDIR.

* YÜKSEK SODYUM VE POTASYUM İÇERİĞİ SAYESİNDE TANSİYON, KARACİĞER VE AKCİĞER ÜZERİNE ÇOK YARALI ETKİLERİ BULUNMAKTADIR. KANIN ZEHİRLİ MADDELERİNİ TEMİZLER.

*İNSANLIĞIN KORKULU RÜYASI AKCİĞER KANSERİNİ %90 ORANINDA ÖNLEME GÜCÜNE SAHİPTİR.

*KALBE FAYDALIDIR, KALP ÇARPINTISINI ÖNLER

*İNSAN VÜCUDUNA GİREN RADYASYONU DIŞARI ATAR.

İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK VE KEÇİ BOYNUZU

” KEÇİBOYNUZUNUN YUNANCA ADI KERATİON, İNGİLİZCEDE CAROB, ARAPÇADA İSE KIRRAT.

KEÇİBOYNUZU TOHUMU YÜZYILLAR BOYUNCA ELMAS ÖLÇMEK İÇİN KULLANILMIŞ.

ELMASLAR ,KEÇİBOYNUZU TOHUMU İLE TARTILARAK SATILMIŞ.

BU YÜZDEN KEÇİBOYNUZU, KIRAT YA DA KARAT DENİLEN ÖLÇÜYE ADINI VERMİŞ.

” KEÇİBOYNUZU ÇEKİRDEĞİ DOĞADA AĞIRLIĞI DEĞİŞMEYEN BİR TOHUMDUR.

BÜTÜN TOHUMLU BİTKİLERDEN YALNIZ KEÇİBOYNUZU UZUN SÜRE SUDA BEKLETİLDİKTEN SONRA FİLİZ VEREBİLİR.

BU HEM ÇOK KURUDUĞU VE MEYVESİNDEN ÇIKTIKTAN SONRA SON VE SABİT AĞIRLIĞINI ALDIĞI İÇİN HEM DE İÇİNE SU ALMASI OLASILIĞININ ÇOK AZ VE ÇOK UZUN ZAMANA BAĞLI OLDUĞU İÇİNDİR.

BU NEDENLE ARAPLAR, SELÇUKLULAR VE OSMANLILAR DÖNEMİNDE AĞIRLIK ÖLÇÜSÜ OLARAK KULLANILMIŞTIR. DÖRT TANESİ BİR DİRHEM EDER. DİRHEM DEĞİŞMEKLE BİRLİKTE 3 GR. AĞIRLIĞI TEMSİL ETMEKTEDİR. SATICI İKİ DİRHEMLİK BİR ŞEY SATARKEN (8 ÇEKİRDEK) LÜTFEDİP 1 ÇEKİRDEK FAZLA TARTARSA BU MALI ALANIN İTİBARINI GÖSTERİR.

OLAĞANDAN FAZLA GİYİNEN, SÜSLENEN,GİYİMİNE ÖZEN GÖSTEREN KİŞİLERE DE ”İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK” DENMESİ BUNDAN KAYNAKLANMAKTADIR.”

GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ KEÇİBOYNUZU ÇEKİRDEĞİ, ÖZELLİKLERİNDEN DOLAYI BÜTÜN KÜLTÜRLERDE ELMASIN DEĞİŞMEZ ÖLÇÜSÜ OLARAK KULLANILMIŞ, BU ÖLÇÜYE ADINI VERMİŞ VE DEYİMLERE YERLEŞMİŞTİR.

ŞİMDİ BU DEYİM BİZE, “ BİR DAMLACIK BAL İÇİN BİR ÇEKİ ODUN ÇİĞNEYEMEM” DİYEN SULTAN MAHMUT’U HATIRLATTI YİNE .KEÇİ BOYNUZUNUN KENDİSİ DE ,MİNİCİK TOHUMU DA NE KADAR DEĞERLİYMİŞ MEĞER.YÜCE ALLAH’IN BİZ ACİZ KULLARINA LUTFETTİĞİ BU NE GÜZEL BİR NİMETTİR,ÖYLE DEĞİL Mİ

HAZIRLAYAN :SERAP UYSAL