NASIL ÖLMEK İSTİYORSAN ÖYLE YAŞA !

Kayınbabam rahmetli uzun yıllar prostat rahatsızlığı çekti.
O kadar muzdaripti ki bundan, sonda ile yaşadı uzun süre.
Utanırdı sondasından ,sondasını koyduğu daha doğrusu sakladığı bir bezden torbası vardı. Şalvarının n yanına takardı..
Tuvaletten çıktığında abdest alırken görmeliydiniz.Nerdeyse yarım  saat sürerdi belki  de daha fazla
*
Ellerini, sondasının dışını yıkardı uzun uzun..pijamasını dizlerine kadar sıvamış  ..ayaklarını da öyle…
Evde herkes abdest alacağında ondan önce  koşardı lavaboya..dedeyi bekleyip de namazı  geciktirmemek için.
Derken beyin küçülmesi  oldu zamanla ..unutkanlık başladı, yataktan kalkamaz oldu. Ama yine de namazını bırakmazdı.
Yataktan kalkamadığı zamanlarda teyemmum yapardı  .
Bir torbada toprağı vardı. O torba yatağının yanına getirilir kayınvalidemin yardımıyla teyemmümünü yapar..oturduğu yerde namazını eda ederdi..
Akıl  baştan iyice gittiğinde baktık zaman zaman kollarını aynı teyemmüm yapar gibi sıvazlıyor sıvazlıyor…..dikkatimizi çekerdi onun bu hali…
*
Ölümünden kısa süre  önce  dili ,ağzı yara olmuş dil dönmüyor. Hasta maması veriliyor, onu dahi yiyemiyor…
Zaman zaman evlatları kelime-i şehadeti telkin ediyorlar..dili dönmüyor, söylemeye uğraşıyor ama söyleyemiyor..
Ben yanında durmaya dayanamıyorum  içim burkuluyor dışarı çıkıyorum  ..
Bir ara içeri  girdim yanına oturdum. ..
-Hadi baba ..bir beraber Allah diyelim  diye elini tuttum.
Ben söyledim ardından da o..
Dili dönmeyen babamın öyle bir Allah deyişi vardı  ki asla unutmayacağım..
Dedim ki kendi kendime:”İnsan nasIl yaşarsa öyle ölür .”diye sevgili peygamberim boşuna  mı  demiş….
Allah rahmetine gark etsin…..
Güzel yaşayıp , güzel ölmeyi 
Hüsn-i Hatimeyi ŞU MÜBAREK KADİR GECESİ HÜRMETİNE RABBİMİZ HEPİMİZE NASİP ETSİN .
KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN .
YAZAN VE SUNAN : SERAP UYSAL

HABERSİZ MİSAFİRLER VE BİR PİŞMANLIĞIN ÖYKÜSÜ

Bazen fikirlerimizde ikiz gibi olsak da ,yine de anlaşamadığımız hususlar vardı eşimle .

Birisi de eve misafir geleceğinde haberi bile olsa bana söylemeyi unutmasıydı .

Niye mi kızıyordum ?Neticede gelen Allah misafiri .haber verse ne olur vermese ne olur ki?

Misafirimiz ,Allah eksik etmesin her daim olurdu şükür .

Benim sıkıntım misafiri yüksünmek değil,hazırlıksız yakalanmaktı .

Bu bahsettiğim durum da yakınlarda olan bir vaka değil ,taaa 1980 li yıllar .

O zamanlarda öyle no frost buzdolapları yok.

Süper marketler yok.

Evin önünden geçen sebzeciden aldım aldım sebze ,meyve vs .

Yoksa kuru erzak ,kuru yemişe talim .

Yatılı Kur’an Kursunda çalşıyorum ,çocuklar arka arkaya doğdu .Tüm gün mesai olunca sorumluluğu da ona göre yani .

 

 

Ögrencilerin yatma saatine kadar evle kurs arasında koştur..

Ansızın gelen misafire yemek çıkarmak bi yana, bu mesele  değil haberim olsun ,evim derli toplu olsun, yemeğim mükellef olsun.

Beyefendiye söylediğimde ;

-”benim misafirim buraya yemek içmek için gelmiyor .peynir -ekmek, zeytin -pekmez koy.Allah ne verdiyse koy afiyetle yiyelim.”

Şimdi belirtmem lazım… benim beyefendim köyde yetişmiş bir köy delikanlısı.

 Ben ise, dedem bile Tarsus’ta sehirde doğmuş,diğer dedem de aynı .

O da Adana’da doğmuş ,dolayısıyla demek istediğim ,ben bir köy kültüründen oldukca uzak yetişmişim.

Hayatımda köy görmemişim.

Ve anlaşamıyoruz bu konuda.

-Senin haberin var miydi bu misafirin geleceğinden diyorum

-Vardı ..

-Eee niye soylemedin.

-Unuttum..

Cevab ıbeni öfkelendiriyordu.

-Yaa sen benim dedigimi yap,ötesine  karışma..

Bu  yıllarca devam etti.

Taa ki bir gün bir hadis-i şerif okuyana kadar.

O ana kadar duymamışım şaşkına döndüm.

Ne okudunuz dediğinizi duyuyorum gibi…

Evinize bir misafir geldiğinde ne ikram edeceğim diye sıkıntıya düşmenin dinen uygun olmadığını,

Aynı  şeyin misafirliğe giden kişinin de gittigi yerde ne yiyeceğim diye bir duyguya kapılmasının yanlışlığı ortaya konuyordu.

 Bir anda dehşete düştüm.

Ben ne yapıyordum böyle .

Sırf beni dağınık görmesinler diye ve daha tertipli bir misafir ağırlamam olsun diye eşimi üzmüş ,kendim de yıpranmıştım.

“Yazıklar olsun bana.” dedim

Kendime kızdım.

İki gün sonra o zaman abone olduğum bir gazetede bir yazıda şöyle bir şeyler okudum.

Bu da benim gibi insanların hiç de az olmadığını çoğu  hanımların bu şekilde düşündüğünü ve hareket ettiğini  gösterdi.

Sizlere okuduğum yazıyı aklımda kaldığı kadarıyla aktarmak istiyorum.30 Yıl KADAR ÖNCE . …

 Yeni evli bir çift var.Zamanla misafirleri geliyor gidiyor. Gelin hanım her misafir  geldiğinde , bir sürü hazırlık yapıyor, temizlikten yemeğe  her bir misafir gelişinde yorgunluktan bitap vaziyette…

Misafir gidince  yapılan yemeklerin çoğu ziyan oluyor. Çorbasıydı, etlisi, sebzesi, pastası böreği, çöreği ,meyvesi, salatası…

Eee  misafir bu kadar yemeği  hangi mideye sığdıracak. Tabii ki ziyan oluyor. Sadece yemek mi?

Eğer gelen yatılı misafir ise işlemeli  nakışlı, bir hoş bakışlı yatak ,yorgan, yastık…misafir gidince yastıklar ,yorganlar çıkarılıyor..

 Hepsi sökülüp bir güzel yunup -yıkanıp ,ütülenip yerine konana kadar gelin hanımda hayır kalmıyor.

Ve bir zaman sonra artık misafirden yüksünmeye başlıyor.

Nasıl yüksünmesin.

Her misafirin gelişi demek bir sürü masraf,israf ve yorgunluk…

 Ve üstelik gelen misafirle oturup sohbet edecek vakit te kalmıyor,  takat ta..

Evin beyefendisi  taze damat, bu durumu önceleri gözlemliyor ,bir yorumda bulunmuyor..

Bir gün misafirliğe  gideceklerini hazırlanmasını söylüyor  .

Gittikleri evde yemek olarak kuru fasulye, pilav, turşu var.

Öylesine iştah ve afiyetle, yanında sohbetle yiyorlar ki…gelin hanımın çok hoşuna gidiyor sohbet…yenilen yemek haz veriyor.

Daha sonraki günlerde bir gün beyefendi  bir koca paketle geliyor ve hannımına paketleri açıyor. içinden çıkanlar bir kaç battaniye ve sade nevresim takımları ..

Dantelsiz ,oyasız. Sade ve güzel ..

Hanımının meraklı bakışları arasında  diyor ki:

-Bundan sonra benim misafirlerime bu battaniyeleri ve nevresim takımlarını kullanmanı istiyorum…

Ve soruyor daha önceki günlerde misafirlikten geldikten sonra:

-Yemekler hoşuna gitti mi diye..

Karısı:

-Evet yemekler cok güzeldi  .

-Peki ya sohbet nasıldı ?  diyor yine.

-Sohbet de çok güzeldi  diyor.

Yine gitmek isteyip istemediğini sorduğunda eşinin “evet” cevabını vermesi memnun ediyor tabii ki beyefendiyi.

Bunları kullacaksın diye verdiği yatak, nevresim takımının ardından da eşine oturmasını  söylüyor ve diyor ki:

-O kuru fasulye, pilav ,turşu  hoşuna gitmişti değil mi?

 Benim misafirlerim de onları çok severler diyerek eşine istediğini bu şekilde belirtiyor.

Veeee  ..daha sonraki günlerde eşinin istediği gibi misafir ağırlayan gelin hatun,  hem çok daha az yoruluyor hem daha az masraf ediyor, hem israf olmuyor ,hem de misafirin gelişi onu çok memnun ediyor. Çay güzel ,sohbet  güzel, var yine gelmek ben diyen Alman turist misali ,misafirin gelmesinden haz almaya başlıyor..

Evet dostlar…ben okuduğum yazıyı  böyle hatırlıyorum, biraz da katık koydum tabii içine  benden biraz..

Bu yazının,  hemen okuduğum hadis-i şerifin akabinde gelmesi büyük bir tevafuktu benim için. Tabii ki  ben o günden  sonra 361 derece  ,bir  derece fazlasıyla çark ettim.Fikrimden döndüm.

 Ve artık niye haber etmedin kavgası  bitti.Ve bu durumu  misafirliğe dair vaazlarımda ve özel sohbetlerde defalarca anlattım.

 Benim efendi de yıllar sonra bunu benim ağzımdan duyduğunda gülümsedi.

 Haklı olmanın haklı gururu tabii ki..

 Ee ben de haklıydım ama..4 Çocuk annesi çalısan bir kadın…zor günlerdi..

 Bizler için sonraki yıllarda şu no frost dolaplar işimizi  nasıl da kolaylaştırdı.şimdiki hayat şartlarımız  her geçen gün elhamdülillah artıyor..

Yıllar sonra bu fırsata sahip olmak işimizi kolaylaştırdığı gibi şükretmeye de bir vesile…

Bol misafirli ve bereketli , hareketli, bol sohbetli nice güzel günlere sevgili dostlar….

 

 YAZAN  VE SUNAN  :SERAP UYSAL

 

KALBE DOKUNAN MISRALAR

HAKK’A AŞIK OLDUN İSE
MUHABBETLE DOLDUN İSE
CANDAN ONU BULDUN İSE
GECELERİ UYKU NİYE
MURADINA ERDİN İSE
HAKKK RIZASIN VERDİN İSE
ALLAH İÇİN VERDİN İSE
VERDİĞİNDE GÖZÜN NİYE
*
SÖNMÜŞ OCAK YAKTIN İSE
GÖNÜLLERE AKTIN İSE
BİR YOKSULA BAKTIN İSE
BAŞA KAKAN SÖZÜN NİYE
*
BİR HASTAYA VARDIN İSE
HATIRINI SORDUN İSE
YARASINI SARDIN İSE
KALBİNDEKİ HÜZÜN NİYE
*
HAK YOLUNDA OLDUN İSE
NURLARIYLA DOLDUN İSE
RIZASINI BULDUN İSE
CENNETİNDE GÖZÜN NİYE
*
SECCADEYE DURDUN İSE
HAKK KAPISIN VURDUN İSE
ÖBÜR DÜNYA YURDUN İSE
BU DÜNYADA GÖZÜN NİYE

ELEKTRİK YOKMUŞ ,GAZA GELMİŞ

DEDEYE TORUNU SORMUŞ:

-DEDECİM SEN BÜYÜKANNEMLE NASIL EVLENDİN?

TV .DE EVLİLİK PROĞRAMLARINI İZLİYOR YA AFACAN ONDAN MERAK ETMİŞ .

DEDEMİZ CEVAP VERİYOR:

KISMETİMMİŞ ,ALNIMA YAZILMIŞ EVLENDİM İŞTE .

-EVLENMEDEN ÖNCE BÜYÜKANNEMLE HİÇ KONUŞMADINIZ MI?GEZMEDİNİZ Mİ YANİ?

YAVRUM SEN NE DİYERSEN DİYOR ERZURUMLU HOŞ ŞİVESİYLE DEDECİĞİMİZ:

-YANİ DEDE ,SEN EVLENMEDEN ÖNCE ,BÜYÜKANNEMİ GÖRÜNCE ,ONDAN ELEKTRİK ALDIN MI ALMADIN MI?ONU DİYORUM ..

-YAVRUM ,O ZAMAN ELEKTRİK YOKTU Kİ .

EVLENMEDEN ÖNCE BÜYÜK ANNENİN YÜZÜNÜ HİÇ GÖRMEDİM .

 O ZAMANLAR GAZ LAMBASI VARDI ..BENİ DE GAZA GETİRDİLER ..ÇOK GÜZELDİR DEDİLER BÜYÜKANNENLE EVLENDİRDİLER ..

NEDİR BU İBADETLERİN ESAS AMACI ?

RABBİMİZ KAPLUMBAĞALARI NE DE GÜZEL YARATMIŞ .
GERÇİ HANGİ YARATTIĞI GÜZEL VE HİKMETLİ DEĞİL Kİ?
ONLARIN YARADILIŞ VE YAŞAYIŞINDA BİZLERE NE GÜZEL ÖRNEK VAR DİYE DÜŞÜNDÜM ..TAKTIM KAFAYA KAPLUMBAĞALARI.
RABBİMİZ BİR SİVRİSİNEĞİ BİLE BİZE ÖRNEK VERMEKTEN ÇEKİNMEZ….
BİR TEHLİKE ANINDA GAYET KORUNAKLI YARATILAN EVİNİ SIRTINDA TAŞIYAN KAPLUMBAĞALAR KABUĞUNA ÇEKİLİR VE KENDİNİ TEHLİKELERDEN KORUR.
TUTUP DA ZALİM BİRİSİ O KABUĞU KIRMAK İÇİN AĞIR BİR TAŞLA ONU EZMEYE ÇALIŞMAZSA VEYA BİR ARAÇ ALTINDA TRAFİK KAZASINA MARUZ KALMAZSA
KENDİNİ KORUYABİLİR KABUĞUNA ÇEKİLEREK..
ÇEVREMİZDEKİ İNSANLAR DA, HERKES DAHİL BUNA…
YİNE İNSANLARDAN ZARAR GÖRDÜĞÜNE (MADDİ VE MANEVİ)HEPİMİZ ŞAHİT OLMUŞUZDUR .
DEDİKODU ,İFTİRA ,YALAN ,DOLAN ,VEFASIZLIK ,LAF TAŞIMA ,HASET ,KİN VE BİLMEM DAHA NELER HEPİMİZİN MUZDARİP OLDUĞU VE YAKINDIĞI KÖTÜ HUYLAR DEĞİL Mİ …BİZİ DERİNDEN YARALAYAN .HEPİMİZİN ŞİKAYETÇİ OLDUĞU AMA HİÇ KİMSENİN KENDİ ÜZERİNE TOZ KONDURMADIĞI ÇİRKİN HUYLAR ..ALLAH HEPİMİZİ BUNDAN MUHAFAZA EYLESİN .
BU AHLAKİ ZAAFLAR Kİ İBADETİNE ÇOK DÜŞKÜN OLAN İNSANLARDA DAHİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DAHA BİR ÇİRKİNLİK ARZ EDİYOR …
KIYAMET HACIYLA HOCADAN KOPACAK SÖZÜ KÜFÜR GİBİ GELİYOR İNSANA …
BUNLAR ASLINDA BİRER ZAAF DEĞİL GÜNAHIN ALASI .AMA NEDENDİR BİLİNMEZ KENDİMİZİ BUNDAN KORUYAMIYORUZ .
İNSAN BAZEN BU TÜR HADİSELERİ YAŞADIĞINDA . “ ÇIKAM DAĞLARA ,DAĞLARA.” DİYESİ GELİYOR .
ASLINA BAKARSAK BU İNSANİ ZAAF VE GÜNAHLAR İNSANIN YARADILIŞI İLE VAR İDİ VE VAR OLACAK .
DİNİMİZ İSE BU ZAAF VE GÜNAHLARI YOK ETMEK İÇİN VAR ASLINDA .
İBADETLERİN GAYESİ DE BU DEĞİL Mİ  .
“NAMAZ SADECE ŞEKİLDEN Mİ İBARETTİR ?”
“ORUÇ TUTMAK SADECE AÇ KALMAK MIDIR?”
“HACCA GİTMEK SADECE BİR YOLCULUK MUDUR?
“KURAN OKUMAK SADECE DEFALARCA KURANI OKUYUP BİTİRMEK, HATİM İNDİRMEK MİDİR?” DİYE SORULDUĞUNDA BUNA ELBETTE VERECEĞİMİZ BİR CEVAP OLMALI …
NEDİR BU İBADETLERİN ESAS AMACI ?
AHLAKİ ZAAFLARIMIZI GİDERMEDİKÇE BU İBADETLERİN MAKSADINA ERİŞTİĞİNİ, DAHA DOĞRUSU BİZİ ERİŞTİRDİĞİNİ SÖYLEMEK MÜMKÜN MÜDÜR ?
BU ZAAFLARIN Kİ ÇOĞU DİL YARESİ …
PEYGAMBERLERİMİZİN HAYATLARINA ŞÖYLE BİR BAKALIM .
ONLARIN HAYATLARINDAKİ MESAJLARI ANLAMAYA ÇALIŞALIM .
*HZ .ADEM: OĞLU KABİL KARDEŞİ HABİL’İ KISKANÇLIKTAN ÖLDÜRDÜ.İLK CİNAYET KISKANÇLIK YÜZÜNDEN .
*HZ .NUH ,OĞLUNU TUFANDAN ÖNCE BİR TÜRLÜ İMANA İKNA EDEMEDİ ,GEMİYE ALAMADI.İNADI İMANA GALİP GELDİ.
*HZ. LUT :KARISI KÜFRÜNDE ISRAR ETTİĞİ GİBİ BİR DE KAFİRLERLE İŞBİRLİĞİ YAPARAK PEYGAMBER KOCASINA İHANET ETTİ.
*HZ .İBRAHİM :BABASIYLA İMTİHAN EDİLDİ .O DA İMAN ETMEDİ .EVLAT HASRETİ VE DAHA SONRA EVLADA KAVUŞTUĞUNDAKİ İMTİHANLARI İSE ANLATMAYA GÜÇ TAKAT YETMEZ .BU YÜZDENDİR Kİ HALİLDİR  O . ALLAH’IN HALİLİ ,DOSTUM DEDİĞİ …
*HZ .EYYÜB:SAĞLIKLI VE VARLIKLI ZAMANLARINDA ELLERİNDEN TUTTUĞU İNSANLARIN İMTİHAN VESİLESİ OLAN HASTALIĞI ESNASINDA VEFASIZLIĞININ VE ÖZELLİKLE DÜŞMANLARININ  KINAMASININ KENDİNE ÇOK AĞIR GELDİĞİN SÖYLER .
EŞİNİN VEFASI İSE İBRET VE ÖRNEK VESİLESİ OLMALIDIR.
*HZ .MUSA KAVMİNİ YAPTIKLARI İSE HALK TABİRİYLE “KIRDIKLARI CEVİZ KIRKI AŞMIŞ “DEDİRTİR İNSANA ADETA .
BU YÜZDENDİR Kİ KURANDA EN ÇOK ONLARIN YAPTIKLARI YANLIŞLAR HATALAR ANLATILIR VE İNSANLAR İKAZ EDİLİR .
*HZ .İSA:EN YAKIN HAVARİSİNİN İHANETİNE UĞRAMIŞ AMA EŞTİĞİ KUYUYA HAVAR BİZZZAT KENDİSİ DÜŞMÜŞTÜR .
ANNEİSNE OLAN İTAATİ ,ANNESİ MERYEM VALİDEMİZİN İFFET VE HAYASI ,İTAAT VE İMANI İSE EN GÜZEL OLUMLU ÖRNEKLERDİR ..
SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZE GELİNCE KENDİ KAVMİNDEN ÖZ AMCASINDAN EN YAKINLARINDAN HER TÜRLÜ EZİYET VE KÖTÜLÜĞÜ BİZZAT YAŞAMADI MI ?
 İŞTE BÜTÜN BU ZAAFLAR ,GÜNAHLAR, ŞİMDİ İMAN EDEN BİR TOPLUMDA GÖRÜLÜYOR VE ALLAH BİZİ BU GÜNAHLARDAN UZAK TUTMAK İSTİYOR .TEMİZLEMEK İSTİYOR .
PEYGAMBERLER SIRF BU YÜZDEN BAŞA ÇIKAMADIKLARI KÖTÜLÜKLER YÜZÜNDEN HİCRET ETMİŞLER …
HİCRET BİR EMİRDİR .
PEYGAMBERİMİZİN VE BİR ÇOK PEYGAMBERİN YAŞADIĞI ..
BAZEN DERLER Kİ ; “İSLMI YAŞAMAK İÇİN DAĞLARA ÇIKACAKSIN ,UZLETE ÇEKİLECEKSİN .”
BU MÜMKÜN MÜ ?
ÖYLESİ BİR HAYATIMIZ VAR Kİ DEĞİL HİCRET ETMEK ,ETSEN BİLE AYNI ŞEYLERLE KARŞILAŞMAYACAĞININ GARANTİSİ YOK ..
İŞTE BU YÜZDENDİR Kİ KAMLUMBAĞALARA TAKTIM KAFAYI ..
 TIPKI ALLAH’IN SİVRİSİNEĞİ ÖRNEK VERDİĞİ GİBİ,HER YARATTIĞINDA BİZE BİR MESAJ VAR ..
BEN KAMLUMBAĞADA BU MESAJI ŞÖYLE ALGILIYORUM ..
TEHLİKE VAR MI ?BAKIYOR ,YOKSA YOLA DEVAM .VARSA KENDİ KORUMASINI KENDİ YAPIYOR .KAFASINI ÇEKİYOR KABUĞUNUN İYİCE İÇİNE VE KENDİ KORUMASINI KENDİ KABUĞUNDA YAPIYOR   ..
KABUĞUNA ÇEKİLMEK DİYE EDİLEN TABİR DE ZATEN KAMLUMBAĞADAN ESİNLENEREK SÖYLENMİŞ ..
BAŞA ÇIKAMADIĞIMIZ SORUNLAR ,GÜNAHLAR ,YALANLAR, DOLANLAR ,KISKANÇLIKLAR ,VEFASIZLIKLAR VE DAHA BİLMEM NELER …İŞTE KABUĞUNA ÇEKİLEREK ,İÇ DÜNYAMIZA HİCRET EDEREK BELKİ DE CANIMIZI DAHA AZ YAKACAK   ….
FİTNE ZAMANI ..YAPILACAK İŞ TE BU OLSA GEREK .
SERAP UYSAL
 
 

EN PAHALI HARCAMA:ZAMAN ÖLDÜRMEK

Franklen’e ait mağazanın vitrini önünde bir saatten beri duran bir adam nihayet tezgahtarlardan birine: “Bu kitabın fiyatı ne kadar?” diye sordu.
 
Satıcı: “Bir dolar” deyince, diğeri: “Daha ucuza veremez misiniz?” dedi. Satıcı, fiyatın bir dolar olduğunu tekrarladı.
Adam bir süre daha kitaplara baktı ve:
-“Franklen burada mı?” diye sorunca tezgahtar cevap verdi.
“Evet, o matbaada ve şu an meşgul.”
Müşterinin
-“Ben onu görmek istiyorum.” ısrarına karşılık mağaza sahibi çağrıldı. Müşteri mağaza sahibine:
 
“Bu kitabın bana teklif edebileceğiniz en aşağı fiyatı nedir? sorusunu sorunca mağaza sahibinin kısaca verdiği cevap şu oldu:
“Bir dolar 25 sent.
“Bir dolar 25 sent mi! Bir dakika önce memurunuz bir dolar demişti.”
“Doğrudur. İşimi bırakmaktansa, onu bir dolara vermevi tercih ederdim.”
Müşteri hayret etti; ama konuşmaya devam etmek isteyerek:
“Pekala son fiyatınız nedir?” dedi.
Franklen:
– “Bir buçuk dolar.” diye karşılık verdi.
 
-“Bir buçuk dolar mı? Fakat biraz önce siz bir dolar 25 sent demiştiniz.”
Franklen soğuk bir tavırla:
“Şimdi bir buçuk dolara satmaktansa ilk anda bir dolara satmayı daha çok arzu ederdim.” dedi.
Adam hiçbir şey söylemeden parayı verdi ve mağazayı terk etti.
O, zamanı paraya tercih etmek gibi faydalı bir ders almıştı.
 
Zaman israf edenlerin sayısı her yerde çoktur.
ZAMANIMI ÇALMA BAŞKA İHSAN İSTEMEM…
SERAP UYSAL

BUYURUN ,SERAP HOCA’NIN BEYİTLER SOFRASINA…

Bazen tek bir mısra ,bazen bir dörtlük ,bir mani,bir şiirden veya şarkı sözünden bir pasaj…Bazen bir fıkra bir anı….insana uzun konuşmaların veremeyeceği manaları ,anlatılmak istenen meramı verebilir .
Yıllardır ajandalarımıza kaydettiğimiz  böylesi güzellikleri diyorum ben bunlara ,çünkü gerçekten bunlar hayatımıza bir anlam katıyor:

Paylaşalım istedim vesselam …
İŞTE OKUNMAK ÜZRE SİZ BEKLİYORLAR
BEN DEFALARCA OKUDUM AMA BİR KERE DE BURAYA YAZARKEN VE SİZNLE PAYLAŞIRKEN TEKRAR OKUMANIN ZARARI OLMAZ ..BİLAKİS BELKİ YENİDEN OKUDUĞUMUZ BİR MISRA ,BİR BEYİT BİR ŞEYLERİ DANK ETTİRİR …
HADİ BUYURUN ,SERAP HOCANIN BEYİTLER SOFRASINA…
***
Ölümü gördüm yatasım geldi
Muhanneti gördüm tutasım geldi.
NOT:MUHANNET:ALÇAK ,KORKAK ,NAMERT anlamında T.D.KURUMU
Kadir mevlam senden bir dileğim var
Beni muhannete muhtaç eyleme
Eğer muhannete muhtaç eylersen
Kara topraklara garkeyle beni
Muhannetin suyu bulanık akar
Aktığı yerleri sel olur yıkar
İyilik etmeden başına kakar
İşte böylesine muhtaç eyleme
Muhannetin sözü zehirden oktur
Hüsnü kereminle rahmetin çoktur
Sağ elin sol ele faydası yoktur
Sağ gözü sol göze muhtaç eyleme
**
Gönül yüksekte gezer.
Dem be- dem yoldan azar.
Dış yüzüne o sızar.
İçinde ne var ise.
Şimdi gel de YAVUZ SULTAN SELİM HAN ile ŞAH İSMAİL arasındaki olay aklınıza gelmesin .
onu da yazayım yeri gelmişken :
avuz Sultan Selim Han döneminde,İran Hükümdarı Şah İsmail kıymetli mücevher ile dolu bir hediye sandığı gönderiyor.Hünkara…
Sandık açılır.Çeşit çeşit taşlar,kıymetli atlas kadife kumaşlar çıkar.Fakat sandık açılır açılmaz,etrafa pek fena bir koku yayılır. Önce hiç kimse bir anlam veremez,nadide mücevherlerle dolu sandıktaki bu fena kokuya… Sonra mesele anlaşılır. Sandığın dibine insan dışkısı doldurulmuştur. Yani Şah İsmail aklı sıra Cihan Padişaha hakaret ediyor.Cihan padişahı Yavuz Sultan Selim emir verir.”Herkes düşünsün,bu edepsizliğe,Osmanlı’nın şanına yakışır bir şekilde mukabele de bulunmalıyız”der.Ve çözümü yine kendisi bulur. Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatır.Sandığın içine,o zamanın en nefis gül kokulu lokumlarından hazırlanmış bir kutu yerleştirilir.Kutunun altınada bir satırlık yazıdan ibaret bur not iliştirilir.Hediye sandığı,itina ile süslendikten sonra Şah İsmail’e gönderilir.Sandık Şahın huzuruna çıkarılır.Sandık açılır açılmaz,etrafa mis gibi gül kokusu yayılır. Mücevher vs.gibi hediyeler takdim edildikten sonra,Osmanlı Elçisi Şahın tedirgin olmaması için,önce kendisi tatmak kaydıyla,büyük bir saygı ve nezaketle,Şah İsmail’e lokumdan ikram eder.Daha sonra görevliler, huzurda bulunanlara teker teker lokumu ikram etmeye başlarlar.Şah bütün bu olup bitenlere bir anlam veremez. Osmanlı Elçisi Şahın şaşkınlığını gidermek için lokum kutusunun altına iliştirilmiş mütevazı notu uzatır.Pusulayı okuyan Şah’ın yüzünde,bu sefer şaşkınlığın yerini büyük bir utanç ifadesi alır;
“İSMAİL, HERKES YEDİĞİNDEN İKRAM EDER…
****
Yunus Emre
*****
Gönülden çıkardım kini ,
Kin tutanın olmaz dini.
Yunus Emre
**************
Bir sinek bir kartalı ,kaldırdı vurdu yere.
Yalan değil gerçektir,ben de gördüm tozunu.
***
Gözsüze söyle dedim ,sağır onu işitmiş.
Dilsiz çağırıp söyler ,anlamadım özünü.
Yunus Emre
**************
Oburluk en büyük dert ,
Az yemek insana şifa.
Kabir kapısın tez açar,
Şeh eti her dem ifa.
İbn-i Sina
*************
Mazlumdan alma ahı.
Zalime eğme başı.
Cahil ile bal yeme.
**************
Çoban çevirir ise sürüyü ters yöne,
Topal koyun geçmez mi hiç en öne.
**************
Yamadık dünyamızı,yırtarak dinimizden.
Din de gitti ,dünya da elimizden.
**************
Tatsız aşa tuz neylesin.
Akılsız başa söz neylesin.
Atasözü
Öt benim tamburam
Senin aslın ağaçtandır.
Ağaç dersem gönüllenme,
Kırmızı gül ağaçtandır.
Pir sultan Abdal
araştıran ve sunan :serap uysal

SEN ŞEHİT OLMA DİYE!!!

TARİHE adını Zalim Haccac diye yazdırmıştı o ..
Herkesin şerrinden korktuğu   bu adam EMEVİ hanedanının adeta tetikçisi gibi hareket ediyordu .
Bir gün bir göle düşer ,yüzme bilmediği için çırpınmaya başlar, derken birisi suya atlar ve Haccac’ı kurtarır.
Gölden çıkarılan Haccac, adama sorar;
– Sen benim kim olduğumu biliyor musun?
Adam;
-Evet, Haccac’sın diye cevap verir.
Haccac yine sorar,
– Beni seviyor musun? Adam kısaca cevap verir;
-Hayır!
Haccac:
-Öyleyse, der beni niye kurtardın. Adam cevap verir:
– Peygamber Efendimizin bir hadisi şerifi var:
“Suda boğulan şehid olur.” Onun için kurtardım!!!!!!!!!!!!!!
HACCAC’ın suratını o anda görmek vardı.

İDAM SEHPASINDAKİ HATİP:ABDULLAH BİN ZÜBEYR, ŞANLI ŞEHİT

Dar ağacından ebede kadar sürecek bir hutbe
İdam sehpasında bir adam sallanıyor….
Kimbilir kaç gün kaldı orada ..
Niçin indirmiyorlar ki..
Zaten idam edilmiş ,niçin bu ceset burdan indirilmiyor …?
Ve bir yaşlı kadın geliyor oraya …
Gözleri kör anlaşılan ..diyor ki :
“Ey hatip!Ne zaman bitecek hutben ?
Ne zaman ineceksin oradan?
Zülum bitmez ,sen hutbene devam et..”
*
Hatip hutbesine devam etmiş midir sizce?
Bir süre sonra indirilir o darağacından günlerdir orada asılı kalmış başsız şehit…
Yaralı vücut ,paramparça olmuş …
İndirilir hatip hutbeden ..
Verdiği hutbenin ihtişamından korkarlar ve indirirler apar topar bu sözlerden sonra ..
Şimdi tekrar soralım mı ?
“Hatip hutbesini bitirmiş midir ?”
Ne dersiniz aziz kardeşler …
Bitmiş midir ?
Ben diyorum ki bu hutbe bitmez .
Hiç de bitmeyecektir …
Zülum ile abad olanlar için ,seyredenler için bu hutbe bitmez  …
O kör ninemiz öyle diyordu:
“Abdullah’ın başı kopuktur .
Ama o,ölümsüzlüğü temsil ediyor .
O ,zülme karşı mücadelenin faziletini ve ölümsüzlüğü temsil ediyor ..
Herkes bu hatibin hutbesini dinlesin ..”
***************
Böylesi muhteşem bir dirayet ,inanç ve inançta ,mücadelede sebat…
İnsanlara örnek olmaz mı ?
Bu örnekleri gören insanın imanı çoşmaz mı ?
O sahneyi gördüğünüzü varsayın ..
Veya hayalinizde canlandırın ..
Aslında hayal etmek için gözlerimizi bile kapamaya gerek yok …
Tarihler yazmış , okuyoruz ,öğreniyoruz olayları …
Peki ama kim bu darağındaki adam ,başı kopmuş ,paramparça vücutlu bu genç adam .
Ya o kadın kim ?
Asanlar kim .,insanlar kim ?
Mekan neresi ?
Neden ,niçin sorularının ardı kesilmez ki ?
O adam ,o genç adam ,Abdullah bin Zübeyr ..
Herkesin bildiği ,cennetle müjdelendiği ,Aşera-i Mübeşşera’ dan olduğu hadislerde rivayet edilen Hz .Zübeyr’in oğlu …
O kadın .
O muhterem kadın ..
Hz .Ebubekr’in kızı .
O nine, Hz .Aişe’nin ablası .
O kadın ,eli öpülesi ;Zatün-Nitakayn denilen hatun …
Hicret esnasında, Sevr mağarasında saklanan babası ile sevgili peygamberimize yiyecek taşıyan ve yola çıkacaklarında Medine’ye doğru yol hazırlığı yapılırken mağarada ,hazırladığı çıkınları bağlayacak şey bulamayınca derhal kuşağını belinden çözüp ,ikiye bölüveren ve çıkınları bu kuşaklarla bağlarken ,gülümseyen nebinin ;
“-Ya Esma !
Allah senin o kuşağının yerine cennette iki kuşak verecek ,zatün nitakayn’sın sen.” Hitabına erişen …
Eline geçen az bir malı tasadduk için sabahı bile beklemeyen bu hatun kişi sevgili peygamberimizin aziz baldızı …
O , Hz . Esma bint-i Ebubekir …
Çağlar ötesinden hutbenin sesi geliyor halen kulaklarımıza …
Açalım kulaklarımız daha iyi anlamak için ne diyor hutbede hatip ..
“Zülum ile abad olunmaz .”
Diyor tek cümle ile ..
Peki zulmü yapanlar ?
Emeviler adına Haccac-ı Zalim …
Mekan neresi?
Tin suresinde belirtilen Emin Belde:
“Bismillahir-rahmanir-rahim
Vet – tini vez-zeyTun.
Ve turi sinin .
Ve hazel beledil emin”
**********************
“İncire ,zeytine ,tur-i sina’ya ve emin belde’ye yemin olsun ki!”Buyurur Allah Kur’an’da…
Yani bu bölge emİn belde ..Her türlü cinayetin haram olduğu ,Harem-i Şerif bölgesi .
Kabe’mizin bulunduğu yer..
Kabe ,mancınıklarla dövülmüş ,darağacına çekilen yiğit bir mancınık taşıyla ağır yaralanmış..
Ve sonra .
Sonrası malum …
Peki niçin bu katliam : “Saltanat davası.”
Peki şu anda hayırla yadedilen kimdir ?
Haccac-ı Zalim midir?
Hz .Esma ve şehit Zübeyir  midir?
Buna siz karar verin .
Yaptığı zülümler uzun süre devam eden bir insan nasıl yaşar ,nasıl ölür?
Ecel gelmeye yakın Haccac’a ruhi sıkıntılar musallat olur .
Nasıl olmasın ki?
Ardında ikiyüz bin kesilmiş baş,
Yirmi sekiz bin mahkum bırakan bir adam nasıl yaşar, vicdanı rahat mıdır?
Geceleri yastığa başını nasıl koyar ..?
Gözünün önünde kesik başlar dolaşmaz mı ?
54 yaşında ,mide ağrıları dayanılmaz halde elem ve keder içinde ,Allah’ın kendisini mağfiret edip etmeyeceği korkusuyla ölüp gider…
İnsanlar ölümünü sevinçle karşılarlar …şükür secdesine gider kimileri ,ağlar kimileri sevinçten .
Mezarı nerdedir derseniz eğer ,bilinmeyen bir yere gömülür .
Mezarı tahrip edilmesin diye .
Hiç hayrı yok mudur peki bu zalim Haccac’ın ..
20 yıl valilik yapmış .
Olmaz olur mu .?
Elbette hep kötülük yapmamış …
Bizim en önemli bildiğimiz hayrı; Kuran-ı Kerim’in noktalama ve harekelenmesi işidir ki ,önemlidir ..çok önemlidir bu husus ..
Yazım hatalarını önlemiş böylece .
Kur’an harflerini tek tek saydırmış,hatalı mushafları tespit ettirip ,onların yerine doğru yazılmış mushafları çevre illere göndermiş .
Halife Mervan’ın muvafakatiyle yaptığı işlerden biri de Arapça’nın resmi dil olması ,divan defterlerinin Arapçaya çevrilmesidir .
Yeni para basımı ,ziraate verdiği önem ,sulama kanallları yapımı ,ölçü tipi tespiti ,posta teşkilatını kurması …
Daha kimbilr neler yapmıştır …
Ama bu yaptıklarını kim biliyor desek ,ben bile çoğunu bilmiyordum ..
Ta ki bu yazıyı hazırlamak için araştırdığımda öğrendim .
Rahmetle anılmak için zülumden vazgeçmek gerekir …Keşke bunu Haccac-ı Zalim bilseydi  …
Bu arada Haccac-ı Zalim Urve bin Mesud’un torunudur …
Urve ,Taifliler tarafından onları İslam’a davet ettiği için öldürülmüştür ..Onun misali Yasin suresinde anlatılan Habib-i Neccar gibidir..
O da başka bir yazımızın konusu olsun inşaallah .
Allah tüm geçmişlerimize rahmet eylesin …
HAZIRLAYAN :Serap Uysal

HÜSN-İ HATİME İSTEYİN

Ağzı dualı, gülümseyen  yüzü ve tatlı  tatlı  konuşması ile onu hiç  unutmayacağım ve yazacağım kişiler listesinin baş taraflarına eklemiştim.
O şimdi cennettedir diye umuyorum. Hayatımda tanıdığım yaşlılığı çok güzel  yaşayan nadir kişilerdendi o.
Onu ilk, kızımıza sevgili torunları Mehmetçik  için talip olduklarında ziyaretlerine gittiğimizde tanıdık .
Alzheimer hastalığı  başlamış.
Çoğu  zaman unuttuğu evlatları ve eşi hep yanında ama o hiç  unuttuğunu çaktırmadan sohbete devam ediyor..
Bir şeyler bir şeyler  anlatıyor ve siz hiç sıkılmıyorsunuz  o anlatırken. O konuşsun  ben yazayım  onun hayatını diye düşünüyordum  ben.
Konuşmalarının arasında nasihatler ve hele o çok söylediği  maniler,  ilahi sözleri..
Birisi :
“Cennetine  cennetine
Aldır beni  cennetine.”
*
Bunu  o kadar çok  söylüyordu ki…
Defterime not aldığım  bir diğer söylediği  ilahi sözünü dua olarak zikrediyordu.
*
“Ya rabbena yandırma.
Günahlara daldırma.
Çıralarımı  söndürme .
Kabre vardığım  gece.
*
Ya rabbena eşimden.
Eşimden yoldaşımdan
Aklım alma başımdan
Kabre vardığım gece
*
Kaldır beni kaldır beni.
Cennetine  gönder  beni..
*
Bu  bana duada  ısrar etmemiz  gerektiği hadisi şerifindeki düsturu hatırlattı .
Bizler hani  dua ederiz.
Ama..
Ancak kabulü  için  aceleciyizdir.
Niçin  kabul olmuyor dualarımız diye zaman zaman kaderin sahibine haddimizi aşarak itirazımız bile oluyordur maazallah..
HAKK’ın kapısını bıkmadan usanmadan çalmaktır esas olan .
Tam bir Anadolu anası olan bu ninemiz böyle yaptı ..
Unuttu eşini evladını ama kendini yaradan rabbini unutmadı .duadan geri komadı dilini asla .
Ve bir gün duyduk ki bu sözü söyleye söyleye uçmuş gitmiş ötelere …
Umulur ki cennetlere ..
İnşaallah diyelim .
Rahmetle dua ile analım ,
Ve bizler de ölümü hiç unutmayalım …

Yine ölmeden önce bir ziyaretine gittiğimizde bizi tanıdın mı diye sorduğumda:
-ALLAH’IN BİR KULU ,diye cevap verişi …öyle hoşuma gitmişti ki .tanıyamıyor ama cevap muhteşem .
Yemek yemek isteyip istemediğini sorduk .Bana:
-sen yersen ben de yerim deyişi …
Eşi olan Hacı amcayla birbirilerine son ana kadar olan muhabbetleri .
Hacı amcanın eşine olan sevgisini ve eşinin de unutkanlığına rağmen ona olan tükenmez muhabbeti ..
Sevgisiz kalan gönüllere ibretlik bir hayat hikayesi..
Yarım asırdan çok fazla süren bir sevgi öyküsünün hasrete doğru yelken açışı ..
Ve Yahya Kemal’in hatırladığımız şiiri:
“Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan
 Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;

Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,

Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

YAHYA KEMAL

EVET .Az yaşadın çok yaşadın sonu ölüm .
Ama önemli olan o son yolculuğa çıkarken hazırlıklı olma ve güzel bir sonu arzu etmek …
son ana kadar sevgisini muhafaza etmek …
dinini muhafaza etmek.
güzel şey .
Hüsn-i  Hatime güzel şey vesselam ,
Hüsn-i  Hatime güzel şey .
ALLAH HEPİMİZE NASİP ETSİN .
TUL-İ EMEL SAHİBİ EYLEMESİN .
Amin dilek ve duasıyla .
sağlık ,sıhhat ,afİyet ve EN önemlisi imanla, Kur’an’la kalalım ..
SERAP UYSAL