KUTSAL RUHA İNANIYOR MUSUNuZ

**

Kutsal ruha inanıyor musunuz
Yoksa inanmıyor musunuz ?
Neden?
“Hristiyanlıktaki kutsal ruh düşüncesi bir üçlemedir.
Hristiyanlar diyor ki:
-Baba ,Tanrı’ dır .,
Oğul Tanrı’dır.
Kutsal ruh  Tanrı’dır.
Fakat onlar 3 tanrı değil, 1 tanrıdır.
Devam edelim;
-Baba her şeye kadirdir.
Oğul her şeye kadirdir.
Kutsal  ruh her şeye kadirdir.
Fakat  üç değil bir tane kadir  var.
Yine devam…
Baba bir şahıstır.
Ogul bir şahıstır.
Kutsal ruh bir şahıstır.
Kitaplarında öyle  diyor.
Şahıs şahıs şahıs !
Fakat üç  değil bir şahıs!
Ey Hristiyanlar!

Size soruyorum.
Siz hangi dili konuşuyorsunuz ?
Soruyorum size bu İngilizce mi?
Vallahi bu Marsca!
İngilizce değil!
Görüyorsunuz!
Şahıs şahıs şahıs!
Fakat üç  değil bir şahıs.
Bir şahıs..
Diyelim ki sen ve iki kardeşin birbirinizin tıpkı aynısı olan üçüzlersiniz.
Biz sizin  aranızda herhangi bir ayırım yapamıyoruz.
Her şey  aynı. Farkınızı anlayamıyoruz.

*

İçinizden biri bir cinayet  işlediğinde digerini asabilir miyiz?
Hayır diyeceksiniz!
Soruyorum  neden olmasın?
Diyeceksiniz  ki çünkü farklı bir şahıs.
Evet .haklısınız. Onu farklı yapan şey ne?
Onun şahsiyeti..
Onun kişiliği!
Baba..insanın  hayal gücü bir kelime kullandığınızda elinizde olmadan zihninizde bir  şey canlanmasına neden olur.
Babanın adına dediğinizde zihninizde bir resim canlanır.
Noel Baba gibi  yaşlı biri milyonlarca kez insandan büyük, insana benzeyen bir gezegende oturan ayaklarını dünyadaki bir taburenin üstüne  uzatmış..gökyüzünde cennette yaşayan bir baba!
Oğul deyince nasıl birini düşünüyorsunuz?
Hayır    !
Yakışıklı birini düşünüyorsunuz!
Sarışın, mavi gözlü, düzgün yüz hatları olan…
“Kralların Kralı “filmindeki gibi bir şey
Jeffrey Hunter’in oynadığı “Nasaralı İsa “..yakışıklı bir genç sarışın mavi gözlü güzel sakallar eğri  burunlu değil.
Görüyorsunuz..
Zihninize farklı bir resim geliyor. Shakespare’nin meşhur  “Shylook” karakteri mi ?
Hayır!
İngiliz tipinde, Alman gibi düz burunlu birini düşünüyorsunuz.
Kutsal Ruh için  , Yahya ,Isa’yı nehrin kenarında vaftiz ederken yukarıdan gelip giden parlak bir şey akla geliyor.
Resimler canlı değil ama zihinde beliriyor.
Zihinde üç belirgin  resim var
Nasıl oluyor da üç resim olduğu  halde bir resim  oluşturuyorsunuz?
Zihninizde her zaman üç tane olacak.
Size kaç  tane resim görüyorsunuz diye soruyorum!
Siz:
-Bir…diyorsunuz!
Kardeşler!
Bana yalan söylüyorsunuz!

**

 

HÜSN-Ü HATİME İSTER MİYDİNİZ?

Mumine abla  bizim Kur’an  kursuna gelen  öğrencilerimizdendi aynı zamanda  çok  yakın  olmasa da komşularımızdan.

Anne ve babası  değişik  rahatsızlıklara   muzdarip olduklarından uzun yıllar kardeşleriyle  beraber  baktılar  onlara.

Anneleri Alzheimer hastasıydı.

Babası  ise uzun yıllar çeşitli hastalıklarla boğuştuktan  sonda  Hakk’ın rahmetine kavuştu  .

Anne ,eşini çok zaman unutuyor, hatırladığında “babanız nerde “diye soruyormuş.

Önceleri söylememişler, geçiştirmişler .

Sonra söyleseler  de anne bunu ya idrak  edememiş yahut da kadere rıza göstermiş..veyahut da ölümü idrak edememiş.

Ama zaman zaman soruyormuş  yine …

Teyze , Mü’mine Abla’ya geldiğinde  hem ziyaret edip elini öpelim hem de taziye dileyelim dedik.

Diğer  öğrencilerimizle beraber kalktık gittik.

Teyze ,tabiri caizse “Şeker Nine .”

Tabii ki ona taziye dilemedik idrak edemediğinden..

Amma çok  güzel  sohbetler ettik.

Bize hayatını anlattı .

Teyze ilkokulu birincilikle  bitirmiş. Ama babası onu okutmamış.

İlkokulda iken ezberlediği “Atatürk  ve 23 Nisan şiirlerini okudu bize.

Daha sonra Mü ‘mine Abla:

-“Hadi anne, bi de Kur’an oku” deyince ezbere bildiği tüm  sureleri okudu.

Ki , tecvid üzre ve çok güzel  ezberlemiş,unutmamış .

Dinlediğimde  bir hoca  olarak hayretler iç inde kaldım .

O kadar ki:Rabbimiz öğretecek

Ve o unutmayacak “diye düşündüm.

Hayretimin sebebi, namazı  kılamayacak kadar  bilinç  gitmiş. Eşinin  ölümünü idrak edemiyor. Çocuklarını tanıyamıyor ,ama yine de uzun yıllar önce öğrendiği Kur’an’ ı  unutmamış ,aklına  geldiğinde abdestli, abdestsiz namaz kılıyormuş dediklerine göre .

Elleri dikkatimi çekti  daha sonra  .

Devamlı tesbih çeker gibi parmakları  hareket halinde.

Ve Mü’mine Abla dedi ki:

“-Hocam.. Annem uyurken  bile böyle  parmaklarıyla tesbih çeker,    zikir eder.”

Sonraki zamanlarda teyze daha ne kadar yaşadı hatırlayamıyorum  ama ,teyze vefat ettikten sonra

Mü’mine Abla’ya taziyeye gittiğimizde öyle  bir andık  ki teyzeyi.

Parmaklarıyla ölünceye  kadar  tesbih  çekmiş

Hani Peygamberimiz ( sav) buyurmuştu ya :

“Nasıl  yaşarsınız öyle  ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz .”

Teyze herhalde kabirde de tesbihe devam ediyordur.

Bu ihlas onu “Cennet Hatunu  ” eylesin inşaallah.

İşte sevgili dostlar …

Dünyadan böyle  bir kul gelmiş  geçmiş..

Bir varmış ,bir yokmuş misali..

Ama önemli olan hayırla yadedilmek ve güzel hatırlanmak ..

“Baki kalan kubbede bir hoş sada “gibi..

Rabbim hepimize Hüsn- i Hatimeler nasip etsin..

AMİN .

YAZAN VE SUNAN :SERAP UYSAL

 

 

ZENGİN VE HAYIRSEVMEZ TEMEL

Temel  son derece zengin  bir iş adamı..
Bir  gün bir hayır  kurumunun elemanları, Temel’in zengin bir iş adamı olduğunu  ve o ana kadar da hiç bir hayır kurumuna bağış yapmadığını öğrenir ve ümitle kurumlarına bağış  yapmasını  istemek  için Temel’in ofisine giderler  .
Ve Temel’e :
“-Efendim, sizin  zengin bir  iş adamı olduğunuzu öğrendik.
Kurumumuz için bağış yapmanızı talep için geldik. “derler.
Temel ,masasında şöyle  bir geriye doğru yaslanır .

Kısa bir süre gelen adamların yüzüne bakar ve….
Sonra öne  doğru eğilerek ellerini kavuşturur..gözlerini  adamların  gözlerine dikerek:
-Siz benim dul bir kızkardeşim olduğunu ve üç  çocuğuyla kocasını kaybedince geçim  sıkıntısı  yaşadığını biliyor musunuz

Deyince adamlar şaşkınlık  içinde:
-Yooo!.
Ve  mahcubiyetle:
-Çok üzüldük efendim, geçmiş  olsun demişler.
Temel tekrar söze başlamış:
-Siz benim  özürlü  bir kardeşim olduğunu ve onun da yardıma muhtaç  olduğunu biliyor musunuz deyince, adamların şaşkınlığı bir kat daha artmış:
-Hayır  efendim diyen adamlar yine üzüntülerini dile getirmişler.
Temel ,ardarda bombalarını patlatmaya devam  etmiş  ve :
–  Peki siz anne ve babamın  yaşlı ve hasta olduklarını biliyor musunuz?
Adamlar  donmuş  bir vaziyette hayretle:
-Çok geçmiş  olsun  efendim ,demişler…
İşiniz   gerçekten  çok  zormuş! Deyince Temel kısa  ve net buna da cevap  verivermiş!
– Peki  .Ben onlara  zırnık bile koklatmazken size  niye yardım  edeyim ki?!

SUNAN :SERAP UYSAL

NECİP FAZIL’DAN

 

tohum saç bitmezse toprak utansın .

hedefe varmayan mızrak utansın.

Hey gidi küheylan ,koşmana bak sen!

Çatlarsan doğuran kısrak utansın!

*

ustada kalırsa bu öksüz yapı,

onu sürdürmeyen çırak utansın!

                                                                                 N.Fazıl

ben neyim ve bu hal neyin nesi ?

yetiş ,yetiş hey sonsuz varlık muhasebesi.

*

Dışımda bir dünya var ,zıpzıp gibi küçülen ,

içimde homurtular ,inanma diye gülen…

İnanmıyorum bana öğretilen tarihe!

Sebeb ne ,mezardansa bu hayatı tercihe!

 *

Üç katlı ahşap evin her biri ayrı alem!

Üst kat:Elinde tesbih ağlıyor babaannem.

Orta kat:Mavz oynayan annem ve aşıkları,

Alt kat:Kızkardeşimin tamtamda çığlıkları.

Bir kurtlu peynir gibi ortasından kestiğim

Buyrun ve maktaından seyredin işte evim!

Bu ne hazin ağaçtır,bütün ufkumu tutmuş!

Kökü iffet,dalları taklit,meyvesi fuhuş…

                                                                         N.FAZIL

 

                               

İŞİM ACELE

Gökte zamansızlık hangi noktada

Elindeyse yıldız yıldız hecele

Hüküm yazılıyken kara tahtada,

İnsan yine çare arar ecele.

 

Gençlik gelip geçti..

Bir günlük süstü.

Nefsim doymamaktan dünyaya küstü.

Eser darmadağın ,emek yüzüstü,

Toplayın eşyamı işim acele

 

                                                                         Necip Fazıl

yağız atlı süvari ,koştur atını koştur.

Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları,

Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur,

Ne de senin anladığın kadar kaldırımları.

                                                                           N.Fazıl

NECİP FAZIL’DAN SEÇME BEYİTLER

tam otuz yıl ,saatim işlemiş ,ben durmuşum;
gökyüzünden habersiz ,uçurtma uçurmuşum…
                                                                           N.Fazıl
***
Güzel Allah’ım ,senden ne gelecekse gelsin.
Sen ki rahmetinle de ,kahrınla da güzelsin
                                                                          Necip  Fazıl .
**
namaz sancıma ilaç ,yanık yerime merhem.
onsuz ebedi hayat ,benim olsa istemem.
                                                                            Necip Fazıl
**
ey düşmanım ,sen benim ifadem ve hızımsın;
gündüz geceye muhtaç ,bana da sen lazımsın!…
                                                                             Necip Fazıl
***
atomlarda cümbüş ,donama şenlik,
ve çevre çevre nur,çevre çevre nur.
İç içe mimari iç içe benlik
Bildim seni ey Rab,bilinmez meşhur!
                                                                         N.Fazıl
garip geldik gideriz, rafa koy evi,barkı!…
tek dudaktan dudağa geçsin ölümsüz şarkı…
                                                                              Necip Fazıl
***
bize kalan aziz borç,asırlık zamanlardan ;
tarihi temizlemek sahte kahramanlardan…
                                                                              Necip Fazıl
***
ölümü sığdıramaz akıl daracık koğuk.
Ölemez,çıldıramaz,ağlarlar boğuk boğuk.
                                                                                Necip Fazıl
***
o yüz her hattı tevhid kaleminden bir satır;
o yüz ki göz değince Allah’ı hatırlatır.
                                                                                Necip Fazıl
***
Bülbüllere emir var;lisan öğren vakvaktan
Bahset tarih,balığın tırmandığı kavaktan.
N.Fazıl
***
Düşünün ben ne büyük rütbeye tutkuluyum,
Çünkü o’nun kulunun kölesinin kuluyum.
                                                                                Necip Fazıl
neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık,
 anladım ki , yok, Allah’tan başkasıyla yakınlık.
                                                                                Necip Fazıl
***
biri aşk ,biri nefret:bizim kanadımız çift…
ateş saçmalı ki nur,erisn kapkara zift.
                                                                                Necip Fazıl
hazırlayan ve sunan :serap uysal

MANA YÜKLÜ GÜZEL SÖZLER

Bir kabza-i hak olur bu tenler.

Bilmem ki neye kibreder kibredenler.                                                           Şeyhülislam Yahya

                                     

Çok okuyan çok bilir ,yarını parlak olur.  

Okuyanın yarını alnı gibi ak olur.

   Medeniyet dediğin açmaksa bedeni,

Desene hayvanlar bizden daha   medeni.                                                             Mehmet Akif

   Yiyince hiç doyar mı girdiğiniz yer?

Dünyaya uyar mı girdiğiniz yer?

Ölümden öteyi anlat bize.

Dünyaya uyar mı gördüğünüz yer.   

Etme ar oku ,öğren ehlinden.

Herşeyin ilmi güzel cehlinden.   

  İbadet için geldik, hesap için döneceğiz.

Dünyada misafiriz dirilmek için öleceğiz.                                             

  Evini temiz tut ansızın misafir gelir

HAZIRLAYAN VE SUNAN :SERAP UYSAL

Anne istemiyordum ne tacı ,ne sarayı! Anne karnında ,fazla yaramazlık mı ettim?CAHİT SITKI TARANCI’DAN BİR ŞİİR

ANNE NE YAPTIN?
Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?
Sanki karnında fazla yaramazlık mı ettim?
Senden istemiyordum ne tacı ,ne sarayı;
Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim.
Bir kere doğurdunsa ,sonra niçin büyüttün?
Kundakta, beşikte de bir zahmetim mi vardı?
Koynundan niçin attın ,yavrunu bütün bütün?
Bilmiyor muydun ki o ,yalnızlıktan korkardı.
Sütünden tatlı mıdır ,anne sanki bu hayat?
Bana sorsana anne ,yaşamak bir hüner mi?
El aç ,yalvar gündüze,geceye boyun uzat
Bu uğurda bir ömür çürütmeye değer mi?
Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim!
Anne istemiyordum ne tacı ,ne sarayı!
Anne karnında ,fazla yaramazlık mı ettim?
Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?
                                                            Cahit Sıtkı Tarancı
 Bir insan niçin böyle düşünür ?
yaşamak niye zül gelir,ağır gelir?
hayatın tüm yükü niye omuzlarına binmiş gibi hisseder?
niye annesine kızar onu dünyaya getirdiği için .?
tüm bu duygular inancını kaybetmiş bir insanın portresi …
hiç bir şeyden zevk almayan adeta ölümü dileyen insan ..
inancını kaybetmeseydi böyle mi olurdu?
edebiyatımıza en güzel eserleri sunan bu şairimizin unutulmayacak o kadar şiiri var ki …
zevkle okuruz .
ama bir hüzün sarar bizi okuduğumuzda .
35 yaş şiiri unutulmazlar arasında başı çeker .
ölüm korkusu ,yalnızlık …
o yazar ,biz okur hüzünleniriz .
hele de yaş 35 ,yolun yarısı eder deyip de genç denecek yaşta vefat ettiğini öğrenince yazık olmuş diyesiniz gelir .
edebiyatımızın en güzel eserlerini verenlerin kısacık ömürlerine ne çok eser sığdırdığını görünce ise takdir etmekten kendinizi alamazsınız .
bize bu eserleri bıraktıkları için ,gönül dünyamıza hüzün salsalar da biz onları rahmetle anıyoruz .
yazan :serap uysal

BUGÜN CUMA ..CAHİT SITKI TARANCI’DAN DUYGU YÜKLÜ BİR ŞİİR

İNANCINI KAYBETMİŞ BİR ŞAİR VE ÜZÜNTÜSÜNÜ DİLE GETİRDİĞİ ŞİİRİ .
İNSANIMIZDA BU HİSSİYAT GİDEREK ARTIYOR .İNANCI DEPREME UĞRUYOR..
EY İNSANIMIZIN İNANCIYLA OYNAYAN ONUN ZİHNİNİ ALLAK BULLAK EDENLER .ŞU ŞİİRİ OKUYUN VE BİR İNSAN İNANCINI KAYBEDİNCE NELER HİSSEDİYOR AZICIK DA OLSA GÖRÜN .
VE DÜŞÜN MİLLETİN YAKASINDAN .
İNANCIYLA OYNAMAKTAN ,İMANINA SALDIRMAKTAN !
BIRAKIN .
VAZGEÇİN .
BUGÜN  CUMA
Bugün cuma
Büyükannemi hatırlıyorum.
Dolayısıyla çocukluğumu.
Uzun olaydı o günler;
Yere düşen ekmek parçasını
Öpüp başıma götürdüğüm günler!
 
O zaman inandığım gibi ,
sahiden bir öbür dünya varsa eğer,
orada da cumaysa bugün,
başında bulutlardan beyaz örtüsü
büyük annem namaz kılmaktadır,
namahrem eli değmez seccadesinde;
Mekke-i Mükerreme’den getirilmiş.
Dilerim duasında unutmasın beni;
Günahkar olduğumu hatırlayarak.
                                 Cahit Sıtkı Tarancı
SUNAN :SERAP UYSAL

 

YAHYA KEMAL DER Kİ:Dünyada ne ikbal ,ne servet dileriz.

TERCİH
Dünyada ne ikbal ,ne servet dileriz.
Hatta ne de ukbada saadet dileriz.
Aşkın gül açan,bülbül öten vaktinde,
Yaranla tarab ,yar ile sohbet dileriz.
                                                                      Yahya  Kemal
GİDER
Gün olur peşinden sürür derbeder,
Bakarsın sessizce çekilir gider…
Gönlünün seline düştü iradem,
Başını taşlara vurur da gider.
                                                                      Yahya Kemal
 hazırlayan ve sunan :SERAP  UYSAL