“İYİLİĞE KÖTÜLÜK ŞER KİŞİNİN KARI.”

“İNSANLIĞI ARADIM; BUNU DOĞRULUKTA GÖRDÜM. GÖNLÜM ULULUK İSTEDİ, BUNU KANAAT VE TEVAZUDA BULDUM.
ÖVÜNMEK İSTEDİM, BUNU HUYDA VE BENLİKTE KÜÇÜLMEKTE BULDUM.
GÖNLÜMÜN GANÎ OLMASINI ARADIM, BUNU TEVEKKÜLDE BULDUM.”
(VEYSEL KARÂNİ)

İMAM-I AZAMIN DÜŞMANINA TAVRI
İMAM-I AZAM EBU HANİFE’Yİ SEVMEYEN ADAMIN BİRİSİ, BİR GÜN İMAMA BİR TOKAT ATAR.
İMAM-I AZAM, KENDİNE HÂKİM BİR KİŞİLİĞE SAHİPTİ.
HİSSİYATINA HÂKİM OLARAK:
-SENİN BANA VURDUĞUN BU TOKADINA KARŞILIK MUKABELE EDİP SANA BU HAREKETİNİN CEZASINI VEREBİLİRDİM.
FAKAT VERMEYECEĞİM.
SENİ HALİFEYE ŞİKÂYET EDEBİLİRİM, FAKAT ETMEYECEĞİM.
BANA YAPTIĞIN BU KÖTÜLÜĞÜ DİLE GETİRİP CENAB-I HAKKA DA ŞİKÂYET EDEBİLİRİM.
FAKAT BUNU DA KATİYEN YAPMAYACAĞIM.
MAHŞER GÜNÜNDE SENDEN İNTİKAM ALMASINI BİZZAT CENAB-I HAK’TAN DİLEYEBİLİRİM.
FAKAT SENİ O DEHŞETLİ GÜNDE O’NA DA ŞİKÂYET ETMEYECEĞİM.
KIYAMET ŞU ANDA KOPSA VE BENİM SENDEN ŞİKÂYETİM İŞİTEBİLİRSE, DERHAL SÖZÜMÜ DEĞİŞTİRİR VE CENNETE SENSİZ GİRMEK İSTEMEDİĞİMİ SÖYLERİM.
SON DERECE RİKKATLE SÖYLENEN BU SÖZLER, ADAMI ADETA ERİTİR.
KENDİSİNİN NE KADAR HAŞİN VE İNSANLIKTAN UZAK OLDUĞUNU, İMAM’IN İSE NASIL OLGUN VE ÂLİCENAP BİR İNSAN OLDUĞUNU ANLAR VE İMAMIN ELLERİNE SARILIR, ÖZÜR DİLER, GÖZYAŞI DÖKER.
İMAM-I AZAM İSE AĞLAMASINA GEREK OLMADIĞINI VE KENDİSİNİ ÇOKTAN AFFETTİĞİNİ SÖYLER.

ATALAR NE DEMİŞLER,NE GÜZEL DEMİŞLER :

“İYİLİĞE İYİLİK HER KİŞİNİN KARI.
KÖTÜLÜĞE İYİLİK ER KİŞİNİN KARI.
İYİLİĞE KÖTÜLÜK ŞER KİŞİNİN KARI.”

BİR DE KENDİMİZE BAKALIM .
BİRİ BİZE BİR KÖTÜLÜK YAPTIĞINDA ,BİR SÖZ SÖYLEDİĞİNDE ,MUAMAELEMİZ NASIL OLUR ?
KENDİMİ DÜŞÜNÜYORUM DA İMAM-I AZAM GİBİ YAPABİLİR MİYİM?
BİLMİYORUM..
EVET DİYEMİYORUM ..
AMA ŞU VAR Kİ O OLGUNLUĞA ERİŞMEK İSTİYORUM ..

SERAP UYSAL

TÜRKLER KAHRAMAN MI OLSUN ,ADİL Mİ?

                                 

“ADALETİN OLDUĞU YERDE SİLAHIN YERİ YOKTUR.”
J.AMYOT

ADALET Mİ YOKSA KAHRAMANLIK MI ÜSTÜN

Büyük İskender, Hindistan seferinde, oradaki kanunların azlığı karşısında şaşırır ve oradaki hâkimlere sorar:
-Ülkenizin kanunları niçin böyle azdır?
Şu cevabı verirler:
-Biz her hak sahibinin hakkını kendiliğimizden veririz. Başımızdaki hükümdarlarımız da adildir.
Büyük İskender yine sorar:
-Sizce adalet mi yoksa kahramanlık mı daha üstündür?
-Adalet yerine getirilirse kahramanlığa gerek kalmaz, derler.

“İNSANLARIN REFAH VE HUZURUNUN TEMELİ HUKUKTUR.”
ÇİÇERO

Kanunlar ,yönetmelikler,kanun hükmünde kararnameler ve bir sürü şeyler …
Niçin var bunlar …
Güzel ülkemin kahraman insanları var …
Kanlarını son damlasına kadar esirgemeyen ,evlatlarını vatan için seve seve feda eden çilekeş ana -babalar var …
ama bizde eksik kalan bir nokta var ..
biz toplum olarak konulan kuralları delmekte pek bir mahiriz …
trafik kurallarından tutun da herhangi bir kurumda sıra beklerken dahi kuralları ihlal etmeye pek bi meraklıyız .
bizde kurallar ,kanunlar yönetmelikler uymak için değil delmek için vardır .
ve bizde kanunlar ,kurallar kişiye göre değişir .
aslında böyle mi olmalıdır .
kişiye göre mi değişmelidir ,yoksa herkesi mi kapsamalıdır .
bunun bir tek cevabı var :
o da peygamberimizin buyurduğu gibidir:
“Kızım Fatıma dahi olsa …..”
“Kızım Fatıma!Babanın peygamber oluşuna güvenme !”
Bu cümlelerde gizli düstur …
İşte ey kahraman türk evladı,
Ey kahraman ve necip Türk Milleti !
gerçekten kahraman isen kurallara ,kanunlara uy …
işte o zaman gerçek ten bu payeyi hakedersin :”kahramanlık payesini !”

SERAP UYSAL

ÖLÜMÜ ÖLDÜREBİLEN VAR MI?

“HASİS SARRAF, KENDİNE BİR BAŞKA KESE DİKTİR.
MEZARDA GEÇER AKÇE NEYSE, ONU BİRİKTİR.”
NECİP FAZIL

BÜYÜK İSKENDER’İN VASİYETİ
Büyük İskender bir gün vezirlerini toplamış ve onlara:
—Ben öldüğümde cenaze merasimimi söylediğim gibi yapın demiş!

Ülkemin dört bir yanından tebaamdan olan insanları çağırın!
Cenazemin önünden askerlerim yürüsünler silahlarıyla,
Cenazemin sağından âlimler yürüsünler kitaplarıyla,
Cenazemin solundan zenginler yürüsünler mallarıyla,
Cenazemin arkasından ise fakirler ve garipler yürüsünler gözyaşı ve dualarıyla!
Sağ elime bir Altın küre verin, sol elimi ise bos bırakın ta ki
Mezara dek, demiş!
Vezirler Büyük İskender’in bu söyledikleri karsısında şasırmışlar.
Ve “Bunu bilse bilse Büyük İskender’in hocası Diyogen bilebilir” demişler
Ve Diyogen’e sormaya karar vermişler!
Vezirleri dinleyen Diyogen demiş,
– ” İskender’in Ne kadar büyük olduğunu bir kez daha anladım” demiş ve ilave etmiş:
— İskender şunu anlatmak istemiş. :
Cenazenin önünden yürüyen askerler ölümüne silahlarıyla dahi engel olamadılar,
Cenazenin sağıdan yürüyen âlimler ölümüne kitaplarıyla dahi engel olamadılar
Cenazenin solundan yürüyen zenginler ölümüne mallarıyla dahi engel olamadılar ve
Cenazenin arkasından yürüyen fakirler ve garipler ölümüne gözyaşı ve dualarıyla dahi
Engel olamadılar!
Sağ elindeki altın küre ise bu dünyada sahip olabileceği her şeye sahip olduğunu,
Sol elinin boş olması ise bu dünyadan ELI BOŞ geldim ELI BOŞ gidiyorum! Dediğini gösteriyor…

*******

Bir insan ölümden korksa da korunabilir mi ?
Ölümün olmadığı yer var mı ?

ne demişler:
“ÖLÜMÜN BİZİ NERDE BEKLEDİĞİ BELLİ DEĞİL ,İYİSİMİBİZONU HER YERDE BEKLEYELİM …”

Askerleri BÜYÜK iskender’in ölümüne mani olabildiler mi?
hayır..

Alimler ,ölüme çare bulabildiler mi?
Hayır..

Zenginler ölmez mi ?
Ölür…
Dua ölümü geri çevirebilir mi?
Hakk’ın sevgili meleği Azrail geldiğinde ,”ben gelmiyorum sen git.” diyebilir miyiz ?
Bütün dünya bizim olsa ne fayda ?
Dünya, Sultan SÜLEYMAN’a bile kalmamış ..Ne BÜYÜK lakabıyla anılan İskender’e ne de Hakkın sevgili elçisi Sevgili Peygamberimize bile kalmamış ,bize mikalacak ..
ÖLÜMÜ ÖLDÜREMEYİZ .
O halde çare nedir ?
Allah meleğini gönderip bizi yanına davet ettiğinde gönül hoşluğu ile gidebilmek için “İYİ İNSAN ,İYİ MÜSLÜMAN OLMAK1” .

ÇARE BUDUR …
BİLMİYORUM BAŞKA ÇIKAR YOL !
BİLİYORSANIZ SÖYLEYİN .
AMA YOK …
BUKONU DAHA ÇOK SU GÖTÜRÜR..
BU KONU HAYATIMIZIN ANA KONUSU HEP KONUŞULACAK VE YAZILACAK ….

ALLAH İYİ İNSAN OLMAMIZI VE DAVETİNE “LEBBEYK ALLAH’IM ,GELDİM ALLAH’IM !” diyerek can ü gönülden koşarak gitmeyi nasip etsin …

serap uysal

İBRAHİM ETHEM KİM ?

ELİNE NE GEÇTİ
İbrahim Ethem hazretleri bir gün deniz kenarında oturmuş elbisesini yamıyordu.Memleketin valisi yanındakilerle beraber oradan geçerken onu görür ve yanında durur.Vali onun yaptığını seyrederken şöyle düşünür:
-Bak şu dünün hükümdarına !Böyle yapmakla eline ne geçti.
İbrahim Ethem Hazretleri valinin hatırından geçenleri hemen anlar.ve hemen elindeki iğneyi denize fırlatır .Sonra da denize doğru seslenir:
-Balıklar ,iğnemi getirin !
bir balık ağzında iğne ile sudan başını çıkarır.İbrahim Ethem Hazretleri iğneyi balığın ağzından aldıktan sonra ,valiye dönerek der ki:
-İşte elime bu iğne geçti.

VASİYETİN BÖYLESİ

İmam Nesefi anlatıyor:
Allah yolunda savaşan bir adam gördüm .Savaş bittikten sonra harb elbiselerini çıkardı .Tozlarını silkeleyip bir araya topladı.Topladığı toz ve toprak epeyi bir miktar olmuştu. Onlardan kerpiç yaptı.oğluna ve oğluna vasiyet etti.
“-Yavrum ,ben öldüğüm zaman bunu kabrimde başımın altına koy!”
adam öldü.
Vasiyetini yerine getirdiler.
Sonra kendisini rüyada gören bir arkadaşı halinden sual edince şu cevabı verdi:
“-Allah beni o kerpicin bereketi sayesinde mağfiret etti.”

ALLAH,DUADA ISRAR EDENLERİ SEVER

-Erisemedigim günlerin tasası beni mahvetti!!..
+Bu nasıl olur ey Ebu Zer? Dediler..
-Arzu ve emelim ecelimin ötesine uzandı..diye cevap verir.

***

Tam ellerimi açıp dua edeceğim sırada, fısıldadı şeytan kulağıma:
– ” Kabul etmiyor işte Rabbin duanı ,halâ ne diye istiyorsun, boşver ” ..!
Bir Euzü Besmele çekip cevap verdim ona:
-Efendimiz der:
” Allah dua’da ısrar edenleri sever..”

ALLAH dualarımızda ısrar etmeyi nasip etsin .Dillerimiz duasız kalamasın .
Amin
SERAP UYSAL

ZARİF BİR İKAZ

Bir adam, fıkıh âlimi Ebû Hâmid-ı İsferâyini’den emanet bir kitap alır. Ebû Hâmid, onu bir gün kitabının üzerine kuru üzüm koyduğunu gördü.
Adam bir süre sonra bir kitap daha istedi.
Ebû Hâmid, istediği kitabı bir tabağın içinde adama takdim etti.
Adam:
– Bu nedir? dedi.
Ebû Hâmid:
-Bu istediğin kitap; şu ise içine yiyeceğini koyacağın tabak, dedi.
Böylece adam yaptığı yanlışı anladı

SERAP UYSAL

SUSMAYI ÖĞRETMEK

**
SOKRATES’ I HEPİNİZ BİLİRSİNİZ .

Eski Yunanda ünlü bu filozof konuşmalarıyla ünlüdür..

Bir okul açar .Amaç konuşma sanatını öğretmektir..

Gevezenin birisi bu okula başvurur..

Sokrates genci tanıyor ,biliyor ne kadar geveze olduğunu..

Diyor ki:

-Sen, herkesin verdiği paranın iki katını vereceksin .

-Neden ,diyor geveze.

-Çünkü ,sana bir şey değil ,iki şey öğreteceğim .
-Neymiş o?
Asırlar ötesinden verdiği cevapla hepimizi hem gülümsetiyor hem düşündürüyor Sokrat…

-İlkin konuşmayı,

Sonra da susmayı.
Bir güzel söz vardır der ki:
“ÇOCUKLARINIZA İLKİN SUSMAYI ÖĞRETİN ,KONUŞMAYI NASIL OLSA ÖĞRENECEKTİR!”

SERAP UYSAL

İMAN NE GÜZEL ŞEY

Bir gün kadıncağızın biri Belh padişahına gelir:
– Ben seyyideyim, çoluk çocuğum var, bize kalacak bir ev ver der. Padişah:
– (Vesikan var mı?) diye sorunca, kadıncağız kırılır , bir Mecusi’ye gider. Ona da aynı şeyleri söyler. Mecusi:
– Hay hay der. Hazret-i Muhammed’in torunları gelir de boş çevrilir mi hiç, al sana ev, al sana hizmetçi der.

Belh padişahı o akşam rüyasında Peygamber efendimizi görür, köşkler görür. Resulullah’a sallallahü aleyhi vesellem gider. Ya Resulallah, bu köşkler kimin?) der. O da, Müslümanların buyurur. Belh padişahı;
– (Ben de Müslümanım) deyince, Resulullah efendimiz :
-(Vesikan nerede?) buyurur.

Bu rüya üzerine Belh padişahı uyanır. Belh şehrinde o seyyide hanımı arar ve Mecusi’nin evinde bulur. Belh padişahı Mecusi’ye:-Ben ona ev vereceğim der. Mecusi:
-Geçti artık der. Ben bu seyyide hanım gelince Müslüman oldum. O gece rüyamda Resulullah’ı gördüm. Cennette Müslümanların köşkleri vardı. Peygamberimiz:
-Bu köşkler Müslümanların, sana vesika sormak yok, geç şu köşke otur, dedi. Seni de gördüm ne olmuşsa, saçını başını yoluyor, vesika vesika diye kıvranıp duruyordun. Sabah rüyamı anlattığım hanımım ve çocuklarım da hepsi Müslüman oldular.

NOT :BÖYLESİ BİR OLAY GERÇEKETEN OLMUŞ MUDUR ,BİR HİKAYE MİDİR BİLEMEYİZ .AMA BİLDİĞİMİZ BİR ŞEY VAR Kİ “TEŞBİHTE HATA OLMAZ .”
MAKSAD ANLAŞILMIŞTIR UMARIM .ALLAH ,HEPİMİZE HALİS İMAN NASİP ETSİN .CENNET ARDINDAN GELİR ZATEN …

SERAP UYSAL

FİATLAR NEDEN YÜKSELİR?

HERKES ZİFTLENİNCE
MİRASYEDİNİN BİRİ SANDALINI TAİR ETTİRİR,ZİFTLETİR.VEKİLHARCI KENDİSİNE KENDİSİNE ÇOK YÜKSEK BİR MEBLAĞ MASRAF PUSULASI VERİR.YALI KOMŞUSU OLAN VE HESABINI KİTABINI BİLEN BİR ARKADAŞI ,BU TAMİRLERİN AYNISINI ÇOK DAH UCUZ BİR FİATA YAPTIRDIĞINI SÖYLEYİNCE MİRASYEDİ HİDDETLENİR VE DOĞRU VEKİLHARCIN’ DAN HESAP SORMAYA GİDER.
VEKİLHARÇ KENDİNİ O KADAR GÜZEL MÜDAFAA EDER Kİ:
-KOMŞUMUZ BEYEFENDİ YALNIZ SANDALINI ZİFTLETTİ.HALBUKİ BİZİM SANDALIN TAMİRİNDE BEN ZİFTLENDİM .HAMLECİ ZİFTLENDİ,UŞAK ZİFTLENDİ,AŞÇIBAŞI ZİFTLENDİ.ONDAN DOLAYISI İLE FİATI DA YÜKSELDİ.