TESETTÜRÜ BİR DE DÜNYANIN EN ÜNLÜ MÜNAZARACISI AHMET DEEDAT’TAN DİNLEYİN!

AHMET DEEDAT ,RAHMETLİ DÜNYANIN EN ÜNLÜ MÜSLÜMAN MÜNAZARACISI…
Hrıstiyanlar ve diğer diğer mensuplarıyla girdiği yüzlerce münazarada İSLAM’ı en güzel şekilde makul ve mantıklı anlatan bir şahsiyet .
Küçük yaşlardan itibaren Hristiyan papazların Güney Afrika’da yaşarken nasıl Müslümanları hor ve hakir gördüklerini ve onlara Hrıstıyanlığı empoze etmeye çalıştıklarını görmüş ve bu yoldan hareketle kendini yetiştirmiş .
 Hayatı mücadelelerle yokluk ve yoksullukla geçmesine rağmen büyük ilerleme kaydetmiş ve ömrünü bu yola vakfetmiş .
Kendi rahmet-i rahmana kavuşmuş lakin, ardında bıraktığı eserler halen onun mücadelesini yürütüyor .
Ve bu İslam’ı tebliğ mücadelesi hepimizin mücadelesi .
Türk ,Arap ,Zenci,Hindli demeden dünyanın her yerindeki rengi ve ırkı ne olursa olsun hepimizin tebliğ görevi aşikar …
Bizler de Deedat üstad gibi bu görevi yapmak durumundayız .
Allah ömrümüzü bu yolda vakfetmeyi nasip eylesin .
Deedat üstadın videolarının başına oturdum ve saatler süren uğraşlar neticesi videoları kaleme ,yazıya dökmeye uğraştım .
Daha faydalı olacağını ümit ettiğim için yazıya dökmeyi gerekli gördüm .
ONUN KONFERANS VE KONUŞMALARINI HRISTİYANLAR DA DAHİL HERKESE AÇIK OLDUĞU İÇİN ÇOK İNSAN İZLEMİŞ .
TIKLIM TIKLIM DOLAN konferans salonlarında Hrıstıyanların ,Budist ve h
Hinduların da sorduğu sorulara cevap veriyor Deedat .
Aşağıda kaleme döktüğüm yazıda bir Hrıstıyan kadın soruyor ve DEEDAT CEVAPLIYOR  .BUYURUN BERABER OKUYALIM :
“İslam’da kadınların  erkeklerden  saygı görmek  için başörtüsü  kullandıklarını  duydum.gördüğüme göre başörtüsü bir çeşit  baskıcılık.
Neden erkeklerin  zafiyetlerinden dolayı kadınlar kendilerini korumak zorundalar?
Ne giydiklerine bakılmadan da saygı göremezler  mi ?
Başörtüsünu  açıklayabilir misiniz?
Hz. Meryem’in başörtüsü  varmıy dı?”
DEEDAT CEVAPLIYOR:
-“Bayan!
Sizin kutsal kitabınız İncil’de Paul diyor ki:
-Kadınlar  başlarını  örtmeli
Ve  o başlarını  örtmeyen  kadınlar, kafalarını kazıtmalı”
Bu sizin kutsal kitabınızda  yazılı.
– Kadın  başını açarsa saçını kestirsin.Ama kadının  saçını kestirmesi ya da traş etmesi ayıpsa başını örtsün.
(1-Korintliler 11:6)
*
Kafasını açan kadının saçlarını kazıtın.
Bunu kutsal kitabınız söylüyor.
Kadınlar ayrıca  kilisede ağızlarını açamaz.b
Bu sizin kutsal kitabınızın söylediği  bir şey  ..
“Kadınlarınız kilisede sessiz dursunlar. Konuşmak onlara izinli değil  “
(1-Coronthians 14:34)
*
Ama sizin kiliseleriniz buna inanmıyor ve siz Hristiyanlar da buna inanmıyorsunuz.
Bu yüzden  bozulmaya ,yozlaşmaya neden oluyorsunuz.
Amerika’ da New York’ta, kadınlar  güvende   değiller.
Fransa ‘da bile değil.
Gündüz zaman zaman  ,sokak ortasında  bir kadın tecavüze uğruyor ve insanlar hiç bir şey yapmadan geçip  gidiyor.
O insanlar gecerken sadece bakıp:
-Onu bırakalım. Belki egleniyordur diyorlar.
**
Ben de diyorum ki ; bu bozulmanın  nedeni sizsiniz !
Katolik kiliselerinde rahibelerin nasıl giyindiklerini  biliyorsunuz.
Kimse onlara ikinci bir bakış  atmıyor. Eger İSA’nın annesi Meryem buraya gelseydi, kimse ona bir bakış atmazdı  ama benim  sevgili kardeşim.
Sahildeki o bikinili kadınlar kıyafetler ilgiyi çekiyor. Benim gibi yaşlı bir adamın  bile.
Sana dürüstçe söylüyorum.
Eğer oraya gidersem içim yanıyor olacak.
Gerçekten bu erkekliğn doğasında var. Tanrı  bizi böyle yaratmış.
Bu dünya hayatında bir erkeğin  en  çok ilgisini çeken  şey  kadınlar.
Bunu biliyor musunuz?
Kur’an diyor ki:
“Erkeklerin  göz  diktikleri  şey  kadınlar.!
Kadınlar!
İlk sey kadınlar!
Biliyor musun, benim 11 tane cocugum var.
Kendi  futbol takımımı kurabilirim .
Ve bu beni gururlandiriyor
Kendi takımım.
*
Kur’an da ilk bahsedilen kadınlar. Kadınlar bu dünya hayatında erkeklerin  ilgisini çeken en önemli şey.
Ve bunu benim batılı arkadaşlarıma kanıtlamaya gerek  yok.
Seni  de ikna  etmeme  gerek yok.
Ben  dedim ki:
“Biliyor musun benim ülkemde, benin şehrim Durban’da buna son vereceğiz tamam mı?
Durban şehrinde, kullanılmış kamyonlar satan bir şirket  var.
Ve kamyonun üzerindeki bu  reklamda bir kadın.
Bir bikinili kadın.
Ve bir başka  şirket var .t
Tarım aletleri satıyor.
Ve üzerinde bikinili kadın olan traktörler.
Ben de batılılara  sordum.
– O traktörün üzerinde duran kadının reklamla ne alakası  var.?
**
Erkekler haricinde  tabii.
Çünkü  kadın erkeklerin reklama bakmalarını sağlıyor.
Bundan baska BMW markalı bir araba var.
Duydunuz mu bilmem ?.
Mercedes’ten biraz daha iyi olduğu söyleniyor. Fakat ben onu almak istemedim.
Bir Wolksvagenim vardı  ve onunla 120 mil yaptım.
Ve onu baska bir Wolksvagenle değiştirmek  zorunda  kaldım.
Sonra bir  başkası. Sonra Bir başkası.
En  sonunda onları yapmayı durdurdular.
Ve” Golf” yapmaya başladılar.
Ben de onlardan birini almak zorunda kaldım.
Sonra bir tane daha.
Sonra bir tane daha.
Ama hala bir Bmw almak istemedim .
Yine de o gazetedeki reklama bakmak    zorunda kaldım.
Bir Bmw gördüm  .
Tanga denen deniz  kıyafetini giymiş bir kadin arabanın önünde oturuyor.
Ve kıyafetinin  üstünde:
“Onu simdi bir test sürüşüne çıkartın. ” diyor.
Soruyorum:
-Arabayı mı, yoksa kadını  mı  kastediyorsunuz?
Ve kıyafetinin üstünde:
“Onu test sürüşüne  çıkartın.!”
DEDİM Kİ:
– BAKIN !Bu kendinizi yönlendirdiğiniz yer.
Batılılar anneletini ,eşlerini ,kızlarını satıyorlar.
Onun karısı bir star!
Ve ekranda bir nevi tecavuze uğruyor!
Ve onlar bunu izliyorlar!
Annelerinizin,karılarınızın   kızlarınızın ekranda bu şekilde tecavuze uğramasını izlemeyi seviyor musunuz?
Bu sizi eğlendiriyor  mu?
Karın  bir star!
Bu nasıl  bir hastalık ?
Elhamdulillah ! bu hastalık biz müslümanlara daha ulaşmadı.
Ve biz bundan uzak durmaya çalışıyoruz.
Bunlar  sizin hayatınızdaki zevkleriniz!
Sizi zorlamaya hiç hakkımız  yok.
Ama  diyebiliriz ki
**
Ateşle oynuyorsunuz!
Ve bu dünyada, özellikle bundan sonraki dünyada bunu ödeyeceksiniz!
AHMET DEEDAT
EVET Sevgili kardeşlerim .Deedat yıllar önce bu hastalığın müslüman ülkelere sıçramadığını söylüyor .lakin şimdi hiç de öyle değil .maalesef şimdi tesettürün bile içi boşaltılmış ,teseettür demeye bin şahit ister vaziyette dolaşıyoruz .
peygamberimizinve KUR’AN’ın bize belirrtiği,anlattığı tesettür nerde ?
bu yazı bir nebze kendimizi siğaya çekip “SAHİ!TESETTÜR NEYDİ ?PEYGAMBERİMİZ TESETTÜRÜ NASIL ANLATMIŞTI ?”DEMEMİZE VESİLE OLUR İNŞAALLAH .
TESETTÜRÜN RUHUNA VARABİLMEMİZ DİLEK VE DUASIYLA SEVGİLİ KARDEŞLERİM !
ALLAH’A EMANET OLUNUZ..
YAZAN :SERAP UYSAL

DÜNYANIN BİR NUMARALI MÜSLÜMAN MÜNAZARACISI :AHMET DEEDAT KİM?

Büyük İSLAM alimi AHMET DEEDAT, 1918 ‘de Hindistan ‘da Surat Bölgesinde doğdu.
Doğumundan sonra terzi olan babası GÜNEY AFRİKA’ya göçeder .
Eğitimi düzgün devam etmez . Fakirlik ve cehaletle mücadele içinde geçen çocukluğu 1927 yılında babasının yanına gittiğinde de devam eder .O ,babasının yanına gittiğinden bir süre sonra  annesi vefat eder .
9 yaşında, gurbette bu çocuk gittiği ülkede konuşulan İngilizceyi de bilmiyor lakin, büyük bir çaba göstererek kendini bütün varlığı ile öğrenmeye adar . Ve neticede İngilizcesini mükemmel seviyeye çıkartır.
Fakirliği okuldan ayrılmasına engel olsa da ,ilim öğrenmek için illa ki okul olması gerekmediği bilinci ile her fırsatta kendini geliştirir.
16 yaşında okulu bıraktıktan sonra çalışmadığı iş kalmaz nerdeyse.
Her şeyde hayır aramalıyız değil mi ?
İşte DEEDAT’IN HAYATININ DÖNÜM NOKTASI …
GÜNEY NATAL’da müslümanlara ait bir dükkan ve bitişikte bir papaz okulu .
Dükkana gelen papaz öğrenciler İslam’a karşı tahkir edici saldırı ve tahrikleriyle DEEDAT’taki ilim aşkını daha da artırır.
Niyeti misyoner papazların propagandalarına mukabele arzusudur.
Bu azim ve gayretle kaynak kitap arayışına koyulur .Ve ilahi takdir onu HİNDLİ Meşhur alim RAHMETULLAH HİNDİ’nin kitabı “İZHAR-Ü’L HAK”la karşılaştırır.
Bu kitap Hindistan’daki Müslümanların İngiliz hakimiyeti döneminde misyonerlerle ettikleri mücadeleleri nasıl yaptıklarını ve bu faaliyetleri nasıl İSLAM lehine çevirdiklerini ve kazandıkları başarıları ve teknikleri anlatmaktadır ki, bu da Dededat’ın arayıp durduğu kaynağın menbaının taa kendisidir .
misyonerlerle münazara …
Bu fikir onda öyle derin etki yapar ki ,bu şevkle eline İNCİL’İ ALIR VE papaz öğrencilerle münazara heyecanı başlar .
Papaz öğrencilerin mukavemetini öylesine kırar ki ,artık rakibi çevre bölgelerdeki papazlar ve Hristiyan ilahiyatçılardır .
Onun artık kendini adadığı bir davası vardır ve İSLAM’ıngüzelliğini ortaya koymak ,çıkarmak zamanıdır bu dem diyerek ,tebliğ aşkıyla 30 senesi bu uğurdageçer .
İncil üzerine bir çok ders verir.
ES-SELAM adlı enstitüyü kurar .Burda yetişen yüzlerce tebliğci onun izinden yürür .
Ailesi de bu işlerden nasibini alır .Ona destek verirler .Ailesiyle kurdukları ,içinde bir de mescidin bulunduğu bina bugün halen onlarn adeta simgesidir.
Hrıstiyanlık üzerine öylesine bilgi sahibi olur ki ,papazları bile bu konuda geri bırakır .Misyonerlerin korkulu rüyasıdır o artık .
Farklı İncil’lerdeki BİRBİRİYLE ÇELİŞEN AYETLER  Deedat tarafından ortaya konuldukça onbinlerce misyoner dinlerini sorgulamaya başlar.
NETİCE  :Başta GÜNEY AFRİKA olmak üzere binlerce misyoner papaz müslüman olur .
VERDİĞİ TÜM KONFERANSLARIN video kasetlerinin çoğaltılıp tüm dünyaya dağıtılması İSLAM’ın anlatılması aşamasına katkı sağlar .
 Tatlı mizacı ve mizahi anlatımı ,üslubu onu “EN İYİ MÜNAZARACI”olarak adlandırılmasına vesile olur .
1986’da ULUSLARARASI KRAL FAYSAL “ödülünü alamaya hak kazanır .
Ama onun için en büyük ödül İSLAM’ı anlatırken duyduğu heyecandır .
Son anına kadar misyonerlerin İSLAM’a verdikleri tahribatın zararlarını önlemek ve dini tebliğ ile uğraşır .
Bu onun kitaplarıyla da katkı verdiği örnek bir çalışma ve gayrettir .
uluslararası davet merkezi’nin KURUCUSU VE BAŞKANIDIR.
20 ‘nin üzerinde kitap ve 2o  milyondan fazla kopyası ücretsiz dünyanın dört bir yanına ulaşır .
Konferanslar ve seminerler de dünyanın her yerinde onu beklemektedir artık .
Özellikle Evangelistleri bir çok kereler açık oturumlarda  sus -pus pozisyonuna sokar .
 O kadar çok insan onun vesilesiyle İslam’a girer ki bu sayede bir çok Hrıstiyan teolog ve papaz İslam’la müşerref olurlar .
Bir çok kitap yazdı demiştik .Son kitabı “İSLAM VE HRİSTİYANLIK ARASINDA TERCİH “i eski ABD Başkanı BİLL Clinton ve eşine ve bir çok devlet başakanı ve eşlerine hediye eder .
Hilary Clinton bu kitabı çok beğendiğini ifade eder .
*
Yıl 1996 .
Deedat ,Avustralya’ ya yaptığı tebliğ gezisinden bir süre sonra felç olur .
Gözleri hariç hiçbir yerini kıpırdatamaz olur lakin ,yine de hastalığının devam ettiği  o 9 yıl boyunca ölene kadar yine de gayretten geri kalmaz .
Eşi HAVVA Hanım onun hastalığı esnasında ona canla başla bakar ve tebliğine devam edecek desteği ona verir .
Ve oğlu Yusuf onun  Kur’an okurken son nefesini verdiğini açıklar .
BELİRTİLECEK BİR HUSUSU DA AÇIKLIĞA KAVUŞTURALIM .
Bir ara 19 mucizesi ile ilgilenir .Lakin sonradan bunun uydurma olduğunu anlar ve bunun zorlama ile  bir oyun olduğunu anlayınca hatasından döner ve bu konuda yazdığı  kitabını da imha eder .
Türkçeye de eserlerinden bir kısmı çevrilir .Video kasetleri ise her yerde mevcut .
İnternet ortamında Ahmet DEEDAT VİDEOLARI diye aradığınızda ulaşmak ve istifade etmek mümkün .
Allah bizlere de onun gibi ömrümüzüİS LAM’a vakfetmeyi nasip eylesin .
Ona da rahmetiyle muamele eylesin .
Eserlerinden bazıları (türkçeye çevrilen)
1-KİTAB-I MUKADDES ALLAH SÖZÜ MÜDÜR ?
2-MUCİZELER MUCİZESİ KUR’AN
3-ARAPLAR VE İSRAİL – ÇATIŞMA MI UZLAŞMA MI ?
BU ESERLER İNLİLAP YAYINLARINDAN ÇIKMIŞTIR .
ALLAH AHMET DEEDAT VE İSLAM UĞRUNDA CANFEDA ÇALIŞAN TÜM ÖLMÜŞLERİMİZE RAHMET EYLESİN .
BİZLERE DE HAK YOLDA BİR NEBZE DE OLSA GAYRET EDENLER SAFINA BİZLERİ DE ALSIN .
AMİN .
HAZIRLAYAN VE SUNAN :SERAP UYSAL
 
 

BİR YÜCE GÖNÜLLÜ İMAM :İMAM AHMED BİN HANBEL

AHMET BİN HANBEL

Ahmed ibni Hanbel hazretleri, hicretin üçüncü asrında Bağdat’ta yaşadı.

                                  

O devirde, hadis âlimi olabilmek için belli başlı ilim merkezlerine seyahat edilir ve tanınmış hadis âlimlerinden hadis öğrenilirdi. Gönlüne hadis aşkı düşünce Ahmed ibni Hanbel de öyle yaptı. Kırk yaşına kadar İslâm ülkesini şehir şehir dolaştı, devrinin en ünlü muhaddislerinden hadis öğrendi.

O tarihte Yemen’de Abdürrezzak es-San’ânî adlı ünlü bir muhaddis vardı. Ahmed ibni Hanbel ,ondan hadis okumayı çok istiyordu. Fakat Yemen’e gidecek parası yoktu. O zaman otuz dört yaşındaydı. Yemen’e giden kervancılara, kendisini oraya götürmeleri karşılığında, yanlarında deve bakıcılığı yapmayı teklif etti. Kabul ettiler. Yemen’e ancak böyle gidebildi.

Yemen’de işi bitip de geri dönerken hocası ona yol parasını vermek istedi. Fakat o teklif edilen parayı almadı, ama hocasının gönlünü aldı:

-“Hocam!” dedi. “Eğer birinden yardım almayı kabul etseydim, senden alırdım.”

Hadis sâhasında yetişip de ünlü bir âlim olunca Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî gibi şöhretli muhaddisler onun talebesi oldu. Hatta İmâm Şâfiî gibi bazı hocaları da ,ondan hadis rivayet etti. Onun tasnif ettiği Müsned, bugün elimizdeki en büyük hadis kitabıdır.

O devir, hadis aşkının zirvede olduğu bir devirdi. Ahmed ibni Hanbel, gittiği bir yerde hadis okutmaya başlayınca, etrafında beş bin kişi toplanırdı. Bunlardan 500 kadarı ondan hadis yazarken, diğerleri onun tavırlarından, ahlâk ve edebinden faydalanmaya çalışırdı. Talebelerinden ünlü muhaddis Ebû Dâvûd,

-“O’nun ilim meclislerinde uhrevî âlemin zevki bulunduğunu” söylerdi.

Devrin halifesi bu büyük muhaddisten oğluna özel hadis dersi vermesini istedi. Fakat o, hadis rivayetinde yöneticilere ayrıcalık tanıyamayacağını söyleyerek bu teklifi reddetti.

**

Ahmed ibni Hanbel’in yaşadığı devir Abbâsîler devriydi. Devrin halifesi Me’mûn, Mûtezile mezhebini benimsedi ve bu mezhebin ileri gelenlerinin tesiriyle âlimleri, “Kur’an’ın mahlûk” yani yaratılmış olduğunu kabul etmeye zorladı. Kabul etmeyenlere işkence yapmaya başladı. Birçokları halifenin zulmünden korkup onun istediği gibi konuştu. Ahmed ibni Hanbel’in ne yiğit bir adam olduğu işte o zaman anlaşıldı. O “Kur’an mahlûk değildir” dedi ve bu sözünden hiç dönmedi.

Ona;

-“İnad edersen seni hapse atar, işkence yaparız” dediler. İbn-i Hanbel ,bu tehdidi hiç önemsemedi. Ve dediklerini yaptılar. İki yıl boyunca zindanda ona işkence ettiler. Bu mü’min adam, şiddetli kamçı darbeleri altında inlediği halde, değil onların teklifini kabul etmek, orucunu bile bozmadı.

Onun haline üzülüp ;

-“Canım n’olacak, halifenin dediğini kabul etmiş görün.” diyen dostlarına çok gücendi.

Bu hapis ve işkence hayatı tam iki yıl dört ay sürdü. Sonra evinde göz hapsinde tutuldu. Ondan hadis öğrenmek için uzak diyarlardan gelen öğrencilere hadis okutmasına bile izin verilmedi.

Ahmed ibni Hanbel’in hadis hocalarından biri, o devrin ünlü sûfîsi Bişr el-Hâfî idi. Bu büyük mâneviyât eri talebesinin yiğitliğinden söz ederken şöyle derdi:

-“Ben onun kadar sabredemezdim. O atıldığı ateşten has altın olarak çıktı.”

***

Daha sonraki halifelerden biri, ona yapılan haksızlığı bir ölçüde telâfi etmek için kendisine önemli miktarda altın ihsan etti. Fakat o, bu paraların içine haram karışmış olduğu için kabul etmedi. Dostları :
_“Aman böyle yapma, sana yine fenalık ederler. Halifenin hediyesini al!” dediler. “Peki” dedi, aldı; ama bu parayı son kuruşuna kadar fakirlere dağıttı.

                                                    

Halife, ne yapıp yapıp onun gönlünü almak istiyordu; ailesine maaş bağladı. Ahmed ibn-i Hanbel oğullarına “Bu parayı kesinlikle almayacaksınız” dedi. Ailesi çok fakirdi. Oğulları dayanamayıp halifenin bağladığı maaşı alınca onlara gücendi ve bir lokmalarını bile yemedi.

Kendisine babasından bir dokuma tezgâhı kalmıştı; onun kirasından aldığı parayla geçinmeye çalışırdı. Bu para yetmeyince kemer dokurkarısının dokuduğu kumaşı satarak rızkını temin ederdi. Çok zor durumda kaldığı zamanlarda, ekinler biçildikten sonra tarlada kalan döküntüleri, diğer ihtiyaç sahipleriyle birlikte topladığı olurdu.

Evinde yiyip içecek bir şey kalmadığında üzülecek yerde sevinir, ekmek kırıntılarını ıslatarak üzerine tuz döküp yerdi. Pahalı yiyeceklere iltifat etmez, bunlar kendisine ikram edildiğinde ya biraz tadar veya hiç yemezdi.

Mütevazı evinde eşya olarak eski bir hasır ile basit birkaç çanak çömlekten başka bir şey yoktu. Uzaklardan ziyaretine gelenlere kuru ekmek ikram eder, daha fazlasını yapamadığı için gönüllerini alırdı. Kendisinden yardım isteyen yakınlarına veya fakirlere elindeki üç beş kuruşun tamamını verirdi.

Çok nâfile namaz kılar, her gün Kur’ân-ı Kerîm’in yedide birini okurdu.

Yaptığı beş hacdan ikisini veya üçünü yaya olarak yapmıştı.

Peygamber Efendimize derin bir sevgi duyar, onun hasretini çekerdi.

    ************

BİRGÜN adamın biri ondan öğüt istedi. O da şunları söyledi:

“Eğer rızkı Allah veriyorsa, rızık için tasalanmak niye?

Eğer herkesin rızkı taksim edilmişse, bu açgözlülük niye?

Eğer Allah, malını infak edene yenisini vereceğini va’detmişse, bu cimrilik niye?

Eğer gerçekten cennet varsa, bu rahat niye?

Eğer gerçekten cehennem varsa, günah işlemek niye?

Eğer Münker ve Nekir’in sorgusu gerçekse, bu gevşeklik niye?

Eğer dünya fâni ise, bu gönül rahatlığı niye?

Eğer insan kazandığının hesabını gerçekten verecekse, mal biriktirip yığmak niye?

Eğer her şey kaza ve kaderle oluyorsa, bu üzüntü niye?

                                      SUNUM :SERAP UYSAL

HADİ YARIŞMA YAPALIM !

 

  1. HANE-İ SAADET NEDİR?

a-Peygamberimizn Mescidi  

b-Peygamberimizin Kabri 

 c-Peygamberimizin Doğduğu Ev

d-Peygamberimizin evleri

2-ÜSVE-İHASENE NE DEMEKTİR?

a-Dört halifeye verilen isim

b-Sevap ve günahlar

c- En güzel örnek olan peygamberimiz

d-Peygamberimizin eşleri

3-O ,BİR GÜN HANE-İ SAADETE GELDİ VE PEYGAMBER EFENDİMİZİ (SAV)HURNA YAPRAKLARINDAN YAPILMIŞ BİR HASIR ÜZERİNDE GÖRDÜ .HASIRIN İZLERİ PEYGAMBERİMİZİN VÜCUDUNA ÇIKMIŞTI .EVİN BİR KÖŞESİNDE BİR ÖLÇEK ARPA UNU DUVARDAKİ ÇİVİDE ASILI BİR SU KIRBASI VARDI .O ,BUNLARI GÖRDÜĞÜNDE AĞLADI .EFENDİMİZ (SAV)ONA NEDEN AĞLADIĞINI SORDUĞUNDA :

-“NİÇİN AĞLAMAYAYIM YA RASULALLAH!

KAYSER VE KİSRA DÜNYA NİMETLERİ İÇİNDE YÜZÜYOR .

ALLAH RASÜLÜ İSE KURU HASIRIN ÜZERİNDE YAŞIYOR .

SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZİN BUNA CEVABI :

-AĞLAMA DÜNYANIN BÜTÜN NİMET VE ZEVKLERİ ONLARIN AHİRETİN DE BİZİM OLMASINI İSTEMEZ MİSİN?”DEDİĞİ SAHABE KİMDİR?

a-Hz Ömer

b-Hz .Ebubekir

c-Hz. Ali

d- Hz .Osman

4-BİR SEFER ESNASINDA DÖNÜŞTE SEVGİLİ PEYGAMBERİMZ (SAV)GÜZEL SESİYLE NAĞMELER SÖYLEYEREK DEVELERİN HIZLANMASINI SAĞLAYAN SAHABEYE :

-“DİKKAT ET ,EY ENŞECE BİLLURLAR (CAMLAR ,ŞİŞELER)KIRILMASIN DİYE SESLENİR …

BU BİR BENZETMEDİR ..PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZİN BURADA KASTETTİĞİ ESAS ANLAM NEDİR ?

a-Cam şişeler

b-Ağaçlar

c-İnsanlar

d-Hanımlar

5-PEYGAMBER EFENDİMİZ GENÇLİĞİNDE ONUN YANINDA KALDI .

EVLENİNCEYE KADAR YANINDA KALDIĞI VE ONLARDAN AİLECE SEVGİ GÖRDÜĞÜ BU İNSANLARIN EVİNDE KALDIĞI SÜRE İÇİNDE ONLARIN DEVELERİNİ GÜTTÜ …DEVELERİNİ GÜTTÜĞÜ VE DAİMA HAYIRLA ANIP  VEFA GÖSTERDİĞİ BU KİŞİ KİMDİR ?

a-EBU TALİP

b-Hz. Osman

c-Ebu Cehil

d.Ebu BEKİR

6-PEYGAMBERLERE VAHİY GETİREN MELEK HANGİSİDİR?

a–Azrail

b–Cebrail

c-Mikail

d-Azrail

7-KABE’DEKİ KARA TAŞIN ADI NEDİR?

a-Kabe-i  Muazzama

b-Mecdid-i Haram

c- Mescid- i Nebi

d –Hacerül Esved

8-MEDİNEDEKİ PEYGAMBERİMİZİN YAPTIRDIĞI İLK MESCİDİN ADI NEDİR?

a-Mescid-i Haram

b-Harem-i Şerif

c-Mescid-i Nebi

d-Kabe-i Şerif

9-PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZİN HZ. ALİ VE KIZI HZ .FATIMA’DAN OLAN İKİ TORUNUN ADI NEDİR?

a-Hz .Zeyd ve Selman

b-Hz.Ebubekir ve Osman

c-Hz Ömer ve Ebu Zer

d-Hz .Hasan ve Hüseyin

 

9-HZ .HASAN VE HÜSEYİN’İN ANNE VE BABASI KİMLERDİR-

a-Hz .Ömer ve Hafsa

b-Hz .Ebubekir ve Hz .Aişe

c-Hz .Osman ve Zeynep

d-Hz .Ali ve Hz .Fatıma

10-PEYGAMBERİMİZ (SAV)HADİS-İ ŞERİFİNDE BUYURDU Kİ:

“BENİ ………………………………..TERBİYE ETTİ VE TERBİYEMİ DE PEK GÜZEL KILDI .”

BURADAKİ NOKTALI BOŞLUĞA HANGİ KELİME GELMELİDİR .?

YANİ PEYGAMBERİMİZİ

TERBİYE EDEN KİMDİR?

a–Allah

b-Dedesi Abdülmuttalip

c-Amcası Ebu Talip

d- Melekler

11-O , BİR FRANSIZ TARİHÇİ VE MÜTEFEKKİR..

PEYGAMBER EFENDİMİZE HAYRAN …

VE BU HAYRANLIĞINI ANLATTIĞI UZUN CÜMLELERDEN BİRSİ DE ŞUDUR:

“ŞAYET NETİCENİN BÜYÜKLÜĞÜ ,VASITALARIN KÜÇÜKLÜĞÜ VE NETİCENİN AZAMETİ ,İNSAN DEHASININ ÜÇ ÖLÇÜSÜ İSE ,MODERN TARİHİN EN BÜYÜK ŞAHSİYETLERİNİ  HZ .MUHAMMED’LE KIYASLAMAYA KİM CESARET EDEBİLİR ?”

BU SÖZLER KİME AİTTİR?

a.Prens Bismark

b-Prens Charles

c-Lmartin

d-Victor Hügo

12-O ,İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ HAZIRLANMADAN ÖNCE BÜTÜN HUKUK SİSTEMLERİNİ TEDKİK ETTİ .VE İSLAM HUKUKUNA HAYRAN OLDU .

1789 BÜYÜK FRANSIZ  İHTİLALİNİN FİKRİ TEMELLERİNİ HAZIRLAYANLARDAN OLARAK BİLİNEN VE

“EY MUHAMMED! SENİN ADALET TEVZİ ETME HUSUSUNDA ULAŞTIĞIN SEVİYEYE BİR DAHA HİÇ KİMSE ULAŞAMADI”DİYEN

BU KİŞİ KİMDİR?

a-Napolyon Bonapart

b-Pastör

c-Einstein

d-La Fayette

13-KÜLEYB BİN ŞİHAB ANLATIYOR:

“BİR DEFASINDA HZ .ALİ ,KUFE MESCİDİNDE SESLERİN YÜKSELDİĞİNİ DUYUNCA NE OLDUĞUNU SORDU.

KENDİSİNE VERİLEN CEVAP ÜZERİNE DEDİ Kİ:

-NE MUTLU ONLARA ! ALLAH RASÜLÜ NEZDİNDE ONLAR İNSANLARIN EN SEVGİLİSİ İDİLER .”

BU CEVAPTAN YOLA ÇIKARAK BU İNSANLARIN HANGİ İBADETİ YAPTIKLARINI SÖYLEYİNİZ :

  • a-Kur’an öğreniyor ve okuyorlardı.
  • b-Namaz kılıyorlardı.

c-zikir yapıyorlardı

d-kurban kesiyorlardı

14-PEYGAMBERİMİZ BUYURDU Kİ:

“KALBİNDE ………………………….BULUNMAYAN HARAP BİR EV GİBİDİR.”BURADAKİ NOKTALI BOŞLUK HANGİ KELİME LE DOLDURULMALIDIR?

a-Namaz

b-Merhamet

c-İnanç

d-Kur’an

15-HAMELE-İ KUR’AN NE DEMEKTİR?

a-Kuran-ı Kerim’i öğrenen ve öğretenler

b-Namaz kılanlar

c-Allah yolunda cihad edenler

d-Allah’ı sevenler

16-Hangi surede :

“YARABBİ !YALNIZ SANA İNANIR ,YALNIZ SANA KULLUK EDERİZ” DİYORUZ.?

  • a-Nas suresi
  • b-Felak suresi
  • c-Fatıha suresi
  • d-İhlas suresi

17-HAMİL-İ KUR’AN NE DEMEKTİR?

a-Kur’anı Kerim!i ezberleyen

b-Kur’an-ı Kerim’i okuyan

c-Kur’anı Kerim’i öğreten

d-Kur’anın yaşayan ve ahlakı ile ahlaklanan

18-PEYGAMBERİMİZ  (SAV)EFENDİMİZ SİZİN EN HAYIRLINIZ DİYE BUYURDUĞU KİŞİLER KİMLERDİR?

a-namaz kılanlar

 b– Kuran-ı kerimi öğrenen ve öğretenler

c-Sadaka verenler

d-Hacca gidenler

19-EĞER KALPLERİMİZ TERTEMİZ OLSAYDI,RABBİMİZİN KELAMINA DOYAMAZDIK .BEN MUSHAFA BAKMADIĞIM BİR GÜNÜN GEÇMESİNİ ÇOK ÇİRKİN GÖRÜRÜM.”DİYEN VE KURAN OKURKEN ŞEHİT EDİLEN HALİFE KİMDİR?

a-Hz .Ali

b-Hz.Ebubekir

c-Hz .Osman

d-Hz.Ömer

20-YAPTIĞI SAVAŞTAN SONRA HİLAFET OSMANLILARA GEÇTİ AKABİNDE DE KUTSAL EMANETLERİ İSTANBULA GETİRDİ .BÜYÜK BİR SAYGIYLA İSTANBUL’A GETİRİLEN BU EMANETLER MUKADDES EMANETLER DAİRESİNDE GÖREVLENDİRİLEN KIRK HAFIZIN DEVAMLI KURAN-I KERİM OKUNMASI SURETİYLE  YÜZYILLARCA SAYGI İLE SAKLANDI .KENDİSİ DE BU HAFIZLARDAN BİRİSİ OLAN VE İLK OSMANLI HALİFESİ OLAN BU SULTAN KİMDİR?

a-Osman gazi

b-Orhan gazi

c-Fatih Sultan Mehmet

d-Yavuz Sultan Selim

21-PEYGAMBER EFENDİMİZİN AHLAKI NASILDI DİYE SORANLARA “ONUN AHLAKI KUR’AN’DI.” DİYE HABER VEREN 

KİMDİR?

a-Hz .Hatice

b- Hz .Aişe

c-Hz .Fatıma

d-Hz .Ali

 

HAZIRLAYAN :SERAP UYSAL

 

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

MUKATTAAT İLE BAŞLAYAN İLK SURE :NUN SURESİ(diğer adı KALEM SURESİ

*AHİRETTEN İLK SÖZ EDEN SURE :YİNE NUN SURESİ

*GASAİLÜL MELAİKE KİMDİR:(MELEKLERİN YIKADIĞI SAHABİ)HANZALA

*İLK DEFA İDAMDAN ÖNCE NAMAZ KILAN SAHABE:HUBEYB BİN ADİYY

*PEYGAMBERİMİZİ HİCRETTEN SONRA MİSAFİR EDEN SAHABE: HZ . HALİD BİN ZEYD :(EYYÜP SULTAN CAMİİNDE YATAN EBU EYYÜP EL ENSARİ HAZRETLERİ)

*İLK SELAM VEREN SAHABE:EBU ZER

KAMÇISI DEVEDEN DÜŞSE İNİP ALAN SAHABE: HZ. EBUBEKİR

BİLİYOR MUSUNUZ YİNE Kİ :

KUR’AN’DA GEREK DİNİ GEREKSE DİN DIŞI KONULARDA İLİM KELİMESİ VE TÜREVLERİ 750 DEFA GEÇER.BU DA DİNİMİZİN İLME ,BİLGİYE VE BİLİM FAALİYETİNE VERDİĞİ ÖNEME İŞARET EDER .

                                                  KAYNAK:(KURAN YOLU TEFSİR ).

İlim kelimesi türevleriyle birlikte Kur ân da 750 yerde geçmekte olup, Allah ve O nun yarattıklarından şuur sahibi olan insan ve melekler için kullanılmıştır. Bununla birlikte, okumak, düşünmek, ibret almak, akıl, nazar, hikmet, fikir, ayet gibi ilim ile ilgili kelimeler de dikkate alındığında, Kur‘an daki her dört ayetten birinin ilimle ilgili olduğu görülür. K.Kerim’de bu kavramların bu kadar çok geçmesi İslam’ ın ilme verdiği değeri gösterir.

İSLAMI İLK KABUL EDENLERDEN İLK ŞEHADET GETİREN : EBU ZER

*İLK DEFA KABE’DE SESLİ İMAN ETTİĞİNİ SÖYLEYEN VE DAYAK YİYEN SAHABE:EBU ZER

İSLAMDAN ÖNCE HAYDUTKEN MÜSLÜMAN OLAN SAHABE :EBU ZER

İKBAL DER Kİ:

“YOL KESENLER KUR’AN’I ÖĞRENİNCE YOL GÖSTEREN OLDULAR.”

HAZIRLAYAN VE SUNAN SERAP UYSAL

HİCİVLERİYLE ÜNLÜDÜR ŞAİR EŞREF

 

Yine Eşref yine bir gün hicveder. Hem de Zaptiye Nazırını ağır surette hicveder. Bu zat Eşref’e:
-Yazdığın hicivler ayıp değil mi, der.
Eşref oralı olmaz ve:
-Sen yapıyorsun ayıp olmuyor da, ben yazınca mı ayıp oluyor, der ve yine bir beyit söyleyiverir:
“Eylemem hicv-i edani eylemekten ihtiraz,
Olsun onlardan deni duçar-ı vehm ü kim olan
Bir zarar gelmez o kâfirlerden asla gelse de
Ateş-i Nemruddan korkar mı İbrahim olan .”

serap uysal

Anne istemiyordum ne tacı ,ne sarayı! Anne karnında ,fazla yaramazlık mı ettim?CAHİT SITKI TARANCI’DAN BİR ŞİİR

ANNE NE YAPTIN?
Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?
Sanki karnında fazla yaramazlık mı ettim?
Senden istemiyordum ne tacı ,ne sarayı;
Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim.
Bir kere doğurdunsa ,sonra niçin büyüttün?
Kundakta, beşikte de bir zahmetim mi vardı?
Koynundan niçin attın ,yavrunu bütün bütün?
Bilmiyor muydun ki o ,yalnızlıktan korkardı.
Sütünden tatlı mıdır ,anne sanki bu hayat?
Bana sorsana anne ,yaşamak bir hüner mi?
El aç ,yalvar gündüze,geceye boyun uzat
Bu uğurda bir ömür çürütmeye değer mi?
Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim!
Anne istemiyordum ne tacı ,ne sarayı!
Anne karnında ,fazla yaramazlık mı ettim?
Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?
                                                            Cahit Sıtkı Tarancı
 Bir insan niçin böyle düşünür ?
yaşamak niye zül gelir,ağır gelir?
hayatın tüm yükü niye omuzlarına binmiş gibi hisseder?
niye annesine kızar onu dünyaya getirdiği için .?
tüm bu duygular inancını kaybetmiş bir insanın portresi …
hiç bir şeyden zevk almayan adeta ölümü dileyen insan ..
inancını kaybetmeseydi böyle mi olurdu?
edebiyatımıza en güzel eserleri sunan bu şairimizin unutulmayacak o kadar şiiri var ki …
zevkle okuruz .
ama bir hüzün sarar bizi okuduğumuzda .
35 yaş şiiri unutulmazlar arasında başı çeker .
ölüm korkusu ,yalnızlık …
o yazar ,biz okur hüzünleniriz .
hele de yaş 35 ,yolun yarısı eder deyip de genç denecek yaşta vefat ettiğini öğrenince yazık olmuş diyesiniz gelir .
edebiyatımızın en güzel eserlerini verenlerin kısacık ömürlerine ne çok eser sığdırdığını görünce ise takdir etmekten kendinizi alamazsınız .
bize bu eserleri bıraktıkları için ,gönül dünyamıza hüzün salsalar da biz onları rahmetle anıyoruz .
yazan :serap uysal

ZİKİR YAPARKEN NELERE DİKKAT ETMELİ ?

344) Zikrederken abdestli olmak şart mıdır?
Zikrederken abdestli olmak şart değildir ama zikrin adabı bakımından ve daha da makbul olması için ab-destli bulunmak iyidir. Zaten daima abdestli olmak da bir nevi zikirdir. Çünkü abdest de Allah’ın emirlerin-den biridir. Ancak zaruri bir halde abdestsiz de zikir yapılabilir. Hz. Aişe annemiz Peygamberimizin abdestli ve abdestsiz her halinde zikrettiğini haber vermiştir.
345) Zikir sadece elde tesbihle mi ya-pılır?
Zikir sadece elde tesbih ile yapılmaz. Zikri saymak şart değildir. İnsan her halükarda elinde tesbih bulun-duramaz. Halkımız böyle sandığı içindir ki yapabileceği durumlarda bile elinde tesbih olmadığı için zikir yapmıyor.
346) Namaz da zikirdir diyebilir miyiz?
ZİKRİN EN EFDALİ NAMAZDIR. Çünkü namaz-da zikrin her çeşidi yapılmaktadır.
347) Kur’an okumak zikir midir?
Kur’an-ı Kerim’in bir ismi de “Ez-Zikr” dir. Kur’an-ı Kerim Allah kelamı olduğundan en güzel zikirdir.
348) Hangi davranışlar zikir kategori-sinde değerlendirilebilir?
Ayet ve hadislerde belirtilen söz ve duaların hari-cinde insan her davranışını zikre dolayısıyla ibadete çevirebilir.
Allah’ın emir ve yasaklarına uymak, ilim öğrenmek ve öğretmek, cihad etmek kısaca ALLAH’ın rızasını gözeterek yaptığımız her iş bir zikre dönüşür.
349) Zikir sadece mübarek gecelerde mi yapılır?
Zikir için sadece mübarek geceleri beklememeliyiz. İstediğimiz her an ve yerde zikir yapabiliriz. (tuvalet ve banyo hariç)
350) Yatarken zikir yapılır mı?
Yatarken de zikir yapılabilir. Ancak yine yanlış bilgi neticesi insanlar gece yatakta uykusu kaçtığı halde yatı-lan yerde zikir olmaz düşüncesiyle zikredeceğine hayalinde keçileri sayarak uyumaya çalışıyor. Yattığı-mız yerde ayaklarımızı toplayarak zikredebiliriz.
351) Yatarken zikir yapılabileceğine dair ayet var mıdır?
Kur’an-ı Kerim’de Al-i İmran Suresi 191. Ayet-i Kerimesinde şöyle buyrulmaktadır:
“Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine ya-tarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaradılışı üze-rine düşünürler. Ve Rabbimiz, bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi cehennem azabından koru derler.”
352) Adetli kadınlar zikir yapabilir mi?
Adet ve loğusa olan hanımlar da bu durumlarda hiç zikir yapılamaz sanarak birçok günlerini boşa geçiri-yor. Hâlbuki adetliyken sadece kur’an okunmaz ve namaz kılınmaz. Bir hanım adetli günlerinde ibadet etmek isterse seccadesini serip üzerinde veya istediği şekilde zikrini yapabilir.
353) Zikirle ilgili ayetlerden örnek ve-rebilir misiniz?
Zikirle ilgili birkaç ayet meali:
“Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin.” (ahzab suresi:47. ayet)
“Sabah, akşam, yalvararak ve ürpererek, sesini yükseltmeden, için için Rabbini an. Sakın gafillerden olma. Rabbinin katındakiler O’na kulluk etmekten yüksünmezler. O’nu tesbih eder, O’na secde ederler.” (Araf Suresi 205–206. ayet)
“Onlar iman eden ve kalpleri Allah’ı anmakla huzur bulan kimselerdir. Bilin ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Rad Suresi 28. ayet.)
354) Zikrin önemi ile ilgili bir hadis-i şerif örnek verir misiniz?
Bu konudaki birçok hadis-i şeriften bir örnek vere-cek olursak Allah’ın sevgili elçisi şöyle buyurur:
“İçerisinde ALLAH zikredilen evle, içinde ALLAH zikredilmeyen ev, ölü ile diri gibidir.”
İSLAM KÜLTÜRÜ :SORARAK ÖĞRENİYORUM “İSİMLİ KİTABIMIZDAN ALINTI
SERAP UYSAL