HİCİVLERİYLE ÜNLÜDÜR ŞAİR EŞREF

 

Yine Eşref yine bir gün hicveder. Hem de Zaptiye Nazırını ağır surette hicveder. Bu zat Eşref’e:
-Yazdığın hicivler ayıp değil mi, der.
Eşref oralı olmaz ve:
-Sen yapıyorsun ayıp olmuyor da, ben yazınca mı ayıp oluyor, der ve yine bir beyit söyleyiverir:
“Eylemem hicv-i edani eylemekten ihtiraz,
Olsun onlardan deni duçar-ı vehm ü kim olan
Bir zarar gelmez o kâfirlerden asla gelse de
Ateş-i Nemruddan korkar mı İbrahim olan .”

serap uysal

BAYRAK ŞAİRİM NE GÜZEL SÖYLER:HER GÖNÜLDE BİR ASLAN YATAR

Bayrak şairimiz ARİF NİHAT ASYA ,olayları yorumlarken öyle pratik ve kısa yoldan bir cümle ile anlatıverir ki ,hiç öyle uzun konuşmaya gerek kalmaz .

Aşağıdaki anlatılan hatırasında da öyledir keza .

“Herkesin gönlünde bir aslan yatar.” atasözümüzden hareketle şöyle dermiş merhum :

— Her gönülde bir aslan yatar, diyenlere inandım.

Gönülleri dolaşmaya çıktım.

İçinde kediler, tavuklar, çakallar yatan; yılan, çıyan, solucan yuvalı gönüller keşfettim.”

Yalan mı?

SERAP UYSAL

Üst düzey yöneticilik için hazırlanıyormuş!!!!nasıl yapıyormuş peki?

Üst düzey yöneticilik için nasıl hazırlanmak lazımmış öğrenin arkadaşım?
Adamın biri sabah saat 10’a doğru bir elinde, içinde inek pisliği olan bir tenekeyle kafeye gelmiş,
– “Bana bir çay..”
diye seslenmiş,
– “Şimdi geliyor efendim..”
demiş garson ve çayı getirmiş.. Çayı bir yudumda içmiş adam,
almış eline pislik dolu tenekeyi başlamış kafenin her tarafına
serpmeye ve çekmiş gitmiş..
Ertesi sabah yaklaşık yine aynı saatlerde tekrar elinde pislik
dolu tenekeyle gelip yine:
– “Bana bir çay..!”
demesiyle,
– “Hop..! Bir dakika bakalım..”
demiş onu görür görmez tanıyan garson.
– “Dünden beri senin pisliğini temizlemeye çalışıyoruz.. Neden öyle yaptın ki?..”
– “Merak edilecek bir şey yok..”
demiş adam.
“-Üst düzey yöneticilik için hazırlanıyorum..
Sistem aynı.. Gel, çayını iç, etrafa pislik  at!
Millet senin yaptığını temizlemeye çalışırken tüm gün
ortadan kaybol..!”
ne kadar kolaymış ?
bilmiyorduk öğrendik !

sunum :serap uysal

GÜLÜMSETEN TARİH HATIRALARI

Yaşamı boyunca gazetecilik, yazarlık ve siyaseti birlikte yürütmüş olan Hüseyin Cahit Yalçın (1864-1957), gazeteci
olarak bir Arap ülkesine yaptığı bir ziyaret sırasında, önceden ahbaplığı olan bir Arap aristokratını Türkiye’ye davet etmiş.

Adam bunu çok istediğini, ama birkaç kelime dışında Türkçe bilmediğini söylemiş. H. Cahit, Arap dostuna, bildiği Türkçe sözlerin neler
olduğunu sormuş. Adam, “Nasılsınız, teşekkür ederim, evet efendim, emriniz olur efendim…”gibi birkaç sözü saymış.
H. Cahit, ahbabını yüreklendirmiş:
— Oooh dostum, sen bildiğin bu sözleri yerli yerinde kullanırsan bizim memlekette bas üstünde tutulursun!.

**

TEK MANDA
1. Dünya Savası sonunda agır bir yenilgiye ugrayan Osmanlı devletinin ekonomisini kurtarma önerileri içinde Amerikan
veya İngiliz mandasına girme önerisi de vardı. Yahya Kemal en çok bu öneri sahiplerine kızar ve söyle dermiş:
— Sultan Fatih, İstanbul’u almak için döktürdüğü toplardan her birini kırk mandaya çektirmişti. Bunlar ise koca İmparatorluğu bir tek mandaya çektirecekler.

iLERI IÇIN
Demokrat partinin önde gelen isimlerinden olan ve çesitli bakanlıklar yapmıs bulunan Tevfik Ileri, Yassıada
yargılamalarından bir süre sonra vefat etmisti. Onun ölümü üzerine eski DP’liler, bu arada DP’ye oy veren vatandaslar çok
üzülmüşler. Cenazesi çok kalabalık olmuştu.
DP’ye muhalif basın, cenazeye ilişkin haberi:
— Gericiler T. İleri için çok ağladılar, diye vermiş.
O. Yüksel, bu haber veriş tarzı üzerine söyle yazmış:
— Biz ’İleri’ için o kadar ağladık; nasıl gerici diye suçlanırız?

**

Osman Yüksel Serdengeçti, bir divan sairinin(ŞAİR EŞREF) 

-Yeri geldiğinde, fırsat çıktığında kendimi bile hicvetmezsem namerdim”
anlamındaki sözlerini hatırlatır şekilde; yerinde, sırasında kendisini ve sorunlarını espri konusu yapmaktan çekinmez.
Yakalandığı parkinson hastalığının belirtilerinden biri de titremedir. Özellikle ellerin, kolların titremesi çok göze batıcıdır.
O. Yüksel kendindeki bu belirtileri görüp üzülen dostlarına söyle dermis:
— Atalarımız, “Ey Türk titre ve kendine dön!” diye buyruk verdiler. Biz de buna uyarak öyle bir titredik ki bir daha
kendimize dönemedik.

Yine parkinson hastalığı için su espriyi yaparmış:
— Araba markası gibi isim. İnsan bunun bir hastalık adı olduğunu bilmese, keşke benim de bir parkinsonum olsa
demekten kendini alamaz.

***

MAKAM ARABASI
CHP iktidarının son yıllarında Diyanet Isleri Bakanlıgı yapmıs olan hemsehrisi Ahmet Hamdi Akseki’ye, dönemin
hükümeti bir makam arabası tahsis etmiş. Osman Yüksel bunu duyunca hemşehrisine takılmış:
— Hocam, artık sıratı da bu arabayla geçersin!

RAHMETLİ TURGUT ÖZAL’DAN ,ECEVİT VE YILDIRIM AKBULUT’TAN …

 

 

FIKRALARLA ANIYORUZ

Rahmetli Özal, vapurla Büyükada’ya giderken, kaptana sormuş:

– ”Şu anda gemide kaç yolcu var?”

Kaptan:

– ”Yaklaşık 100 kişi…” deyince, Özal

– ”80’ini denize atın!..”demiş…

Kaptan- “Ama neden?”

Özal- ”26 mart seçimlerinde her yüz kişiden sekseni bana oy vermemişti!..”

Ecevit ölmüş. Cehenneme gitmiş…

Zebaniler sormuşlar:

-“Özal’ın cehennemine mi gitmek istersin, Demirel’inkine mi?”

Ecevit

-“Özal’ın cehennemi nasıl?”

Zebaniler:-

-“İlahi adam… Sen Özal döneminde Türkiye’de yaşamadın mı? Orda ne gördüysen, burda da onu göreceksin!..”

YILDIRIM AKBULUT, 1990’DA BAŞBAKAN’KEN, UĞUR DÜNDAR’IN HAZIRLADIĞI VE TRT 1’DE YAYINLANAN ‘HODRİ MEYDAN’ PROGRAMINA KATILIP, AŞAĞIDAKİ FIKRAYI ŞÖYLE ANLATMIŞTI:

“BEN, ZAMANINDA ERZİNCAN’DA HAL MÜDÜRLÜĞÜ YAPARKEN, YARDIMCIM GELMİŞ, BİR SÜRÜ MATBU EVRAK BİRİKTİĞİNİ, ARTIK KOYACAK YER KALMADIĞINI SÖYLEMİŞ. SAYIN MÜDÜRÜM DEMİŞ, İSTERSENİZ BİR KISMINI İMHA EDELİM. BEN DE DEMİŞİM Kİ, TAMAM İMHA EDİN AMA BUNLAR RESMİ EVRAKTIR. BİRER FOTOKOPİSİNİ ÇEKİN DE ÖYLE İMHA EDİN.”

SUNAN :SERAP UYSAL

 

 

SİYASİ FIKRALAR:TANSU ÇİLLER,MESUT YILMAZ ,ERBAKAN VE ECEVİT’TEN….

Olacak şey değil ama bunlar  bi fıkra…yani uydurma …
gülümserken düşünelim ,
üzülürken bile gülümseyelim diye uydurulmuş ….
okuyalım mı?
Tansu Çiller, Mesut Yılmaz,rahmetli  Erbakan Hoca  ve Ecevit aynı uçakta yolculuk etmektedir. Çiller bir ara :
-“Uçaktan aşağıya 5 milyonluklar atsak, 1000 kişiyi sevindirsek.”
der.
Mesut Yılmaz itiraz eder :
-“Bence 1 milyonluklar atsak da 5000 kişi sevinse…”
Erbakan:
-“Olur mu öyle şey! bence 500 binlik atıp 10 bin kişiyi sevindirsek.”
Ecevit halkçı ya :
-“Bence 100 bin liralık atsak da, 50 bin kişi sevinse!..”
Tüm bu konuşmaları dinleyen pilot dayanamaz ve :
-“Siz parayı boş verip kendiniz atlasanız da 65 milyon kişi sevinse!..”
****
Melekler Çiller, Yılmaz ve RAHMETLİ Erbakan’a öbür dünyada en büyük arzularının ne olduğunu sorar.
Çiller :
-“Yılmaz ve tüm ANAP’lılar cehennem atılsın.” der.
Yılmaz:
-“Çiller ve tüm DYP’liler cehennemin en derin yerine sürülsün.”
Erbakan HOCA rahmetli:
– “Benim acelem yok, önce diğerlerinin arzusunu yerine getirin.”demiş.
****
Çiller’e “Susurluk sorunu” hakkında ne düşündüğünü sormuşlar. “Orayı da il yapacağızdır” diye yanıtlamış.
**
Uluslararasi cerrahlar konferansı bittikten sonra bir Amerikalı, bir İngiliz bir de Türk cerrah ,beraber bir şeyler içmeye giderler.
İngiliz başlar anlatmaya:
-“Geçen gün bir iş kazası geçirmiş birini getirdiler. Adam presin içine sıkışmıştı. Sadece sol küçük parmağı vardı. Bizim elemanlarımız öyle iyi çalıştılar ki, önce parmağa bir el, sonra kol, sonra da vücut yaptılar. Adam taburcu olunca o kadar verimli bir işçi oldu ki onun yüzünden 5 kişi işsiz kaldı.”
Amerikalı söz alır:
-“Bana ise geçen gün bir saç getirdiler. Adam nükleer reaktörün içinde kalmış. Sadece saçı vardı. Oldukça iyi bir çalışma ile önce saça bir baş, sonra vücut yaptık. Adam taburcu olduğunda o kadar verimli oldu ki onun yüzünden 20 kisi işsiz kaldı.”
Türk söz alır:
-“Geçen yolda gidiyordum. Bir çift anahtar buldum. Anahtarın üzerindeki parmak izinden yola çıkarak uygun deri dokusu ve bir parmak yaptık. Sonra o parmağa bir el, ardından bir kol ve bir vücut. Ortaya bir kadın çıktı. Kadına ‘Tansu’ adını verdik. O kadar verimli oldu ki bütün ülke şimdi onun yüzünden işsiz!”
***
Liderler cehennemde en derin uçurumun başında tartışmaktadır.
Franco:
-“Milyonlarca insanın hayatını söndürdüm, cehennemin en dibine ben gideceğim.”
Stalin :
“Ben milyonlarca insanın açlıktan ölümüne neden oldum. Oraya gitmek benim hakkımdır.”
-Hitler “Milyonlarca yahudiyi fırınlarda yaktım. Cehennemin dibine gitmek bana düşer..”
Tartışma iyice alevlenmişken yanlarından yıldırım hızıyla biri geçer ve dibe vurur. Liderler “Sen de kimsin hemşerim?” Aşağıdaki yanıt verir “İrticaya karşı demokrasinin bekçisiyim, ananızım, bacınızım!..”
***
Laik ve özgür bir ülkenin başbakanı olarak İslam Konferansı’na katılan Tansu Çiller’e bir delege sormuş;
-“Öğle namazının sünneti kaç rekattır?” Çiller;
-“Iııı… Eeee. Burası laik veeeee… özgür bir ülkedir. Herkes istediği kadar kılabilir…”
araştıran ve sunan:serap uysal

 

SİYASİ FIKRALAR : ERDAL İNÖNÜ’DEN HATIRALAR

SİYASET SAHNESİNDEN BİR ERDAL İNÖNÜ GEÇTİ!
Bizim eski Başbakanlardan biri Çin’e ziyarete gidince Çin Başbakanı’na sormuş:
‘Çin’de senden nefret eden kaç kişi var?’
Fazla değil, yaklaşık 60 milyon’
‘Eh, bizde de benden nefret edenler yaklaşık o kadar’..

GÖREMEZSİNİZ TABİİ!

ERDAL İNÖNÜ rahmetliye ,kendisini sinema çıkışında yakalayan bir gazeteci sorar:
– Sayın İnönü, sizi bu sıralar sinema salonlarında göremiyoruz pek?
– Tabii göremezsiniz sinema salonları karanlık oluyor!
ÖLÜRÜM YOLUNA
Seçmenlerden biri seçim otobüsünün önüne atılır ve Erdal Bey’e hitaben “Ölürüm yoluna” diye haykırır.
Erdal Bey cevap verir: Dur, ölme. Bir oy bir oydur.
O BENİM İŞTE!
Erdal Bey bir gün İstanbul’da taksiye binmiş. Şoför:
“Sen ne kadar Erdal İnönü’ye benziyorsun” demiş.
“O, benim” diye cevap vermiş Erdal Bey…
Şaşırmış taksi şoförü…
“Yahu” demiş, “…birisi daha var. Harbiye’nin oralarda dolaşıyor. O da aynı Erdal İnönü”.
Bunun üzerine Erdal Bey, espriyi patlatmış:
“O da benim….!”
BİRBİRİMİZİ YİYECEĞİZ
SHP genel başkanlığı dönemimde diğer sol parti liderleri ve bürokratlarla bir restorana gider. Garsonun “Bir şey almak ister misiniz, efendim” sorusu üzerine “Teşekkürler biz birbirimizi yiyeceğiz” yanıtını verir.
FİLM İYİ Kİ BİTTİ
SHP Genel Başkanıyken Sosyalist Enternasyonal toplantısı için Paris’e gitmişti. Beraberinde SHP Genel Sekreter Yardımcısı İstemihan Talay da vardı. Toplantıdan sonra Champs Elysees bulvarındaki bir sinemaya gittiler. Filmin öyküsü, iki mafya ailesi arasındaki çatışmaydı. İki saat boyunca beyaz perdede silahlar konuştu. İnönü film bittikten sonra koltuğundan kalktı. İstemihan Talay, “Filmi nasıl buldunuz?’ diye sordu.
İnönü cevapladı:
– Çok beğendim ama iyi ki bitti. Yoksa çok daha fazla adam ölecekti…
KARAYALÇIN YAPAR!
Kars ve Van mitinglerinden Ankara’ya dönüyordu. Sivas üzerinde uçağın pilotu “Efendim Ankara semaları kapalı. Kirli bulutlar var. İnişimiz çok güç olabilir. ” dedi. Ön koltukta gazete okuyan İnönü’nün cevabı ise şöyle oldu: – Hiç bir şey olmaz merak etmeyin. Ankara Belediye Başkanı Karayalçın çok çalışkandır. O kirli bulutları hemen temizler!
PLATONİK AŞK
İnönü SHP Genel Başkanıyken dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz ile görüşecekti. O günlerde İnönü Yılmaz’ı sert biçimde eleştiriyordu. Yılmaz, Necatibey caddesinde bulunan SHP Genel Merkezine geldi. SHP ile ANAP Genel Başkanları baş başa uzun bir görüşme yaptılar. Herkes sert tartışmalar yaşanmasından endişeliydi. Görüşme sonrası dönemin SHP Genel Sekreteri Fikri Sağlar, İnönü’ye biraz da endişe ile görüşmeyi sordu. İnönü şöyle dedi:
– Çok iyi geçti, Mesut bey partimize aşık oldu. Ama platonik!
BEN KEDİ MİYİM ?
İnönü gençlik yıllarında evinde otururken mutfaktan bir çığlık duydu. Eşi Sevinç Hanım “Erdal koş fare var’ diye bağırıyordu. İnönü istifini bozmadı ve eşine öyle seslendi:
– Ne yapayım Sevinç. Ben kedi miyim… ?
ÜLKEMİ BENDEN KÖTÜLER YÖNETMESİN DİYE
Erdal Bey’e bir gün, hiç sıcak bakmadığı siyasete yıllar sonra neden girdiğini sorarlar. Yanıt müthiştir:
– Ülkemi benden daha kötüleri yönetmesin diye!
SEN BANA DEĞİL CİZRELİLERE TEŞEKKÜR ET
Bir seçim dönemi… SHP Genel Başkanı İnönü, Diyarbakır ve Cizre’deki mitinglerde konuştuktan sonra Siirt’te halka hitap edecektir. Ancak Cizre’de bir grup protesto gösterisi yapıp parti otobüsünü taşlayınca buradaki miting iptal edilir, hiç beklenmeden Siirt’e gelinir. Seçim gezilerinde program sarkmasına alışık Siirt İl Başkanı, parti otobüsünün tam zamanında geldiğini görünce biraz şaşkın, İnönü’ye teşekkür eder. Aldığı yanıt:
– Sen bana değil, asıl Cizrelilere teşekkür et…
ANTİDEMOKRATİK KARARLARDA OYLAMA OLMAZ
Erdal Bey fanatik bir sigara düşmanıdır, Parti Meclisi toplantılarında dumanaltı olmaktan fena halde rahatsızdır. Bir Parti Meclisi toplantısında ilk sözü:
– Bundan böyle bu toplantılarımızda sigara içilmeyecek, olunca arka sıralardan bir üye;
– Bu kararınızı oylamaya sunsak efendim, diye itiraz etmeye kalkışınca cevabı aldı:
– Antidemokratik kararlarda oylama olmaz!
***
DURUN YAV, MESELENİN KÖKÜNE İNELİM
Seçim otobüsüyle bir yere gidiliyor. Otobüsün kornası aniden bozulmuş, ötüp duruyor. Şoför otobüsü sağa çekip durdurmuş, arızayı gidermeye çalışıyor ama nafile. Yolculardan birinin şoföre:
– Kablosunu kopar, diye akıl verdiğini duyan İnönü itiraz ediyor:
– Durun yav, koparmayın. Bir derdi var ki inliyor. Meselenin köküne inelim.
SİZDE DEVLETTE ÇALIŞAN BİRİ YOK MU?
DEP’li Sırrı Sakık, SHP’den milletvekili adayı olmak için başvurur ve İnönü’yle görüşmeye gelir:
– Hakkımda bir sürü dedikodu çıkardılar. Önceden bilesiniz; ağabeyim (Şemdin Sakık) dağda devlete karşı savaşır. Kardeşlerimden biri hapiste…
İnönü şaşırır:
– Yav, sizde hiç devlete çalışan biri yok mu?
NORVEÇ’TE BAŞBAKAN OLURSUNUZ
Gazeteci der ki:
– Sizin için Norveç’te başbakan olabilir, diyorlar.
İnönü’nün cevabı:
– Çok teşekkür ederim. Bu herhalde, Türkiye’de bu işleri beceremiyorsun, demenin kibarcası.
MASAYA YUMRUĞUNU VURUR SONUNDA
Bir miting öncesi SHP milletvekili, İnönü’ye der ki:
– Sayın Genel Başkanım siz iyi konuşamıyorsunuz, bakın Özal’a esip gürlüyor.
İnönü “Peki ne yapacağım” der. Milletvekili cevap verir:
– Konuşurken masaya yumruğunuzu vuracaksınız, biz şöyle partiyiz, şöyle yaparız, böyle yaparız, diye kükreyeceksiniz.
İnönü kürsüye çıkar, yumruğunu masaya vurur ve şöyle der:
– Biz öyle bir partiyiz ki, adamı…
Burada kesilir ve şöyle devam eder:
– Devamını bu arkadaş söyleyecek.
ERDAL BEY, Türk siyasetinde bir sada bırakıp da göçenlerden …
                                                          ****
İster partisine sempati duyun, ister duymayın hepsi bizim insanımızdı.Bize düşen tüm geçmişimizi güzel anmak .
Onlar tarih sahnesinden çekip gittiler …
Biz de onları böylesi fıkralarla da olsa anmak,gülümsemek ve ders almakla tarihe bir yolculuk yapıyoruz.
ARAŞTIRAN VE SUNAN :SERAP UYSAL