BİR SİYASET DUAYENİ OSMAN BÖLÜKBAŞI’DAN

O ,siyaset ve hitabette bir dehaydı ..
kıymeti yeterince bilinemedi .
Hapislerde yattı,yine de sözünü asla çekinmedi .”SÖZÜM ODUN GİBİ OLSUN ,DOĞRU OLSUN TEK “diyen bir üslubun takipçisi idi.
 hitabeti ve sorulara verdiği cevaplar kısa,belki bir cümleckti ama .cuk …yerine oturan veciz ifadelerdi …
bizler onu görmedik ama hayatını okuyup araştırdığımız her bir kahraman TÜRK evladı gibi bizde da az dehalar yetişmemiş dedrtip gülümsetiyor insanı ..
bakınız bazen suasr kalırız ,yok ermeni katliamı yok bilmem işgalci Türkler yok barbar Türkler ifadeleri ben gibi sizleri de rahatsız etmiyor mu .
Bölükbaşı gibi  pratik bir cevap veriveremiyoruz bazen ama okuyup öğreneceğiz ecdadımızdan uzak tarih ,-yakın tarih …
“Yurtdışındadır bir gün .
sorulur :
-Türklerin Viyana önlerinde ne işi vardı ?
bir cümle …o tek bir cümle muhatabının işini bitiverir:
-HAÇLI SEFERLERİNİN İADE-İ ZİYARETİ ,İDİ !
BU KADAR!
O ,BİR CÜMLE İLE MUHATABINI YERE SERMEK İÇİN NE LAZIM ?
BİZİM KAÇIRDIĞIMIZ NOKTA İŞTE BURASI .
OOOO .NE CEVAP VERMİŞ AMA DİYE ÖVÜNMEK  GURUR DUYMAK YETMİYOR …
O HALDE ?
YAZAN:SERAP UYSAL

MEMURU İNSAN ŞAKİ SANIYOR

**
MEMURU İNSAN ŞAKİ SANIYOR
Turgutlu kaymakamının zulmünden vilayete şikâyete gelen Neş’et Efendi adlı bir vatandaş derdini viayette kaymakam olan şair Eşref’e söyler ve bir arzuhal yazmasını ister.
Eşref de şu kıt’ayı yazdırır:
“Her biri halince icray-i mezalim etmede.
Görse bir memuru insan, bir şaki sanıyor.
Eyleme beyhude ey biçare feryad-ü figan.
Ah-ı mazlumu hükümet musiki zannediyor.”
ANLAMI:
Her biri kendince zulüm etmekte:
İnsan bir memur görünce eşkıya sanıyor…
Ey zavallı, bos yere yakınma, bağırıp çağırma;
Çünkü ezilenlerin ahını işiten hükümet bunu musîki sanıyor! “
bir de tersi olsa n’olurdu ?
milletin ahını almadan ,millete zulmetmeden ,milletin işin görmeyi ibadet bilen insanlar olaydı o makamlarda n’olurdu?
hazırlayan :serap uysal

EŞREF DER Kİ :”SEN KİM ,ADALET KİM?”

 

Bir kanun adamının Şair Eşref’e büyük bir hıncı vardı. Bir gece Eşref’in sokağa fenersiz çıkmasını fırsat bilir ve karakola götürmek ister. Şair ayak diretince de yakasına yapışır, sille tokat dayak atar. Eşref de karşılık verir.
“Vazife başındaki zaptiye memuruna tokat atmak” suçundan adliyeye sevk edilir. Sorgu hakimi Ohannes Efendi adındaki Ermeni, bir kağıda usulen bazı sorular yazar ve Eşref’e,
– “Bunlara cevap verin!” diyerek uzatır.
Eşref de,;
-“Suallerinizin topuna cevaptır” diyerek şu kıt’ayı yazar:
“Elinde yok adalet, olsa da sen kim, adalet kim,
Kimi mazlum görürsen hep kabahat sendedir!… Dersin…
Polisler üstüme saldırdı, ben de sille aşk ettim
Be Müstantik Efendi!… Söyle, sen olsan ne halt yersin.

HAZIRLAYAN .SERAP UYSAL

“BİRAZ DA İNSAN GÖRÜN” DEDİ ,ARİF NİHAT ASYA

         BİR YİĞİT SESİ ANALIM :ARİF NİHAT ASYA

Şairlerimiz vardır hepimizin bildiği ..

Şiirleri vardır dillere destan ,unutulmayan ,her daim anılan .

İşte onlardan biridir ARİF NİHAT ASYA merhum ..

Edebiyat öğretmenidir .

ADANA ilimizde de görev yapan  bu yiğit ses, görev yaptığı tüm diğer yerlerde olduğu gibi ADANA’ da da vatana sevdalı gençler yetiştirir .

O’nun çoşkusu şiirlerini okuyanlara dahi sirayet etmişken varın öğrencilerini siz düşünün .

Diyorum ki sözün burasında ,böyle bir öğretmene öğrenci olmak vardı ..

Bir dönem siyasete de girer BAYRAK ŞAİRİMİZ …

1950 yılında DP’den aday olan şairimize derler ki :

-Sen CHP”nin devlerinin karşısına hangi cesaretle çıkıyorsun ?

Devler dedikleri de ADANA’nın sayılı siyasetcilerinden Kasım Gülek başta olmak üzere, Kemal Satır,Cavit Oral gibi güçlü rakiplerdir..

Seçim öncesi Adana’da bir miting düzenlenir ve orada sözün ustası söze şöyle girişir :

-Sevgili Adanalılar!

Politikaya soyunmamızdan sonra bazı dostlarım bana ;

-“Sen CHP’nin falan ,filan devlerinin karşısına hangi cesaretle çıkıyorsun diye sordular.

Bu sözler gerçekte bana cesaret  verdi.Çünkü şimdiye kadar sizin karşınıza hep birtakım devler çıktı.

Biraz da insan görün diye ben huzurlarınıza çıkmış bulunuyorum .

Bu sözlerden sonra ADANALILARIN halini hayal edin .

(ARİF NİHAT,bu giriş cümlelerinden sonra alkıştan meydan çökecek sandım ,diyor.)

O’nu anlatmaya ve anmaya devam edeceğiz inşaallah ..

HAZIRLAYAN VE SUNAN :SERAP UYSAL

 

HİCİVLERİYLE ÜNLÜDÜR ŞAİR EŞREF

 

Yine Eşref yine bir gün hicveder. Hem de Zaptiye Nazırını ağır surette hicveder. Bu zat Eşref’e:
-Yazdığın hicivler ayıp değil mi, der.
Eşref oralı olmaz ve:
-Sen yapıyorsun ayıp olmuyor da, ben yazınca mı ayıp oluyor, der ve yine bir beyit söyleyiverir:
“Eylemem hicv-i edani eylemekten ihtiraz,
Olsun onlardan deni duçar-ı vehm ü kim olan
Bir zarar gelmez o kâfirlerden asla gelse de
Ateş-i Nemruddan korkar mı İbrahim olan .”

serap uysal

BAYRAK ŞAİRİM NE GÜZEL SÖYLER:HER GÖNÜLDE BİR ASLAN YATAR

Bayrak şairimiz ARİF NİHAT ASYA ,olayları yorumlarken öyle pratik ve kısa yoldan bir cümle ile anlatıverir ki ,hiç öyle uzun konuşmaya gerek kalmaz .

Aşağıdaki anlatılan hatırasında da öyledir keza .

“Herkesin gönlünde bir aslan yatar.” atasözümüzden hareketle şöyle dermiş merhum :

— Her gönülde bir aslan yatar, diyenlere inandım.

Gönülleri dolaşmaya çıktım.

İçinde kediler, tavuklar, çakallar yatan; yılan, çıyan, solucan yuvalı gönüller keşfettim.”

Yalan mı?

SERAP UYSAL

Üst düzey yöneticilik için hazırlanıyormuş!!!!nasıl yapıyormuş peki?

Üst düzey yöneticilik için nasıl hazırlanmak lazımmış öğrenin arkadaşım?
Adamın biri sabah saat 10’a doğru bir elinde, içinde inek pisliği olan bir tenekeyle kafeye gelmiş,
– “Bana bir çay..”
diye seslenmiş,
– “Şimdi geliyor efendim..”
demiş garson ve çayı getirmiş.. Çayı bir yudumda içmiş adam,
almış eline pislik dolu tenekeyi başlamış kafenin her tarafına
serpmeye ve çekmiş gitmiş..
Ertesi sabah yaklaşık yine aynı saatlerde tekrar elinde pislik
dolu tenekeyle gelip yine:
– “Bana bir çay..!”
demesiyle,
– “Hop..! Bir dakika bakalım..”
demiş onu görür görmez tanıyan garson.
– “Dünden beri senin pisliğini temizlemeye çalışıyoruz.. Neden öyle yaptın ki?..”
– “Merak edilecek bir şey yok..”
demiş adam.
“-Üst düzey yöneticilik için hazırlanıyorum..
Sistem aynı.. Gel, çayını iç, etrafa pislik  at!
Millet senin yaptığını temizlemeye çalışırken tüm gün
ortadan kaybol..!”
ne kadar kolaymış ?
bilmiyorduk öğrendik !

sunum :serap uysal

GÜLÜMSETEN TARİH HATIRALARI

Yaşamı boyunca gazetecilik, yazarlık ve siyaseti birlikte yürütmüş olan Hüseyin Cahit Yalçın (1864-1957), gazeteci
olarak bir Arap ülkesine yaptığı bir ziyaret sırasında, önceden ahbaplığı olan bir Arap aristokratını Türkiye’ye davet etmiş.

Adam bunu çok istediğini, ama birkaç kelime dışında Türkçe bilmediğini söylemiş. H. Cahit, Arap dostuna, bildiği Türkçe sözlerin neler
olduğunu sormuş. Adam, “Nasılsınız, teşekkür ederim, evet efendim, emriniz olur efendim…”gibi birkaç sözü saymış.
H. Cahit, ahbabını yüreklendirmiş:
— Oooh dostum, sen bildiğin bu sözleri yerli yerinde kullanırsan bizim memlekette bas üstünde tutulursun!.

**

TEK MANDA
1. Dünya Savası sonunda agır bir yenilgiye ugrayan Osmanlı devletinin ekonomisini kurtarma önerileri içinde Amerikan
veya İngiliz mandasına girme önerisi de vardı. Yahya Kemal en çok bu öneri sahiplerine kızar ve söyle dermiş:
— Sultan Fatih, İstanbul’u almak için döktürdüğü toplardan her birini kırk mandaya çektirmişti. Bunlar ise koca İmparatorluğu bir tek mandaya çektirecekler.

iLERI IÇIN
Demokrat partinin önde gelen isimlerinden olan ve çesitli bakanlıklar yapmıs bulunan Tevfik Ileri, Yassıada
yargılamalarından bir süre sonra vefat etmisti. Onun ölümü üzerine eski DP’liler, bu arada DP’ye oy veren vatandaslar çok
üzülmüşler. Cenazesi çok kalabalık olmuştu.
DP’ye muhalif basın, cenazeye ilişkin haberi:
— Gericiler T. İleri için çok ağladılar, diye vermiş.
O. Yüksel, bu haber veriş tarzı üzerine söyle yazmış:
— Biz ’İleri’ için o kadar ağladık; nasıl gerici diye suçlanırız?

**

Osman Yüksel Serdengeçti, bir divan sairinin(ŞAİR EŞREF) 

-Yeri geldiğinde, fırsat çıktığında kendimi bile hicvetmezsem namerdim”
anlamındaki sözlerini hatırlatır şekilde; yerinde, sırasında kendisini ve sorunlarını espri konusu yapmaktan çekinmez.
Yakalandığı parkinson hastalığının belirtilerinden biri de titremedir. Özellikle ellerin, kolların titremesi çok göze batıcıdır.
O. Yüksel kendindeki bu belirtileri görüp üzülen dostlarına söyle dermis:
— Atalarımız, “Ey Türk titre ve kendine dön!” diye buyruk verdiler. Biz de buna uyarak öyle bir titredik ki bir daha
kendimize dönemedik.

Yine parkinson hastalığı için su espriyi yaparmış:
— Araba markası gibi isim. İnsan bunun bir hastalık adı olduğunu bilmese, keşke benim de bir parkinsonum olsa
demekten kendini alamaz.

***

MAKAM ARABASI
CHP iktidarının son yıllarında Diyanet Isleri Bakanlıgı yapmıs olan hemsehrisi Ahmet Hamdi Akseki’ye, dönemin
hükümeti bir makam arabası tahsis etmiş. Osman Yüksel bunu duyunca hemşehrisine takılmış:
— Hocam, artık sıratı da bu arabayla geçersin!

RAHMETLİ TURGUT ÖZAL’DAN ,ECEVİT VE YILDIRIM AKBULUT’TAN …

 

 

FIKRALARLA ANIYORUZ

Rahmetli Özal, vapurla Büyükada’ya giderken, kaptana sormuş:

– ”Şu anda gemide kaç yolcu var?”

Kaptan:

– ”Yaklaşık 100 kişi…” deyince, Özal

– ”80’ini denize atın!..”demiş…

Kaptan- “Ama neden?”

Özal- ”26 mart seçimlerinde her yüz kişiden sekseni bana oy vermemişti!..”

Ecevit ölmüş. Cehenneme gitmiş…

Zebaniler sormuşlar:

-“Özal’ın cehennemine mi gitmek istersin, Demirel’inkine mi?”

Ecevit

-“Özal’ın cehennemi nasıl?”

Zebaniler:-

-“İlahi adam… Sen Özal döneminde Türkiye’de yaşamadın mı? Orda ne gördüysen, burda da onu göreceksin!..”

YILDIRIM AKBULUT, 1990’DA BAŞBAKAN’KEN, UĞUR DÜNDAR’IN HAZIRLADIĞI VE TRT 1’DE YAYINLANAN ‘HODRİ MEYDAN’ PROGRAMINA KATILIP, AŞAĞIDAKİ FIKRAYI ŞÖYLE ANLATMIŞTI:

“BEN, ZAMANINDA ERZİNCAN’DA HAL MÜDÜRLÜĞÜ YAPARKEN, YARDIMCIM GELMİŞ, BİR SÜRÜ MATBU EVRAK BİRİKTİĞİNİ, ARTIK KOYACAK YER KALMADIĞINI SÖYLEMİŞ. SAYIN MÜDÜRÜM DEMİŞ, İSTERSENİZ BİR KISMINI İMHA EDELİM. BEN DE DEMİŞİM Kİ, TAMAM İMHA EDİN AMA BUNLAR RESMİ EVRAKTIR. BİRER FOTOKOPİSİNİ ÇEKİN DE ÖYLE İMHA EDİN.”

SUNAN :SERAP UYSAL

 

 

SİYASİ FIKRALAR:TANSU ÇİLLER,MESUT YILMAZ ,ERBAKAN VE ECEVİT’TEN….

Olacak şey değil ama bunlar  bi fıkra…yani uydurma …
gülümserken düşünelim ,
üzülürken bile gülümseyelim diye uydurulmuş ….
okuyalım mı?
Tansu Çiller, Mesut Yılmaz,rahmetli  Erbakan Hoca  ve Ecevit aynı uçakta yolculuk etmektedir. Çiller bir ara :
-“Uçaktan aşağıya 5 milyonluklar atsak, 1000 kişiyi sevindirsek.”
der.
Mesut Yılmaz itiraz eder :
-“Bence 1 milyonluklar atsak da 5000 kişi sevinse…”
Erbakan:
-“Olur mu öyle şey! bence 500 binlik atıp 10 bin kişiyi sevindirsek.”
Ecevit halkçı ya :
-“Bence 100 bin liralık atsak da, 50 bin kişi sevinse!..”
Tüm bu konuşmaları dinleyen pilot dayanamaz ve :
-“Siz parayı boş verip kendiniz atlasanız da 65 milyon kişi sevinse!..”
****
Melekler Çiller, Yılmaz ve RAHMETLİ Erbakan’a öbür dünyada en büyük arzularının ne olduğunu sorar.
Çiller :
-“Yılmaz ve tüm ANAP’lılar cehennem atılsın.” der.
Yılmaz:
-“Çiller ve tüm DYP’liler cehennemin en derin yerine sürülsün.”
Erbakan HOCA rahmetli:
– “Benim acelem yok, önce diğerlerinin arzusunu yerine getirin.”demiş.
****
Çiller’e “Susurluk sorunu” hakkında ne düşündüğünü sormuşlar. “Orayı da il yapacağızdır” diye yanıtlamış.
**
Uluslararasi cerrahlar konferansı bittikten sonra bir Amerikalı, bir İngiliz bir de Türk cerrah ,beraber bir şeyler içmeye giderler.
İngiliz başlar anlatmaya:
-“Geçen gün bir iş kazası geçirmiş birini getirdiler. Adam presin içine sıkışmıştı. Sadece sol küçük parmağı vardı. Bizim elemanlarımız öyle iyi çalıştılar ki, önce parmağa bir el, sonra kol, sonra da vücut yaptılar. Adam taburcu olunca o kadar verimli bir işçi oldu ki onun yüzünden 5 kişi işsiz kaldı.”
Amerikalı söz alır:
-“Bana ise geçen gün bir saç getirdiler. Adam nükleer reaktörün içinde kalmış. Sadece saçı vardı. Oldukça iyi bir çalışma ile önce saça bir baş, sonra vücut yaptık. Adam taburcu olduğunda o kadar verimli oldu ki onun yüzünden 20 kisi işsiz kaldı.”
Türk söz alır:
-“Geçen yolda gidiyordum. Bir çift anahtar buldum. Anahtarın üzerindeki parmak izinden yola çıkarak uygun deri dokusu ve bir parmak yaptık. Sonra o parmağa bir el, ardından bir kol ve bir vücut. Ortaya bir kadın çıktı. Kadına ‘Tansu’ adını verdik. O kadar verimli oldu ki bütün ülke şimdi onun yüzünden işsiz!”
***
Liderler cehennemde en derin uçurumun başında tartışmaktadır.
Franco:
-“Milyonlarca insanın hayatını söndürdüm, cehennemin en dibine ben gideceğim.”
Stalin :
“Ben milyonlarca insanın açlıktan ölümüne neden oldum. Oraya gitmek benim hakkımdır.”
-Hitler “Milyonlarca yahudiyi fırınlarda yaktım. Cehennemin dibine gitmek bana düşer..”
Tartışma iyice alevlenmişken yanlarından yıldırım hızıyla biri geçer ve dibe vurur. Liderler “Sen de kimsin hemşerim?” Aşağıdaki yanıt verir “İrticaya karşı demokrasinin bekçisiyim, ananızım, bacınızım!..”
***
Laik ve özgür bir ülkenin başbakanı olarak İslam Konferansı’na katılan Tansu Çiller’e bir delege sormuş;
-“Öğle namazının sünneti kaç rekattır?” Çiller;
-“Iııı… Eeee. Burası laik veeeee… özgür bir ülkedir. Herkes istediği kadar kılabilir…”
araştıran ve sunan:serap uysal