BAYRAK ŞAİRİM NE GÜZEL SÖYLER:HER GÖNÜLDE BİR ASLAN YATAR

Bayrak şairimiz ARİF NİHAT ASYA ,olayları yorumlarken öyle pratik ve kısa yoldan bir cümle ile anlatıverir ki ,hiç öyle uzun konuşmaya gerek kalmaz .

Aşağıdaki anlatılan hatırasında da öyledir keza .

“Herkesin gönlünde bir aslan yatar.” atasözümüzden hareketle şöyle dermiş merhum :

— Her gönülde bir aslan yatar, diyenlere inandım.

Gönülleri dolaşmaya çıktım.

İçinde kediler, tavuklar, çakallar yatan; yılan, çıyan, solucan yuvalı gönüller keşfettim.”

Yalan mı?

SERAP UYSAL

GÜLÜMSETEN TARİH HATIRALARI

Yaşamı boyunca gazetecilik, yazarlık ve siyaseti birlikte yürütmüş olan Hüseyin Cahit Yalçın (1864-1957), gazeteci
olarak bir Arap ülkesine yaptığı bir ziyaret sırasında, önceden ahbaplığı olan bir Arap aristokratını Türkiye’ye davet etmiş.

Adam bunu çok istediğini, ama birkaç kelime dışında Türkçe bilmediğini söylemiş. H. Cahit, Arap dostuna, bildiği Türkçe sözlerin neler
olduğunu sormuş. Adam, “Nasılsınız, teşekkür ederim, evet efendim, emriniz olur efendim…”gibi birkaç sözü saymış.
H. Cahit, ahbabını yüreklendirmiş:
— Oooh dostum, sen bildiğin bu sözleri yerli yerinde kullanırsan bizim memlekette bas üstünde tutulursun!.

**

TEK MANDA
1. Dünya Savası sonunda agır bir yenilgiye ugrayan Osmanlı devletinin ekonomisini kurtarma önerileri içinde Amerikan
veya İngiliz mandasına girme önerisi de vardı. Yahya Kemal en çok bu öneri sahiplerine kızar ve söyle dermiş:
— Sultan Fatih, İstanbul’u almak için döktürdüğü toplardan her birini kırk mandaya çektirmişti. Bunlar ise koca İmparatorluğu bir tek mandaya çektirecekler.

iLERI IÇIN
Demokrat partinin önde gelen isimlerinden olan ve çesitli bakanlıklar yapmıs bulunan Tevfik Ileri, Yassıada
yargılamalarından bir süre sonra vefat etmisti. Onun ölümü üzerine eski DP’liler, bu arada DP’ye oy veren vatandaslar çok
üzülmüşler. Cenazesi çok kalabalık olmuştu.
DP’ye muhalif basın, cenazeye ilişkin haberi:
— Gericiler T. İleri için çok ağladılar, diye vermiş.
O. Yüksel, bu haber veriş tarzı üzerine söyle yazmış:
— Biz ’İleri’ için o kadar ağladık; nasıl gerici diye suçlanırız?

**

Osman Yüksel Serdengeçti, bir divan sairinin(ŞAİR EŞREF) 

-Yeri geldiğinde, fırsat çıktığında kendimi bile hicvetmezsem namerdim”
anlamındaki sözlerini hatırlatır şekilde; yerinde, sırasında kendisini ve sorunlarını espri konusu yapmaktan çekinmez.
Yakalandığı parkinson hastalığının belirtilerinden biri de titremedir. Özellikle ellerin, kolların titremesi çok göze batıcıdır.
O. Yüksel kendindeki bu belirtileri görüp üzülen dostlarına söyle dermis:
— Atalarımız, “Ey Türk titre ve kendine dön!” diye buyruk verdiler. Biz de buna uyarak öyle bir titredik ki bir daha
kendimize dönemedik.

Yine parkinson hastalığı için su espriyi yaparmış:
— Araba markası gibi isim. İnsan bunun bir hastalık adı olduğunu bilmese, keşke benim de bir parkinsonum olsa
demekten kendini alamaz.

***

MAKAM ARABASI
CHP iktidarının son yıllarında Diyanet Isleri Bakanlıgı yapmıs olan hemsehrisi Ahmet Hamdi Akseki’ye, dönemin
hükümeti bir makam arabası tahsis etmiş. Osman Yüksel bunu duyunca hemşehrisine takılmış:
— Hocam, artık sıratı da bu arabayla geçersin!

MİLLET EŞEKTİR ANLAMAZ (MI)

ALLAH İRADESİNİ HAKİM KILMAK İÇİN YERYÜZÜNDEKİ İYİ İNSANLARI KULLANIR.KÖTÜ İNSANLAR İSE İRADELERİNİ HAKİM KILMAK İÇİN ALLAH’I KULLANIRLAR.”

**
Tarihimizin meşhur hiciv şairlerinden şair Eşref,kaymakamlık da dahil bulunduğu görevler esnasında gördüğü aksaklıkları hicvetmeden durmamış ömrü hicivle geçmiştir.Gülümsemeye ve düşünmeye ihtiyacımız olduğu şu günlerde onu anmak herhalde insanları hem gülümsetecek hem düşündürecektir
**
Kamil Paşa, yapılan bir şikâyet üzerine, Şair Eşref’i vilayet makamına davet eder. Davete icabet eden Eşref, vilayete geldiği zaman, kendisine valinin encümende olduğunu ve biraz beklemesi icap ettiğini söylerler. Valiyi bekleyen şair, bir ara konuşulanları dinlemeye çalışır.
O esnada; valinin, münakaşa edilen bir mesele hakkında “O kadar incelemeyin, millet eşektir, anlamaz” dediğini duyar.
Bu sözlerden fena halde üzülen şair, cebinden çıkardığı bir kağıda şu kıtayı yazar ve oradaki odacıya valiye verilmek üzere bırakır, sonra da çıkıp gider.
” Erbab-ı devletten biri millete eşek dese
Reddolunmaz sözü, ama eşşoğlu can sıkar.
Millete eşek diyen eşek herif, bilmez mi ki
Sadrazamlar da, valiler de milletten çıkar.”
Açıklaması: makam sahibi bir kişi, millete eşek demiş, bu söz reddedilmez ama, can sıkar… Millet eşek olsa dahi, eşek diyen kişi bilmez mi ki; sadrazamlarla valiler de milletin içinden çıkar…)

ON OKKALIK SAKAL

VALİ BÖYLE YAPARSA
Kaba ve uzun sakallı bir köylü bir gün bulunduğu yerin valisine giderek aşar memurlarının on çuval buğdayını ,yüz çuval tahmin ettiklerini beyanla şikayetçi olur. Vali şikayete gelen köylüye:
-Bizim memurlarımız bu kadar haksızlık etmezler.On okka sakalınla utanmadan bir de yalan söylüyorsun ,deyince;
-Efendim ,insaf ediniz .Siz benim ancak yedi sekiz dirhem gelen sakalımı ,on okka tahmin ederseniz memurlarınız on çuvalı yüz çuval tahmin etmezler mi?

ATATÜRK’E HAKARET EDEN KÖYLÜ

Atatürk’e hakaretten sanık bir köylü hakkında kovuşturma yapılıyordu. Durumu Ata’ya bildirdiler.
-Mahkemeye veriyoruz, dediler, size küfür etmiş.
Atatürk sordu:
-Ben ne yapmışım ona?
Soruşturma evrakını inceleyenler açıkladılar:
-Gazete kâğıdı ile sardığı sigarayı yakarken kâğıt tutuşmuş da ondan.
Bunu söyleyen o zamanın bakanlarından biridir.
Atatürk, Bakana şu soruyu yöneltmiş:
-Siz hiç gazete kâğıdı ile sigara içtiniz mi?
-Hayır…
-Ben Trablus’ta iken içmiştim. Pek berbat şeydir. Köylü gene bana az küfretmiş. Siz bunun için mahkemeye vereceğiniz yerde, ona insan gibi sigara içmeyi sağlayınız.

İLİM VE İRFAN

İLİM BAŞKA, İRFAN BAŞKADIR
Birinci Dünya savaşı ve Milli Mücadeleden bu yana doğmuş, büyümüş, yasamış, az çok tahsil görmüş olup da “Milli Edebiyat” akımının öncüsü, Türk hikâyeciliğinin piri Ömer Seyfettin’in (1884-1920) bir kitabını, hiç değilse bir iki hikâyesini okumayan Türk insanı yok denecek kadar azdır. Ömer Seyfettin, başarılı hikâyeciliğinin yanı sıra, bazı konularda kuvvetli gözlemleri de olan bir Türk aydını idi. Onun bu gözlemlerinden biri de, Türk halkının okumamış bile olsa irfan sahibi olduğu, sağduyusu ile okumuşların bile kavrayamadığı bazı gerçekleri kavradığı yolundaydı. Ömer Seyfettin bunu anlatmak için, “Azizim, Türk halkı âlim değildir, ama ariftir.” sözünü sık sık tekrarlarmış.
Ülkede birçok zorunlu ihtiyaç maddesi yüzünden sıkıntı çekildiği, bazılarının karneye bağlandığı, bazılarının ise temelli yok olduğu I. Dünya Savası sonrasında, Ömer Seyfettin, Batı Anadolu vilayetlerinden birinde bir lisede öğretmenmiş. Bir gün öğretmenler odasına müjdeli bir haberle girmiş:
— Arkadaşlar, gözünüz aydın, Avusturya, Türkiye’ye vagonlar dolusu şeker gönderiyormuş!
Bunun üzerine bütün öğretmenler:
— Yaşasın, bundan sonra çayımızı, kahvemizi adam gibi içecegiz, diye sevinç çığlıkları atmış.
Ömer Seyfettin bu sahnenin hemen arkasından okulun baş hademesini öğretmenler odasına çağırmış ve herkesin huzurunda ona da:
— Hasan Efendi, haberin var mı, Avusturya bize vagonlar dolusu şeker gönderiyormuş, demiş.
Hasan Efendi kendini toparlayıp terbiyeli bir eda ile cevap vermiş:
— inanmayın beyim, palavradır bunlar, bu kıtlıkta Avusturya şeker bulsa kendi yer!
Hasan Efendi’nin bu tepkisi üzerine bu sefer, Ömer Seyfettin çığlık atmış. Ellerini çırparak söyle demiş:
— Gördünüz mü arkadaşlar, ben boşuna demiyorum,
-“Türk halkı âlim değildir ama ariftir.” diye. Ben bir yalan uydurdum.“Avusturya bize şeker gönderiyor” diye, siz okumuşlar hemen inandınız. Ama gördüğünüz gibi Hasan Efendi yutmadı. İşte Türk halkı birçok gerçeği böyle sağduyusu ve irfanı ile keşfetmiştir.

FATİH’İN SON SEFERİ

Fatih, son seferinde Gebze sahrasında iken Otağ-ı Hümayun kurulur ve ordu yerleşir.Fakat bu esnada sancılanır.rivayete göre Fatih2e zehirli şerbet verilmiştir.Sorarlar:

-Sefer hangi istikametedir Sultanım?

Şöyle cevap alırlar büyük sultandan:

“-Beynimden geçeni sakalımdan bir kılın öğrendiğini bilsem onu koparır atardım!”

SERAP UYSAL

OSMANLI’DAN HATIRALAR

PADİŞAHIN ŞEHADETİ CAİZ DEĞİLDİR

Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid Han’ın bir keresinde mahkemeye gidip şahitlik etmesi gerekir.o sırada Bursa Kadısı olan Mevlana Şemsüddin Fenari(Emir Sultan),padişahın şahitliğini reddeder ve şöyle der:

“-Namazlarını cemaatle kılmadığın söylendiğinden şahitliğini kabul etmiyorum!

***

SULTAN’IN PEYGAMBERE SAYGISI

Sultan Abdülmecid Han,Sevgili Peygamberimizin Ravzasını tamir ettirir.tamirden sonra mimarlar türbe kapısının üstüne sultanın adını taşıyan bir tuğra asarlar.sultan Abdülmecid bunu duynca çok üzülürve şöyle söyler:

“-Siz utanmaz mısınız?Benim adımın Peygamber Efendimizin türbe kapısının üstünde ne işi var.Hemen oradan öküp kapının dibine ,ayak hizasına koyun.”

Hemen öyle yaparlar.Abdülmecid Han ,Ravza-i Mutahhara için yaptırdığı şamdanlara adını yazdığı için kuyumcuyu azlader ve kızarak:

“-Benim adımın orada işi ne?eğer yazacak idiysen,günahkar Abdülmecid yazmalıydın.”der.

***

EN GÜÇLÜ DEVLET HANGİSİ

Tanzimat devrinin en tanınmış devlet adamlarından Keçecizade Fuat Paşa (1815-1865), bilhassa politikada nükte denince adı akla ilk gelenlerdendir… Avrupa kültürü ile yetişmiş ve bize de bu kültürün yerleşmesi için gayret etmiş olan bu devlet adamı, Osmanlı imparatorluğunun kritik anlarında ya sadrazam (başbakan) ya da hariciye nazırı olarak uzun süre görev yapmıştır…

Bilindik espridir:Keçecizade Fuat Paşa’nın sadrazamlığı esnasında bir gün diplomatların bulunduğu bir toplantıda sohbet dönmüş dolaşmış dünyanın en kuvvetli devletinin hangisi olduğuna gelmiş..Keçecizade Fuat Paşa hemen cevabı yapıştırmış:

-Tabii ki Osmanlı Devleti ..

-Neden ,diye sorulduğunda ise ;

-Neden olacak siz dışardan ,biz içerden yıkmaya çalışıyoruz ,yine de yıkamıyoruz.

SERAP UYSAL

TARİH ,MUAZZAM BİR ERKEN UYARI SİSTEMİDİR

Sultan Selim Han,Allah’ın lüfettiği zaferler ve mukaddes emanetlerin hadimi olma şeref ve sevinciyle bir gün Piri Mehmet Paşa ile sohbet ederken sorar:

-Allah’ın izni ile büyük fütuhatlarda bulunduk.Hadimü’l Harameyniş-Şerİfeyn unvanına kavuştuk.Allah bize her zaman ve her mekanda zafer lütfetti.Hazinelerimiz lebalep altın ile doldu.Şimdiden sonra bu devlet yıkılır mı?

Büyük devlet adamı ve Sultan Selim’in pek değer verdiği bu alim zat şöyle cevaplandırır bu soruyu:

-Hakanım !Bu hal ,bu ruh ,bu azim ve bu teslimiyetle bu devlet kolay kolay yıkılmaz. Lakin torunlarınızın zamanında Rabbimizin ihsan ettiği mükafatların, nimetlerin şükrü eda edilmez,emanetlere sahip olunmaz,ve hak tevzi edilmez ise yıkılır.

En çok şu üç şeyden endişe ederim:

Birincisi sadrazamlık makamı,liyakatlere göre verilmez ,menfaat karşılığı olarak cahil ve ahmakların eline geçerse,

İkincisi;dünya malı kalpleri işgal eder,rüşvet kapısı açılır ,her türlü melanet akçe ile gerçekleştirilir ve bu yüzden makamlar ehliyetsizlere verilirse,

Üçüncüsü;Hanımların tesiri altında kalır ve idarede onların da tesiri olmaya başlarsa,işte o zaman bu devlet yavaş yavaş yıkılmaya yüz tutar.

Görüşlerini gayet açık bir şekilde dile getirir Piri Paşa.Bu kadar açık bir şekilde PİRİ Paşa’nın fikrini söylemesi üzerine Sultan Selim Han,bir süre sükut eder ve sonra dudaklarından şu sözler dua sadedinde dökülür:

-“Rabbim bizleri böyle bir akibete düçar olmaktan korusun.!”

Norman Coisins DER Kİ:

“TARİH MUAZZAM BİR ERKEN UYARI SİSTEMİDİR”

SERAP UYSAL

İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK,KEÇİ BOYNUZU VE SULTAN MAHMUT

SULTAN MAHMUT’TAN BİR HATIRA

RİVAYET EDİLİR Kİ SULTAN İKİNCİ MAHMUT HAN’A BİRİLERİ KEÇİ BOYNUZUNUN FAYDALARINI ANLATMIŞ UZUN UZUN . O DA MERAK EDİP ,TADINA BAKMAK İSTEYİNCE BULMUŞLAR BİR YERLERDEN BİR GÜN VE GETİRMİŞLER SULTANIMIZA TAKDİM ETMİŞLER.

SULTAN MAHMUT HAN ALMIŞ ,BİR İKİ ÇİĞNEMİŞ AMA İSTEDİĞİ VE UMDUĞU GİBİ BİR TAT ELDE EDEMEMİŞ. BUNUN ÜZERİNE:

“-BİR LOKMACIK BAL İÇİN BİR ÇEKİ ODUN ÇİĞNEYEMEM,” DEYİP KEÇİBOYNUZLARININ ÖNÜNDEN KALDIRILMASINI İSTEMİŞ. ,

SULTANIMIZ KEÇİ BOYNUZLARINI ÇİĞNEMEKTEN ÜŞENİP ÖNÜNDEN KALDIRILMASINI İSTEMİŞ AMMA ,FAYDALARINI UZMANLAR DA ANLATIYOR. AŞAĞIDAKİ SATIRLARI BERABER OKUYALIM MI?

*****

KEÇİ BOYNUZU DEDİĞİMİZ AĞAÇ ,ANADOLU’MUZDA BAZI YÖRELERDE HARNUP OLARAK DA BİLİNİR. YERYÜZÜNÜN EN ESKİ BİTKİLERİNDEN OLUP ANAVATANI OLARAK GÜNEY ANADOLU, SURİYE, KIBRIS, YUNANİSTAN, İSPANYA, FAS, TUNUS,CEZAYİR, FİLİSTİN VE LİBYA OLUP MEMLEKETİMİZDE, ANTALYA, MERSİN,SİLİFKE, DATÇA DOLAYLARINDA YAKLAŞIK 1500 KM2 LİK SAHİL ŞERİDİNDE DOĞAL OLARAK YETİŞMEKTEDİR. KEÇİBOYNUZU, YETİŞMEYE BAŞLADIĞI İLK 15 YIL MEYVE VERMEYEN BİR BİTKİDİR. MEYVELERİ İLK BAŞLARDA YEŞİL OLUP, OLGUNLAŞTIKÇA KAHVERENGİLEŞİR VE TAM OLGUNLAŞINCA PARLAK KAHVERENGİ BİR RENK ALIR. KEÇİBOYNUZUNUN EN BÜYÜK ÖZELLİĞİ, NEFES DARLIĞINA KARŞI OLDUKÇA ETKİLİ OLMASIDIR. KEÇİBOYNUZUNUN NEFES DARLIĞINA KARŞI ETKİLİ OLAN ETKİN MADDESİ HEMEN HEMEN BAŞKA HİÇBİR BİTKİDE BULUNMAMAKTADIR. BU ETKİN MADDE AYNI ZAMANDA BAZI ALERJİK ASTIM RAHATSIZLIKLARINDA ÖYLESİNE ETKİLİDİR Kİ; DERHAL SONUÇ ALMAK MÜMKÜN OLABİLMEKTEDİR. AYRICA ALERJİNİN NEDEN OLDUĞU NEFES DARLIĞI PROBLEMLERİNDE BÜYÜK BİR BAŞARIYLA UYGULANABİLİR.

KEÇİ BOYNUZU BAKLAGİLLER FAMİLYASINDAN OLUP BİR ÇOK YAN ÜRÜNÜ ELDE EDİLEREK KULLANILMAKTADIR. KEÇİ BOYNUZUNUN YAPISI KARBONHİDRATLAR, ŞEKERLER (SAKKAROZ, GLİKOZ), SELÜLOZ, AZOTLU BİLEŞİKLER, TANEN VE SABİT YAĞLARI İHTİVA ETMEKTEDİR. DUT PEKMEZİNDE OLDUĞU GİBİ AYNI YOL İZLENEREK HARNUP PEKMEZİ ELDE EDİLMEKTEDİR. ÇOK BESLEYİCİDİR. ÖZELLİKLE ÇOCUKLARDA KEMİK GELİŞİMİNİ SAĞLAR. YAPISINDA BOL MİKTARDA POTASYUM, FOSFOR, DEMİR, ÇİNKO, BAKIR BULUNDUĞUNDAN, KEMİK ERİMESİ, KANSIZLIK, ZAYIFLIK, DEMİR EKSİKLİĞİ DURUMLARINDA DOĞAL ŞİFA KAYNAĞIDIR. ŞEKER HASTALARI KULLANMAMALIDIR.

“BOYNUZUN KENDİSİ KANSIZLIK, ŞEKER HASTALIĞI GİBİ RAHATSIZLIKLARDA OLDUKÇA ETKİLİ. KEÇİ BOYNUZU PEKMEZİ İSE BRONŞİT, NEFES DARLIĞI, KANSIZLIK, ŞEKER ORANINI DÜŞÜRME GİBİ RAHATSIZLIKLARDA KANITLANAN BİR ETKİYE SAHİP.

ARAPLAR VE RUSLAR RAĞBET GÖSTERİYOR

KEÇİ BOYNUZU EN ÇOK ARAPLAR VE RUSLAR TARAFINDAN SATIN ALINMAKTADIR. “KEÇİ BOYNUZU’NUN ÇEKİRDEĞİ ECZACILIK ALANINDA KULLANILIYOR. ARAPLAR KEÇİ BOYNUZU’NU UN HALİNE GETİREREK TATLILARIN ÜZERİNDE KULLANIYOR. RUSLAR İSE DAHA DEĞİŞİK BİR ALANDA KULLANIYOR. RUSLAR KEÇİ BOYNUZU’NU PESTİL HALİNE GETİREREK SICAK VE ZİNDE TUTTUĞU İÇİN ASKERLERİNE VERİYOR. KEÇİ BOYNUZU VE ANDIZ PEKMEZİ’NİN GERÇEKTEN VÜCUDU SICAK TUTTUĞU KANITLANMIŞTIR.

KEÇİBOYNUZUNUN İÇERDİĞİ GALLİK ASİT İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDE ÖYLESİNE ÇOK YÖNLÜ ÖZELLİKLERİ OLAN BİR MADDEDİR Kİ, BU ÖZELLİKLERİNDEN BAZILARI AŞAĞIDAKİ TABLODA BELİRTİLMİŞTİR.

ANALGESİC: AĞRI KESİCİ

ANTİALLERGENİC: ALERJİYE KARŞI

ANTİASTHMATİC: ASTIMA KARŞI

ANTİBACTERİAL: BAKTERİ YOK EDİCİ

ANTİBRONCHİTİC: BRONŞİTE KARŞI

ANTİCANCER: KANSERE KARŞI

ANTİHEPATOTOXİC: KARACİĞERİ TOKSİNDEN ARINDIRICI

ANTİOKSİDANT: SERBEST RADİKALLERİ YOK EDİCİ

IMMUNOSTİMULANT: BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİCİ

ANTİVİRAL: MİKROPLARA KARŞI

ANTİSEPTİC: ANTİSEPTİK

CANCER-PREVENTİVE: KANSERE KARŞI KORUYUCU

BRONCHODİLATOR: BRONŞ GENİŞLETİCİ

ANTİPOLİO: ÇOCUK FELÇİNE KARŞI

YUKARIDAKİ TABLODA GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ GALLİK ASİT ÇOK YÖNLÜ BİR MADDEDİR. BU MADDENİN BELİRTİLEN BU ÖZELLİKLERİNİ ARTIRAN VE TAKVİYE EDEN KEÇİBOYNUZUNDA BULUNAN PROMOTOR MADDELERDİR. AKCİĞER ÖDEMİNE KARŞI KEÇİBOYNUZUNUN DESTEĞİ BULUNMAZ BİR İMKÂN. BALGAM SÖKTÜRÜCÜ GÜCÜ VE ASTIM A KARŞI OLAN TEDAVİ EDİCİ GÜCÜ ÇOK FAZLADIR. SİGARA İÇENLER KEÇİBOYNUZUNA BAŞLADIKTAN BİR İKİ GÜN SONRA NASIL BALGAM ÇIKARDIKLARINI HAYRETLE GÖZLEYECEKLERDİR.

KEÇİBOYNUZU, İNSANLIĞIN KORKULU RÜYASI ,AKCİĞER KANSERİNİ %90 ORANINDA ÖNLEME GÜCÜNE SAHİPTİR.

ÖZELLİKLE SİGARA İÇEN İNSANLARDA AKCİĞER KANSERİNE YAKALANMA RİSKİNİN NE KADAR YÜKSEK OLDUĞU, BU KONUYLA İLGİLİ HEMEN HER KLİNİK DENEYDE ORTAYA KONMAKTADIR. KEÇİBOYNUZU AKCİĞER KANSERİNİ ÖNLEYEN MÜKEMMEL BİR MEYVEDİR.

ANCAK, AKCİĞER KANSERİNE YAKALANMIŞ OLANLAR İÇİN TEDAVİ ETME GÜCÜ ÇOK ZAYIFTIR. ÇÜNKÜ BİR BİTKİNİN HASTALIĞI ÖNLEYİCİ ÖZELLİĞİ İLE HASTALIĞI TEDAVİ ETME ÖZELLİKLERİ BİRBİRLERİNDEN FARKLI ŞEYLERDİR. İŞTE KEÇİBOYNUZUNUN AKCİĞER KANSERİNİ TEDAVİ ETMEKTEKİ GÜCÜNÜ ARTIRICI FARKLI ETKİN MADDELER İÇEREN İKİNCİ BİR BİTKİYE İHTİYAÇ VARDIR. BU İKİNCİ TAKVİYE BİTKİ KIRMIZI TURPTUR.

KEÇİBOYNUZUNDA KOLESTEROL BULUNMAMASI AYRI BİR AVANTAJDIR. KAFFEİN VE THEOBROMİNE İÇERMEDİĞİ İÇİNDE TANSİYON PROBLEMİ OLANLARIN RAHATLIKLA KULLANABİLECEKLERİ BİR BİTKİDİR. FOSFOR VE KALSİYUM BAKIMINDAN ZENGİNDİR.

BU NEDENLE OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ) RAHATSIZLIĞI OLANLARA KALSİYUM İHTİYAÇLARININ KARŞILANMASINDA ÇOK İYİ BİR DESTEKLEYİCİDİR.

KEÇİBOYNUZU PEKMEZİ

FAYDALARI:

* KALSİYUM BAKIMINDAN ÇOK ZENGİNDİR (SÜTÜN 3 KATI)

* İÇİNDEKİ E VİTAMİNİ SAYESİNDE; ÖKSÜRÜĞE, GRİBE, KEMİK ERİMESİNE VE KANSIZLIĞA İYİ GELİR

* BALGAM SÖKTÜRÜR, GÖĞSÜ YUMUŞATIR, BRONŞLARI AÇAR, SİGARA TİRYAKİLERİ

İÇİN FAYDALIDIR VE NEFES DARLIĞINA OLDUKÇA ETKİLİDİR.

(ALERJİK NEFES DARLIĞI ÇEKENLERE ISRARLA KEÇİBOYNUZU PEKMEZİ TAVSİYE EDİLİR.)

* YÜKSEK HAM SELÜLOZ ETKİSİ İLE BAĞIRSAK RAHATSIZLIKLARINA VE GASTRİTE ETKİLİDİR.

*MİDE VE BAĞIRSAK GAZLARINI DIŞARI ATARAK MİDE ŞİŞKİNLİĞİNİ GİDERİR.

*BAĞIRSAK KURDU, TENYA, SOLUCAN GİBİ BAĞIRSAK PARAZİTLERİNİ TEMİZLER.

*MİDEYE KUVVET VERİR.

* YÜKSEK MİNERAL VE VİTAMİN İÇERİĞİ İLE DE DİŞ VE DİŞ ETLERİ ÜZERİNDE ÇOK OLUMLU ETKİLERİ VARDIR.

* YÜKSEK DOĞAL ŞEKERLER, ZENGİN MİNERALLER (ÖZELLİKLE ÇİNKO) VE VİTAMİNLER (A , B , B2, B3, D) İÇERİĞİ DOLAYISIYLA DOĞAL GÜÇ VE BESİN KAYNAĞIDIR.

* YÜKSEK SODYUM VE POTASYUM İÇERİĞİ SAYESİNDE TANSİYON, KARACİĞER VE AKCİĞER ÜZERİNE ÇOK YARALI ETKİLERİ BULUNMAKTADIR. KANIN ZEHİRLİ MADDELERİNİ TEMİZLER.

*İNSANLIĞIN KORKULU RÜYASI AKCİĞER KANSERİNİ %90 ORANINDA ÖNLEME GÜCÜNE SAHİPTİR.

*KALBE FAYDALIDIR, KALP ÇARPINTISINI ÖNLER

*İNSAN VÜCUDUNA GİREN RADYASYONU DIŞARI ATAR.

İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK VE KEÇİ BOYNUZU

” KEÇİBOYNUZUNUN YUNANCA ADI KERATİON, İNGİLİZCEDE CAROB, ARAPÇADA İSE KIRRAT.

KEÇİBOYNUZU TOHUMU YÜZYILLAR BOYUNCA ELMAS ÖLÇMEK İÇİN KULLANILMIŞ.

ELMASLAR ,KEÇİBOYNUZU TOHUMU İLE TARTILARAK SATILMIŞ.

BU YÜZDEN KEÇİBOYNUZU, KIRAT YA DA KARAT DENİLEN ÖLÇÜYE ADINI VERMİŞ.

” KEÇİBOYNUZU ÇEKİRDEĞİ DOĞADA AĞIRLIĞI DEĞİŞMEYEN BİR TOHUMDUR.

BÜTÜN TOHUMLU BİTKİLERDEN YALNIZ KEÇİBOYNUZU UZUN SÜRE SUDA BEKLETİLDİKTEN SONRA FİLİZ VEREBİLİR.

BU HEM ÇOK KURUDUĞU VE MEYVESİNDEN ÇIKTIKTAN SONRA SON VE SABİT AĞIRLIĞINI ALDIĞI İÇİN HEM DE İÇİNE SU ALMASI OLASILIĞININ ÇOK AZ VE ÇOK UZUN ZAMANA BAĞLI OLDUĞU İÇİNDİR.

BU NEDENLE ARAPLAR, SELÇUKLULAR VE OSMANLILAR DÖNEMİNDE AĞIRLIK ÖLÇÜSÜ OLARAK KULLANILMIŞTIR. DÖRT TANESİ BİR DİRHEM EDER. DİRHEM DEĞİŞMEKLE BİRLİKTE 3 GR. AĞIRLIĞI TEMSİL ETMEKTEDİR. SATICI İKİ DİRHEMLİK BİR ŞEY SATARKEN (8 ÇEKİRDEK) LÜTFEDİP 1 ÇEKİRDEK FAZLA TARTARSA BU MALI ALANIN İTİBARINI GÖSTERİR.

OLAĞANDAN FAZLA GİYİNEN, SÜSLENEN,GİYİMİNE ÖZEN GÖSTEREN KİŞİLERE DE ”İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK” DENMESİ BUNDAN KAYNAKLANMAKTADIR.”

GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ KEÇİBOYNUZU ÇEKİRDEĞİ, ÖZELLİKLERİNDEN DOLAYI BÜTÜN KÜLTÜRLERDE ELMASIN DEĞİŞMEZ ÖLÇÜSÜ OLARAK KULLANILMIŞ, BU ÖLÇÜYE ADINI VERMİŞ VE DEYİMLERE YERLEŞMİŞTİR.

ŞİMDİ BU DEYİM BİZE, “ BİR DAMLACIK BAL İÇİN BİR ÇEKİ ODUN ÇİĞNEYEMEM” DİYEN SULTAN MAHMUT’U HATIRLATTI YİNE .KEÇİ BOYNUZUNUN KENDİSİ DE ,MİNİCİK TOHUMU DA NE KADAR DEĞERLİYMİŞ MEĞER.YÜCE ALLAH’IN BİZ ACİZ KULLARINA LUTFETTİĞİ BU NE GÜZEL BİR NİMETTİR,ÖYLE DEĞİL Mİ

HAZIRLAYAN :SERAP UYSAL