HAS BAHÇENİN GÜLÜ: FATIMATÜ’Z -ZEHRA

Ashabı öndedir hak  NEBİ’ nin hep, ailesi değil.
Düşünülürse Hz. Hatice annemizin çok zengin bir hanım olduğu, tüccar olup kervanlar gönderdiği.
İslam geldikten sonra ise tüm mal varlığı bu uğurda feda edilmiş Müslümanlar nefislerinden daima önde gelmiştir.
Hz. Fatıma annemiz bir gün; Hz. Hasan ve Hüseyin ağlarken bir yandan değirmenle un öğütmekte ve ekmek yapmak istemektedir.
O sırada mescide gitmekte olan Hz. Bilal onun bu zor durumunu görünce ona yardım etmek ister ve çocuklara bakarken, annemiz de işini görür.
Dolayısıyla mescide ezan okumaya geç kalır.
Sonradan peygamberimiz bu durumu ona sorduğunda Bilal, Fatıma annemize zor durumda gördüğünden yardım ettiğini ve bu yüzden geç kaldığını söyleyince, efendimiz ona,
-”iyi etmişsin. “diye teşekkür eder.
Sonraki günlerde de ömrü boyunca olduğu gibi zor günler hep onunla beraberdir.
Su taşımak, değirmende un öğütmek, hamur yapıp ekmek pişirmek, çocuklarının bakımı, eşi… Hayatın tüm zorlukları omuzlarındadır.
Kabaran ellerini gördüğünde dayanamaz Hz. Ali ve peygamberimizden kendisine bir yardımcı vermesini istemesini söyler. Zira yeni savaş esirleri gelmiştir.
Hz. Fatıma annemiz durumunu peygamber babasına arz ettiğinde olumlu cevap almış mıdır sizce …
Peygamberimizin şefkat ve merhamet kokan sözleri onu sevgisiyle sarar ama istek reddedilir.
Sebep:
-Kızım, önce Ashab-ı Suffa’yı düşünmem gerek. Onların durumu daha acil.
Peki, Hz. Fatıma bu duruma itiraz etmiş midir?
Hiç de değil. Zira o peygamber bağının en has gülüdür ve aynı babası gibi şefkat kokmaktadır .
Onlar bu davranış modelini kimden aldılar?
Bu davranış elbette ki, onun tedrisinden geçmiş birinin benimsediği ve yaşadığı bir roldür. Ve dünyanın hiçbir yerinde ve tarihinde böylesi bir rol –model görülmemiştir.
Zaten Allah Teâlâ, onu bizim için ;”ÜSVE-İ HASENE “ olarak nitelendirmemiş midir?
“Andolsun ki, sizden Allah’a ve âhiret gününe kavuşacağını uman ve Allah’ı çok zikreden (mü’min)ler için Rasûlullâh’ta üsve-i hasene (en mükemmel bir örnek) vardır.”
(Ahzâb, 21)
Onun tedrisinden geçenlerdir birbiri için diğerkamlık yapanlar, şimdilerde “EMPATİ” denilen ama herkesin kendisinin yapmadığı velakin hep başkasından beklediği empati, diğerkamlık, başkasını kendi yerine koyma veya kendine tercih etme, fedakarlık…
İşte her neci ise, adına ne denirse densin o bu konuda da Müslümanları o çok kısa sürede nasıl böylesine bir eğitim ve öğretime tabi tuttu ve bunu başardı.
Kur’an’ın rehberliğindeki bu muhteşem öğretmen, örnek insan, canlı Kur’an dediğimiz muhteşem nebinin maalesef biz bu yönlerine değil de saçının, sakalının tellerine önem atfetmiş, ravzasında iki rekat namaz kılabilmek için birbirimize eziyet vermiş, Hacer’ül Esved’i öpmeden haccımızın kabul olmayacağına inanmış, teravih namazlarını hiç kaçırmaz, tesbih namazlarının yolunu gözlerken vaktini ısrarla beklerken, onun esas tebliğinde ısrarcı olduğu farzları göz ardı etmişiz. Bizim esas sorunumuz toplum olarak buradadır …
Kavanoza taşları doldururken sıralamayı yanlış yapıyoruz…
Önce küçük taşları koyduğunuz kavanozda  büyük taşlara yer kalmaz.
yazan ve sunan :serap uysal

Yazar: serapuysal

Ben Serap Uysal. ..Emekli Kur'an öğretmeni.. Ama emeklilik sözde. Eğitim hizmeti ölene dek,mezara kadar. 1961'de başlayan dünya hayatımdaki macera hızla sürüyor. 26 yil resmen süren görev yılları, Kur'an Kurslarında ve camilerde hem uyuyan hem büyüyen, Hem öğrenen öğrenince de anne babasına yardımcı olan 4 evlat.6 yılda dünyaya teşrif eden ve bizi ana babalık şerefiyle sereflendiren Hakk'ın en güzel hediyesi evlatlarımız ve yolun devamında iki ilahiyatçı gönül doktoru ,iki de tıp doktoru evlat...onlari büyütürken biz de büyüdük. Onlari egitmeğitmeye çalışırken biz de öğrendik..meslekdaşımız gönül doktoru evlatlarımız şimdi bizim öğretmenlerimiz...kendi bilgi ve birikimlerimizi onlardan ve her yerden öğrenmeye calistiklarimizla harmanlayarak okuyucuya sunma niyetimiz halistir.maksat bir eser bırakmak ki ardımardından bir hoş sada bırakıp rahmetle yadedilelim.bu niyetten hareketle iki kitap yazdık..."Canlı Kur'aKur'an:HZ.MUHAMMED (SAV) ve 26 yıllık çalışma hayatımızın semeresi"ISLÂM KÜLTÜRÜ: SORARAK ÖĞRENİYORUM "isimli çalışmalarımız...ve yoldaki çalışmalarımızın internet ortamında yayınlanmasının daha faydalı olacağı inancı, bilgiyi ömür boyu edinme ve paylaşma arzusudur bu sitenin doğuş sebebi.2015 yılından beriki ugraslarimiz bu meyandadir. Ne yazık ki sanal ortam bilgisi bizde eksik olduğundan bazı teknik hatalar iki kere kurduğumuz site izin ki bunlar benim kaybettiğim iki önemli değerdi ...şimdi üçüncü kez bıkmadan, usanmadan, önümüzdeki engelleri aşarak karşınıza yine çıkma cureti gösterdik.Niyet saf ve halis şimdi de torunlarimizi büyütürken sitemize de onlarla beraber büyütmek dilek ve duasıyla dipdiri karşınızdayız.Sitemizde hayat ve bilgi birikimimiz yanında, hayatın stresini azaltmak ve Rabbimizin "Bir işten görüldü bunda başka bir ise giriş! "emrine itaate hobilerimize de yer vermeyi arzu ettik.Inşaallah Hakk nasip eder,biz de faydalı oluruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir