HİCRET HATIRALARI :İKİNCİ BÖLÜM

BİZ HİCRETİ NASIL ANLIYORUZ ?
Zenginlik deyince sahabelerin zengin olanlarından HZ. Ebubekir, Hz. Osman, Hz. Ömer… İlk akla geliverenlerden.
Hz. Ali Efendimizi sorarsanız onun özelliği ise fakirliğinin yanı sıra, ilmi ve yiğitliğidir.
Zengin olmamıştır hiç.
Çünkü Ehl-i Beyt elinde hiç mal bırakmamıştır.
Tüm malı ve mülkü Hz. Peygamber ve ailesi Hz. Hatice VALİDEMİZ. İSLAM UĞRUNA VAKFETMİŞ VE HARCAMIŞLARDIR.
ALLAH ONLARDAN RAZI OLSUN.
Hz. Ebubekir, çoğu savaşlarda, hicret ederken, hicret öncesinde de her zaman malını Hak Yola vakfeden, hiç çekinmeden sarf eden yüce gönüllü sahabe.
Sadık yardır o.
Malının faydasını hem kendi görmüş hem de müminlere onun malının hayrı o kadar çok olmuştur ki.
Sevgili Peygamberimizin hicretten önceki tebliğinde en zorlu günlerde özellikle köle ve cariye olan Müslümanların işkenceye uğradığı dönemde HZ. Ebubekir’in malının hayrını, faydasını gariban Müslümanlar, köleler ve cariyeler görmüştür.
Lübeyne, Zinnire, Nehdiyye ve Ümmü Abis, Hz Bilal gibi garipleri kurtaran, satın alıp azad eden Hz. Ebubekir’dir.
Hele ki Hz Bilal’i kurtarması o kadar sevindirmiştir ki Müslümanları, başta Sevgili Peygamberimiz olmak üzere.
Ehl-i Beytinden saydığı BİLAL, o günden sonra peygamberimizin dizi dibinden ayrılmayıp, ilk müezzin olma şerefine de nail olmuştur.
Mekke’nin en hatırlı, en zengini sayılan Hz. Ebubekir, Bilal gibi bir köleyi satın alıyor ve ardından fahiş bir fiyata aldığı bu köleyi azad ediyor, hürriyetini hediye ediyor.
Mekkeli müşrik kafaların algılayamayacağı bir durumdur bu .
Ama altının değerini sarraf bilir kabilinden.
Hz. Ebubekir birçok müslümanı bu şekilde hürriyetine kavuşturmuştur.
Ve boşuna “Sıddık” ünvanı verilmedi kendisine.
Her halde ve fiilde öndedir O.
Tebük’te malının tamamını verir.
Hicrette yoldaştır.
Hastalığında nebinin imamıdır.
Ve daha birçok fiilde, hayırda öndedir o.
Hz. Ömer…
Sevgili peygamberimizin, tebliğini en iyi özümseyenlerden.
O da bir tüccar.
Bir diğer can dostu olur o da, İslam’la şereflenince .
Der ki bir gün:
-Ya Rasulallah! Ben seni çok seviyorum ;
“-Kendi nefsinden ve ailenden daha çok sevmedikçe hakiki mümin olamazsın!” hitabının faili.
Bunu derken elbet bir kuru sevgi değildi peygamberimizin kastettiği.
Ve bu sevgi sadece “seni seviyorum”diyerek ispatlanacak bir sevgi de değildir hiç.
Sevgi emek ister deriz ya; sahi sevgi neydi?
Sevgi emektir, fedakârlıktır, sevgi samimiyettir.
Yeri geldiğinde malını, canını onun dizi dibine bırakabilmektir.
Ama yine bilmelidir ki insan, bu sevgi aslında insanın kendisine yaptığı bir yatırımdır.
ALLAH Resulünün tebliğine can ve malıyla yardım eden, canını ve malını aslında çok iyi bir fiyata Allah’a satıyordur.
Çok karlı bir alışveriştir bu.
Ama bedeli çok zaman dünyada değil ahrette ödenecektir .
Olur ki ,Allah dilerse iki cihandadır.
Bu meyanda HABBAB BİN ERET…
O GELİVERMEZ Mİ AKLA.
Habbab bir demircidir.
İlklerdendir o da.
Köledir.
Sırf Müslüman olduğu için sahibi olan kadından öylesi işkence görür ki, kadın vicdansızca onun başını,göğsünü ateşle dağlayarak işkence eder yakın akrabalarıyla ,kabilesiyle .işkencenin odağında Habbab ,onların eğlencesi olmuştur.
Ama ALLAH, ÖYLE ADİLDiR Kİ BU YAPTIĞI YANINA kar kalmaz .
Adı Ümmü Enmar’ül Huzai olan bu azılı müşrik kadın ,aslında yaptığı işkencelerle HABBAB’ın içindeki iman ateşini körüklerken kendi başına da belayı satın aldığının farkında değildir .
Allah bu!
“Sen Allah’ı seversen ALLAH SENİ SEVMEZ Mİ?” kabilinden kendi için narlara yanan kulunun ahını ahirete bırakır mı ?
Habbab’ın vücudunu gören sevgili elçi …Hani  o,” Size gönderilen peygamber size çok düşkündür ,size pek merhametlidir diye inen ayetler var ya …işte o ayetler sevgili peygamberimizin kalbinde daha nazil olmadan yazılıydı .
Bu meyanda hem Habbab’ı teselli ediyor ,hem dua ediyor ve “ALLAH’IM !Habbab’a yardım et “diye dua ettiğinde ,o dua çok geçmeden yerini buluyordu .
Şiddetli bir baş ağrısına tutulan o azgın kadının derdinin dermanı başının ateşle dağlanmasıdır .
Peki ,kim yapacak bu işi …
Habbab’tan daha iyi dağlayıcıyı nerden bulacak ?
Ve ;”eken eker ,ektiğini de biçer ..”.
***
ŞİMDİ…Bakınız bir sofra,etrafında bir çok sahabe .Yoldan gelmiş bir perişan adam .
Sofraya davet edildiğinde adam hem gözü ağrıyor ,hem de yaş hurmaları yiyor.Ne var ki bunda demeyiniz .
O ;SÜHEYB BİN SİNAN ,nam-ı diğer :SUHEYB-İ RUM-İ…
HZ .TALHA bin Ubeydullah ile varır MEDİNE’ye .Kavuşur sevgili elçiye ,kıymet biçilmez arkadaşlarına .
O ki ,sanatkardır.
Esir olarak getirildiği MEKKE ‘de  Abdullah bin Ceda  onu satın alır.
Daha sonraki zamanlarda hürriyetine kavuşur .
Azat edilir .
Sanatını icrada mahir olunca iyi de para kazanır .
Mal mülk edinir .
Şimdi bütün malını mülkünü MEDİNE’YE GÖTÜRSE  sıkıntı çeker mi .?
Krallar gibi yaşar .
LAKİN AŞK UĞRUNA ,YAR YOLUNA BÜTÜN  MALINI ,MÜLKÜNÜ MÜŞRİKLERE VERİR .
TEK ki kendini bırakıp ,MEDİNE’ye gitmesine izin versinler  diye yolunu kesen müşriklere verir nesi var nesi yoksa üstünde .Üstüne üstlük bir de MEKKE’de kalan tüm mallarının yerini de söyler .
Onu anlamak ,ancak onun gibi düşünmekle olur .
O yolda olmayan onun yaptığını anlayamaz .
N’olur ki gitmeyiversin MEDİNE’ye .
SÖYLEMESİN MALLARININ YERİNİ .
YOK.
YOK İŞTE .ÖYLE DEĞİL .
ONUN BU TİCARETİNİN NE KADAR KARLI OLDUĞUNU ALLAH SÖYLEYECEK  VE KIYAMETE KADAR SEVGİYLE ANILACAKTIR O.
PEYGAMBERİMİZE durumu anlattığında o :
-SUHEYB KAZANDI !SUHEYB KAZANDI ! diyecek .
Hak Teala da BUYURACAKTIR ONUN VE ONUN GİBİLER İÇİN :
BİR DE ŞU VAR Kİ SUHEYB İSTESE O MÜŞRİKLERDEN BİR KAÇ KİŞİYİ OKLARIYLA DELİK DEŞİK EDER ,KAÇIP GİDER. ÇÜNKÜ OK ATMADA GAYET MAHİR ,KILIÇ SALMADA USTADIR .
AMA BİR AN ÖNCE KAVUŞMAK İSTER YA İNSAN SEVDİĞİNE ,BU UĞURDA  FEDA ETMEYECEĞİ ŞEY YOKTUR …ÖYLE İŞTE .
BİR ÖRNEK AŞK …BİZE DE NASİP OLSUN DİYELİM VE SOFRADA GÖZÜ AĞRIDIĞI HALDE YAŞ HURMA YİYEN ADAMIN NE DEDİĞİNE BAKALIM BİR!
-Ağrımayan tarafımla yiyorum ya Rasulallah .!
Verdiği cevap  asırlar ötesinden dahi bizleri gülümsetir.
Sanki oradaymışız gibi hissettirir bizi:
ONUN NE KADAR ESPRİTÜEL OLDUĞU BU CEVAPTAN DA ANLAŞILIYOR ZATEN .
O ,GÖZÜ AĞRIYAN ,VE YAŞ HURMA YERKEN AĞRIMAYAN TARAFIYLA YİYEN BU ADAM  ÇOK SEVİLEN BİR MÜ’MİNDİR .
GÜVENİLENDİR AYNI ZAMANDA .
HZ .ÖMER halife iken mescitte  yaralandığında ,ölüm döşeğine uzanınca mescide imam olarak onu tayin eder yerine ve üç gün o kıldırır namazları ..
******
ONLAR KARI KOCA İLK MÜSLÜMANLARDAN .
VE ÇEKTİKLERİ ZORLUKLAR YÜZÜNDEN HABEŞ İLLERİNE HİCRET EDENLERDEN .
Bir söylenti çıkar .Tüm Mekkeli müşriklerin müslüman olduğuna dair .
İçlerinde bir umut ile geri döner  bir kısmı .
Oysa ki haber yalandır ,yanlıştır .
Bazıları hemen geri dönse de  Ebu Seleme ve eşi Ümmü Seleme geri dönmezler.
Kimdir EBU SELEME ve eşi ÜMMÜ SELEME ?
PEYGAMBERİMİZİN HALASI BERRE ‘nin  OĞLUDUR .
Aynı zamanda Süveybe HATUN ikisini de emzirmiştir .Sütkardeştirler .
PEYGAMBERİMİZE esas hicret yurdunun iki kara taşlık arası olan YESRİB olduğu müjdelediğinde ilk hazırlananlardandır EBU SELEME.
AKABE BEYATINDAN BİR SENE ÖNCEDİR VE BU hicret yurdu müjdelendiğinde eşi  ÜMMÜSELEME için de bir deve hazırlar ve oğlu Seleme’yi de kucağına verir yola çıkışa geçerler .
Yolda ÜMMÜ Seleme’nin kabilesi onları görür ve yollarını keser.
Karı – kocayı ve evladını birbirinde ayırırlar.
Ebu Seleme’nin  kabilesi de çocukları Seleme’yi vermez ve bu arada çekiştirirken çocuğun eli çıkar .
EBU SELEME Medine’ye hicrete tek başına gider ,ilk hicret eden müslüman olarak adını tarihe yazdırır .
İlklerdendir .
İlk müslüman olanlardan olduğu gibi ,ilk hicret eden …
Evlat Seleme ise ,Ebu SELEME’nin ailesi tarafından alıkonulur .Ümmü Seleme ise  hem kocasından hem de evladından ayrılmış olarak  kabilesi tarafından alakonulur.
Kendi bu durumu nasıl geçirdiğini anlatırken şöyle der :
-“BİR SENE BOYUNCA HER SABAH ,EBTAH DENİLEN YERE ÇIKAR ,AKŞAMA KADAR GÖZYAŞI DÖKER ,AKŞAMLEYİN DE GERİ DÖNERDİM !
DİLE KOLAY .
Bir sene eşinden ve evladından ayrı …
İnsanlar arasında iman eksikliği olsa da yine de merhamet duygusu olanlar çıkabiliyor .
Boykot yıllarında boykot kararına itiraz ederek ,o kararın kalkmasına önayak olanlar olduğu gibi .
Amcaoğullarından biri, onun bu gözyaşlarına ŞAHİT OLDUĞUNDA BİR ACIMA DUYGUSUYLA HAREKETE GEÇER VE :
“-BU zavallı kadını kocasından ve oğlundan ayırdınız ,niye halen bırakmıyorsunuz ?”
diye bir girişimde bulunur .
Onun bu girişimi netice verir ve isterse kocasının yanına gidebileceğine dair onu kararında serbest bırakırlar .
EBU SELEME ‘nin akrabaları da evlad Seleme’yi anasına verirler .
 Çocuğunu kaptığı gibi devesine atlayıp yola revan olan ÜMMÜ SELEME ,tek başına Rabbine sığınır ve Medine’ye doğru yola çıkar .

Ten’im denilen yere vardığında OSMAN BİN TALHA ile karşılaşırlar ve onun tek başına kocasının yanına gitmek istediğini duyan OSMAN BİN TALHA ,ona acır ve onun yalnız yola gitmesine razıolmaz .onu gayet güzel bir şekilde kemal-i edeple Kuba’ya getirir .ve kocasının orada olduğunu söyleyerek geri MEKKE’ye döner .
O sıralarda daha müslüman olmamış olan OSMAN BİN TALHA’nın ailesinin KABE ‘NİN ANAHTARLARINI taşıma görevini üstlendiğini biliyoruz .
VE DAHA NİCELERİ …
ONLAR HİCRET İÇİN NELERİNİ FEDA ETTİLER .
MALINDAN ,CANINDAN ,EVLADINDAN OLAN VE İSLAM UĞRUNA ÇİLE ÇEKENLER ,SIRF HÜR BİR ŞEKİLDE DİNLERİNİ YAŞAMAK İÇİN ÖNCE HABEŞ İLLERİNE ,SONRASINDA YESRİB’E HİCRET ETTİLER .VE YESRİB DENİLEN O İKİ TAŞLIK ARASI ŞEHRİ MÜNEVVER BİR ŞEHİR YAPTILAR .
MEDENİYET GÖTÜRDÜLER MEDİNE YAPTILAR .
MEDİNE-İ MÜNEVVARA…
MEDENİYETİN BEŞİGİ OLDU VE ORADAN KIT’ALARI AŞAN MEDENİYET MEŞALESİNİN YAYILDIĞI ,SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZİ KOYNUNDA SAKLAYAN ŞEHİR OLDU .
Daha anlatılacak çok hicret öyküsü var .
Bunları yer yer dinlediniz ,okudunuz ,yazdınız ve biliyorsunuz .Her dem hatırlamakta fayda var .
Lakin bize düşen ;bugün biz hİcretin neresindeyiz ?
Hicret deyince ne anlıyoruz ona bakmak lazım .
Hicretteki sırrı çözmek lazım .
Neden hicret ?
Niçin hicret?
Bir de sevgili peygamberimizi SAV’in hicret öncesinde kendisine gördüğü işkencelerden yakınan Süheyb -i Rumi’ye VE ONUN ŞAHSINDA TÜM MÜSLÜMANLARA SÖYLEDİĞİ sözler unutulmamalı .bizler ne yaşadık ki ?
“SİZDEN ÖNCEKİ ÜMMETLER İÇİNDE ÖYLE KİMSELER VARDI Kİ ,DEMİR TARAKLA DERİLERİ ,ETLERİ SOYULUP KAZINIRDI DA BU İŞKENCE YİNE ONLARI DİNİNDEN DÖNDÜREMEZDİ .
TESTERE İLE TEPESİNDEN İKİYE BÖLÜNÜRDÜ DE YİNE BU İŞKENCELER ONLARI DİNİNDEN DÖNDÜREMEZDİ.
ALLAHÜ TEALA ELBET Kİ BU İŞİ (İSLAM’I)TAMAMLAYACAKTIR .
BÜTÜN DİNLERDEN ÜSTÜN KILACAKTIR .
ÖYLE Kİ HAYVANINA BİNİP SAN’ADAN HADRAMUT’A KADAR TEK BAŞINA GİDEN BİR KİMSE ,ALLAHÜ TEALADAN BAŞKASINDAN KORKMAYACAK ,KOYUNLARI HAKKINDA DA KURT SALDIRMASINDAN BAŞKA BİR ENDİŞE DUYMAYACAKTIR .
FAKAT SİZ ACELE EDİYORSUNUZ !”
İSLAM ARTIK YOKEDİLEMEZ .
Lakin içi giderek boşaltılıyor ve biz bu durumu işte şu iki gözümüzle seyrediyoruz .
namaz mı dersiniz ?
oruç mu ?
hac mı ?
tesettür mü ?
zekat mı ?
en başta kelime- i tevhid …
daha hangi birini sayalım .
 içi boşaltılmayan ne kaldı ?
şu kadar camimiz var
şu kadaaar imam hatip lisemiz ,
şu kadar KURAN KURSUMUZ Kİ ,ADIM BAŞI ARTIK .
VE ONLARIN HERBİRİNDE GAYET RAHAT ŞARTLARDA GÖREV YAPAN DİN GÖREVLİLERİMİZ .
BİR DE TEK BAŞINA ÇIKTIĞI YOLDA TEBLİĞ İÇİN MAL ,CAN ,EVLAD FEDA EDEN SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ BAŞTA OLMAK ÜZRE CAHİLİYYET ASRINI ,”ASR-I SAADET’E “ÇEVİREN VE BU İŞİ 23SENE GİBİ BİR ZAMANDA YERİNE GETİREN NESLİ DÜŞÜNÜN .
DÜŞÜNELİM .
VE KUR’AN KURSLARINDA PEYGAMBERİMİZİN ANLATTIĞI İSLAM’I NE KADAR ANLATABİLĞİMİZİ ,NE KADAR YAŞAYABİLDİĞİMİZİ VE TEBLİĞİMİZİ DÜŞÜNELİM HEP BERABER .
BİR YERLERDE BİR YANLIŞLIKLAR VAR .VE BU YÜZDEN TERS GİDEN BİR ÇOK İŞLER VAR .
EEE .NİYE Mİ SÖYLÜYORUZ BUNLARI .?
SİLKİNELİM ,UYANALIM DİYE ELBET Kİ !
YAKTI İNSAN VE TAŞ OLAN CEHENNEM AZABINDAN HEPİMİZ EHL-İ İYALİMİZİ KORUYALIM DİYE .
YAZAN VE SUNAN :SERAP UYSAL

Yazar: serapuysal

Ben Serap Uysal. ..Emekli Kur'an öğretmeni.. Ama emeklilik sözde. Eğitim hizmeti ölene dek,mezara kadar. 1961'de başlayan dünya hayatımdaki macera hızla sürüyor. 26 yil resmen süren görev yılları, Kur'an Kurslarında ve camilerde hem uyuyan hem büyüyen, Hem öğrenen öğrenince de anne babasına yardımcı olan 4 evlat.6 yılda dünyaya teşrif eden ve bizi ana babalık şerefiyle sereflendiren Hakk'ın en güzel hediyesi evlatlarımız ve yolun devamında iki ilahiyatçı gönül doktoru ,iki de tıp doktoru evlat...onlari büyütürken biz de büyüdük. Onlari egitmeğitmeye çalışırken biz de öğrendik..meslekdaşımız gönül doktoru evlatlarımız şimdi bizim öğretmenlerimiz...kendi bilgi ve birikimlerimizi onlardan ve her yerden öğrenmeye calistiklarimizla harmanlayarak okuyucuya sunma niyetimiz halistir.maksat bir eser bırakmak ki ardımardından bir hoş sada bırakıp rahmetle yadedilelim.bu niyetten hareketle iki kitap yazdık..."Canlı Kur'aKur'an:HZ.MUHAMMED (SAV) ve 26 yıllık çalışma hayatımızın semeresi"ISLÂM KÜLTÜRÜ: SORARAK ÖĞRENİYORUM "isimli çalışmalarımız...ve yoldaki çalışmalarımızın internet ortamında yayınlanmasının daha faydalı olacağı inancı, bilgiyi ömür boyu edinme ve paylaşma arzusudur bu sitenin doğuş sebebi.2015 yılından beriki ugraslarimiz bu meyandadir. Ne yazık ki sanal ortam bilgisi bizde eksik olduğundan bazı teknik hatalar iki kere kurduğumuz site izin ki bunlar benim kaybettiğim iki önemli değerdi ...şimdi üçüncü kez bıkmadan, usanmadan, önümüzdeki engelleri aşarak karşınıza yine çıkma cureti gösterdik.Niyet saf ve halis şimdi de torunlarimizi büyütürken sitemize de onlarla beraber büyütmek dilek ve duasıyla dipdiri karşınızdayız.Sitemizde hayat ve bilgi birikimimiz yanında, hayatın stresini azaltmak ve Rabbimizin "Bir işten görüldü bunda başka bir ise giriş! "emrine itaate hobilerimize de yer vermeyi arzu ettik.Inşaallah Hakk nasip eder,biz de faydalı oluruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir