HİCRET HATIRALARI:BİRİNCİ BÖLÜM

YESRİB :İKİ TAŞLIK ARASI ŞEHİR
HİCRET İÇİN CENAB-I HAKK’IN SEÇTİĞİ ŞEHİR .
SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZİ VE SAHABELERİ BAĞRINA ALANDA MEDENİ OLACAK OLAN ,MÜNEVVER OLACAK OLAN ŞEHİR .
YESRİB :ARTIK MEDİNE -İ MÜNEVVERA  OLMAYA ADAY ŞEHİR …
MÜJDELENMİŞTİR HİCRET ve Müslümanları bağrına basmak için gün saymaktadır ARTIK YESRİB .
SANKİ O DA MEDİNE OLMAK İÇİN ADETA CAN ATARCASINA .
Akabe biatleri yapılır ilkin.
Bu bir söz vermedir.
Bir davettir.
Bir çağrıdır.
Bir bağrını açmadır Müslümanlara.
Ve, davete icabet gerektir.
İhtiyaç da vardır.
İslam sancağı, davet edilen yerden göklere yükselmelidir.
Müslümanlar rahat bir solukla ,dinlerini rahatça yaşabilmeye ve dinlerini tebliğe öylesine muhtaçtır ki …
Yesrib de bu tebliğe açtır.
ÖZLEMLE BEKLENEN SEVGİLİ PEYGAMBER GELSİN ,YOLLARINI AYDINLATSIN ,KARANLIK GÜNLER VE GECELER ,KAN ,KİN SONA ERSİN .
İhtiyaç elzem.
Duygular sel olmuş, bekleniyor gelecek nebi.
Önceden gidenler orayı zaten gülistana çevirecek nebi için hazırlamış, dikilecek İslam güllerine toprağı hazırlamış, kabartmış bekliyorlar.
Yesrib, kendine o tohumu atacak nebiyi beklerken heyecan dorukta!
Ve hicret günü geldi çattı.
Ölüme meydan okuyan bir yiğit var şimdi sahnede.
Peygamberin tebliği uğruna, hicretinde ona en yakın destek onu örnek alan HZ. Ali’den.
Gözünü bile kırpmadan HAKK’IN sevgili elçisinin yatağına yatar .
Ve müşrikleri aldatır.
Ve emanetler…
Emanetler vardır.
İşin tuhaf yanı odur ki, müşriklerin emanetleri de vardır arasında.
“Muhammed’ül Emin” adını verdikleri ama hak peygamber olduğuna iman edemedikleri halde, sırf inatlarından ve kavim – kabile taassubundan iman etmeyen bu insanlar, en değerli eşyalarını O’na emanet ederler.
Peygamberler ,”GÜVENİLİR “insanlardır.
Yoksa peygamber olamazlar.
Bu bir çalışma değil, bir Allah vergisi durumdur.
Peygamberler tebliğcidir.
Canları pahasına da olsa, tebliğden vazgeçmeleri mümkün değildir.
Emanet sahibidirler.
Emanete ihanet etmeleri asla düşünülemez.
Tıpkı hicret gününde hak nebinin hareketi gibi.
Ölüm pahasına da olsa emanetler sahiplerine ulaştırılacak.
Ve kapıdan çıkış.
Dayandığı yüce Allah …
Ve kendisine vahyedilen ayetler eşliğinde çıkıyor evinden .
Yasin suresinden okuduğu “fehüm la yubsirun”a kadar olan kısım
Serpilen bir avuç kum, yöneldiği rahman ve rahim olan ALLAH’IN ADIYLA EVDEN ÇIKIŞ VE ADETA BAKAR KÖR OLAN GÖZLER.
Başlar işte hicret yolculuğu ,böylesine adanmışlıklarla .
İncelenesi bir eylem var burada .Aslında bir değil birbirine bağlı bir çok eylem ki ,İSLAM’IN güzelliği buralarda çok belirgindir .
Can korkusu emanetlerin verilmesine engel teşkil etmez.
Emanet sahiplerinin müşrik ve kafir olması onların malını gasbetmek için bir sebep değil.
Bilakis koruma öylesine güçlü ve kuvvetli olmalı ki İSLAM’IN  güzelliği ortaya çıksın.
Hem bir şey daha var zikredilesi:
Münafığın alameti üçtür hadis-i şerifi
Buyurur ki kutlu nebi sonraki yıllarda:
“Münafığın alameti üçtür:
Söz verir, sözünde durmaz.
Yalan söyler.
Emanete riayet etmez, ihanet eder .”
Durulup düşünülesi bir durum değil mi bu?
İmanla ilişkili.
Ve kendisi bu durumda da örnek: Üsve-i Hasenemiz!
**
Kapısının önünde kanlı katil, canavar ruhlu insanlar var!
Alacakları yüz deve ödül sadece Ebu Cehil’den.
Daha kim bilir neler var ?
Ve böylesi bir cesaretle çıkıp giden bir cesaret simgesi yüce şahsiyet: SEVGİLİ PEYGAMBERİM (sav)
Akıllara ziyan bir durumdur bu.
Allah’a teslim oluş, Ona yöneliş ve sadece ondan yardım dilemek.
İşte, nokta kadar menfaat için virgül gibi  eğilmeyi prensip edinenlerin dünyasında, o bir güzel örnektir bize .
Burada biz aslında Fatiha suresindeki hayata yansımayı görürüz.
“YARABBİ! YALNIZ SANA YÖNELİR,YALNIZ SENDEN YARDIM DİLERİZ .”
Bunun, bu davranış modelinin başka bir açıklaması olabilir mi?
Allah’a yönelişin zirve yaptığı an ve mağara .
Kapıya kadar geldikleri o mağara önünde HZ. Ebubekir, ona bir şey olacak endişesi ile tir tir titrerken, O,Allah’ın yardımına öylesine inanmış ve güvenmiştir ki.
O yardımın tecellisini Hz. Ebubekir de görmüştür .
Müşrikler eğilseler görecekler, Hakk’ın elçisine bir ziyan vereceklerdir diye korkusu.
Ama görünen odur ki o mağara güvercinlerin yurdu ,örümceklerin yuvası ,akasya ağacının yeşerdiği ,yabani otların bürüdüğü yerdir adeta .
Öyle ki
-Mümkünü yok, burada olamazlar! diyor müşriklerin elebaşları, kibirli reisi.
Belki de …BELKİ DE …
ÖRÜMCEK YUVASI YOKTU ORDA…
ESAS ÖRÜMCEK HAKK’I GÖREMEYEN GÖZLER ÜZERİNE AĞINI ÖRMÜŞTÜ ..
Oysa iz süren rehber:
-İzler mağaranın ağzına kadar geliyor ,mutlak burada olmalılar derken hesap edemediği şey ,Hakk’ın sevgili elçisine sahip çıktığıdır .
Sen Allah’ı seversen, Allah seni sevmez mi?
Sen O’na güvenirsen, o seni korumaz mı?
Atalarımızın da dediği olmuştur:
“Mevlam eylerse kişinin işini ,
Taşa geçirir dişini,
Mevlam eylemezse kişinin işini
Paluze yerken kırar dişini.”
Bu kabilden mucizeleri ile desteklediği ve ihsanda bulunduğu nebisine yardımını bir de ayetiyle perçinleştirmiştir .
Ne güzel diyor o ayette Yaradan :
“  Siz ona yardım etmezseniz, Allah ona yardım etmiştir. Hani kafirler, ikiden biri olarak onu (Mekke’den )çıkarmışlardı ve ikisi mağarada iken, arkadaşına :
“Hüzne kapılma !ALLAH ELBETTE BİZİMLE BERABERDİR .”
DİYORDU. BUNUN ÜZERİNE Allah ona sekinetini indirmiş, onu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş ve küfre sapanların da kelimesini alçaltmıştı. Allah’ın kelimesi ise yüce olandır.
ALLAH ,AZİZDİR HAKİMDİR .”
TEVBE :40
Onun bu cesareti sadece hicret gününde değil, HUNEYN gününde o en sıkıntılı anda, Medine’deki zor günlerde, savaşlardaki en kritik anlarda da görülmüş cesaret timsali bir peygamberin ümmeti de, onun gibi cesurca davranışları ondan örnek almıştır.
Onun tebliğinde Müslümanlar kafirlere karşı şiddetli, birbirlerine karşı merhametlidirler .
Daha İslamiyetin ilk yıllarından itibaren O,öylesine etkili bir tebliğ metodu uygulamıştır ki müminlerin kardeşliği tüm dünyada emsali görülmemiş bir örnektir.
O, bir çimento mesabesindedir.
Bildiren Allah ,uygulayan ve tebliğ eden ,yaşama geçiren Hak nebi ..
***
Medine’de ilk günler.
HER ŞEYİNİ MEKKE’DE, dünyanın, İslam’ın gözbebeği Ka’be diyarında bırakan müminler Medine’yi yurt edindiklerinde sadece yurt değil, kardeş ,dost da edinmiş oluyorlardı Yesrib’de .
Öyle bir medeniyet inşa edildi  ki,iki taşlık arası diyar medeni oldu …medeni şehir :Medine : MEDİNE –İ MÜNEVVERA
Tüm Müslümanlar Medine’de daha peygamber gelmeden birbirine Mekkeli –Medineli kenetlendiler.
Dünyaya örnek oldular.
Bugün dünya böylesi bir kardeşliğe öylesine muhtaç ki!
Evleri iki odaysa; bir odasını,
Tek odaysa; ortadan perdeyle bölerek,
Ekmeğini, azığını paylaşarak,
Hatta iki eşi olan biri der ki;
-Eşimin birini boşayayım onu nikâhla, diyecek kadar,
Din kardeşini kendisine mirasçı kılacak kadar bir samimiyet ,ülfet ,kaynaşma ,birlik ve beraberlik ruhu …
Daha ne isim verirseniz veriniz, dünyada bu hareketin bir eşi, menendi yok. Rastlanmamış.
Ancak şu da belirtilmeli:
Karşılarındaki insanlar da, fırsat bu fırsat demiyor.
Suiistimal yok, iyi niyeti yani .
Diyor ki:
-Sen bana sadece çarşı –pazarın yolunu göster.
Malın da, hanımın da sana mübarek olsun!
Sağol, diyerek sadece Allah’a güvenmenin, iyi ve halis niyetlerinin karşılığını göreceklerdir.
Ve bu meyanda hareket eden kişilerden özellikle Abdurrahman bin Avf, peynir ticareti yaparak çok zengin olur.
DEVAM EDECEK
YAZAN:SERAP UYSAL

Yazar: serapuysal

Ben Serap Uysal. ..Emekli Kur'an öğretmeni.. Ama emeklilik sözde. Eğitim hizmeti ölene dek,mezara kadar. 1961'de başlayan dünya hayatımdaki macera hızla sürüyor. 26 yil resmen süren görev yılları, Kur'an Kurslarında ve camilerde hem uyuyan hem büyüyen, Hem öğrenen öğrenince de anne babasına yardımcı olan 4 evlat.6 yılda dünyaya teşrif eden ve bizi ana babalık şerefiyle sereflendiren Hakk'ın en güzel hediyesi evlatlarımız ve yolun devamında iki ilahiyatçı gönül doktoru ,iki de tıp doktoru evlat...onlari büyütürken biz de büyüdük. Onlari egitmeğitmeye çalışırken biz de öğrendik..meslekdaşımız gönül doktoru evlatlarımız şimdi bizim öğretmenlerimiz...kendi bilgi ve birikimlerimizi onlardan ve her yerden öğrenmeye calistiklarimizla harmanlayarak okuyucuya sunma niyetimiz halistir.maksat bir eser bırakmak ki ardımardından bir hoş sada bırakıp rahmetle yadedilelim.bu niyetten hareketle iki kitap yazdık..."Canlı Kur'aKur'an:HZ.MUHAMMED (SAV) ve 26 yıllık çalışma hayatımızın semeresi"ISLÂM KÜLTÜRÜ: SORARAK ÖĞRENİYORUM "isimli çalışmalarımız...ve yoldaki çalışmalarımızın internet ortamında yayınlanmasının daha faydalı olacağı inancı, bilgiyi ömür boyu edinme ve paylaşma arzusudur bu sitenin doğuş sebebi.2015 yılından beriki ugraslarimiz bu meyandadir. Ne yazık ki sanal ortam bilgisi bizde eksik olduğundan bazı teknik hatalar iki kere kurduğumuz site izin ki bunlar benim kaybettiğim iki önemli değerdi ...şimdi üçüncü kez bıkmadan, usanmadan, önümüzdeki engelleri aşarak karşınıza yine çıkma cureti gösterdik.Niyet saf ve halis şimdi de torunlarimizi büyütürken sitemize de onlarla beraber büyütmek dilek ve duasıyla dipdiri karşınızdayız.Sitemizde hayat ve bilgi birikimimiz yanında, hayatın stresini azaltmak ve Rabbimizin "Bir işten görüldü bunda başka bir ise giriş! "emrine itaate hobilerimize de yer vermeyi arzu ettik.Inşaallah Hakk nasip eder,biz de faydalı oluruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir