İSLAM TARİHİNDE EN GÜZEL SORU SORAN ELÇİ

İSLAM Tarihinin en önemli olaylarının olduğu yıllardan  biri şüphesiz  elçilerin gelip gittiği dönemdir .

Tarihi konusunda çeşitli rivayetlerin olduğu hicri 9. veya 7 .yılda vuku bulan bir elçi  heyetini anlatacağız bugün .

Ramazan-ı Şerif’in gölgesinin üzerimize düştüğü ve kavuşmaya çok az kaldığı günlerdeyiz .

Hadis alimlerimiz   İLİM ,İMAN ,NAMAZ ,ZEKAT ,ORUÇ  gibi konuları esererinde anlatırlarken bu olayı değişik rivayetleri ile aktarmışlar ,tarihçiler de oldukça kalabalık bir ortamda cereyan eden bu olayı özel başlıklar ile kaydedip aktarmışlar .

Gelen bu heyetin başkanı olan kişinin; tavır ve edası  sahabe üzerinde oldukça etki uyandırmış ve bu etki ve güzellik günümüzde de görülmeye devam etmiştir .

Gelen elçi kafilesi sevgili peygamberimizin sütannesi HALİME ANNEMİZİN kabilesi olan SA’D BİN BEKİR KABİLESİ’dir .

Gelen heyetin başındaki  DIMAM BİN SA’LEBE ;güçlü ,kuvvetli ,saçları iki  yanından sarkan ve görüntüsü ile heybetli ,ciddi ve vakarlı bir kişi olarak dikkat çeker .

Gelen heyet, mescide girdiğinde Sevgili Peygamberimiz( sav) sahabesiyle beraber sohbet etmektedir .

Dımam bin Salebe, Peygamberimizi sorar ve yanına yaklaşır .Aralarında tarihe geçen şu konuşma olur :

     “-Muhammed sen misin?”

Resûlullâh (s.a.v):

     “-Evet benim!”

Dımâm bin Sa’lebe:

     “-Ey Abdülmuttalib’in oğlu!”dedi:

Resûlullâh (s.a.v)’de:

     “-Evet dinliyorum!”

Dımâm bin Sa’lebe:

     “-Ben, Sana, bazı şeyler soracağım, soracağım şeylerde de sana karşı biraz katı ve kaba davranabilirim. Sakın, incinmiyesin!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v)’de:

     “-Hayır hayır incinmem istediğini sor!”buyurdu.

Dımâm bin Sa’lebe:

     “-Yâ Muhammed! Elçin bize gelip, Allâh’ın Seni Peygamber olarak bizlere göndermiş, olduğunu iddia etti. Ne buyurulur doğru mu ?”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

     “-Doğru söylemiş!”buyurdu.

Dımâm bin Sa’lebe:

     “-Gökleri kim yarattı?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v):

     “-Allâh!”buyurdu.

Dımâm bin Sa’labe:

     “-Yerleri kim yarattı?”

Resûlullâh(s.a.v):

     “-Allâh!”buyurdu.

Dımam bin Sa’labe:

     “-Şu, dağları diken, ve onlarda olanları yaratan kimdir?”

Resûlullâh (s.a.v):

     “-Allâh, and olsun ki, Allâh yarattı!”buyurdular.

Dımâm bin Sa’lebe:

     “-O halde, gökleri yaradan, yerleri yaradan ve şu dağları diken senin İlâh’ın senden öncekilerin ve senden sonra gelecek olanların İlâhları adına sana and veriyorum. Seni, gerçekten de bize, Allah mı gönderdi?”

Resûlullâh (s.a.v):

     “-Evet Allah gönderdi!”buyurdu.

Dımâm bin Sa’lebe:

“-Senin İlah’ın, Senden öncekilerin, ve Senden sonrakilerin İlahları adına, Sana, yemin ettiriyorum, Atalarımızın birlikte tapmış oldukları putlardan ayrılıp, hiçbir şeyi şerik koşmaksızın, yalnız kendisine ibadet

etmemizi bize emr etmeni sana Allah mı emretti?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v) :

     “-Evet!” buyurdular.

Dımâm bin Sa’lebe:

     “-Senin elçin, gündüzümüzde ve gecemizde bize beş vakit namazın farz kılındığını söylemiş olduğunu söyledi. Ne buyurulur?!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

     “-Evet doğru söylemiş!”buyurdu.

Dımâm bin Sa’lebe:

     “-Senin İlâh’ın, Senden öncekilerin ve Senden sonrakilerin ilahları adına sana and veriyorum, beş vakit namaz kılmamızı Sana Allah mı emr etti?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v):

     “-Evet!”buyurdu.

Dımâm bin Sa’lebe:

     “-Senin elçin, mallarımızda bir Zekât vergisinin üzerimize farz kılındığını söylemiş olduğunu söyledi. Ne buyurulur?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v):

     “-Evet doğru söylemiş!” buyurdu.

Dımâm bin Sa’lebe:

     “-Seni, Resül olarak gönderen adına and veriyorum. Allah aşkına şu sadakayı, zekâtı zenginlerimizden alıp da, fakirlerimize dağıtmayı Sana, Allah mı emretti?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v):

     “-Evet!”buyurdu.

Dımâm bin Sa’lebe:

     “-Senin elçin sene içinde Ramazan ayı orucunun üzerimize farz kılındığını söyledi. Ne buyurulur?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v):

     “-Doğru söylemiş!” buyurdular.

Dımam bin Sa’lebe:

     “-Seni, Râsül olarak gönderenin adına and veriyorum, bunu, Sana Allah mı emr etti?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v):

     “-Evet!”buyurdu.

Dımâm bin Sa’lebe:

     “-Senin elçin yoluna gücü yetene, Beytullâh’ı Hacc etmek gerektiğini de bize söyledi. Ne buyurulur?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v):

     “-Doğru söylemiş!”buyurdu.

Dımâm bin Sa’lebe:

     “-Seni, Râsül olarak gönderenin adına and veriyorum, bunu Sana Allah mı emr etti?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v) :

     “-Evet!”buyurdu.

Dımam bin Sa’lebe:

     “-Allah’dan gayri İlah bulunmadığına ve Muhammed’in Resûlullâh olduğuna şehâdet ederim. Ben, bu farzları yerine getireceğim. Beni nehy ettiğin şeylerden de uzak duracağım. Ben, bundan ne bir fazla ne de bir eksik yaparım!”dedi

Resûlullâh (s.a.v) İslâm dininin yasakladığı ve sakınılması gereken ahlaki kötülükleri ona açıklayınca, Dımâm bin Sa’lebe (r.a):

     “-Biz, zaten onlardan câhiliyet devrinde de sakınır, uzak dururduk. Ben, Senin, Allâh’dan getirdiklerine İman ettim. Gerimdeki kavmimden olanlara da elçi benim. Ben, Sa’d bin Bekir Oğulları’nın kardeşi Dımâm bin Sa’lebe’yim!”dedi.

Dımâm bin Sa’lebe dönüp giderken,

Resûlullâh (s.a.v):

     “-Adam anlayış gösterdi. İki yanından sarkık saçlı sözünde durur sadık çıkarsa Cennete girdi gitti demektir!”buyurdular.

Hz.Ömer (r.a):

     “-Ben, Dımâm bin Sa’lebe’den daha güzel, ve daha özlü soru soran bir kimse görmemişimdir!”demiştir.

Abdullah bin Abbas (r.a)’da:

     “-Biz, Dımâm bin Sa’lebe’den daha üstün bir elçi gelmiş olduğunu işitmedik!”demiştir.

Dımâm bin Sa’lebe devesinin diz bağını çözdükten sonra üzerine atlayıp kavminin yanına vardı. Sa’d bin Bekir Oğulları kabilesi Dımâm bin Sa’lebe’nin başına toplandılar.

Dımâm’ın onlara ilk sözü:

     “-Lat ve Ûzza ne kötüdür!”demek oldu.

Sa’d bin Bekir Oğulları:

     “-Ey Dımâm! Sen, onlara dil uzatmaktan vaz geç. Baras, cüzzam hastalıklarına tutulmaktan, delirmekten sakın!”dediler.

Dımâm bin Sa’lebe (r.a):

     “-Yazıklar olsun size! Vallâhi onlardan ne zarar, ne de yarar gelir. Allâh bir Râsül göndermiş, ve kendisine tutunup kurtulacağınız bir Kitâb indirmiş bulunuyor! Ben, şahidlik ederim ki, Allâh’dan gayri ilah yoktur. Muhammed de O’nun kulu ve elçisidir. Ben, O’nun yanından size emr ettiği ve yasakladığı şeylerle gelmiş bulunuyorum!”dedi.

O gün, Sa’d bin Bekir Oğulları’nın erkek ve kadın, hayatta bulunanlarından hiç biri geri kalmamak üzere, hepsi akşam olup güneş batmadan, Müslüman oldular. Sa’d bin Bekir Oğulları tapmakta oldukları putları hemen yok ettiler. Mescidler yaptılar ve namaz için ezanlar okuttular.

 Hz.Ömer (r.a), Dımâm bin Sa’lebe’den daha veciz soru soran bir kimse görmediğini, Abdullah bin Abbas (r.a)’da Resûlullâh’a gelen elçiler içerisinde Dımâm’dan daha üstün birisinin bulunmadığını hayranlıkla söylemişlerdir.

Resûlullâh’ı tanıdıktan sonra ona yaklaşıp :

     “-Sana bazı şeyler soracağım ancak sorularımda biraz sert ve haşin davranacağım sakın alınıp incinmiyesin!”demesi

Resûlullâh (s.a.v)’de ona; kesinlikle kırılmayacağını ve istediğini sorabileceğini söylemesi çok önemlidir

 Çünkü o günlerde ashâbın iman esaslarını ilgilendiren hususlarda Resûlullâh’a soru sorması yasaklanmıştı.

Bunun sebebi  de bazı islami ve edebi hassasiyete sahip olmayan kişilerin  gereksiz ,lüzumsüz ve malayani sorular sormasıydı.

bu tarz hareketler peygamberimizi üzdüğü gibi ALLAH  buna müsaade etmemiş ve hucurat suresi nazil olarak peygamberimize olur olmaz sorular sormak yasaklanmıştı .

bu durum sahabeleri  oldukça korkutmuş ve amellerinin ifsad olmasından ve boşa gitmesinden endişe duymuşlardı .

çöl halkından birilerinin gelip sevgili peygamberimize sorular yöneltmesini ve bu sayede peygamberimizin bu meyanda sohbet etmesini arzular olmuşlardı .

DIMAM BİN SA’LEBE’nin günümüze de örnek olacak soru soruş tarzı ve mantığı hepimize örnek olmalıdır .

En başta İslam’ın şiarı olan belli başlı ibadetlerin farziyetinin çok güzel bir şekilde dile getirilmesi ,günümüzde ibadetler üzerinde yapılan saçma sapan değerlendirmeler ve yorumların gereksizliği, dinin özünün  çok net ve kısa bir biçimde aktarılması ve anlaşılması   önemlidir .

Günümüzde insanların saçma sapan soruların ardına düşmesi ve din adına bazı kimselerin bunlara cevap yetiştirmeye çalışması da  içinden çıkılması zor durumlara ,inanış ve yorumlara sebeb olduğundan insanların bu konuda bir kez daha düşünmesinde yarar vardır .

HZ .ÖMER der ki:

” BİR İNSANINSORDUĞU SORUDAN ONUN AKLININ DERECESİNİ ANLARIM .”

Peygamberimiz (SAV)’in duası hepimizin malumudur .

ALLAH’IM !

FAYDASIZ İLİMDEN ,

ÜRPERMEYEN KALPTEN ,

DOYMAK BİLMEYEN NEFİSTEN

KABUL OLMAYAN DUADAN SANA SIĞINIRIM .

ALLAH ,Sevgili Peygamberimizin yaptığı bu duadan bizleri de hissedar eylesin .

SERAP UYSAL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir