GÜLÜMSEYİN!

ALİ HAT BEKÇİSİYDİ. HERKES GİBİ ONUN DA HAYATTA BİR İDEALİ VARDI: MAKASÇI OLMAK. SONUNDA SINAVA GİRDİ. MÜFETTİŞ SORDU:

“İKİ EKSPRES AKSİ YÖNLERDEN AYNI HAT ÜSTÜNDE BİRBİRLERİNE YAKLAŞMAKTALAR. BU DURUMDA NE YAPARSIN?”

“BİR TANESİNİ BAŞKA HATTA ALIRIM.”

“İMKANSIZ. RAYLAR DONMUŞ VAZİYETTE. MAKAS ÇALIŞMIYOR.”

“O ZAMAN KIRMIZI BİR BAYRAK SALLARIM.”

VAKİT GECE. KİMSE SENİ GÖREMEZ.”

“KIRMIZI BİR FENER SALLARIM.”

“MEMLEKETTE GAZ KITLIĞI VAR.”

“O ZAMAN ELİME GEÇEN HER TÜRLÜ TAHTA VE ODUNU HATTIN ÜSTÜNE YIĞAR VE TUTUŞTURURUM.”

“YA KİBRİTİN DE YOKSA?”

ZAVALLI HAT BEKÇİSİNİN ALNINDAN TER DAMLIYORDU. SONUNDA İÇİNİ ÇEKTİ:

“O ZAMAN KARIMI ÇAĞIRIRIM.” MÜFETTİŞ ŞAŞIRDI:
“KARINI MI ÇAĞIRIRSIN? BU İŞLE NE İLGİSİ VAR KARININ?”
“AZ SONRA ÇIKACAK ŞAMATAYI O DA GÖRSÜN BARİ…”

SERAP UYSAL

MASUM AMERİKAN KÖPEĞİ!YAZIK !

ADAMIN BİRİ NEW YORK, CENTRAL PARK’TA YÜRÜYÜŞ YAPARKEN, ANİDEN KUDUZ BİR KÖPEĞİN KÜÇÜK BİR KIZA SALDIRDIĞINI GÖRÜR. KOŞAR VE KÖPEKLE
BOĞUŞMAYA BAŞLAR. HAYLİ UZUN BİR UĞRAŞTAN SONRA ÜZERİ YARA BERE İÇİNDE KALDIĞI HALDE KÖPEĞİ ÖLDÜRÜR. AMA KÜÇÜK KIZIN DA HAYATINI
KURTARMIŞTIR. SON ANDA BU SAHNEYİ GÖREN POLİS NEFES NEFESE OLAY YERİNE KOŞAR VE ADAMIN YANINA GELİR.
SARILIP TEŞEKKÜR ETİKTEN SONRA ‘SEN’ DER ‘BİR KAHRAMANSIN, YARIN BÜTÜN GAZETELER SENİ YAZACAKLAR. VE GÖRECEKSİN BAŞLIK DA ŞÖYLE OLACAK;
CESUR NEW YORK’LU KÜÇÜK KIZIN HAYATINI KURTARDI.’
ADAM ‘AMA BEN NEW YORK’LU DEĞİLİM!’ DER.
POLİS ‘FARK ETMEZ, BU DURUMDA GAZETELER ŞUNU YAZACAKLAR; CESUR AMERİKALI KÜÇÜK KIZIN HAYATINI KURTARDI’ CEVABINI VERİR.
‘AMA BEN AMERİKALI DA DEĞİLİM’ DER ADAM ARTIK ŞAŞIRARAK. POLİS ‘YA, O HALDE NERELİSİN?’ DİYE SORUNCA ADAM CEVAP VERİR;
‘BEN IRAKLIYIM!’
POLİS ADAMA BAŞKA BİR ŞEY SÖYLEMEZ. AMA ADAM ERTESİ GÜN GAZETELERİ ALDIĞINDA ŞÖYLE BİR BAŞLIKLA KARŞILAŞIR;

‘RADİKAL İSLAMCI, MASUM AMERİKAN KÖPEĞİNİ ÖLDÜRDÜ.’!

SOR Kİ ÖĞRENESİN!

3 SORUYA 3 GÜZEL CEVAP

GENÇ BİR DELİKANLI SENELERCE YURT DIŞINDA OKUDUKTAN SONRA VATANINA ATEİST OLARAK GERİ DÖNER. ÜÇ SORUSUNA HİÇ KİMSE CEVAP VEREMEDİĞİNDEN DOLAYI CANI GAYET SIKINTILIDIR.

EBEVEYNİ OĞULLARINA YARDIM ETMEK NİYETİYLE BÜYÜK İLİM SAHİBİ OLAN KÖYÜN HOCASINA GÖTÜRÜRLER. HOCA VE DELİKANLININ ARASINDA GEÇEN DİYALOG ŞÖYLE DEVAM EDER.

DELİKANLI: KİMSİN SEN? SORULARIMA CEVAP VEREBİLECEK MİSİN?

HOCA: ALLAH’IN BİR KULUYUM VE ONUN İZNİYLE SORULARINA CEVAP VEREBİLECEĞİM.

DELİKANLI: EMİN MİSİN? PROFESÖRLER BİLE CEVAP VEREMEDİ BANA.

HOCA: ALLAH’IN İZNİYLE CEVAP VERMEYE ÇALIŞIRIM

DELİKANLI: 3 SORUM VAR

1. ALLAH YAŞIYOR MU? ÖYLE İSE, ŞEKLİNİ BANA GÖSTER

2. TAKDİR (KADER) NEDİR?

3. EĞER ŞEYTAN ATEŞTEN YARATILDIYSA NEDEN CEHENNEME YOLLANIYOR, CEHENNEMDE ATEŞ DOLU DEĞİL Mİ? ATEŞ ATEŞİ NASIL YAKSIN. TANRI BUNU DÜŞÜNEMEDİ Mİ?

BU ARADA, ANİDEN BİZİM HOCAMIZ DELİKANLININ BAŞI ÜZERİNDE BİR SAKSI KIRAR.

DELİKANLI CANI YANA YANA SORAR; NEDEN SİNİRLENDİN Kİ?

HOCA: SİNİRLENMEDİM. BU BENİM ÜÇ SORUNA BİR CEVABIM DER.

DELİKANLI: HİÇ BİR ŞEY ANLAMADIM.

HOCA: NASIL HİSSETİN KENDİNİ SAKSIYI BAŞINDA KIRINCA

DELİKANLI: TABİİ Kİ, FENA BİR ACI HİSSETTİM.

HOCA: YANİ, ACININ VARLIĞINA İNANIYOR MUSUN?

DELİKANLI: EVET

HOCA: BANA BU ACININ ŞEKLİNİ GÖSTER O ZAMAN!

DELİKANLI: GÖSTEREMEM.

HOCA: BU BENİM İLK CEVABIM. HERKES ALLAH’IN VARLIĞINI HİSSEDER AMA ALLAH’I GÖREMEZ.

HOCA: DÜN GECE RÜYANDA BENİM BAŞINDA SAKSI KIRDIĞIMI GÖRDÜN MÜ?

DELİKANLI: HAYIR.

HOCA: BUGÜN BÖYLE BİR ŞEY İLE KARŞILAŞACAĞINI HİÇ DÜŞÜNDÜN MÜ? AKLINDAN GEÇTİ Mİ?

DELİKANLI: HAYIR

HOCA: BU İŞTE TAKDİR DİR (KADER)

HOCA: BİZ NEDEN YARATILDIK? TOPRAKTAN YARATILMIŞ DEĞİL MİYİZ?

DELİKANLI: EVET BÖYLE DENİR.

HOCA: E O ZAMAN? SAKSIDA TOPRAKTAN YAPILMADI MI? ALLAH İSTERSE ATEŞTEN YARATILAN ŞEYTANI, ATEŞİN İÇİNDE CEZALANDIRAMAZ MI

SERAP UYSAL

ŞEYTANLAR HİÇ BOŞ DURUR MU?

ŞEYTANLARIN TOPLANTISI

BİR GÜN ŞEYTAN, KONVANSİYONEL BİR TOPLANTI İÇİN TÜM DOSTLARINI, YARDIMCILARINI ÇAĞIRMIŞ. AÇILIŞ KONUŞMASINI BÜYÜK BİR HEYECANLA YAPAN ŞEYTANIN SÖZLERİ ŞÖYLE:

-MÜSLÜMANLARIN CAMİLERE GİTMESİNİ ENGELLEYEMİYORUZ. KUR’AN OKUMALARINI VE GERÇEKLERİ ÖĞRENMELERİNİ DE ENGELLEYEMİYORUZ.ALLAH’A DÖNÜŞLERİNİ VE PEYGAMBERE BAĞLANMALARINI ,ONLARI SEVMELERİNİ DE ENGELLEYEMİYORUZ.ALLAH’A YÖNELDİKLERİNDE ÜZERLERİNDEKİ BÜTÜN ETKİMİZ KAYBOLUYOR,GÜCÜMÜZ KESİLİYOR,BİR ŞEY YAPAMAZ OLUYORUZ.

ŞEYTANIN DOSTLARI DEMİŞLER Kİ:

-GERÇEKTEN ÇOK ZOR DURUMDAYIZ.PEKİ AMA NE YAPABİLİRİZ Kİ?

ŞEYTAN DEMİŞ Kİ:

-BIRAKIN, CAMİLERE GİTSİNLER.FAKAT ZAMANLARINI ÇALIN.BÖYLECE ALLAH VE ELÇİSİ İLE BAĞLANTI KURAMASINLAR.SİZDEN İSTEĞİM BUDUR.SÖZLERİNİN DEVAMINDA ŞEYTAN ŞÖYLE KONUŞMUŞ:

-DİKKATLERİNİ DAĞITIN.BÖYLECE ALLAH İLE HAYATİ ÖNEME SAHİP BİR BAĞLANTI KURAMAZLAR.

ŞEYTANIN DOSTLARI ŞAŞIRMIŞ VE :

-PEKİ BUNU NASIL BAŞARACAĞIZ ,DİYE YİNE SORMUŞLAR.

ŞEYTAN :

-HAYATIN ÖNEMSİZ AYRINTILARI İLE DEVAMLI ONLARIN ZİHİNLERİNİ MEŞGUL EDİN.KULAKLARINA DEVAMLI OLARAK ŞUNU FISILDAYIN:HARCA ,HARCA ,HARCA.BORÇ AL,BORÇ AL,BORÇ AL.

KADINLARINI İŞ HAYATINA ATILIP DEVAMLI MEŞGUL OLMALARI İÇİN İKNA EDİN. ERKEKLERİN HAFTADA 6-7 GÜN VE DEVAMLI ÇALIŞMALARINI, BÖYLECE HAYATLARINDA BOŞLUK KALMAMASI İÇİN İKNA EDİN.ÇOCUKLARI VE EŞLERİ İLE ZAMAN GEÇİRMELERİNİ ENGELLEYİN.

EVLERİ BÖYLECE FERAHLADIKLARI BİR YER OLMAKTAN ÇIKACAKTIR ,ZİHİNLERİNİ O KADAR MEŞGUL EDİN Kİ ,KENDİ İÇ SESLERİNİ DİNLEYİP TE NEFİS MUHASEBESİ YAPAMASINLAR.KENDİLERİNİ SORGULAYAMASINLAR.BÖYLECE KAFALARI KARMAKARIŞIK OLACAK ,ALLAH VE ELÇİSİ İLE ZİHİNSEL BİR BERABERLİKLERİ BİLE KALMAYACAKTIR.

ŞEYTANIN DOSTLARI SEVİNÇ İÇİNDE:

-YAŞA SEN, BRAVO, BRAVO SESLERİYLE TEZAHÜRATA BAŞLAYINCA ŞEYTAN ONLARI BİR EL İŞARETİYLE SUSTURUP SÖZLERİNE ŞÖYLE DEVAM ETMİŞ:

-KAHVEHANELERDE, DOKTOR MUAYENEHANELERİNDE, EVLERİNDE, HER YERDE, HER YERDE MASALARI DERGİLERLE, GAZETELERLE DOLDURUN. ZİHİNLERİNİ 24 SAAT HABER BOMBARDIMANINA TABİ TUTUN. ARABA KULLANMA ESNASINDA TEFEKKÜR ETMELERİNİ ENGELLEYİN.

İNTERNETE GİRENLERİN MAİL KUTULARINI SAÇMA SAPAN MAİLLERLE, SİPARİŞ VE ALIŞVERİŞ KATALOGLARI İLE PROMOSYON ÜRÜNLERİ VE BOŞ UMUTLARLA DOLDURUN.

GAZETE VE TELEVİZYONLARA İNCE YAPILI, GÜZEL KADINLARLA DOLDURUN Kİ, BÖYLECE KOCALARI DIŞ GÜZELLİĞİN ÇOK ÖNEMLİ OLDUĞUNA İNANSINLAR VE HANIMLARINI BEĞENMESİNLER.

KADINLARIN AKŞAM KOCALARI İLE İLGİLENMESİNİ ENGELLEYECEK KADAR ÇOK YORULMALARINI SAĞLAYIN. EĞER KADINLAR ERKEKLERİN ARADIKLARI SEVGİYİ VERMEZLERSE, ERKEKLERİ BU SEVGİYİ BAŞKA YERLERDE ARAYACAKTIR.

ÇOCUKLARINA NAMAZIN ÖNEMİNİ ANLATMALARINI ENGELLEMEK İÇİN ONLARA OYALAYACAK MASAL KİTAPLARI TAVSİYE EDİN.

DOĞAYA ÇIKIP, ALLAH’IN YARATMA SIFATINI GÖRMELERİNİ ENGELLEMEK İÇİN ONLARI ÖYLE ÇOK MEŞGUL EDİN Kİ, EĞLENCE YERLERİNE, FUARLARA, PARKLARA, SPOR KARŞILAŞMALARINA, KONSERLERE, SİNEMALARA GÖTÜRÜN. ORALARDA KAVGA ÇIKARIP BİRBİRLERİNİ VURMALARINI SAĞLAYIN.BİZİM İŞİMİZ FİTNE ÇIKARMAKTIR,BUNU AKLINIZDAN ÇIKARMAYIN.İSLAMİ DOSTLUKLAR VE SOHBETLER YERİNE ,TARAFTAR DOSTLUKLARINI VE DEDİKODULARI TEŞVİK EDİN .

FUTBOL HAYATLARINI ODAK NOKTASI OLSUN. FUTBOLCULARIN İSİMLERİNİ ÇOCUKLARINA ÖĞRETMEYİ MARİFET SAYSINLAR. ANCAK, İSLAMIN ŞARTLARINI MERAK BİLE ETMESİNLER.

ŞU SÖZLERİ DE HAYATLARINDA PAROLA HALİNE GETİRMELERİNE ÇALIŞIN:

*BİR DEFAYLA BİR ŞEY OLMAZ.

*DAHA ÇOK GENCİZ.

*ALLAH KALP TEMİZLİĞİNE BAKAR.

*ALLAH İLE KUL ARASINA GİRİLMEZ.

*EMEKLİ OLDUKTAN SONRA.

*ZAMAN SİZE DEĞİL ,SİZ ZAMANA UYUN.

*BİR ŞEYCİK OLMAZ. ALLAH AFFEDER.

*BU KADAR GÜNAHI ALLAH AFFETMEZ.

*BOŞ VER, FAZLA DÜŞÜNME, KAFAYI YERSİN.

*CEHENNEMDE BİR SÜRE YANINCA, NASIL OLSA CENNETE GİRMEYECEK MİYİZ?

*BİZ BÜYÜKLERİMİZDEN BÖYLE GÖRDÜK.

*AMAN HA DİKKAT! BEYNİNİZİ YIKAMASINLAR.

İŞTE BENİM PLANIM BU.

ŞEYTANIN BU PLANINI, YANDAŞLARI, YOLDAŞLARI ÇILGINCA ALKIŞLAMIŞ VE ÜLKELERE DAĞILIRKEN MÜSLÜMANLARI DAHA FAZLA MEŞGUL EDECEKLERİNE TELAŞ İÇİNDE, ORAYA, BURAYA KOŞUŞTURACAKLARINA ALLAH’A, ELÇİSİNE VE AİLELERİNE DAHA AZ ZAMAN AYIRTACAKLARINA SÖZ VERMİŞLER.

DİNİNİ AZ BİR PAHAYA SATMAK

LONDRA’DA BİR CAMİİ’YE YENİ BİR İMAM GÖNDERİLMİŞ. ADAM ŞEHRE GİTMEK İÇİN HEP AYNI OTOBÜSE BİNİYOR VE ÇOĞU ZAMAN DA AYNI SÖFÖRE RASTLIYORMUŞ.

BİR GÜN, BİLET ALIRKEN ŞOFÖR YANLIŞLIKLA 20 KURUŞ FAZLA VERMİŞ. İMAM YANLIŞLIĞI OTURUP DA PARASINI SAYINCA FARK ETMİŞ. KENDİ KENDİNE “20 KURUŞU GERİ VERSEM Mİ ŞÖFÖRE?” DİYE DÜŞÜNÜYORMUŞ. AMA İÇİNDEN BİR SES DİYORMUŞ Kİ “ÇOK GÜLÜNÇ BİR PARA VE ŞOFÖRÜN UMURUNDA DEĞİL. OTOBÜS ŞİRKETİ ÇOK PARA KAZANIYOR ZATEN… SADECE 20 KURUŞ ONLARA BİR ŞEY YAPMAZ.” BU PARAYI SAKLAYABİLİRİM DİYE DÜŞÜNMÜŞ, ALLAH’TAN GELEN BİR HEDİYE GİBİ…

İNECEGİ DURAĞA GELİNCE, İMAM KALKMIŞ VE FİKRİNİ DEĞİŞTİRMİŞ, İNMEDEN ÖNCE ŞOFÖRÜN YANINA GİTMİŞ, 20 KURUŞU GERİ VERMİŞ VE DEMİŞ Kİ: “PARANIN ÜSTÜNÜ FAZLA VERDİNİZ.”

ŞÖFÖR GÜLÜMSEMİŞ VE DEMİŞ Kİ : “SİZ CAMİNİN YENİ İMAMISINIZ DEĞİL Mİ? ASLINDA UZUN ZAMANDIR SİZİ CAMİNİZDE ZİYARET ETMEK İSTİYORDUM, İSLAM’I ÖĞRENMEK İÇİN. BU YÜZDEN BİLEREK SİZE FAZLA PARA VERDİM. NASIL TEPKİ VERECEĞİNİZİ GÖRMEK İSTEDİM.”

İNERKEN İMAM ARTIK BACAKLARINI HİSSETMİYORMUŞ, YERE YIĞILACAKMIŞ NEREDEYSE, BİR DİREĞE TUTUNMUŞ VE KENDİNE GELMEYE ÇALIŞMIŞ. GÖZLERİNDEN YAŞLAR DÖKÜLEREK DEMİŞ Kİ:
“ALLAH’IM AZ DAHA İSLAMI 20 KURUŞA SATIYORDUM!. ..”

SEVGİ VE PAYLAŞMANIN GÜCÜ

HER YIL YAPILAN ‘EN İYİ BUĞDAY’ YARIŞMASINI YİNE AYNI ÇİFTÇİ KAZANMIŞTI. ÇİFTÇİYE BU İŞİN SIRRI SORULDU. ÇİFTÇİ:
-BENİM SIRRIMIN CEVABI, KENDİ BUĞDAY TOHUMLARIMI KOMŞULARIMLA PAYLAŞMAKTA YATIYOR, DEDİ.
-ELİNİZDEKİ KALİTELİ TOHUMLARI RAKİPLERİNİZLE Mİ PAYLAŞIYORSUNUZ? AMA NEDEN BÖYLE BİR ŞEYE İHTİYAÇ DUYUYORSUNUZ? DİYE SORULDUĞUNDA,
-NEDEN OLMASIN, DEDİ ÇİFTÇİ.
-BİLMEDİĞİNİZ BİR ŞEY VAR; RÜZGÂR OLGUNLAŞMAKTA OLAN BUĞDAYDAN POLENİ ALIR VE TARLADAN TARLAYA TAŞIR. BU NEDENLE, KOMŞULARIMIN KÖTÜ BUĞDAY YETİŞTİRMESİ DEMEK, BENİM ÜRÜNÜMÜN KALİTESİNİN DE DÜŞÜK OLMASI DEMEKTİR. EĞER EN İYİ BUĞDAYI YETİŞTİRMEK İSTİYORSAM, KOMŞULARIMIN DA İYİ BUĞDAYLAR YETİŞTİRMESİNE YARDIMCI OLMAM GEREKİYOR.

2. DERS: SEVGİ VE PAYLAŞMAK EN YAKININIZDAN BAŞLAR. SONRA YAYILARAK DEVAM EDER. KİN, CİMRİLİK, NEFRET KİMSENİN HOŞLANACAĞI DAVRANIŞLAR DEĞİLDİR.

KAVAK AĞACI İLE KABAĞIN ÖYKÜSÜ

ULU BİR KAVAK AĞACININ YANINDA BİR KABAK FİLİZİ BOY GÖSTERMİŞ. BAHAR İLERLEDİKÇE BİTKİ KAVAK AĞACINA SARILARAK YÜKSELMEYE BAŞLAMIŞ. YAĞMURLARIN VE GÜNEŞİN ETKİSİYLE MÜTHİŞ BİR HIZLA BÜYÜMÜŞ VE NEREDEYSE KAVAK AĞACI İLE AYNI BOYA GELMİŞ. BİR GÜN DAYANAMAYIP SORMUŞ KAVAĞA:
-SEN KAÇ AYDA BU HALE GELDİN AĞAÇ?
-ON YILDA, DEMİŞ KAVAK.
-ON YILDA MI? DİYE GÜLMÜŞ VE ÇİÇEKLERİNİ SALLAMIŞ KABAK.
-BEN NEREDEYSE İKİ AYDA SENİNLE AYNI BOYA GELDİM BAK!
-DOĞRU, DEMİŞ KAVAK.
GÜNLER GÜNLERİ KOVALAMIŞ VE SONBAHARIN İLK RÜZGÂRLARI BAŞLADIĞINDA KABAK ÜŞÜMEYE SONRA YAPRAKLARINI DÜŞÜRMEYE, SOĞUKLAR ARTTIKÇA DA AŞAĞIYA DOĞRU İNMEYE BAŞLAMIŞ. SORMUŞ ENDİŞEYLE KAVAĞA:
-NELER OLUYOR BANA AĞAÇ?
-ÖLÜYORSUN, DEMİŞ KAVAK.
-NİÇİN?
-BENİM ON YILDA GELDİĞİM YERE, İKİ AYDA GELMEYE ÇALIŞTIĞIN İÇİN.

SERAP UYSAL

TARİHİMİZ ,TÜRKÜLERİMİZ

ATATÜRK VE MÜZİĞİMİZ
HER MİLLETİN GEREK FERT OLARAK GEREKSE MİLLET OLARAK DUYGULARI SANATINA DA YANSIR.AŞK, AYRILIK,ACI ,GURBET,SEVİNÇ, HÜZÜN ,SAVAŞ HALLERİ TÜRKÜLERİMİZDE, MÜZİĞİMİZDE KENDİNİ GÖSTERİR.İÇİMİZDEKİ DUYGULAR BAZEN FARKINA BİLE VARMADAN BİR ŞİİR ,BİR TÜRKÜ OLARAK AĞZIMIZDAN ÇIKIVERMİŞ VE ZAMAN İÇİNDE DUDAKLARDA MIRILDANIR OLMUŞTUR.KÜLTÜREL KİMLİĞİMİZ BÖYLECE ORTAYA ÇIKMIŞTIR.
ÜNLÜ ŞAİRİMİZ BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU’NUN ŞU MISRALARI BİZE BU GERÇEKLİĞİ ÇOK GÜZEL İFADE EDER:
“NE ZAMAN BİR KÖY TÜRKÜSÜ DUYSAM ,
ŞAİRLİĞİMDEN UTANIRIM…
AH BU TÜRKÜLER, TÜRKÜLERİMİZ.
ANA SÜTÜ GİBİ CANDAN, ANA SÜTÜ GİBİ TEMİZ.
TÜRKÜLERDE TÜTER DAĞ DAĞ, YAYLA YAYLA,
KÖYÜMÜZ, KÖYLÜMÜZ MEMLEKETİMİZ…
AH BU TÜRKÜLER, KÖY TÜRKÜLERİ,
DİLİMİZİN TUZU BİBERİ…
MEMLEKET AHVALİNİ ONLARDAN SOR;
KİTAPLARDAN DEĞİL, TÜRKÜLERDE ARA YEMEN’İ!
ÖLENİ, KALANI, GİDİP TE DÖNMEYENİ…
BEN TÜRKÜLERDEN ALDIM HABERİ!
AH BU TÜRKÜLER; KÖY TÜRKÜLERİ.
BİR MİLLETİN MÜZİĞİ, O MİLLETİN HAYATINDA O KADAR ÖNEMLİDİR Kİ BEDRİ RAHMİ’NİN ŞİİRİNDE DE BELİRTTİĞİ GİBİ ANADOLU’MUZUN BAĞRINDAN ACILAR SEVİNÇLER, TÜRKÜ TÜRKÜ ÇAĞLAYIP ZAMANIMIZA KADAR GELMİŞ, “ TÜRK’Ü ANLAMAK İÇİN TÜRKÜ DİNLEMEK GEREK.” ÖZDEYİŞİNİN SÖYLENMESİNE SEBEP OLMUŞTUR.
HALİL SOYUER DÖRTLÜKLERİNDE:
“KOŞAR TELDEN TELE DÖKÜLÜR SAZA,
BEN BEN SÖYLERİM TÜRKÜLERİMDE.
ÖZLEM ÇAĞIL ÇAĞIL,ÂŞIK YIĞIN YIĞIN
BEN BENİ SÖYLERİM TÜRKÜLERİMDE.

GAH EMRAH OLURUM DERT İLE DOLAN
GAH BİR KÖROĞLU’YUM DAĞLARDA KALAN
SEYRANİ, SÜMMANİ, KARACAOĞLAN
BEN BENİ SÖYLERİM TÜRKÜLERİMDE.”
TÜRK MİLLETİNİN TÜRKÜLERE YANSITTIĞI DUYGULARNA İŞARET ETMİŞTİR. AYNI ŞEKİLDE DEĞERLİ OZANIMIZ RAHMETLİ AŞIK VEYSEL DE:
“BEN GİDERSEM SAZIM SEN KAL DÜNYADA
GİZLİ SIRLARIMI AŞİKÂR ETME.”
DİYEREK SAZINI DERDİNE YOLDAŞ, SIRDAŞ OLARAK GÖRDÜĞÜNÜ BELİRTMİŞTİR.
GENE ÂŞIK VEYSEL:
“HEP BERABER GELİN KIZLAR,
BİLE COŞAR O YILDIZLAR
KOŞULUNCA ÇİFTE SAZLAR
TÜRK’ÜZ TÜRKÜ ÇAĞIRIRIZ.” DİZELERİYLE TÜRK MİLLETİNİN TÜRKÜLERİNE OLAN TUTKUSUNU BELİRTİR.
“BAĞLAMA DEDİĞİN ÜÇ TEL BİR TAHTA,
NE ŞAHA BAŞ EĞMİŞ, NE TACA TAHTA
TÜM DERTLERİ ÖZETLEMİŞ BİR AH’TA
BOZKIRDA NARADIR BİZİM TÜRKÜLER.” (ALİ AKBAŞ)
TÜRKÜ ÜSTÜNE TÜRKÜ SÖYLEYEN BİR BAŞKA OZAN DA:
“ANALARIN GÖZYAŞINI DÖKTÜRÜR
HASRET ÇEKENLERLE BOYUN BÜKTÜRÜR,
AŞIĞA YÜREKTEN BİR OF ÇEKTİRİR
ŞU BİZİM TÜRKÜLER, BİZİM TÜRKÜLER.” (NİĞDELİ FİKRET DİKMEN)
DİYEREK MİLLETİMİZİN DUYGULARINA TERCÜMAN OLMUŞ.
BİR MİLLETİN MÜZİĞİ, O ÜLKENİN BAĞIMSIZLIK SEMBOLÜDÜR. BU İLK ÇAĞLARDAN BERİ BÖYLE KABUL EDİLMİŞTİR. RİVAYET EDİLİR Kİ;
“ROMA İMPARATORU SEZAR’A BAĞLI İKİ ÜLKE ARASINDA BİR SORUN ÇIKAR .SORUN SEZAR’A AKSETTİRİLİR.ŞİKAYETİN KONUSU, İKİ ÜLKEDEN BÜYÜĞÜNÜN ,KÜÇÜĞÜN KENDİ ÜLKESİNE KATILMASINI İSTEMESİDİR.SEZAR ,ONLARA BİR SÜRE SONRA GELMELERİNİ KARARINI O ZAMAN BİLDİRECEĞİNİ SÖYLER.MÜFETTİŞLER GÖREVLENDİRİR VE ONLARA ,İKİ ÜLKENİN MÜZİK KÜLTÜRLERİNİ ARAŞTIRMALARINI SÖYLER.ARAŞTIRMA SONUCU MÜFETTİŞLER ,İKİ ÜLKENİN DİLLERİNİN YAKIN OLMAKLA BERABER, MÜZİK KÜLTÜRLERİNİN TAMAMEN FARKLI OLDUĞUNU SÖYLER.BU DURUM ÜZERİNE SEZAR, KARARINI ÜLKELERİN BİRLEŞMEMESİ ÜZERİNE VERİR.
“EVLERİNİN ÖNÜ”İSİMLİ KİTABIN YAZARI CAHİT ÖZTELLİ’NİN KİTABINDAN AKTARILAN BU OLAYDA DA GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ TÜRKÜLER ÜLKE KÜLTÜRÜ VE BAĞIMSIZLIĞININ SEMBOLÜDÜR. DOLAYISI İLE BİRİ DİĞERİNİN HÂKİMİYETİNİ KABUL ETMEZ.
MİLLETİMİZDE MÜZİK KÜLTÜRÜ OLDUKÇA GÜÇLÜDÜR VE HER TÜRLÜ DUYGU TÜRKÜLERE, ŞARKILARA YANSIMIŞTIR. TÜRK MİLLETİNİN BAĞRINDAN ÇIKAN EZGİLERİN 10 BİNİN ÜZERİNDE OLMASI DA BUNU GÖSTERİR. HİÇBİR MİLLETİN BU KADAR EZGİYE SAHİP OLMADIĞINI SÖYLEMEK YANLIŞ OLMAZ. TÜRKÜLER, EZGİLER, ŞARKILAR TÜRK MİLLETİNİN TA KENDİSİDİR.
KİMİ TÜRKÜDE MİZAH YAPAR, AŞAĞIDAKİ SATIRLARDAKİ GİBİ:
“SABAHINAN ERKEN ÇİFTE GİDERKEN,
ÖKÜZÜM TORBADAN DÜŞMÜŞ, GÖRDÜN MÜ?”DERKEN,
BİR DİĞERİ:
“BUYURUN ARKADAŞLAR, DAVETİM VAR BENİM.
HERKES KESESİNDEN YESİN, İÇSİN, SALTANATIM VAR BENİM.
ASLI YOK YAYLASINDA BİN BEŞ YÜZ KOYUNUM VAR BENİM.”

KİMİ TÜRKÜDE BÜLBÜLE, TURNALARA DERT YANMIŞ:
“KONMA BÜLBÜL, KONMA NERGİS DALINA .
ÖLDÜRÜRLER SENİ BİR YAR YOLUNA.”
KİMİ TÜRKÜDE AĞIT YAKAR YAVRUSUNA, SEVDİĞİNE:
“SEÇTİM KUZUDAN KOYUNU,
KOYDUM YAVRUMUN SUYUNU.
ALİ’M TENEŞİRE YATMIŞ ,
NOLUR GÖSTERİN BOYUNU”
BİR BAŞKASI, HEPİMİZİN BİLDİĞİ YEMEN TÜRKÜSÜ. HİÇBİR MİLLETİN BU KADAR DOKUNAKLI, İÇLİ BİR TÜRKÜSÜ OLDUĞUNU SANMIYORUZ. O KADAR İÇTEN VE DUYGULU YANSITILMIŞ Kİ BU TÜRKÜDE DUYGULAR ,DİLİMİZİ BİLMEYEN BİRİNİ BİLE ETKİLENMEMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR.B İR SAVAŞ, YIKILAN ÜMİTLER,SOLAN HAYATLAR BU TÜRKÜDE DİLE GELMİŞ,BENZERLERİ GİBİ :
“HAVADA BULUT YOK, BU NE DUMANDIR,
MAHLEDE ÖLÜ YOK BU NE ŞİVANDIR.
ŞU YEMEN ELLERİ NE D E YAMANDIR.

ELİ YEMENDİR, GÜLÜ ÇEMENDİR,
GİDEN GELMİYOR ACEP NEDENDİR.”

DAHA BİR ÇOK DUYGULARI TÜRKÜLERLE, EZGİLERLE TÜM MİLLETİMİZLE PAYLAŞAN ANADOLU İNSANI, YÖRELERE GÖRE ADET VE ANANELERİNİ DE YANSITMIŞ OLUYOR. YÜZYILLARCA SÜREGELEN EZGİLER ESKİMEMİŞ, ESKİMEYECEKTİR.
ATATÜRK’ÜN ÖZELLİKLE YEMEN TÜRKÜSÜNE KARŞI BİR HASSASİYETİ VARDI Kİ,HER SÖYLENİŞİNE GÖZYAŞLARINI TUTAMAZDI. ÇÜNKÜ BU TÜRKÜDE ARABİSTAN ÇÖLLERİNDE ZİYAN OLAN FİDAN GİBİ DELİKANLILARIMIZI HATIRLAR VE GERİDE KALANLARIN YIKILAN ÜMİTLERİNİ, HAYALLERİNİ, YAKINMALARINI HATIRLARDI.
ATATÜRK’ÜN YEMEN TÜRKÜSÜYLE İLGİLİ BİR HATIRASINI BURADA HATIRLAMADAN GEÇMEYELİM. ATATÜRK’E YAKIN İSİMLERDEN M.RASİM ÖZGEN ŞU HATIRASINI ANLATIR:
“ATATÜRK, ADANALI SITKI BEY VE EŞİ VASFİYE HANIM’DAN DİNLEDİĞİ YEMEN TÜRKÜSÜ HAKKINDA ŞUNLARI SÖYLEMİŞTİR:
-O TÜRKÜLER BENİ O KADAR SARMIŞTI Kİ, BİR GECE DE İSMET İNÖNÜ’YE DİNLETTİM, HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLADI.”

… ATATÜRK SABAHA KADAR O GÜN YEMEN TÜRKÜSÜ VE DİĞER TÜRKÜLERİ SITKI BEY’İN UDU VE EŞİNİ SESİNDEN DİNLER.BU TÜRKÜLERİN ANKARA VE İSTANBUL RADYOLARINDAN MİLLET DİNLETİLMESİNİ DE EMREDER.
BU EMİRLE TÜRK MUSİKİSİ CANLANIR.
BU HATIRANIN ARDINDAN ATATÜRK’ÜN SANATA VE SANATÇIYA VERDİĞİ DEĞER DE YİNE AYNI KİŞİ TARAFINDAN ŞÖYLE ANLATILIR:
“ADANALI SITKI BEY,DAHA ATATÜRK İLE TANIŞMADAN ÖNCE İSTANBUL’A GELİR.KENDİSİ İSTİKLAL SAVAŞINDA BAYTAR MEKTEBİNİ BİTİRDİKTEN SONRA ,ASKERE ALINIR . SAVAŞTAN SONRA BAYTAR YÜZBAŞILIĞINDAN AYRILARAK, ÖĞRETMENLİĞİ VE YAZARLIĞI MESLEK EDİNİR. BİR SES SANATKÂRI OLAN EŞİ VASFİYE HANIM’IN TESİRİ VE TEŞVİKİYLE MUSİKİDE İHTİSAS SAHİBİ OLMUŞ BİR ZAT. TÜRK MUSİKİSİ ÜZERİNE BESTELEDİĞİ ŞARKILARINI, BİR PLAK ŞİRKETİNE GÖTÜRÜR. PLAKÇI TÜRK MUSİKİSİNİN YASAKLANDIĞINI, RADYOLARDAN KALDIRILDIĞINI VE BU ESERLERİ ALAMAYACAĞINI SÖYLER. BU DURUMDAN AŞIRI ÜZÜNTÜYE KAPILAN SITKI BEY, GEÇİRDİĞİ BİR BUHRAN ANINDA, TUTAR ATATÜRK’E KURŞUN KALEMLE VE ADİ BİR DEFTER YAPRAĞINA, SİTEM DOLU, AĞIR BİR MEKTUP YAZAR. BU MEKTUBUNDA, ESKİ SANAT USTALARININ FİKİRLERİNDEN VE BESTELERİNDEN ÖRNEKLER GÖSTEREREK, TÜRK MUSİKİSİNİ SAVUNMAKLA BERABER, YASAKLANMASINI AĞIR BİR DİLLE ELEŞTİRİR.
ARADAN BİRKAÇ GÜN GEÇİNCE, POLİS KARAKOLU VASITASIYLA SITKI BEY DOLMABAHÇE SARAYINA ÇAĞRILIR.
KURŞUN KALEMLE ADİ BİR DEFTER KÂĞIDINA SİTEM DOLU MEKTUBU YAZAN BU SANATKÂR ATATÜRK’ÜN İLTİFATLARIYLA HUZURDA KABUL EDİLMİŞ, ENGİN BİR MÜSAMAHA İLE KARŞILANMIŞTIR.”
ZANNEDİLİR Kİ ATATÜRK SADECE RUMELİ TÜRKÜLERİNİ SEVER. RUMELİ TÜRKÜLERİ ONUN GENÇLİK HATIRALARIDIR ONLARI SEVER. YANI SIRA, TÜRK MUSİKİSİNİ VE ONLARDAN SANAT DEĞERİNİ TAŞIYANLARI DİNLEMEYİ DE SEVERDİ. KENDİSİ DE ZAMAN TÜRKÜLERE, ŞARKILARA EŞLİK EDER, KENDİNE MAHSUS ÜSLUBUYLA VE İFADE TARZIYLA OKURDU. AYNI ZAMANDA ŞARKI VE TÜRKÜLERİN YAKILMALARINA SEBEP OLAN OLAYLARI VE DUYGU ZENGİNLİĞİNİ BELİRTECEK ŞEKİLDE AHENK VE BELAGATLE OKUNMASINI İSTERDİ.
ATATÜRK, MÜZİĞİMİZİ KATLEDİP YANLIŞ YORUMLAYAN VEYA HAKKINI VEREMEYENLERE KIZARDI. TAKDİR ETTİĞİ GİBİ KIZDIĞI ZAMANLAR DA OLMUŞ TU.
***
ATATÜRK’ÜN MAİYETİNDE ÇALIŞAN ÜNLÜ BESTEKAR SADETTİN KAYNAK ŞÖYLE ANLATIR:
“BİR GÜN SABAH NAMAZINDAN SONRA, SARAYDA BANA TAHSİS EDİLEN ODAMDA KUR’AN OKUYORDUM. BİR MAİYET ODAMA GİREREK OKUMAYI KESMEMİ, ATATÜRK’ÜN UYANDIĞINI SÖYLEDİ. ATATÜRK’Ü UYANDIRDIĞIM KORKUSUYLA DIŞARI ÇIKTIM. DIŞARI ÇIKTIĞIMDA ATATÜRK MERDİVEN BAŞINDA İDİ. BAŞIMI ÖNE EĞDİM. O, TEDİRGİN OLMAYIN, ÇOK MEMNUN OLDUM. HER SABAH DİNLEMEK İSTERİM, DİYE TALTİFTE BULUNARAK BENİ YANINA ÇAĞIRDILAR. YANLARINA GİRDİĞİM ZAMAN KOLTUĞUNA OTURMUŞLARDI. BANA DA YER GÖSTERDİLER, OTURDUM. GÖZLERİ NEMLİYDİ. ANLADIM Kİ, OKUDUĞUM AYETLER KENDİSİNE ÇOK TESİR ETMİŞTİ. SESİMİN TESİRİNDEN Mİ, VEYA AYETLERİN MANASINI ANLADIĞINDAN MIDIR NEDİR ÇOK DEFALAR KUR’AN OKURKEN GÖZLERİNİN DOLDUĞUNU GÖRMÜŞÜMDÜR. ONA DİNSİZ DİYENLERE ŞAŞIYORUM .
BİRDEN GÖZLERİNİ GÖZLERİME DİKEREK SERT BİR SESLE:
–SADETTİN BEY, SESİNİZİN GÜZELLİĞİ ENDER BULUNUR.SİZ OKUDUĞUNUZ ZAMAN, KENDİSİNİ KAYBETMEYECEK İNSAN AZ BULUNUR.MÜZİĞE ÇALIŞTIĞINIZI BİLİYORUM.SİZİ DİNLEMEK İSTERİM ,BUYURDULAR.KENDİLERİNE ITRİ’NİN MAHUR FASLINDAN BİR BESTESİNİ OKUDUM.BENİ GÖZLERİ KAPALI OLARAK SONUNA KADAR DİNLEDİLER. BİTİRNCE AYAĞA KALKARAK:
– SİZ TÜRK MUSİKİSİNE LAZIM OLAN BİR SANATKARSINIZ. SİZİ TEBRİK EDERİM, DİYEREK İLTİFATLARDA BULUNDULAR.”
ASLINA BAKILIRSA ATATÜRK, SANATIN HER DALIYLA İLGİLENMİŞ, MUSİKİ DEVRİMİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN BÜYÜK ÇABA HARCAMIŞTIR. MUSİKİNİN İNSAN VE TOPLUM HAYATINDA ÖNEMLİ BİR YERE SAHİP OLDUĞUNU BİLEN ATATÜRK,14 EKİM 1925 TE İZMİR’DE KIZ ÖĞRETMEN OKULUNU ZİYARETİ ESNASINDA, ÖĞRENCİLERİN SORDUĞU:
—HAYATTA MUSİKİ GEREKLİ MİDİR? SORUSUNA:
—HAYATTA MUSİKİ GEREKLİ DEĞİLDİR. ÇÜNKÜ HAYAT MUSİKİDİR: MUSİKİ İLE İLGİSİ OLMAYAN MAHLÛKAT İNSAN DEĞİLDİR. EĞER SÖZ KONUSU OLAN HAYAT, İNSAN HAYATI İSE MUSİKİ MUTLAKA VARDIR.MUSİKİSİZ HAYAT ZATEN MEVCUT OLAMAZ.MUSİKİ ,HAYATIN NEŞESİ,RUHU ,SEVİNCİ VE HER ŞEYİDİR.YALNIZ MUSİKİNİN TÜRÜ ÜZERİNDE DÜŞÜNMEYE DEĞER,CEVABINI VERİR.
O,MÜZİK DİNLEYEN İNEĞİN BİLE DİNLEMEYENE ORANLA FAZLA SÜT VERECEĞİNİ, HASTALIKLARIN BİLE MÜZİKLE TEDAVİ EDİLDİĞİNİ BİLEN BİR CUMHURBAŞKANIDIR.
MAALESEF ÜLKEMİZDE CUMHURBAŞKANLARI SENFONİ ORKESTRASI DİNLER ,OPERAYA GİDER DÜŞÜNCESİ HAKİMDİR.ATATÜK BATI MÜZİĞİ DİNLEMEKLE BERABER HİÇBİR ZAMAN KENDİ ÖZ MÜZİĞİMİZE SIRT ÇEVİRMEMİŞ,SENFONİ ORKESTRASI DİNLEYİP ,ÇAĞDAŞLIK BUDUR DÜŞÜNCESİNE KARŞI: “TÜRK OLMAK ÜSTÜN OLMAK İÇİN KAFİDİR.”DÜŞÜNCESİNİ SESLENDİRMİŞTİR.
ATATÜRKÜN MÜZİĞE OLAN İLGİSİ SADECE DİNLEMEK VE SÖYLEMEKLE KALMAMIŞTIR.ARAŞTIRMALAR YAPMIŞ, SEGAH ,NİHAVENT,RAST MAKAMLARINI ,DİYEZİ VE BEMOLÜ BİLECEK SEVİYEDE MÜZİK BİLGİSİNE SAHİP,TÜRKÜLERİ BAŞKALARINA ÖĞRETECEK ,DİKSİYON BOZUKLUKLARINI DÜZELTECEK KADAR İLGİLİ VE BİLGİLİ, BÜLBÜLÜM ALTIN KAFESTE,VARDAR OVASI,MANASTIRIN ORTASINDA VARDIR BİR HAVUZ” TÜRKÜLERİNİN RADYOYA GEÇMESİNİ SAĞLAYAN , “ANADOLU’NUN KÜLTÜRÜ İŞTE BU SAZ İÇİNDEDİR” DİYEREK SAZA ,BAĞLAMAYA DEĞER VEREN BİR DEVLET BAŞKANIDIR.
DÖNEMİNDE İSTANBUL BELEDİYE KONSERVATUARI TARAFINDAN DERLENEN VE YAYINLANAN TÜRKÜLERİ İNCELEYEREK TÜRKÜLERE KİTAPTA İŞARETLER KOYUP SEVDİĞİ TÜRKÜLERİ BELİRTMİŞTİ. BALKAN FESTİVALİNDE HALK OYUNLARI OYNANIRKEN ; “BU FİGÜR ŞÖYLE OLSA DAHA İYİ OLUR DEYİP OYUNUN İNCELİKLERİNİ DÜŞÜNEN ATATÜRK ARTVİN BARINA ADINI VERDİRDİ.
ATATÜRK’ÜN TÜRKÜ SEVDASINA ŞAHİT OLANLARDAN BİRİ DE TAMBURACI OSMAN PEHLİVAN VE SADİ YAVER ATAMAN ‘DIR.SADİ YAVER ATAMAN ,ATATÜRK’ÜN TÜRKÜLERİMİZE VE MÜZİĞİMİZE OLAN SEVDASINI “ATATÜRK VE TÜRK MUSİKİSİ”ADLI KİTABINDA ANLATIR.SADİ YAVER ATAMAN, DÖNEMİN YAZARLARINDAN AHMET RASİM TARAFINDAN BAĞLAMA ÇALDIĞI VE MUSİKİ CEMİYETİNE DEVAM ETTİĞİ İÇİN ATATÜRK’LE TANIŞTIRILIR.TAMBURACI OSMAN PEHLİVAN’DAN BİRKAÇ RUMELİ TÜRKÜSÜ DİNLEDİKTEN SONRA,18 YAŞLARINDAKİ SADİ YAVER’DEN BİR ZEYBEK HAVASI DİNLEYEN ATATÜRK,ONA BAZI SORULAR SORAR. EĞİTİMİNE DİŞÇİ OKULUNDA DEVAM ETTİĞİNİ VE TÜRKİYAT ENSTİTÜSÜ VE KONSERVATUARA DEVAM ETTİĞİNİ DE ÖĞRENİNCE, BU DURUMU BEĞENİR VE:
—SANATI, BİLGİ İLE TEÇHİZ ETMEKTE FAYDA VAR, DİYEREK SAZ İLE TAKSİM YAPMASINI İSTER. KONUŞMALARININ SONUNDA ÖNCE BOZLAK( BİR TÜR UZUN HAVA)SONRA OYUN HAVASINA GEÇİŞ YAPAR. BİTİRİNCE, ATATÜRK SAZI İSTER VE TELLERİNE OKUNDUKTAN SONRA ŞU SÖZLERİ SÖYLER:
“-GENÇ ARKADAŞIMA TEŞEKKÜR EDERİM. BİZE ANADOLU’NUN GÜZEL HAVASINI GETİRDİ. BİR MİLLETİN KÜLTÜR VE SANAT KARAKTERİNİ, SEVİYESİNİ, MİLLİ GELENEKLERİNE BAĞLI KALARAK MEDENİ DÜNYANIN KENDİSİNE AYAK UYDURMAYA MECBUR OLDUĞUMUZU UNUTMAMALIYIZ. BUNU BU VESİLE İLE SÖYLEMEKTEN DE MEMNUNUM. BEYLER BU BİR TÜRK SAZIDIR. BU KÜÇÜK SAZIN İÇİNDE BİR MİLLETİN KÜLTÜRÜ DİLE GELİYOR. BU KÜÇÜK SAZIN BAĞRINDAN KOPAN NAĞMELERİ BU İSTİKAMETTE GELİŞTİRMEYE VE DEĞERLENDİRMEYE KIYMET VE EHEMMİYET VERİLMELİDİR.”
ATATÜRK TÜRK MİLLETİNE EVRENSEL MÜZİĞİN ÇOK SESLİ EZGİLERİYLE TANITMAYI VE SEVDİRMEYİ İSTEMEKLE BERABER, T ÜRK MUSİKİSİNİN GÜCÜNÜ VE ETKİSİNİ ASLA GÖRMEZDEN GELMEDİ. TÜRKÜ VE ŞARKILAR ONUN YAŞAMININ BİR PARÇASIYDI.ÇANKAYA KÖŞKÜ İNCESAZ TAKIMININ BAŞKANI HAFIZ YAŞAR OKUR’A ŞÖYLE SÖYLEDİĞİ ANLATILIR:
“BİZİM GARBINKİNİ HÜRMETLE DİNLEDİĞİMİZ GİBİ ,BİZİM MUSİKİMİZ DE BÜTÜN DÜNYADA HÜRMETLE DİNLENECEK BİR HALDE OLMALI.”
1 KASIM 1934 TARİHİNDE TBMM’Nİ AÇIŞ KONUŞMASINDA TÜRK MÜZİĞݬNİN ÇAĞDAŞ UYGARLIK SEVİYESİNE GETİRİLMESİYLE İLGİLİ ÇALIŞMALARI AÇIKLAMIŞTIR.

-“GÜZEL SANATLARIN HEPSİNDE, MİLLET GENÇLİĞİNİN NE TÜRLÜ İLERLETİLMESİNİ İSTEDİĞİNİZİ BİLİRİM. BU YAPILMAKTADIR. ANCAK BUNDA EN ÇABUK, EN ÖNDE GÖTÜRÜLMESİ GEREKLİ OLAN TÜRK MUSİKİSİDİR. BİR MİLLETİN YENİ DEĞİŞİKLİĞİNDE ÖLÇÜ MUSİKİDE DEĞİŞİKLİĞİ ALABİLMESİ, KAVRAYABİLMESİDİR.
BU GÜN DİNLETMEĞE YELTENİLEN MUSİKİ YÜZ AĞARTACAK OLMAKTAN UZAKTIR. BUNU AÇIKÇA BİLMELİYİZ. MİLLİ, İNCE DUYGULARI, DÜŞÜNCELERİ ANLATAN YÜKSEK DEYİŞLERİ, SÖYLEYİŞLERİ TOPLAMAK, ONLARI BİR GÜN ÖNCE GENEL SON MUSİKİ KAݬDELERİNE GÖRE İŞLEMEK GEREKİR. ANCAK BU ŞEKİLDE TÜRK MİLLİ MUSİKİSİ YÜKSELEBİLİR, CİHAN ŞÜMUL MUSİKİDE YERİNİ ALABİLİR.
KÜLTÜR İŞLERİ BAKANLIĞI’NIN BUNA DEĞERİNCE ÖNEM VERMESİNİ, KAMUNUN DA BUNDA ONA YARDIMCI OLMASINI DİLERİM.
***
1 KASIM 1935 TARİHLİ TBMM’Nİ AÇIŞ KONUŞMASINDA DA AYNI KONUYA TEMAS ETMİŞTİR :

“KÜLTÜR KINAVIMIZI YENİ VE MODERN ESASLARA GÖRE TEŞKİLATLANDIRMAYA DURMADAN DEVAM EDİYORUZ. ULUSAL MUSİKİMİZİ MODERN TEKNİK İÇİNDE YÜKSELTME ÇALIŞMALARINA BU YIL DAHA ÇOK EMEK VERİLECEKTİR.”

ATATÜRK 1 KASIM 1934 KONUŞMASINDA HALK MÜZİĞİ DERLEMELERİ YAPILA¬RAK, DERLENECEK EZGİLERİN GENEL MUSİKİ KURALLARI İÇERSİNDE İŞLENMESİNİ, BÖYLECE TÜRK MÜZİĞİNİN EVRENSEL MÜZİK SEVİYESİNE YÜKSELEBİLECEĞİNİ BE¬LİRTMİŞTİ. MÜZİK YAZAN FARUK YENER ATATÜRK’ÜN MÜZİK KONUSUNDAKİ ÇALIŞ-MALARININ AMACINI ŞU CÜMLELERLE AÇIKLAYARAK GÖRÜŞLERİMİZİ DESTEKLİYOR:”ATATÜRK, TÜRK MUSİKİSİNİN KAYNAKLARINDAN YARARLANILARAK DÜNYAYA İFTݬHARLA SUNABİLECEĞİMİZ BİR GENE DÜNYANIN ANLAYABİLECEĞİ MÜZİK GETİRİLMESİNİ İSTEMİŞTİ… BİZ MUSİKİMİZİ DIŞARIYA TANITACAK, SEVDİRECEĞİZ. OPERALARIMIZI KONSER SALONLARINA, OPERA SALONLARINA SOKACAĞIZ VE BUNDAN BÜTÜN GE¬NİŞ BOYUTLARIYLA ZEVK ALAN BİR KİTLE YARATACAĞIZ. FAKAT BU DEMEK DEĞİLDİ Kİ, ATATÜRK İÇİN NE HALK MUSİKİMİZ VE FOLKLORUMUZ ORTADAN KALKSIN, NE DE BİZE GEÇMİŞTEN, ATALARIMIZDAN GELEN BİR MUSİKİ TÜRÜ SİLİNSİN, YOK EDİLSİN VE YABANCILAŞMIŞ BİR KÜLTÜRÜN, YOZLAŞMIŞ BİR KÜLTÜRÜN ETKİSİ BURADA EGEMEN OLSUN.”

ATA’NIN 1934 KONUŞMASI ÜZERİNE TÜRK MÜZİĞİYLE İLGİLİ GELİŞTİRİCİ ÇALIެMALARA BAŞLANACAĞI YERDE ZAMANIN İÇİŞLERİ BAKANI ŞÜKRÜ KAYA VE BASIN YAYIN GENEL MÜDÜRÜ VEDAT NEDİM TÖR, TÜRK MÜZİĞİ YAYINLARINI RADYO¬DAN KALDIRMIŞLARDIR. BU YASAKLAMA SEKİZ AY SÜRMÜŞ, ATATÜRK’ÜN EMRİYLE SONA ERMİŞTİR. AYNI ŞEKİLDE ATATÜRK’ÜN ÇEVRESİNDEKİLERİN O’NUN GÖRÜŞLERİNİ YANLIŞ DEĞERLENDİRMELERİYLE 8/9 AĞUSTOS SARAYBURNU NUTKUNDAN SONRA DA İSTANBUL’DA AYDINLAR TÜRK MÜZİĞİNİ İNKAR YOLUNDA BİRBİRLERİYLE YARIŞMIŞLAR, TÜRK MÜZİĞİ YAYINLARINI YASAKLAMIŞLARDIR. VASFİ RIZA ZOBU HATIRALARINDA BU DURUMU ACI ACI DİLE GETİRMEKTE ATATÜRK’ÜN ŞU SÖZLERİNİ NAKLET¬MEKTEDİR:

-“NE YAZIK Kİ BENİM SÖZLERİMİ YANLIŞ ANLADILAR. ŞU OKUNAN NE GÜZEL BİR ESER. BEN ZEVKLE DİNLEDİM. SİZLER DE ÖYLE. AMA BİR AVRUPALIYA BU ESERİ BÖYLE OKUYUP DA BİR ZEVK VERMEYE İMKAN VAR MI? BEN DEMEK İSTEDİM Kİ, BİZİM SEVE SEVE DİNLEDİĞİMİZ TÜRK BESTELERİNİ ONLARA DA DİNLETMEK ÇARESİ BULUNSUN. ONLARIN TEKNİĞİ, ONLARIN İLMİYLE ONLARIN SAZLARI, ONLARIN ORKES¬TRALARI İLE ÇARESİ HER NE İSE. MESELA RUSLAR NE YAPMIŞLARSA. BİZ DE TÜRK MUSİKİSİNİ MİLLETLERARASI BİR SANAT HALİNE GETİRELİM. TÜRK’ÜN NAĞMELERİNİ KALDIRIP ATALIM DA SADECE BATI MİLLETLERİNİN HAZIRDAN MUSİKİSİNİ ALIP KENDݬMİZE MAL EDELİM, YALNIZ ONLARI DİNLEYELİM DEMEDİM. YANLIŞ ANLADILAR SÖZLERİMİ, ORTALIĞI ÖYLE BİR VELVELEYE VERDİLER Kİ, BEN DE BİR DAHA LAFINI EDEMEZ OLDUM.”

ATATÜRK’ÜN YAKIN ÇEVRESİNDE BULUNUP BİRÇOK ÇALIŞMALARINDA EMEĞİ GE¬ÇEN KİŞİLERDEN AHMET CEVAT EMRE, ATATÜRK’ÜN TÜRK MÜZİĞİ KONUSUNDAKİ ÇALIŞMALARINI YANLIŞ DEĞERLENDİRMELER KARŞISINDA ÖLÜMÜNE YAKIN YILLARDA “İKİ ŞEYDE İNKILAP OLMAZ: DİLDE VE MUSİKİDE” DÜŞÜNCESİNE ULAŞTIĞINI BELİRTİYOR.

ATATÜRK, 1916–1917 YILLARINDA DİYARBAKIR’DA GÖREVLİ İKEN TAŞINDIĞI CELAL GÜZELSES’İ ZAMAN ZAMAN DİNLEMİŞ VE SANATÇIYA BİR SAAT ARMAĞAN ETMİŞTİR.
***
ATATÜRK SADECE PROFESYONEL SANATÇILARI DİNLEMEKLE KALMAMIŞ ,SESİNİ BEĞENDİĞİ KİŞİ BİR ÇOBAN DAHİ OLSA ONU ZEVKLE DİNLEMİŞTİR. İŞTE BU KONUDA BİR HATIRASI:
“ATATÜRK, ANTALYA’YA GİDİYORDU. O SIRADA İTALYAN DİKTATÖRÜ MUSSOLİNİ ABUK SABUK NUTUKLARINDA, TÜRKİYE’Yİ DE HEDEF TUTUYORDU.
YOLDA MOLA VERİLDİĞİ BİR SIRADA, UZAKTAN BİR TÜRKÜ SESİ ATATÜRK’ÜN İLGİSİNİ ÇEKMİŞTİ. ETRAFI ARADILAR, TÜRKÜYÜ BİR ÇOBAN SÖYLÜYORDU. ÇOBANI GETİRMELERİ İÇİN EMİR VERDİ, GETİRDİLER. ÇOCUK YAŞINI HENÜZ GEÇMİŞ BİR GENÇ ÇOBAN. ATATÜRK:
— TÜRKÜYÜ SEN Mİ SÖYLÜYORSUN? DİYE SORDU. ÇOBAN:
— EVET, DEYİNCE:
— SESİN ÇOK GÜZEL, OKUMAN DA FENA DEĞİL. BURADA DA SÖYLE DE DİNLEYELİM.
GENÇ ÇOBAN NAZLANMADAN, YADIRGAMADAN BAŞLADI: (DEMİRCİLER DEMİR DÖĞER TUNÇ OLUR…) TÜRKÜ BİTMİŞTİ. ATATÜRK ELLERİNİ ÇIRPTI VE ALKIŞLADI VE YÜKSEK SESLE:
– BİİS… BİİS, DİYE BAĞIRDI.
GENÇ ÇOBAN BUNDAN HİÇBİR ŞEY ANLAMAMIŞTI. ATATÜRK İZAH ETTİ:
— BİİS DEMEK, BEĞENDİK, BİR DAHA SÖYLE, TEKRAR ET DEMEKTİR.
ÇOBAN TÜRKÜYÜ TEKRARLADI. O ZAMAN ATATÜRK, CEBİNDEN BİR ELLİ LİRA ÇIKARDI ÇOBANA VERDİ. ÇOBAN PARAYA BAKTI VE MEMNUN BİR TAVIRLA:
— BİİS… BİİS DİYE BAĞIRDI.
ATATÜRK, BU ZEKİ HAREKET VE CEVAP KARŞISINDA O KADAR MEMNUN OLDU Kİ, BİR ELLİ LİRALIK DAHA ÇIKARIP VERDİ VE YANINDAKİLERE:
– İMKÂN OLSAYDI DA, MUSSOLİNİ ŞU SAHNEYİ GÖRSEYDİ VE CEVABI İŞİTSEYDİ, HANGİ MİLLETE NUTUK SÖYLEDİĞİNİ ANLARDI.
***
BEĞENDİĞİ VE DİNLEDİĞİ BESTECİ VE YORUMCULAR Kİ BUNLAR TÜRK MÜZİĞİNİ KÖŞATAŞLARI DİYEBİLECEĞİMİZ BÜYÜK ÜSTATLARDIR. HEPİMİZİN ESERLERİNİ ZEVKLE DİNLEDİĞİ BU ÜSTADLARI YADEDECEK OLURSAK; MÜNİR NURETTİN SELÇUK, HAFIZ SADETTİN KAYNAK, HAMİYET, MUSTAFA NAFİZ, AFİTAP, YESARİ ASIM ARSOY, SAFİYE AYLA, MÜZEYYEN SENAR, SELAHATTİN PINAR VE DAHA BİR ÇOKLARI..
HER TÜRDEN SEÇME ESERLERİ BEĞENEREK DİNLEYEN ATATÜRK’ÜN TANGOLAR,HÜZZAM VE KARCIĞAR ŞARKILAR ,GAZELLER VE HELE DE RUMELİ TÜRKÜLERİNE OLAN SEVDASI KAYITLARA GEÇMİŞTİR.
ATATÜRK’E PEK YAKIN OLAN YAZAR FALİH RIFKI ATAY,”ÇANKAYA “İSİMLİ ESERİNDE ONUN RUMELİ TÜRKÜLERİNE OLAN TUTKUSUNU ŞÖYLE DİLE GETİRİR:
“RUMELİ TÜRKÜLERİ SÖYLERKEN DERİN VE ONULMAZ BİR GURBET ACISI GÖZLERİNDE YAŞARIRDI.”
YİNE YEMEN TÜRKÜSÜNÜ HER DİNLEYİŞTE İÇLENDİĞİNİ, AĞLADIĞINI DA ZİKRETMİŞTİK Kİ, YEMEN TÜRKÜSÜNÜ TÜRK OLUP TA DİNLEYİNCE HÜZÜNLENMEYEN BİR KİŞİYE GÜNÜMÜZDE BİLE ZOR RASTLANIR. ZİRA BU TÜRKÜ TARİHİMİZE MAL OLMUŞ ORTAK DEĞERİMİZİ ÇOK GÜZEL YANSITMIŞTIR.
SEVDİĞİ TÜRKÜLERDEN ÖRNEK VERECEK OLURSAK: YEMEN TÜRKÜSÜ, ARTVİN BARI (ATA BARI),ATLADIM BAHÇENE GİRDİM,ALİŞ’İMİN KAŞLARI KARA,BÜLBÜLÜM ALTIN KAFESTE (ÇİLE BÜLBÜLÜM),DAĞLAR DAĞLAR,GİDE GİDE YARELERİM DELİNDİ,KÖŞKÜM VAR DERYAYA KARŞI,MAYA DAĞDAN KALKAN KAZLAR,MANASTIR,PENCERE AÇILDI BİLAL OĞLAN ,ŞAHANE GÖZLER,YEMENİMİN UÇLARI,ZEYNEP, VE DAHA BAŞKALARI..
TELEVİZYONLARDA SAÇMA SAPAN MÜZİK PROGRAMLARININ HALKIMIZA ,ÖZELLİKLE DE SEVGİLİ YAVRULARIMIZA EMPOZE EDİLMEK İSTENDİĞİ,ÖZÜMÜZDEN UZAKLAŞTIRMAK ,KÜLTÜR VE SANATIMIZI YOK ETMEK İÇİN OLANCA HIZIYLA ÇALIŞMALARIN YAPILDIĞI ŞU DÖNEMDE İÇİMİZ ACIYOR. MÜZİK ,DOĞAL BİR İHTİYAÇ..
HELE DE TEKNOLOJİK İMKANLARI KULLANAN SEVGİLİ GENÇLERİMİZ BELEDİYE OTOBÜSÜNE DAHİ BİNERKEN ELİNDE CEP TELEFONU KULAĞINDA KULAKLIĞA TAKMIŞ MÜZİK DİNLİYOR,DERS ÇALIŞIYOR YİNE MP 3 ÇALARLA, BİLMEM NE ALETLERLE MÜZİK DİNLİYOR, İNTERNETTEN ANINDA İSTEDİĞİ MÜZİĞİ İNDİRİYOR.AMA NASIL BİR MÜZİK DİNLİYOR.İŞTE ORASI İÇİMİZİ ACITIYOR.YAHYA KEMAL’İN DEDİĞİ GİBİ:
“ÇOK İNSAN ANLAYAMAZ ESKİ MUSİKİMİZDEN.
VE ONDAN ANLAMAYAN BİR ŞEY ANLAMAZ BİZDEN”
BIRAKIN ESKİ MUSİKİMİZİ BELKİ DE HİÇ TÜRKÜ DİNLEMEYEN, BİLMEYEN GENÇLERİMİZ VAR. HANGİ KÜLTÜRÜN ESİRİ OLMUŞ ONLAR. KENDİ ADIMA SÖYLEYEYİM, Kİ ÇOK FAZLA MÜZİK DİNLEYEN BİR İNSAN DEĞİLİM AMA UYGUN ZAMANLARDA DİNLERİM.ÇOCUKLARIMIZIN BİLGİSAYARINDA TÜRKÜLERİMİZİ ,ŞARKILARIMIZI ,SEÇME ESERLERİ GÖRDÜĞÜM ZAMAN ÇOK MEMNUN OLUYORUM.BİZİ YANSITAN ,ÖZ KÜLTÜRÜMÜZ OLAN ESERLERİ DİNLEMELERİ VE BİZE DE DİNLETMELERİ GÜZEL BİR ŞEY.İTİRAF ETMELİYİM Kİ BAZI TÜRKÜLERİ İLK DEFA ONLARIN DİNLETMESİYLE DUYDUM.GENÇLERİMİZ TABİİ Kİ İSTEDİKLERİ MÜZİĞİ DİNLEMEKTE SERBESTLER. ARZUMUZ ,İSTEĞİMİZ ONLARIN KENDİ KÜLTÜRLERİNE DE TAMAMEN YABANCI KALMAMASI..
BU KONUDA EN BÜYÜK GÖREV TABİİ Kİ DEVLET ADAMLARIMIZA DÜŞÜYOR.HERKESİN ATATÜRKÇÜ GEÇİNMEK İÇİN İŞİNE GELENİ İŞİNE GELDİĞİ GİBİ YORUMLADIĞI ZAMANIMIZDA ATATÜRK’ÜN BU KONUDA ÇALIŞMALARI IŞIK TUTMALI…

ATATÜRKÜN YAPTIĞI GİBİ SONRAKİ CUMHURBAŞKANLARIMIZ, BİZİM CUMHURBAŞKANLARIMIZ, TÜRK KÜLTÜRÜ VE MÜZİĞİ İLE İLGİLENSE, ATATÜRK GİBİ ZEYBEK OYNAYIP, ANKARA MİSKETİNİ ÇALDIRIP SÖYLETSELER, BİR YEMEN TÜRKÜSÜ SÖYLENİRKEN EŞLİK EDİP DUYGULANSALARDI, BİR ÇOBANA TÜRKÜ SÖYLETİP DİNLESELERDİ BİZİM DE BİR MİLLİ KÜLTÜR VE MÜZİK POLİTİKAMIZ OLUR, BİR EUROVİZYON ŞARKI YARIŞMASINDA BİR TÜRK SANATÇISI (ÜLKEMİZİ HİÇ DE TEMSİL ETMEYEN BİR TARZDA) İNGİLİZCE BİR PARÇA İLE YARIŞMAYA GİRMEZDİ.
CUMHURİYET TARİHİNDE ATATÜRK’TEN BAŞKA HİÇBİR BAŞKAN, MAHALLİ SANATÇILARI BİLE GEREĞİ GİBİ TANIMAMIŞ, DİNLEMEMİŞ, SANATÇILARIN HİZMET VE SANATINDAN HABERDAR OLAMAMIŞTIR.
TELEVİZYONLARDA ALABİLDİĞİNE HIZLA SÜRDÜRÜLEN MÜZİK YARIŞMALARI,BU YARIŞMALARDAKİ UKALA TAVIRLAR,ÇİNGENE KÜLTÜRÜNÜN YERLEŞTİRİLMEYE ÇALIŞILMASI ,MÜZİĞİMİZİN SEVİMSİZLEŞTİRİLİP .BAYAĞI HALE GETİRİLMEK İSTENMESİ ,MÜZİĞİN SADECE EĞLENCE OLARAK BENİMSENMESİ DOĞRUSU BİZLERİ OLDUKÇA RAHATSIZ EDİYOR. 70. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE ANACAĞIMIZ ATATÜRK’ÜN MİLLİ VE TÜM DÜNYANIN ZEVKLE DİNLEYECEĞİ MÜZİK HAYALİNİN GERÇEKLEŞMESİ DİLEĞİ İLE…
SERAP UYSAL

BİR HANIM SULTAN’IN ÖYKÜSÜ

ADİLE SULTAN
Sultan Abdülmecit’le Sultan Abdülaziz’in ablası olan Âdile Sultan; okumuş, yazmış, gayet zeki, iyi bir şair, kâtip ve yazısı güzel bir hanım sultandır. Kaptanı Derya Mehmet Ali Paşa ile mutlu bir evlilik yapar öyle ki, “Ben kocamla iftihar etmekteyim” der ve bu sözlerini her mecliste söylemekten çekinmez. Çok geçmeden bu mutlu çiftin Hayriye adında bir kızları dünyaya gelir. Mehmet Ali Paşa daha sonraları sadrazam olacak, ama çiftin mutlu evliliği ciddi kayıplarla yüzleşecektir. Çok geçmeden Adile Sultan önce kocasını, ardından da biricik kızını kaybeder. Bu acılara sabreden sultan, artık kendini bir kat daha iyilik etmeye vermiştir. Silivrikapı’da hâlâ duran “Bâlâ” adlı tekkeyi baştanbaşa tamir ettirmiş, bir imaret yeri açtırmıştır. Her sene muharrem ayında kazanlarla aşureler pişirterek fukaraya ve civar mahallelere dağıttırır. Perşembe pazarı’nda Arap Camii’ni yeniden inşa ettirip, yanına şadırvan ve mektep yaptırır. Medine’de yaptırdığı sebilhânenin giderlerini karşılamak üzere; arsa, fırın, sebil, kahvehane, dükkan, mağaza, değirmen, dokuz kagir menzil, bir hurma bahçesi, on dört oda, sofadan oluşan bir ribat, boş araziler vakfeder. Ayrıca, Eyüp, Galata, Dudullu ve civarında çok sayıda müstakil bina, ev, mağaza ve arazi gibi çok sayıda taşınmaz malını da hayır işler için bağışlar. Nakit olarak verdiği paraların İstanbul’un yoksullarına dağıtılması ise onun sık yaptığı işlerdendir .

Kardeşlerinin vefatına kadar Âdile Sultan Sarayı bir ramazan boyu misafirlerle dolar ve benzeri saraylarda görülmeyen bir ihtişam ile meşhur ve malûmdur. Yemekler mücevherli sahanlarda verilir ve ramazanın ilk iftarına Hanedanı Âli Osman’a mensup bütün sultanların gelmesi adettir. Bu usul İkinci Abdülhamid saltanatının ilk senelerine kadar devam eder. Bu iftarın özelliği yalnız mücevherli takımlarda değil, yemeklerin yapılışındadır. Emektar ve işgüzar saraylı kadınların en meşhurları iç mutfağa sokulur, ince ve nadide yemekler hazırlatılır. Emîr dolmaları, piliçli muluhiyyeler; kaymaklı tepsi börekleri ve benzeri yemeklerin haremde yapılması adettir. İftar zemzemle bozulur bozulmaz, müezzinler derhal kamet getirir, imam yerine gider, akşam namazı eda edilir. Büyük sofralar paravanlarla ayrılır, harem ağaları, kalfalar, halayıklar, uşaklar misafirlerin arkasından namaza dururlar. Sultanın iki imamı, bir hayli müezzini ki bunların sesleri birbirinden güzel ve tesirlidir. Namaz biter bitmez gümüş tepsiler içindeki billur kadehlerle şerbetler, şuruplar ve bir kat daha serinlik verici diş kiralarının dağıtılması asla ihmal edilmez.

Sarayın halkından ve kalabalığından çok dışarıdaki fukarayı yedirmek ve giydirmek için bir hayli para harcayan Adile Sultan tahsisatını hemen hemen borç edercesine sarf eder, fakat kardeşleri zamanında maaşlarını herkes muntazaman aldığı için hazinesi dengesizlik çekmez. Fukarasını kendisinden fazla düşünen Âdile Sultan, “Benim kimsem kalmadı; ölümümden sonra mallarım hazineye gidip çürüyeceğine satılsın, açıklarımız kapatılsın, düzenimiz bozulmasın, fukaramız mahzun olmasın. Fazla gümüş takımlar, mücevherli sahanlar ve antika takımların getireceği para epeyce eder, bunlar satılsın” der; lâzım gelenlere ve bilhassa huzuruna çağırarak kâhyasına uzun uzun emirler verir. Bu emirler karşısında bir süreliğine tereddüde düşen kâhyasına, “Bu servet milletin sayesindedir. Allahü teâlâ, fukarasına elimizden geldiği kadar bakmamızı emrediyor, tereddüde mahal yoktur” der ve elinde lüzumsuz ne varsa satıp fukaraya bağışlar.

Senelerce saraydan çıkmayan Âdile Sultan, sekseni geçen yaşlılığında karyolasından kalkacak mecali yoktur, devamlı oturmayı yeğler, yemeğini bile oracıkta yer, ancak namaz vakitleri bu yerinden kalkar. Pirifaniliğin de verdiği yorgunluk haliyle sultan, gece gündüz uyur, çevresindekilere de; “Aman beni avutun, masal söyleyin, ninni söyleyin. Ne yaparsanız yapın, uyutun; kızımı, kocamı rüyada göreyim” der.

Çok sevdiği eşi ve yitirdiği evladının acısıyla yanan Âdile Sultan, nihayet Bağlarbaşı’ndaki Validebağ Sarayı’nda 1898’de vefat eder. İstanbul Eyüp’te, Bostan İskelesi yakınındaki türbesine defnedilir.

BEN KİMİM ?

Ben Serap Uysal. ..
Emekli Kur’an öğretmeni.. Ama emeklilik sözde. Eğitim hizmeti ölene dek,mezara kadar.
1961’de başlayan dünya hayatımdaki macera hızla sürüyor. 26 yıl resmen süren görev yılları, Kur’an Kurslarında ve camilerde hem uyuyan hem büyüyen, hem öğrenen,öğrenince de anne babasına yardımcı olan 4 evlat.
6 yılda dünyaya teşrif eden ve bizi ana babalık şerefiyle şereflendiren Hakk’ın en güzel hediyesi evlatlarımız ve yolun devamında iki ilahiyatçı gönül doktoru ,iki de tıp doktoru evlat…
Onları büyütürken biz de büyüdük. Onları eğitmeye çalışırken biz de öğrendik..
Meslektaşımız gönül doktoru evlatlarımız şimdi bizim öğretmenlerimiz…kendi bilgi ve birikimlerimizi onlardan ve her yerden öğrenmeye çalıştıklarımızla harmanlayarak okuyucuya sunma niyetimiz halistir.
Maksat bir eser bırakmak ki , ardından bir hoş sada bırakıp rahmetle yadedilelim.Bu niyetten hareketle iki kitap yazdık…”Canlı Kur’aKur’an:HZ.MUHAMMED (SAV) ve 26 yıllık çalışma hayatımızın semeresi”ISLÂM KÜLTÜRÜ: SORARAK ÖĞRENİYORUM “isimli çalışmalarımız..
Ve yoldaki çalışmalarımızın İnternet ortamında yayınlanmasının daha faydalı olacağı inancı, bilgiyi ömür boyu edinme ve paylaşma arzusudur bu sitenin doğuş sebebi.
2015 yılından beriki uğraşmalarımız bu meyandadır. Ne yazık ki ,sanal ortam bilgisi bizde eksik olduğundan bazı teknik hatalar iki kere kurduğumuz sitemizin ki ,bunlar benim kaybettiğim iki önemli değerdi …Şimdi üçüncü kez bıkmadan, usanmadan, önümüzdeki engelleri aşarak karşınıza yine çıkma cÜreti gösterdik.Niyet saf ve halis şimdi de torunlarımızı büyütürken sitemize de onlarla beraber büyütmek dilek ve duasıyla dipdiri karşınızdayız.
Sitemizde hayat ve bilgi birikimimiz yanında, hayatın stresini azaltmak ve Rabbimizin “Bir işten yorulduğunda bunda başka bir ise giriş! “emrine itaatle hobilerimize de yer vermeyi arzu ettik.
Inşaallah Hakk nasip eder,biz de faydalı oluruz.
SERAP UYSAL
EMEKLİ KUR’AN KURSU ÖĞRETMENİ