RAMAZAN-I ŞERİF VE İSRAFA SON

Günlerdir ramazan öncesi fiatların uçtuğu ve alışverişin el yaktığı basında devamlı olarak vurgulanıyor .

Doğrudur. Fiatlar gerçekten el yakıyor .

Lakin insanlardaki ramazan alışverişi telaşını ben bir hanım olarak anlayamıyorum .

Evde mutfak kurudu mu arkadaşım .

Evlerimizde eğer çok da fakir değilsek orta gelirli her ailenin mutfağında kendisini günlerce idare edecek yiyeceği vardır .

Miskin dediğimiz insanlar vardır İslam tarihinden gelen ,Kur’an terimlerinden birisidir .

Zekat verilecek insanlar arasındadır miskinler .Anlamı evinde bir günlük dahi yiyeceği olmayan demektir.

Şimdi mantıkla düşünülelim biz hanımlar .Evimizde bir günlük dahi olsa yemek yapacak malzememiz yok mu sahi ?

Ben şahsen bazen diyorum ki kendime , “Bu hafta pazara gitmeyeceğim ,evden geçineceğim .”

Kimlerin evinde no frost dolap yok ?

Kimler yazdan ,kışın kullanacağı domatesini ,biberini ,bamyasını, patlıcanını ,konservesini hazırlamadı?

Görelim bu bayanları .

Taze meyvemiz yoksa ,kuru meyvemiz vardır .Kurutmusunuzdur yazdan .

Çayın yanına bir şey yoksa en azından mısır patlatırsınız ,cips almanıza ne gerek var ?

Sofralarımız kolasız olmuyor .

İşin kolayına kaçmayın .

Yapın kendi yoğurdunuzu ,limonatanızı ,ayranınızı .

 İlla ki gazlı içeceklerle midenizi mahvetmeniz ,çocuklarınıza küçük yaşta bunları alıştırmanıza gerek yok ki?

Milli içeceğimiz ayran ,benim pek sevemediğim ama içmeye kendimi zorladığım kefir ,evde yapılmış limonatanın tadına vardığınızda hazırını almak istemeyeceksiniz .

İki ,üç ay önce kızımın bir doktor arkadaşının oğlunun doğum günü vardı . erken gittik ,yardım ederiz diye .

Limon götürmüştük giderken kızıma .Mersin’den ,İstanbul’a en güzel hediye limondur değil mi?

Giderken onlara da biraz limon götürdük .Ben ev sahibi doktor hanıma ; “limonata yapmamı ister misiniz ?”dedim ve takribi bir kğ .limonla bir iki de portakal katarak  bayağı bir limonata yaptım .

Doğum günü için gelen misafirler gayet de beğenerek içtiler limonatayı ,gazlı içeceklerden önce limonayı tattı misafirler .

 Hanımlar, beyler.

Kendimizden borç alalım. İnanın evimizin bütçesine ufak tefek ne kadar faydası olacağını ve sağlığımızı da bu meyanda koruyacağımızı düşünüyorum.

Hani demiş atalarımız:

“Kadın vardır çerden çöpten aş eder.

Kadın vardır, pişmiş aşı taş eder .”

RAMAZAN… Büyük nimet bize.

Ama biz bu nimeti ters yönde kullanıyoruz ve dolayısıyla Allah’ın bize verdiği bu nimetin kadrini bilemeyince ibadetin bilinç ve şuuruna varamıyoruz.

Ramazan ayında sofralarımızı ziyafet sofrasına çevirmek değildir esas olan .

Açların ,yoksulların halini anlamaktır.

Bir insanın midesi ne kadar yiyecek alır ?

Biz sofraya kaç kişiyi doyuraak yiyecek hazırlıyoruz?

Hele bir misafir davet ettiğimizde işin ucu iyice kaçıyor ve misafir kabul etme eziyete dönüşüyor .akabinde gelen misafir de sizi davet ettiğinde benim sofram da en az onunki kadar hatta daha da zengin olmalı yarışına girince ortadan ihlas denen olgu kalkıyor .Sevap falan hak getire uçup gidiyor havaya ,emeklerimizden bir kar elde edemiyoruz .

Karımız ne olacaktı ?

“Allah’ın bize vereceği ecir,sevap.”

Hani diyordu ya Hakk’ın sevgili elçisi :

“Allah’a

Son zamanlarda dikkatinizi çekmiştir mutlaka . Tv proğramlarının bazılarında “Yemek yapma ve sunma yarışması” adı altında sübliminal mesaj veriyorlar .nedir verdikleri mesaj :

“NİMETE NANKÖRLÜK”

Şaşabilirsiniz .Ama evet ,aynen bunu yapıyorlar .bizim misafirlik adabımızı ,ağırlamayı ,teşekkür etmeyi,ve dinimizin misafirlik adına tüm emirlerini bu yarışmalar adı altında yok etmeyi amaçlayan proğramlar bunlar .Reklamını izlemeye  dahi dayanamadığım bıu proğramlardan birine epey önce bir misafirlik esnasında denk geldim .Ev sahibi izliyordu ,kapatmadı tv’ yi .ben de ibretle baktım ve sordum :

-“ya dostum ,sen bu proğramları mı izliyorsun,  bu nankörleri ?”

Deyince :

-“ya napiyim ?evde ses olsun diye açıyorum ,izliyorum işte!”

Evet ,sevgili okurlar !evde avare olan kadınlarımız bu proğramları izleyip izleyip aldıkları mesajları uygulamaya kalkınca n’oluyor ?

Evlerimizin beti bereketi kalmıyor vesselam .

Oysa bizim örnek alacağımız, tarihe adını yazdırmış ,hatıralarda anlatıla anlatıla yüzyıllar ötesinden bize mesaj verenleri yadetmemiz ve milli –manevi değerlerimize sahip çıkmamız gerekmez mi?

Bir iki örnekle yazımıza nihayet verelim :

İbrahim Ethem hazretlerini bilirsiniz .

Hani, sultan iken sultanlığı terkeden ve maneviyata attığı adımla bir HAKK dostu olarak tarihe geçen zat .

Bakın ondan bir hatıra:

-“Piyasa çok pahalandı! Biz yetiştiremiyoruz, çevremize nasıl yardım yapacağız? diye dert yandılar ona .

-Öyle ise, yine ben kazandım.

 diye cevap verdi.

 Sordular:

-Sen nasıl kazanıyorsun piyasa pahalanınca?

Şöyle açıkladı kazancını:

-Pahalanan malı bir müddet almaz, beklerim. Böylece ucuzken verdiğim para da bana kalır Bu sebeple her pahalılıkta ben kazanırım!”

 Var mısınız İbrahim Ethem gibi her pahalılıkta kazanmaya?

**

          Devlet dairelerinden birinde bir kalem müdürünün maiyetinde çalışan memurlar:

       “  -Bizim şefe bir akşam baskın yapalım, iftara gidelim, diye karar vermişler. İftar topuna beş dakika kala şefin evine varmışlar. Adamcağız şaşırmış, ama belli etmeyip ,buyurun” demiş. Doğru hanımına koşmuş:

          “Hanım, bir misafir baskını var” demiş. Hanım:

         -Efendi üzülme. Top patlayınca:

-Adetimiz böyledir, evvela namaz kılarız de. Birinci rekatta Yasin suresini, ikincisinde Fetih suresini oku. Yalnız kapıyı aralık bırak, pilavın yağını koyunca sesinden anlar, namazı bitirir, misafirleri buyur edersin, demiş.

          Hakikaten maharetli hanımın dediği gibi yapılmış ve davetsiz misafirler yemeğe oturduklarında kendilerini doyuracak kadar yemeği görünce hayret etmişler.

 Allah hepimize Ramazan-ı Şerifin ruhuna uygun amel etmeyi nasip etsin .

Amin

Serap Uysal

Serap Uysal

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir