VEFADA DA ÖRNEKTİ HAKK NEBİ

Tarih defterinin sayfalarını çevirdiğimizde görürüz ki; Sevgili peygamberimizin  tek gayesi Allah’ın dinini tebliğ ve bu uğurda eğer gerekirse can feda etmektir.
Şanla şerefle yazılan tarih sayfalarında onun ümmetinin de geçtiği tedrisin hakkını verdiği, onun emeklerini boşa çıkarmadığını görmekteyiz.
Tarih: Hicret yılları yani 616 ‘yi gösteriyor…
Ama bu Medine’ye hicret değil. İlk hicret 615 ve 616 yıllarında Medine’den önce Habeş illerine yapılmıştır .)
Allah’ın sevgili kulu ve elçisi en önce kendi canının derdine düşüp de hicreti düşünmemiş. Önce ümmeti, sonra ümmeti ,düşündüğü hep ümmeti :”ümmeti ,ümmeti .”dilinde şifredir bu .
Mekke ‘de Müslümanlara eziyetin alıp başını gittiği, ailesi kuvvetli olanların dahi işkenceye aruz kaldığı günlerdir.
Bu arada zikretmek gerekir ki en yakınları dahi işkenceye maruz bırakır Müslümanları… Kimini anası, kiminin amcası, kiminin sahibi kölelerine eziyeti bir vazife bilirler…
Gaye İslam’dan vazgeçirmektir. Tekrardan putlara dönüşün sağlanmasıdır…
Ne ki asla imanlarından taviz vermezler .açlık ,susuzluk ,üç yıl boyunca boykot,alay ,eziyet hiçbir şey onları çeviremez bu kutlu yoldan …şehit olanlar olur …ilk şehit Yasir ve sevgili eşi Sümeyye’dir .
Sümeyye annenin ismi şimdi halen yâd edilir. Onun unutulmadığını evlatlarına verdiği isimlerle ispatlar günümüz Müslümanları dahi…
Ama bu eziyetlere yüreği dayanmayan efendimiz onları gönderecek bir diyarı dillendirir:
-“Habeş diyarının hükümdarı iyi insandır… Umulur ki sizi korur, sizi misafir eder diye düşünmüştür ve bu düşüncesinde de yanılmadığını Habeş hükümdarının muamelesi ispatlayacaktır.
İlk giden kafile 615 yılında bir avuç müslümandır. Aralarında peygamber kızı Hz. Rukiye ve eşi Hz. Osman da vardır…
Bir süre sonra Kureyş’in Müslüman olduğu söylentisi çıkar, geri dönerler ama söylenti gerçek dışıdır…
Eziyetler misliyle artar. Bunun üzerine 616 yılında 100 e yakın Müslüman Hz. Cafer önderliğinde yine gider Habeş ellerine ilk muhacirler olarak.
Müşriklerin bu durumu hazmetmeleri düşünülemez bile.
Mekke dışına taşan Müslümanlar onları oldukça rahatsız eder.
Onlar da giderler Habeşistan’a… türlü entrika, hile ve rüşvetle Müslümanları geri almaya çalışırlar bu emniyetli yerden…
Müslümanların temsilcisi ki HZ. CAFER ‘dir. Mute savaşında “TAYYAR “lakabını alacak olan, iki kolu kesilip, vücudu delik deşik olup, yine de sancağı bırakmayıp şehit olan kutlu sahabe. Hz. Ali’nin ağabeyi. Amca EBU Talib’in büyük oğlu.
Bu yiğit sahabe öyle güzel dile getirir ki Müslümanların meramını, arzuhallerini .
Tarihler onun Necaşi ASHAME’nin huzurunda nasıl konuştuğunu şöyle kayda dökmüşlerdir:
-Ey Necaşi!
Sor bakalım, biz onların esiri miyiz?
-Sor bakalım, biz onlara borçlu muyuz?
-Sor bakalım, aramızda kan davası mı var?
Ve tüm bunlara aldığı cevap” hayır “olduktan sonra tane tane şunları söyler:
-“Biz şöyle şöyle bir kavimdik …diye eskiden sahip oldukları cahiliye adetlerinin kötülüğünü dile getirir ve:
-Allah, bizi tüm bu kötülüklerden kurtarmak için aramızdan birini elçi olarak seçip gönderdi. Ve bizi hidayete kavuşturdu diye devam eden muhteşem konuşmasını yaptığında Necaşi ASHAMETÜBNÜ AMR, onları müşriklere teslim etmek şöyle dursun ilk Müslüman olan devlet adamı olarak tarihe geçer .
Hz. Muhammed bu. (sallallahu aleyhi ve sellem )
Öyle sıradan, vefasız, duyarsız, umarsız bir insan değil. Her haliyle örnek olduğu gibi vefasıyla da örnektir O.
Yıllar sonra Necaşi’nin ölümünü duyduğunda, onun ardından gıyabında ilk cenaze namazını kılmış ve onu hayır dualarla anarak, dua ederek vefa ve alicenaplığı ile örnek olmuştur.
Kadir, kıymet bilen bu konuda da üsve-i hasenemiz olan kutlu nebi! Selam sana!
Bir teşekkürü bile birbirimize çok gördüğümüz ,şu medeni dediğimiz dünyada ,1400 küsur yıl önce bir insan çıkıyor ve medeni dünyanın medenilik alametlerini bize taa o zamandan öğretiyor .
Soralım şimdi kendimize: SAHİ BİZ O MEDENİYETİN NERESİNDEYİZ ŞİMDİ?
yazan ve sunan :serap uysal

Yazar: serapuysal

Ben Serap Uysal. ..Emekli Kur'an öğretmeni.. Ama emeklilik sözde. Eğitim hizmeti ölene dek,mezara kadar. 1961'de başlayan dünya hayatımdaki macera hızla sürüyor. 26 yil resmen süren görev yılları, Kur'an Kurslarında ve camilerde hem uyuyan hem büyüyen, Hem öğrenen öğrenince de anne babasına yardımcı olan 4 evlat.6 yılda dünyaya teşrif eden ve bizi ana babalık şerefiyle sereflendiren Hakk'ın en güzel hediyesi evlatlarımız ve yolun devamında iki ilahiyatçı gönül doktoru ,iki de tıp doktoru evlat...onlari büyütürken biz de büyüdük. Onlari egitmeğitmeye çalışırken biz de öğrendik..meslekdaşımız gönül doktoru evlatlarımız şimdi bizim öğretmenlerimiz...kendi bilgi ve birikimlerimizi onlardan ve her yerden öğrenmeye calistiklarimizla harmanlayarak okuyucuya sunma niyetimiz halistir.maksat bir eser bırakmak ki ardımardından bir hoş sada bırakıp rahmetle yadedilelim.bu niyetten hareketle iki kitap yazdık..."Canlı Kur'aKur'an:HZ.MUHAMMED (SAV) ve 26 yıllık çalışma hayatımızın semeresi"ISLÂM KÜLTÜRÜ: SORARAK ÖĞRENİYORUM "isimli çalışmalarımız...ve yoldaki çalışmalarımızın internet ortamında yayınlanmasının daha faydalı olacağı inancı, bilgiyi ömür boyu edinme ve paylaşma arzusudur bu sitenin doğuş sebebi.2015 yılından beriki ugraslarimiz bu meyandadir. Ne yazık ki sanal ortam bilgisi bizde eksik olduğundan bazı teknik hatalar iki kere kurduğumuz site izin ki bunlar benim kaybettiğim iki önemli değerdi ...şimdi üçüncü kez bıkmadan, usanmadan, önümüzdeki engelleri aşarak karşınıza yine çıkma cureti gösterdik.Niyet saf ve halis şimdi de torunlarimizi büyütürken sitemize de onlarla beraber büyütmek dilek ve duasıyla dipdiri karşınızdayız.Sitemizde hayat ve bilgi birikimimiz yanında, hayatın stresini azaltmak ve Rabbimizin "Bir işten görüldü bunda başka bir ise giriş! "emrine itaate hobilerimize de yer vermeyi arzu ettik.Inşaallah Hakk nasip eder,biz de faydalı oluruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir